Showing posts with label sağlık. Show all posts
Showing posts with label sağlık. Show all posts

Tuesday, July 3, 2012

Güneş çarpması

Güneş çarpması, sıcak yaz günlerinin en tehlikeli sağlık sorunlarından biri. Çünkü tedavi edilmezse komaya, kalıcı nörolojik sorunlara, hatta ölüme dek varan sonuçlara yol açabiliyor.

Gülümseyin!  Tulisa de bir çırpıda için istekli olan bazı hevesli hayranları ile poz vermek için fırsat oldu
Yazın getirdiği en ciddi hastalık tablosu güneş çarpması, vücut sıcaklığının 41.1 dereceyi geçerek sinir sistemi bozukluğuna yol açması şeklinde tanımlanıyor. Bu durumdan en çok çocuklar ve yaşlılar etkileniyor. Ayrıca diyabet, tansiyon ve kalp hastalıkları olanlarla aşırı alkol kullananlarda risk, yükseliyor. Güneş çarpması, asla hafife alınmaması gereken çok ciddi bir sağlık sorunu. Özellikle hastanın şuurunda bulanma ve görmesinde zorlanma gibi durumlara neden olmuşsa, zaman kaybetmeden tıbbi  bakım sağlanması gerekiyor. Çünkü bu dönemde acil tedavi edilmezse komaya, kalıcı nörolojik sorunlara ve hastanın hayatını kaybetmesine neden olabiliyor. Hatta şuur kaybı geliştiğinde tedavi edilse bile yüzde 15-20 ihtimalle ölüme sebep olabiliyor.
 
Acıbadem Bağdat Caddesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, güneş çarpmasından korunmanın yaşamsal öneme sahip olduğunu belirterek nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda bilgi verdi: “Güneş çarpması, aşırı sıcak sonucu beden ısısını ayarlayan mekanizmanın bozulması sonucu ortaya çıkıyor. Havanın sıcaklığı kadar yüksek nem oranı da bu tablonun oluşma riskini artırıyor. Güneş çarpmasının en önemli sebebi, vücudun kendi ısısını koruma mekanizması olan terlemeyi yeterince gerçekleştirememesi. Bu durum, genellikle nem oranı yüzde 60’ların üzerine çıktığında meydana geliyor. Ter bezleri deri yüzeyine tuzlu bir salgı, yani ter gönderiyor ve bu hemen buharlaşarak derinin ısı yitirmesini sağlıyor. Eğer vücut yeterince terleyemezse güneş çarpması ortaya çıkıyor. Ayrıca sıcaklarda aşırı terleme sonucu fazla miktarda sıvı ve elektrolit kayıpları sonucunda da vücut sıcaklığı yükselmeye başlıyor.
 Tucking in: o sunlounger oturdu Tulisa ayrıca çeşitli ikramlar üzerinde atıştırma görüldü
En önemli belirtisi yüksek ateş
Güneş çarpmasının en önemli belirtisi, vücudun kendi ısısını ayarlama mekanizması bozulduğu için ateşin   40-41 derecelere yükselmesi. Bunun yanı sıra baş ağrısı ve dönmesi, bulantı, terleyememe, şuur bulanıklığı, kalp hızında artma, kol ve bacaklarda kramplar, hatta komaya kadar gidebilen nörolojik belirtiler gelişebiliyor.”
 
Korunmak için yapılması gerekenler
 
Giyeceklere  dikkat edin: Mevsime uygun, vücudun sıcaklığını çok yükseltmeyecek, terletmeyecek, açık renkli kıyafetler giyin. Güneşten korunmak için geniş kenarlı şapkalar takın.
Susamayı beklemeyin: Susamayı beklemeden sürekli su tüketmeye özen gösterin. Suyun yanında mineralli sularla da kaybettiğiniz elektrolitleri almanız faydalı olabilir.
Alkolden kaçının: Özellikle sıcak günlerde alkol almanız, vücudunuzun ısısını ayarlayan mekanizmayı olumsuz etkiler. 
Hafif besinler tüketin: Güneşin en etkili olduğu saatlerde aşırı yağlı, sindirimi zor yiyeceklerden kaçının. Çünkü vücudumuz ağır yemekleri sindirmek için uğraşırken ısı mekanizmasını ayarlamakta zorlanır.
Spor saatine dikkat edin: Ultraviyole ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında, güneş altında spor faaliyetleri yapmaktan kaçının.
Sık sık duş alın: İmkanınız varsa vücudunuzun ısısını düşürebilmek için sık sık duş alın.
 
