Showing posts with label eğitim. Show all posts
Showing posts with label eğitim. Show all posts

Wednesday, June 27, 2012

MEB, ilkokul ve ortaokul derslerini belirledi

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren geçerli olacak haftalık ders çizelgesiyle ilgili çalışmaları tamamlayarak, karara bağladı. Buna göre, tüm sınıflarda matematik, 1’er saat artırılarak 5’er saat verilecek; yabancı dil öğretimine ise ilkokul 2. sınıftan başlanacak; gelecek yıl ilkokul 3. sınıf olacak öğrenciler de fen bilimleri dersi okuyacak.

Lise 1
MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, ”İlkokul ve Ortaokul Haftalık Ders Çizelgesi”ni belirledi. Dersler gelecek eğitim öğretim yılından itibaren 1. ve 5. sınıflardan başlanmak üzere kademeli uygulanacak.

Buna göre, zorunlu ders saatleri ilkokul 1. sınıfta 26, ilkokul 2. ve 3. sınıflarda 28’er, ilkokul 4. sınıfta ise 30 saat olacak.

Ortaokul 5. ve 6. sınıflarda 28 saat olacak zorunlu dersler, ortaokul 7. ve 8.sınıflarda 29 saat verilecek.

İlkokulda zorunlu dersler arasında Türkçe, matematik, hayat bilgisi, fen bilimleri, sosyal bilgiler, yabancı dil, din kültürü ve ahlak bilgisi, görsel sanatlar, müzik,oyun ve fiziki etkinlikler, trafik güvenliği ve insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersleri yer alacak.

Ortaokulun zorunlu dersleri ise, Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler, İnkılap tarihi ve Atatürkçülük, yabancı dil, din kültürü ve ahlak bilgisi, görsel sanatlar, müzik, beden eğitimi ve spor, teknoloji ve tasarım ve rehberlik ve kariyer planlama olacak.
İlkokul ve ortaokulun tüm sınıflarında zorunlu olarak okutulan Matematik dersi geçen seneye göre 1’er saat artırılarak 5’er saat verilecek. Yabancı dil öğretimine ise ilkokul 2. sınıftan başlanacak.

Yabancı dil dersi, ilkokul 2. sınıftan 4. sınıfa kadar 2’şer saat, ortaokul 5. sınıftan 8. sınıfa kadar ise 4 saat okutulacak. Böylece yabancı dil öğretimi 2 yıl erkene çekildi.

Gelecek yıl ilkokul 3. sınıf olacak öğrenciler de Fen Bilimleri dersi okuyacak. Bu ders ilkokul 3 ve 4. sınıflarda 3’er saat, ortaokul 5-8. sınıflarda ise 4’er saat verilecek.

Çizelgenin zorunlu dersler bölümüne yeni konulan insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersi ise ilkokul 4. sınıflarda okutulacak. Trafik güvenliği dersi sadece ilkokul 4. sınıfta; rehberlik ve kariyer planlama dersi ise sadece ortaokul 8. sınıfta zorunlu ders olarak alınacak.

Türkçe ders saati ise geçen seneye göre sadece ilkokul 1. ve 2. sınıflarda birer saat azalarak 10’ar saat, ilkokul 3. sınıfta ise 3 saat azalarak 8 saat olacak. Türkçe, ilkokul 4. sınıfta ise 2 saat artarak 8 saat, ortaokul 6. sınıfta 1 saat artarak 6 saat okutulacak.
Seçmeli dersler
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), gelecek yıldan itibaren ortaokul öğrencilerinin, yerel dil ve lehçelerin seçmeli ders okutulacağı ”Yaşayan Diller ve Lehçeler” dersini haftada 2 saat seçebilmesini kararlaştırdı. Buna göre, yeterli öğrencinin seçmesi halinde Kürtçe seçmeli ders okutulabilecek.

MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, ”İlkokul ve Ortaokul Haftalık Ders Çizelgesi”ni belirledi. Dersler gelecek eğitim öğretim yılından itibaren 1. ve 5. sınıflardan başlanmak üzere kademeli uygulanacak.

