Showing posts with label dr erkan topuz. Show all posts
Showing posts with label dr erkan topuz. Show all posts

Friday, June 29, 2012

Yaşlanmayı geciktiren kürler

Balık yağı, DHEA, Koenzim Q10, krom, Omega 3, bromelain, kurkumin, brokoli ve ısırgan kökü ekstresi ile D3 vitamini içeren kürler yaşlanma sürecini yavaşlatır, kanserden de korur

Prf. Dr erkan Topuz
Günümüzde Amerikalı araştırmacılar; patalojik yaşlanma sürecinin önüne geçebilmek için tüm hızlarıyla çalışmalarına devam ediyor. Bilim adamları; yaşlanma mekanizmalarıyla ilgili yeni veriler bularak, uzun bir yaşama sahip olmak için neler yapılması gerektiği konusunda bilimsel gerçeklere ulaşmaya çalışıyorlar.
Effective solution: Help is at hand for those with sensitive skin
ENFLAMASYONA BAĞLI HASAR Vücudumuz yaşlanma sürecinde, her geçen gün biraz daha hasara uğramaktadır. Yaşlılık sürecini birçok iç ve dış etken de tetiklemektedir. Kronik enflamasyon da (canlı dokunun her türlü etkene verdiği hücresel, sıvısal ve damarsal yanıtlar) bu etkenlerden biridir. Yaşlanmayla birlikte artan enflamasyon nedeniyle; kandaki sitokinler (hayvan ve bitki hücrelerince üretilen, hücrelerin birbirleriyle iletişimini sağlayan protein ve peptid grubu), moleküler deformasyona sebep olabilmektedir. Ayrıca bu sitokinler, beyin hücrelerinde ve damar arterlerinde de hasara neden olmaktadırlar. Kalp krizi, kalp yetmezliği, kanser ve Alzheimer gibi rahatsızlıklar, kronik enflamasyonun bir sonucudur. Yaşlanma süreci; uygulanabilecek anti-inflamatuvar bir kürle biraz daha uzatılabilmektedir. Bunun için önerilen besinler ve alınması gereken günlük miktarları ise şöyle:
 Balık yağı: 1400 mg. EPA ve 1000 mg. DHA
 Kurkumin: 400-800 mg.
 DHEA: 15-50 mg.
 Bromelain (Ananas): 500-1000 mg. Yaşlanmanın nedenlerinden biri de; glikasyon yani şekerlenmedir. Eskiden diyabeti olanlar doğru tedavi edilemedikleri için daha erken yaşlanır ve ölürlerdi. Şeker; böbrek, göz, sinir ve kan damarlarında önemli hasarlara neden olmaktadır. Yaşla birlikte bu hasar maksimuma çıkmaktadır. Glikasyona bağlı yaşlanmayı önlemek için uygulanması gereken günlük kür ise şöyle:
 Karnosin: 1000 mg.
 Pyridoksal 5 fosfat: 100 mg.
 Benfotiamin: 150 mg.
 Krom: 500 mg. 
MİTEKONDRİ DESTEĞİ 
Araştırmalar; hücrenin yapı taşlarından biri olan mitokondrideki bozuklukların, kalp ve nörolojik problemlere yol açarak yaşlanmayı hızlandırdığını göstermektedir. Mitekondriyi aşağıdaki kürle desteklemek yaşlanmayı geciktirecektir:
 Koenzim Q10: 100-200 mg.
 Pyrroloquinoline quinone: 10 mg.
 Asetil-LCarnitin: 675 mg.
 R-Lipoik asit: 150 mg.

HORMONLARIN DENGELENMESİ İÇİN
Vücudumuzdaki hücrelerin senkronizasyonu hormonlar sayesinde gerçekleşmektedir. Dolayısıyla hormon düzeylerindeki inişler ve çıkışlar; depresyon, osteoporoz, koroner kalp ve damar hastalıkları ile kansere sebep olabilmektedir. Hormon seviyeleri aşağıdaki kürle dengelenebilir:

KADINLAR İÇİN  Pregnenolone naturel progesteron krem: 50-100 mg.
 Brokoli ekstresi: 400-800 mg.
 Indol-3 karbinol (Lahana, brokoli, karnıbahar özünün içinde bulunur): 80-160 mg.
 Apigenin: 25-50 mg.
 Kalsiyum D-Glukarat: 200-400 mg.
 Vitamin D3: 5000 IU


Dr Erkan Topuz

ERKEKLER İÇİN DHEA: 25-100 mg.
 Pregnenolone: 50-100 mg.
 Saw-palmetto: 320 mg.
 Isırgan kökü ektresi: 240 mg.
 Lignan: 20 mg.
 Vitamin D3: 5000 IU
 Brokoli: 400- 800 mg.
 Indol-3 carbinol: 80-160 mg.
 Apigenin: 25-50 mg.