Nasıl yardım etmeliyiz?
* Öncelikle hastayı sıcak ortamdan serin ve hava akımının olduğu bir alana alın. 
* Üzerindeki kıyafetleri gevşetip, çıkarın. 
* Soğuk kompreslerle vücut ısısının düşmesine yardım edin. 
* Eğer şuuru yerindeyse bol miktarda sıvı vermeye çalışın. 
* Şuuru yerinde değilse ve solunum sorunu varsa ‘yardım edeyim’ düşüncesiyle boşuna zaman kaybettirmeden hastayı acil olarak sağlık kuruluşuna ulaştırın

Monday, July 2, 2012

Sigara bebeğin DNA'sını bozuyor

Sigara içen baba adayının, bebeğinin DNA'sına zarar verme riskinin bulunduğu belirlendi.

Esrar içmek
İngiltere'nin Bradford Üniversitesi'nden Dr. Julian Laubenthal ve ekibinin yaptığı araştırma, sigara içen erkeğin, bebeğin DNA'sına zarar verebileceğini ve anne gebe kalmadan aylar önce sigarayı bırakması gerektiğini gösterdi.
Yunan ve İngiliz 39 ailenin katıldığı araştırmada, eşleri gebeyken babaların kan ve sperm örnekleri alındı. Doğumdan sonra anne ve bebeğin de kan örnekleri alınarak, bazı genlerde değişiklik olup olmadığı incelendi.
Araştırmanın sonunda, sigara içen babaların bebeklerinin DNA'sında değişikler gözlendi.
Araştırmacılar, sigara dumanının sperm hücrelerindeki DNA'yı bozmasının yanı sıra sigaranın yol açtığı zararların sperm yoluyla bebeğe geçebildiği sonucuna vardı. Bilim insanları ayrıca, sigara içen annenin bebeğinde DNA değişiklikleri olduğunu da doğruladı.
Laubenthal ve ekibi, annelerin yanı sıra babaların da sigara içmeme konusunda uyarılması gerektiğini belirterek, babaların anne gebe kalmadan en az 3 ay önce sigarayı bırakması gerektiğini vurguladı.
Araştırma, Amerikan Deneysel Biyoloji Kurumları Federasyonu'nun dergisinde yayımlandı.

‘Emmanuelle’ yoğun bakımda

Beyazperdeye erotik filmleri ile 70’li yıllarda damgasını vuran Hollandalı oyuncu Sylvia Kristel, beyin kanaması geçirdi.

Sylvia Kristel
Hollandalı ünlü oyuncu Sylvia Kristel, hastaneye kaldırıldı.

Hürriyet gazetesinin haberine göre; 59 yaşındaki ünlü oyuncu beyin kanaması geçirdi.
Hastanenin yoğun bakımı bölümüne alınan Kristel’in hayati tehlikeyi atlatamadığı öğrenildi.
Sylvia Kristel, 1974 yılında Emmanuelle Arsan’ın romanından sinemaya aktarılan “Emmanuelle” filmi ile dünya çapında şöhret yakalamıştı.
Yönetmenliğini Just Jaeckin’in yaptığı ‘Emanuelle’ 500 bin dolara mal olmuş, 120 milyon dolar hasılat yapmıştı.

Sunday, July 1, 2012

Menopozda riskli yaş 46

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre 46 yaşından önce menopoza giren kadınların, kalp krizi ya da felç geçirme riski menopoza geç giren kadınlardan iki kat daha fazla.

Difficult time: The changes a woman experiences during the menopause can affect both her and her partner (posed by models)
Birmingham’daki Alabama Üniversitesi’nde bilim insanlarının yaptığı araştırmaya 2 bin 509 kadın katıldı. Araştırmada 46 yaşından önce menopoza giren kadınların yüzde 3.3’ünün kalp problemleri yaşadığı görüldü. Menopoza geç giren kadınlarda ise bu oran yüzde 1.5. Uzmanlar, erken menopozla kalp hastalığı arasında bağlantıyı henüz tam belirleyemediklerini, östrojen seviyesinin düşmesinin bu duruma yol açabileceğini söyledi. ABD’de menopoza girme yaşı ortalama 51.