Çizelgede zorunlu dersler dışında seçmeli derslere de yer veriliyor. Seçmeli dersler ise ortaokul 5-8. sınıflarda alınabiliyor. Her sınıfta haftada en fazla 8’er saat ders seçilebilecek.

Seçmeli derslerle birlikte ortaokul 5. ve 6. sınıflarda haftalık ders saati 36’şar saat; ortaokul 7 ve 8. sınıflarda ise haftalık ders saati 37’şer saat olacak.

Seçmeli dersler 6 ayrı gruba ayrılıyor. ”Din, Ahlak ve Değerler” grubunda Kur’an-ı Kerim, Haz. Muhammed'in Hayatı, Temel Dini Bilgiler; ”Dil ve Anlatım” grubunda Okuma Becerileri, Yazarlık ve Yazma Becerileri, Yaşayan Dillen ve Lehçeler, İletişim ve Sunum Becerileri; ”Yabancı Dil” grubunda Bakanlar Kurulu kararı ile kabul edilen dillerin yer aldığı Yabancı Dil; ”Fen Bilimleri ve Matematik” grubunda Bilim Uygulamaları, Matematik Uygulamaları, Çevre ve Bilim, Bilişim Teknolojileri ve Yazılım; ”Sanat ve Spor” grubunda Görsel Sanatlar, Müzik, Spor ve Fiziki Etkinlikler, Drama, Zeka Oyunları; ”Sosyal Bilimler” grubunda ise Halk Kültürü, Medya Okur yazarlığı, Hukuk ve Adalet, Düşünme Eğitimi dersleri yer alacak.

Ortaokulda seçilebilecek dersler ve saatleri şöyle:
                                                                  Ortaokul 5      Ortaokul 6      Ortaokul 7      Ortaokul 8 
  Kur’an-ı Kerim............................................ 2 ......................2........................2.....................2          
  Hz. Muhammed’in Hayatı............................ 2......................2........................2.....................2          
  Temel Dini Bilgiler......................................2.......................2.......................2......................2          
  Okuma Becerileri.......................................2.......................2........................ - ...................... -          
  Yazarlık ve Yazma Becerileri......................2......................2.......................2........................2          
  Yaşayan Diller ve Lehçeler........................2......................2.......................2.......................2          
  İletişim ve Sunum Becerileri.......................-..................... -........................2.......................2          
  Yabancı Dil................................................2.....................2........................2......................2          
  Bilim Uygulamaları.....................................2 .................... 2 ......................2......................2          
  Matematik Uygulamaları............................2.......................2......................2......................2          
  Çevre ve Bilim...........................................-.......................-.......................2.....................2          
  Bilişim Teknolojileri ve Yazılım..................2.....................2.........................2....................2          
  Görsel Sanatlar........................................2/(4)................2/(4)...............2/(4)..................2/(4)      
  Müzik.......................................................2/(4)..................2/(4)...............2/(4).................2/(4)      
  Spor ve Fiziki Etkinlikler...................... ....2/(4).................2/(4)................2/(4)...................2/(4)      
  Drama.....................................................2.......................2.......................-.............................-          
  Zeka Oyunları.........................................2........................2.......................2.......................2          
  Halk Kültürü............................................-........... ............. 2......................2...................... -          
  Medya Okuryazarlığı.............................. -......................... -......................2........................2          
  Hukuk ve Adalet......................................-.........................2......................2........................ -          
  Düşünme Eğitimi.....................................-.........................- .....................2.........................2  

Tuesday, June 19, 2012

AÖF’te ders kitapları kalkıyor

Rektör Prof.Dr. Davut Aydın, Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) ile diğer uzaktan eğitim sistemi kapsamındaki İktisat ve İşletme fakültelerinde ders kitaplarının elektronik ortama alınacağını ve önümüzdeki 3 yıl içerisinde kağıt kitapların kaldırılacağını söyledi.