DNA HASARI KANSER NEDENİ
Vücuttaki metilasyon adı verilen enzimatik reaksiyonlar; DNA'nın bakımında ve onarımında çok önemli rol oynamaktadır. DNA'nın hasar görmesi; kanser, karaciğer sorunları ve beyin hücrelerindeki hasarlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Aşağıdaki özel kür, DNA hasarını önleyen sürecin sağlıklı çalışmasında çok faydalı olacaktır:
 L-metilfolat (Folik asidin bir formu): 1000 mg.
 Pyridoksal 5 fosfat: 500 mg.
 Vitamin B-12: 1000 mg.
 Trimetilglisin: 500-1000 mg.
 S-adenozil-metiyonun: 200-400 mg.
 Horse-radish (Bayır turbu)
 Ginseng Panax

OMEGA 3 VE KOENZİM Q10 ALIN
Kanser koruyucu bir diyet, yaşlanmayı da her yönden yavaşlatmaktadır. Kırmızı etten kaçınmak, sebze-meyve tüketimini artırmak, toksik gıdalardan ve ortamlarda uzak durmak; hem kanserden korur, hem de uzun bir ömür vaat eder. Genetik olarak kanser riski taşıyanların ise zeytinyağında bol miktarda bulunan Omega 3, Koenzim Q10, ısırgan kökü, folik asit ve resveratrol desteği alması; hem kanserden korunmalarında, hem de yaşlanmanın geciktirilmesinde önemli rol oynamaktadır.

Friday, June 15, 2012

Ağız yarasına papatya

apatya; kanser hastalarında kemoterapi sırasında görülen ağız yaralarının oluşma riskini azaltıyor, derideki yaraları iyileştiriyor. Sindirim sistemi hastalıklarında yarar sağlıyor

Papatya bitkisinin içinde bulunan chamomile, günümüzde tıp dünyasının en fazla kullandığı maddelerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü de bugüne kadar papatyanın yararlarıyla ilgili birçok tıbbi makale yayınlamıştır. Almanya'da birçok ruhsatlı ilacın içinde de bulunan papatya özleri; deri, oral iltihaplar, bakteriyel enfeksiyonlar gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde, harici olarak kullanılmaktadır.
Bu bitkinin gastrointestinal sistem (midebağırsak kanalı) hastalıklarında da dahili olarak kullanımı onaylanmıştır.

UYKU SORUNLARINDA YARARLI Papatya özellikle Avrupa'da uyku sorunlarını çözmeye yönelik ev yapımı ilaçlarda da sıklıkla kullanılmaktadır. Papatyanın içinde bulunan luteolin ve apigenin maddeleri; kanser tedavisinde kemoterapinin yan etkilerine karşı önlem amaçlı kullanılan chamomile maddesinin bileşenleridir. 98 hasta üzerinde yapılan bir araştırma; papatyanın, kemoterapinin ve radyasyonun yan etkilerinden biri olan ağız yaralarının oluşma riskini azalttığını gösteriyor. Papatya özlerinin verildiği 20 radyasyon hastasından sadece birinde, üçüncü dereceden stomatit (ağız yarası) gelişmiştir. 46 kemoterapi hastasından ise sadece 10'unda bu rahatsızlık görülmüştür.

TÜMÖRÜ KÜÇÜLTÜYOR Bu bitkinin iki türü vardır; sarı veya gümüş renginde çiçekleri olan papatya ve beyaz çiçekli Alman papatyası. Sarı papatyanın antioksidan etkileri vardır. Bu özelliği sayesinde kanserli tümörün büyümesine engel olur. Alman papatyasında ise ülser hastalığından koruyan bisabolol maddesi bulunmaktadır.

İLTİHAPLI YARALARI KÜÇÜLTÜYOR! 
Yapılan geniş kapsamlı klinik deneyler; iltihaplı ciltlerin tedavisinde, papatya ekstresinin bulunduğu kremlerin, kortizonlu ilaçlardan daha etkili olduğunu gösteriyor. Öte yandan papatya; egzama hastalığında da kortizonlu ilaçlarla eş değer bir fayda sağlıyor. Ayrıca bu bitki; derideki yaranın büyüklüğünü gözle görülür ölçüde küçültüyor, kurumasına da engel oluyor.

ALERJİK OLANLAR PAPATYALI ÇAY POŞETİNE DOKUNMASIN 
Papatyanın kullanımına bağlı olarak nadir de olsa alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Örneğin; Avrupa'da bir kadın, doğum sırasında, içinde papatyadaki chamomile maddesinin bulunduğu bir lavman uygulamasının ardından hayatını kaybetti. Öte yandan papatya ve karahindiba bitkisi aynı familyaya mensuptur. Dolayısıyla, herhangi birine alerjisi olan, diğerini kullanmaktan kaçınmalıdır. Bu arada sarı papatyanın kullanımında, Alman papatyasına kıyasla daha fazla komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Taze bitkiye temas eden hassas kişilerde ise kontakt dermatit (sebum bezlerinin aşırı salgılamasından ileri gelen cilt hastalığı) görülmüştür.

ÇOCUKLARDA İSHAL SÜRESİNİ AZALTIYOR!
Papatya bitkisi sindirim sistemi bozukluklarında da çok faydalıdır. Altı aylıktan beş yaşına kadar 79 çocuk üstünde uygulanan bir çalışmanın sonucuna göre; bu bitki, elma pektini ile birlikte verildiğinde, diyare süresini önemli derecede azaltmaktadır. Bu çalışma kapsamında yapılan üç günlük tedavinin sonunda; çocuklardaki diyare süresi 5.2 saat azalmıştır. Papatyanın içinde bulunan chamomile ekstresi ve bisabolol maddesi, antiülser etkisi göstermiştir. Fakat bu çalışmada; diyare süresinin azalmasında, pektin lifinin etkisi tam olarak ölçülememiştir.