Gerçekten kalbin aynasıymış

Gözlerin kalbin aynası olduğu bilimsel olarak kanıtlandı. Arizona Eyalet Üniversitesi'nin bir grup gönüllü üzerinde yaptığı araştırmada gözbebeği büyüklüğü ölçüldü.

All change: A controversial new technique using a laser can transform brown eyes to blue in just a few weeks (posed by model)
Psychological Science dergisinden yayınlanan araştırma sonuçları göz bebeği genişlemesinin sadece ışıkla alakalı olmadığını aynı zamanda geçmişe dair bir anı düşünüldüğünde de aynı refleksin gösterildiğini ortaya koydu.
Araştırmada gözbebeğinin genişlemesini ölçen bir alet kullanıldı ve bu süreçte onlara bazı sorular soruldu. İnsanlar bir tercih yapmaya çalıştıklarında ya da bir anıyı düşündüklerinde gözlerini hareket ettiriyorlar. Araştırmacılar bu çalışmanın hafızayı oluşturma üzerinde etkili ve anlamlı olduğunu belirtti.

Hepatit A ve suçiçeği aşısı

Sağlık Bakanlığı’nın çocukluk dönemi aşı takvimine ileri yaşlarda geçirildiğinde ağır seyreden Hepatit A ve suçiçeğine karşı iki aşı daha eklendi.

Jabs: Children with PFCs in their blood stream were less likely to respond to two vaccines
Böylece dünyada birçok ülkenin uyguladığı 16 aşıdan 13’ü bakanlığın aşı takvimine girmiş oldu. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Torunoğlu, “Hepatit A aşısı sonbaharda başlıyor. Suçiçeği aşısını da yıl sonunda uygulamayı planlıyoruz” dedi. Hepatit A aşısı 18 ve 24’üncü aylarda birer, suçiçeği aşısı 12’nci ayda tek doz yapılacak. ?

Saturday, June 30, 2012

Hamilelere özel beslenme tüyoları

Yaz mevsiminin bunaltıcı sıcaklarında yediklerimiz çok önemli ki hamileler için daha önemli. Peki hamileler yazın nasıl beslenmeli?
Mixed messages: Pregnant women who 'eat for two' could be risking their health  

Yaz hamileliği hem zor, hem de en güzelidir. Fakat bu sıcakları en sağlıklı ve en güzel biçimde atlatmak için yediklerinize çok dikkat etmelisiniz.

Kalsiyum açısından zengin olan gıdaları düzenli olarak tüketmelisiniz ve günde içeceğiniz su miktarını 10 bardaktan aşağıya indirmemelisiniz.

Hergün bir porsiyon etli sebze ya da kuru bakliyat yemeği yemelisiniz. Ayrıca kurubaklagilleri C vitamini yönünden zengin meyve ve sebzelerde tüketmelisiniz.

Taze sebze ve meyve tüketmeli ve hazır meyve suları ve gazlı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, bitki çayları, meyvenin kendisi ile yapılmış kompostolar içmelisiniz.

Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddeleri ve aşırı tuz içeren yiyecekleri mümkün olduğu kadar az yemelisiniz.

Kuru meyveler ve yemişler, yoğun enerjileri yanında demir ve kalsiyum gibi minerallerden zengin olduğu için beslenmede uygun şekilde alınan kilo kontrol edilerek tüketilmeli.

Yemeklerde muhakkak iyotlu tuz kullanılmalıdır. Doğal besinler ile yeterli alınmayan iyot, ancak iyotlu tuz kullanılması ile alınır.

Sebzelerin, makarna ve eriştenin, mercimek, nohut ve kuru fasulyenin haşlama suları dökülmemeli ve bu yiyecekleri önceden yıkanıp ıslatıldıktan sonra pişirmelisiniz.

Yenilen yiyeceklerin besleyici değerini korumak ve özellikle anemiyi (kansızlığı) önlemek açısından yemeklerle birlikte çay, kahve içmemeli yemek yedikten bir-iki saat sonra açık olarak içilmeli, içecek olarak ıhlamur, nane, papatya gibi bitki çayları tercih edilmeli.