child on computer
Eskişehir'deki Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Davut Aydın, Eskişehir Atatürk Stadyumu’ndaki mezuniyet töreni öncesinde AÖF bölümleri ile uzaktan eğitim veren İktisat ile İşletme fakültelerini birincilikle bitiren ve dereceye giren öğrencilere çeşitli hediyelerin verilmesi nedeniyle düzenlenen törene katıldı. 
Yunus Emre Kampusü’ndeki Atatürk Kültür Merkezi Salonu’nda yapılan törende konuşan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Davut Aydın, dünyada çok hızlı bir değişim ve gelişmenin görüldüğünü, üniversite olarak kendilerinin de buna ayak uydurmaya çalıştıklarını belirtti. Rektör Prof.Dr. Aydın, uzaktan eğitim sisteminin verildiği AÖF’teki, iktisat ve İşletme fakültelerindeki ders kitaplarının elektronik ortama alınma çalışmalarına başlandığını kaydederek şöyle konuştu:
 
"Dünyada çok hızlı bir gelişim yaşanıyor. Bu bakımdan bizim 30 yıldan beri sürdüre geldiğimiz sistemin de değişmesi gerekiyordu. Çok önemli bir değişim stratejisi uyguluyoruz. Baştan aşağı açıköğretim sistemi sınav sistemiyle, ölçme ve değerlendirmesiyle, kitaplarıyla ve tüm organizasyonlarıyla yeniden yapılanıyor. Bizim yapacağımız yüzde 1’lik bir hata en az 10 bin kişiyi ilgilendirebiliyor. Bu nedenle hata yapma diye bir şansımız yok. Onun için çok dikkatli ve kademeli hareket etmemiz gerekiyor. Bu nedenle biz 2 yıl önce sistemi Polonya süreci dediğimiz Avrupa Yüksek Öğretim kriterleri çerçevesinde dönüştürmeye karar verdik. Her şeyiyle değişmiş bir Açık ve uzaktan Öğretim Sistemi öğrencilere sunmuş oluyoruz. Değişim sürecinde kitaplar da değişiyor. 20 milyon kitap cildi ile karşı karşıyayız. Çok büyük bir organizasyon. Ama kademeli bir şekilde bütün kitaplarımızı elektronik ortama aktarma çalışmalarımız devam ediyor. 3 yıl içerisinde kağıt kitabı kaldıracağız. Bunun yapılması gerekiyor. Kağıt ithal bir şey. Ticari ve mali boyutu da var. Kademeli bir şekilde elektronik ortama geçeceğiz. Önümüzdeki yıl Türkiye'den değişik üniversitelerden 5 bin kişilik öğretim üyesi, yazarımız, editörümüz, televizyon yapımcımız ve danışmanımız olarak Anadolu Üniversitesi ailesi içerisinde görev yapıyor olacak. Bu Türkiye’nin en büyük eğitim organizasyonudur."
 
ENGELLİ İLKER ENGEL TANIMADI
 
Konuşmaların ardından uzaktan eğitim sistemi veren AÖF’ün bölümlerini birincilikle bitiren ve dereceye girenlere çeşitli hediyeler verildi. Anadolu Üniversitesi AÖF İşletme Bölümü birincisi 27 yaşındaki ortopedik engelli İlker İstanbullu, törene tekerlekli sandalye ile katıldı. İstanbullu, hediyesini almak için sahneye 4-5 kişinin tekerlekli sandalyesini merdivenlerin üzerinden havaya kaldırmasıyla çıktı. İktisat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Rıdvan Karluk ile İşletme Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Melih Erdoğan İlker İstanbullu’ya hediyesini verdi.
 