Pekmez, demir minerali içerir. Şeker yerine tatlı olarak kullanmalı, böylece kansızlığa karşı önlem alınmış olur.

Friday, June 29, 2012

Yaşlanmayı geciktiren kürler

Balık yağı, DHEA, Koenzim Q10, krom, Omega 3, bromelain, kurkumin, brokoli ve ısırgan kökü ekstresi ile D3 vitamini içeren kürler yaşlanma sürecini yavaşlatır, kanserden de korur

Prf. Dr erkan Topuz
Günümüzde Amerikalı araştırmacılar; patalojik yaşlanma sürecinin önüne geçebilmek için tüm hızlarıyla çalışmalarına devam ediyor. Bilim adamları; yaşlanma mekanizmalarıyla ilgili yeni veriler bularak, uzun bir yaşama sahip olmak için neler yapılması gerektiği konusunda bilimsel gerçeklere ulaşmaya çalışıyorlar.
Effective solution: Help is at hand for those with sensitive skin
ENFLAMASYONA BAĞLI HASAR Vücudumuz yaşlanma sürecinde, her geçen gün biraz daha hasara uğramaktadır. Yaşlılık sürecini birçok iç ve dış etken de tetiklemektedir. Kronik enflamasyon da (canlı dokunun her türlü etkene verdiği hücresel, sıvısal ve damarsal yanıtlar) bu etkenlerden biridir. Yaşlanmayla birlikte artan enflamasyon nedeniyle; kandaki sitokinler (hayvan ve bitki hücrelerince üretilen, hücrelerin birbirleriyle iletişimini sağlayan protein ve peptid grubu), moleküler deformasyona sebep olabilmektedir. Ayrıca bu sitokinler, beyin hücrelerinde ve damar arterlerinde de hasara neden olmaktadırlar. Kalp krizi, kalp yetmezliği, kanser ve Alzheimer gibi rahatsızlıklar, kronik enflamasyonun bir sonucudur. Yaşlanma süreci; uygulanabilecek anti-inflamatuvar bir kürle biraz daha uzatılabilmektedir. Bunun için önerilen besinler ve alınması gereken günlük miktarları ise şöyle:
 Balık yağı: 1400 mg. EPA ve 1000 mg. DHA
 Kurkumin: 400-800 mg.
 DHEA: 15-50 mg.
 Bromelain (Ananas): 500-1000 mg. Yaşlanmanın nedenlerinden biri de; glikasyon yani şekerlenmedir. Eskiden diyabeti olanlar doğru tedavi edilemedikleri için daha erken yaşlanır ve ölürlerdi. Şeker; böbrek, göz, sinir ve kan damarlarında önemli hasarlara neden olmaktadır. Yaşla birlikte bu hasar maksimuma çıkmaktadır. Glikasyona bağlı yaşlanmayı önlemek için uygulanması gereken günlük kür ise şöyle:
 Karnosin: 1000 mg.
 Pyridoksal 5 fosfat: 100 mg.
 Benfotiamin: 150 mg.
 Krom: 500 mg. 
MİTEKONDRİ DESTEĞİ 
Araştırmalar; hücrenin yapı taşlarından biri olan mitokondrideki bozuklukların, kalp ve nörolojik problemlere yol açarak yaşlanmayı hızlandırdığını göstermektedir. Mitekondriyi aşağıdaki kürle desteklemek yaşlanmayı geciktirecektir:
 Koenzim Q10: 100-200 mg.
 Pyrroloquinoline quinone: 10 mg.
 Asetil-LCarnitin: 675 mg.
 R-Lipoik asit: 150 mg.

HORMONLARIN DENGELENMESİ İÇİN
Vücudumuzdaki hücrelerin senkronizasyonu hormonlar sayesinde gerçekleşmektedir. Dolayısıyla hormon düzeylerindeki inişler ve çıkışlar; depresyon, osteoporoz, koroner kalp ve damar hastalıkları ile kansere sebep olabilmektedir. Hormon seviyeleri aşağıdaki kürle dengelenebilir:

KADINLAR İÇİN  Pregnenolone naturel progesteron krem: 50-100 mg.
 Brokoli ekstresi: 400-800 mg.
 Indol-3 karbinol (Lahana, brokoli, karnıbahar özünün içinde bulunur): 80-160 mg.
 Apigenin: 25-50 mg.
 Kalsiyum D-Glukarat: 200-400 mg.
 Vitamin D3: 5000 IU


Dr Erkan Topuz

ERKEKLER İÇİN DHEA: 25-100 mg.
 Pregnenolone: 50-100 mg.
 Saw-palmetto: 320 mg.
 Isırgan kökü ektresi: 240 mg.
 Lignan: 20 mg.
 Vitamin D3: 5000 IU
 Brokoli: 400- 800 mg.
 Indol-3 carbinol: 80-160 mg.
 Apigenin: 25-50 mg.

DNA HASARI KANSER NEDENİ
Vücuttaki metilasyon adı verilen enzimatik reaksiyonlar; DNA'nın bakımında ve onarımında çok önemli rol oynamaktadır. DNA'nın hasar görmesi; kanser, karaciğer sorunları ve beyin hücrelerindeki hasarlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Aşağıdaki özel kür, DNA hasarını önleyen sürecin sağlıklı çalışmasında çok faydalı olacaktır:
 L-metilfolat (Folik asidin bir formu): 1000 mg.
 Pyridoksal 5 fosfat: 500 mg.
 Vitamin B-12: 1000 mg.
 Trimetilglisin: 500-1000 mg.
 S-adenozil-metiyonun: 200-400 mg.
 Horse-radish (Bayır turbu)
 Ginseng Panax

OMEGA 3 VE KOENZİM Q10 ALIN
Kanser koruyucu bir diyet, yaşlanmayı da her yönden yavaşlatmaktadır. Kırmızı etten kaçınmak, sebze-meyve tüketimini artırmak, toksik gıdalardan ve ortamlarda uzak durmak; hem kanserden korur, hem de uzun bir ömür vaat eder. Genetik olarak kanser riski taşıyanların ise zeytinyağında bol miktarda bulunan Omega 3, Koenzim Q10, ısırgan kökü, folik asit ve resveratrol desteği alması; hem kanserden korunmalarında, hem de yaşlanmanın geciktirilmesinde önemli rol oynamaktadır.

Thursday, June 28, 2012

Dr Mehmet Öz'ün beslenme sırrı

ABD’de yayımlanan People dergisi Prof. Dr. Mehmet Öz’ün mutfağına girdi. İşte, derginin ‘Dünyanın en sağlıklı adamı’ diye tanıttığı Prof. Öz’ün beslenme sırları...

ABD'de yayımlanan yaşam dergisi People, Türk kalp cerrahı Mehmet Öz’ün (52) mutfağına girdi. ABD'nin Emmy ödüllü en çok izlenen gündüz kuşağı programlarından birini sunan Öz, beslenme alışkanlıklarını, sağlıklı yaşam sırlarını ve daha önce yaptığı yanlışları tüm samimiyetiyle paylaştı.
Öz, beslenme düzenindeki miladı üniversite yıllarında bir profesörden aldığı uyarıyla yaşadığını söylüyor. Kahvaltıda şekerli gevrekle güne başlayan, akşam yemeğinde kırmızı et, haşlanmış patates, salça sosu üstüne üç top dondurma tercih eden, atıştırmalıklarına da iki kremalı ve fıstık ezmeli sandviç ekleyince bir anda 7 kilo alan Öz, bu kötü beslenme deneyimi sayesinde doğruyu bulduğunu anlattı.
DONDURMA KESİNLİKLE YOK 

Beyzbol ve futbol karışımı “kickball” sporunu bile oynayamayacak dereceye gelince ipin ucunu kaçırdığını farkeden Öz, profesörün “Eğer kötü bir şeyi basit hale getirirsen yapmaya devam edersin” nasihatiyle ilk olarak kremalı sandviç atıştırmalarından vazgeçti. Öz’ün evinde kesinlikle bulundurmadığı besinler arasında zayıf noktası “dondurma” en üst sırada yer alıyor.

Öz’ün gün içinde tükettiği olmazsa olmazları arasında ise kahvaltıda yoğurt, akşam yemeğinde esmer pirinç, brokoli ve balık veya soya peyniri, atıştırma olarak ise her iki saatte bir badem veya çiğ havuç bulunuyor. Öz, Daphne (26), Arabella (21), Zoe (17) ve Oliver (12) isimli dört çocuğuyla da zaman zaman beslenme alışkanlıkları üzerine çatışma yaşıyor. Yeşil yapraklı sebze ve meyveden oluşan taze sıkılmış şekersiz içeceğini tüketmeyi eksik etmeyen Öz, bu alışkanlığı içeceği şekerli tercih eden çocuklarına geçirmekte zorlanıyor. Öz, yıl içinde tatillerde ve özel günlerde kutlamalar şerefine ise bol bol kaçamak yaptığını çekinmeden söylüyor.

'YÜZDE 90 SAĞLIKLIYIM'
Yüzde yüz sağlıklı olmanın mümkün olmadığını kabul eden Öz, kendisinin de oturtması 10 yılını alan düzenli yaşam alışkanlıklarıyla ancak yüzde 90 sağlıklı olduğunu fakat insanların yüzde 20 oranında sağlıklı beslenebildiğine dikkat çekiyor.

ÖZ’ÜN 2 GÜNLÜK DETOKS FORMÜLÜ 

Haftasonu boyunca uygulanan formül, Öz’ün önerdiği formüle uygun arındırıcı içecekler, öğün olarak tüketiliyor. İki öğün arası içeceği de bulunan detoks programında en önemli kural ise, akşam 19.00’dan sonra hiçbir şey tüketmemek.

Dr. Öz’ün sağlıklı yaşam için olmazsa olmazları
Buzdolabında olması gereken 5’li

1-  Taze sıkılmış meyve suyu: Kahvaltıda içilen taze sıkılmış sebze ve meyve suları, mikrobesinlerin kana karışabilmesi için anahtar işlevi görür.
2-  Buğday tohumu: Folik asitten zengin ve yüksek besin değeriyle atıştırma olarak tüketildiğinde gereksiz kaçamakları önler.
3-  Organik yumurta: Özellikle besin değeri en zengin kısmı olan sarısı tüketilmeli.
4- Taze otlar: Öz’ün favorisi taze kekik ve biberiye, en basit yemeği bile lezzetiyle süslüyor.
5-  Yeşil yapraklılar: Sindirimin düzgün işlemesini sağlayan gizli kahramanlar .

Kilerde olması gereken 5’li

1- Yemişler: Zengin omega-3 yağı içerirler.
2- Yulaf ezmesi: Hem kana yavaş karışır hem de kuruyemişe benzer güzel bir tadı vardır.
3- Bitter çikolata: Zengin antioksidan içeriğiyle kalbi korur.
4- Süper tohumlar:  Öz’ün favorileri kenevir, keten ve chia çekirdeği.
5- Baklagiller: Mercimek ve fasulye bağırsaklar için iyi bakteriler içerir ve iltihaplanmaya karşı etkilidir.

Ecza dolabında olması gereken 5’li

1-  Bebek aspirini: Günde iki tane alınması dolaşım sistemine yardımcı olur.
2-  Omega-3: Ciltten sinirlere tüm hücreleri koruma işlevi büyüktür.
3-  D Vitamini: Enerjiyi koruyan, kanseri önleyen ve kilo vermeye yardımcı olan bir hormondur.
4-  Multivitaminler: İyi bir diyetin yerini tutamaz fakat vitamin ve besin değeri takviyesi olarak etkilidir.
5-  Kalsiyum: Kemikler için hayati önem taşır fakat magnezyumla tüketilmesi gerektiğinden doktora danışarak alınmalıdır.
 
KAHVALTI

-  Armutlu darı
-  Yarım fincan yıkanmış darı
-  1 bardak su
-  1 tutam tarçın
-  Bir fincanın üçte biri kadar doğranmış armut
-  Bir fincanın çeyreği kadar organik süt

ÖĞÜN ARALARINDA DETOKS İÇECEĞİ

(Meyve sıkacağı kullanılması öneriliyor, fakat yoksa da malzemeler iyice öğütülerek ve 2 bardak su ilave edilerek hazırlanabilir. Daha sonra bir süzgeçle süzülüp katı kalan yerlerinden ayıklanmalı)
-  Bir fincan kıyılmış karalahana yaprağı.
-  1 fincan kıyılmış turp yaprağı veya pazı.
-  Bir fincandan daha az brokoli veya yarım fincan brokoli kökü.
-  Yarım fincan ananas.
-  1 sıkılmış limon.
-  Yarım fincan rezene.
-  2 büyük salatalık.
-  Yarım fincan nane.

ÖĞLE YEMEĞİ

-  Arındırıcı taze meyve suyu.
-  Yarım fincan süt (Sade ve şekersiz).
-  25 gram kıyılmış ceviz.
-  Çeyrek fincan böğürtlen.
-  Çeyrek fincan dondurulmuş yabanmersini.
-  Çeyrek fincan kiraz.
-  Yarım muz.
-  Yarım fincan buz.
-  Yumuşak bir kıvama gelene kadar hepsi karıştırılıyor.

AKŞAM YEMEĞİ

-  Sebze çorbası.
-  6 enginar kalbi.
-  1 fincan karnabahar.
-  1 iyi kıyılmış lahana.
-  1 fincan kıyılmış kuşkonmaz.
-  2 kıyılmış soğan.
-  2 taze kereviz.
-  2 çay kaşığı deniz tuzu.
-  Karabiber.
-  2 çay kaşığı rezene tohumu.
-  4 diş öğütülmüş sarımsak.
-  2 çay kaşığı kimyon.
-  2 litre su.
-  Kök ve yapraklarıyla kıyılmış 8 maydonoz filizi.
-  Hepsi bir kaseye konup önce kaynatılıyor, daha sonra hafif ateşte pişiriliyor

Bağırsak enfeksiyonlarına dikkat

Yaz aylarında artış gösteren bağırsak enfeksiyonlarına zamanında müdahale büyük önem taşıyor. Sıvı kaybı giderilmeyen enfeksiyonlar özellikle çocuklarda ölüme neden olabiliyor.

Lactose intolerance: About one to two hours after eating a dairy product, people develop bloating, wind, diarrhoea and abdominal pain
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Mehmet Bakır, bağırsak enfeksiyonlarının dünyada ve Türkiye'de çok sık görülen hastalıklardan olduğunu ve yılda 5 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle kaybedildiğini söyledi.
Ülkemizde enfeksiyonların her yaş grubunda görülebildiğini ve çocuklarda ortaya çıkması halinde daha çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Bakır, ''Zamanında müdahale edilmezse ve sıvı kaybı giderilmezse özellikle çocuklarda ölümlere sebebiyet veriyor'' dedi. Prof. Dr. Bakır, şunları aktardı: ''Yaz ishali olarak bilinen bağırsak enfeksiyonları, bulantı, kusma ve ishal ile kendini gösterir ve zaman zaman buna ateş de eklenir. En önemli belirtileri kusma ve ishaldir. Hasta kusma ve ishal ile sıvı kaybı yaşar, kaybedilen bu sıvı ile vücudun sıvı dengesi bozulur. Bu sıvı dengesi zamanında dengelenmezse tehlike çanları çalar, çocuklar ve yetişkinlerde ölümlerle sonuçlanabilir.''
Enfeksiyon hastalıklarından korunmada herkese büyük görev düştüğünü dile getiren Bakır, ''Neticede hastalığın bulaşma şekli su ve gıda yoluyla gerçekleşir. Dolayısıyla temiz gıda ve su tüketimi hastalıkta korunma yollarından biridir. Kentlerde büyük kitlelerin zarar görmemesi için belediyelere büyük görev düşmektedir. Aynı zamanda kanalizasyon alt yapısı da çok önemlidir'' şeklinde konuştu.
Sağlık-elemanı: Araştırmacılar, ebeveynlerin çocuklarının suyunu vermek için teşvik yerine edilir 'sağlıklı' meyveli içecekler
YAZ AYLARINDA SU VE TUZ KAYBI ARTAR Prof. Dr. Mehmet Bakır, besin hijyeninin önemine vurgu yaparak, gıdaların hazırlanma aşamasının ve bu gıdaların bekletilmesinin mikropların bulaşmasına neden olabileceğini bildirdi.
Gıdaları hazırlama aşamasından sunum aşamasına kadar dikkatle çalışılması gerektiğini söyleyen Bakır, ''Çünkü bu mikro organizmalar çok kısa sürede, belli ısı ve nemde çok çabuk çoğalıp önemli miktarlara ulaşırlar ve hastalık oluşturabilirler. Usulüne uygun üretim ve denetim yapılırsa bu alanda da sorun kalmaz. Özellikle pişirilen ürünler açıkta ve uygun olmayan koşullarda bekletilmemeli, çok kısa sürede tüketilmelidir. Sıcakta ve uzun süre bekletilen gıdalar risk oluşturabilir'' ifadelerini kullandı.
Yaz aylarında vücudun su ve tuz kaybettiğine işaret eden Bakır, ''Vücudun kaybettiği su ve tuz tekrardan kazanılmalı ve denge sağlanmalıdır çünkü ölümler genelde bu dengenin bozulması ile gerçekleşiyor'' dedi.
AŞIRI SIVI KAYBI ÖLÜM NEDENİEnfeksiyon ağır seyrettiğinde hekime başvurulması gerektiğini dile getiren Bakır, şöyle konuştu: ''Sıvı kaybında en önemli tedavi ağızdan sıvı takviyesidir. Ağızdan verilen sıvı yetmez ise damardan serum yolu ile sıvı takviyesi yapılmalıdır. Sıvı kaybı aşırı olursa hastanın ölümüne kadar neden olabiliyor ve bu gelişmekte olan ülkelerde önemli ölüm sebeplerinden biridir.''
Bu hastaların ishal kesici ilaçları hekim tavsiyesi olmadan kullanmamaları gerektiğine dikkati çeken Bakır, ''İshal kesici ilaçlar ve antibiyotikler bunların birçoğuna etkili olmadığı gibi yan etkileri de olabiliyor. Bu hastalığın tedavisi sıvı takviyesidir. Su, ayran, taze sıkılmış meyve suyu ile sıvı açığı giderilebilir'' ifadesini kullandı.

Mide olumsuz koşulları hazmedemiyor

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin araştırmasına göre, depremden sonra mide ağrısı şikayetiyle başvuran hasta sayısı, önceki yıllara göre 5 kat arttı.

Pain over?: Sufferers of period pain could soon benefit from a new electric current treatment
Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi'nce 87 bin hasta üzerinde yapılan araştırmada, midenin, deprem gibi olumsuz koşulları hazmedemediği belirlendi.
YYÜ Tıp Fakültesi Gastroantoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, kentte 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerin ardından hastanelerine mide ağrısı şikayeti ile gelen hasta sayısında büyük artış yaşandığını söyledi.
Hasta sayısındaki artışın fazla olması üzerine araştırma yapmaya karar veren Dülger, son birkaç yılın verileri ile deprem sonrası verileri karşılaştırdı.
Dülger, depremden sonraki 7 aylık sürede 87 bin hastanın mide ağrısı şikayeti ile hastaneye müracaat ettiğini bildirerek, ''Depremden sonra mide ağrısı şikayeti ile bize müracaat eden hasta sayısının, önceki yıllara göre 5 kat arttığını belirledik'' dedi.
Bunun üzerine araştırmasını genişleterek hastalardaki mide ağrısı şikayetinin nedenlerini saptamaya çalıştığını vurgulayan Dülger, şöyle konuştu: ''Mide, insanlardaki en hassas organlardan biri. Bu nedenle de olumsuz koşullar karşısında farklı ağrı ve şikayetlerle insanlara rahatsızlık verebiliyor. Yaptığım tespitlerde deprem felaketini yaşayan insanlardaki mide ağrısının, olumsuz koşullardan kaynaklandığı belirlendi. Midede hiçbir rahatsızlık bulunmadığı halde insanlar hasta oldukları, midelerinde sorun oluştuğu düşüncesi ile hastaneye başvurmuş.''
Depremden önce mide şikayeti ile kendilerine müracaat eden hastalarda 'ülser, bakteri, delinme, kanama' gibi rahatsızlıkların tespit edildiğine dikkati çeken Dülger, deprem sonrası gelen hastaların büyük çoğunluğunda hiçbir bulguya rastlamadıklarını dile getirdi.