Türkiye’de engelli olmanın zor olduğunu ve engelli öğrenim görmenin ise hepsinden zor olduğunu söyleyen İlker İstanbullu, "Birinci olmayı beklemiyordum. Engelliler için Türkiye’de öğrenim görmek zor tabii ki. İmkanlar kısıtlı. Hemen hemen yok gibi bir şey. Anadolu Üniversitesi bu konuda öncü bir eğitim kurumu. Bu sayede zaten üniversiteyi bitirdik. Engelli insanlar engelleriyle birlikte eğitimini devam ettiremiyorlar. Ya okuyamıyorlar ya hiç okula başlamıyorlar. Üniversiteyi bırakın engelli olup daha ilkokula gidememiş arkadaşlarımız var. Engelli insanlar imkanları dahilinde zorluklardan yılmasınlar. Hangi fırsatı yakalayabilirlerse onu değerlendirsinler" diye konuştu.
 
57 YAŞINDAKİ BİRİNCİ
 
AÖF İşletme Yönetimi Ön lisans Programı birincisi 57 yaşındaki Gül Kaya da hediyesini Prof.Dr. Rıdvan Karluk ile Prof.Dr.Melih Erdoğan’dan aldı.
 
Daha önce Anadolu Üniversitesi AÖF Bankacılık ve Sigortacılık ile İktisat bölümlerini bitirdiğini belirten Gül Kaya, "Öğrenimim devam edecek. Bundan sonra da Hukuk Fakültesi’ni okumak istiyorum" dedi.
 
Celalettin Kaya da eşinin başarısının kendisini mutlu ettiğini belirterek, "Benim okumam için annem saçını süpürge etmiş. Bende eşimin okuması için sakalımı süpürge etmeye hazırım" diye konuştu.

Monday, June 18, 2012

KPSS'ye başvurular başladı

Ortaöğretim ve ön lisans düzeyinde yapılacak 2012 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) başvuruları başladı. Başvurular, 4 Temmuz 2012 tarihine kadar yapılabilecek.

2012 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) başvuruları başladı.
2012-KPSS, ortaöğretim ve ön lisans düzeyinde 23 Eylül 2012 Pazar günü, sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki oturumda yapılacak.
Başvurular 4 Temmuz 2012 tarihine kadar yapılabilecek.
Sınava ortaöğretim ve ön lisans mezunlarıyla mezun olabilecek durumda olan adaylar girebilecek.
Başvurular başvuru merkezlerince yürütülecek. Ortaöğretim kurumu müdürlükleri ve ÖSYM sınav merkezi yöneticilikleri KPSS'de başvuru merkezi olarak görev yapacak.
Sınava katılmak isteyen adaylar, kılavuz ile aday başvuru formuna, başvuru süresi içinde ÖSYM'nin ''http://www.osym.gov.tr'' internet adresinden ulaşacak. Kılavuzun dağıtımı ve satışı yapılmayacak.
Kılavuzda, başvuru, sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer alacak. Sınava başvuracak adayların bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekiyor.

Sunday, June 17, 2012

Ders saatleri ve okul süresi artıyor

Milli Eğitim Bakanlığı 180 iş günü olan eğitim süresini de değiştirmek için çalışma başlattı. Çalışmaya göre bir yıllık eğitim süresi yeniden belirlenecek. Bir yıllık eğitim süresi 190-220 gün arasında olacak.

Dershanelerle ilgili yapılması planlanan düzenleme
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer Türkiye’nin en az eğitim süresi uygulayan ülke durumunda olduğunu tespit ettiklerini ve bu tespitin ardından MEB’in yıllık 180 gün yani 36 hafta olan eğitim süresini diğer ülkelerdeki 190-220 gün seviyesine çekmek için çalışma başlattığını açıkladı.
Dinçer’in anlatımına göre Bakanlık 43 gelişmiş ülkeyi incelemeye aldı ve İlkokul 1’den 8. sınıf sonuna kadar yıllık 720 saat ders süresinde de sınıflara göre düzenleme yapılacak. Bu düzenlemelerin önümüzdeki hafta içerisinde açıklanması bekleniyor.
Vatan gazetesinin haberine göre Bakanlığın yeni ders süreleri çalışmasındaki tespitler şöyle:

1 YIL AZ EĞİTİM ALIYORLAR: Milli Eğitim Bakanlığı 1 yılda 180 iş gün eğitim yapıyor yani 36 hafta eğitim süresi var. Dünyanın önde gelen ülkelerinde ise en az eğitim iş günü sayısı Türkiye’de.
Gelişmiş ülkelerde 190 gün, 200 gün hatta 220 gün eğitim yapılıyor. Eğitim süresinin farklı olması toplumları farklılaştırıyor. Türkiye her yıl 720 saat ders veriyor. 8 yıllık eğitimde 8 yılda 5.760 saat ders veriliyor. Aralarında Finlandiya, Singapur, İsveç, İngilitere, ABD, Kanada gibi ülkelerin bulunduğu eğitimde gelişmiş 43 ülkenin analizine göre eğitim saati 43 ülke ortalaması ele alındığında 6.434 saat.
Türk öğrencileri 8 yıl içerisinde 674 saat daha eksik ders alıyor. Yıllık 720 saat ders verildiği düşünüldüğünde 674 saatin anlamı daha da artıyor ve Türk öğrencilerinin 8 yılda diğer ülkelere göre 1 yıl daha az eğitim aldığı ortaya çıkıyor.
Dünya Bankası raporunda Macaristan ile Türkiye arasında Türkiye’deki çocukların 1 yıl geride olduğu tespiti düşünüldüğünde bu tespitin nereden kaynaklandığı da ortaya çıkıyor.

HER SINIFA AYRI DERS SAATİ: Türkiye’de okuyan öğrenciler ilkokul 1. sınıfta da, 8. sınıfta da yıllık 720 saat ders alıyor. Ancak gelişmiş ülke analizlerine göre 1. sınıfa başlayan öğrenciler ortalama 540-680 saat ders alıyor.
İlkokul 1. sınıfta 720 saat ders veren başka ülke yok. Türk öğrencilerine 1. sınıftan itibaren yükleniliyor. Öğrenciler ders yoğunluğu nedeniyle ilk sınıftan itibaren okulu sevmek yerine iş yükü altında eziliyor. Okuldan kaçma yollarını arıyor.
Gelişmiş ülkelerde 8. sınıfta 900-1.014 saat arasında eğitim veriliyor. 1. sınıftan 8. sınıfa kadar farklı ders saatleri var. Dünyadaki diğer ülkeler oyun ile eğitime başlıyor ve eğlenerek okulu sevdiriyor. Türkiye de benzeri bir sisteme geçmelidir.

‘BAŞARILI DEĞİLİZ’
“200 saat daha fazla Türkçe öğretmeye çalışıyoruz ama başka ülkeler kadar başarılı değiliz. Demek ki bir sorun var. 198 saat daha az Matematik veriyoruz. 115 saat daha az Fen veriyoruz 151 saat Sosyal bilgiler, 169 saat daha az Din Kültürü dersi veriyoruz.
215 saat daha az Beden Eğitimi veriyoruz. Ben size soruyorum PİSA((Programme for International Student Assessment-Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı)’da Matematik ve Fen derslerinde Kanada ve Finlandiya gibi ülkelerde 2 yıl geride olduğumuz belirtiliyor.
Bunun nedenini şimdi görebiliyoruz. Sistem olarak ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Uygulama stratejilerinde de ciddi sıkıntılar var. Tedbirler alınmamış. Bu mevcut statü korunmamalı, değiştirmemiz gereken unsurlar var.”

'Yabancı dil’de sistem değişiyor

Yeni sisteme göre, yabancı dil eğitimi 4. sınıftan değil 2. sınıftan itibaren verilecek. Ağır gramer bilgileri, pratiğe dönük olarak hafifletilecek. Liseye girişte seviye sınavı yapılıp, öğrenciler kurlara ayrılacak.

Öğretmenlere ”4 4 4” eğitimi verilecek
Öğrencilere verilen yabancı dil eğitiminde kalitenin bir türlü yakalanamaması Milli Eğitim Bakanlığı'nı (MEB) harekete geçirdi.
BUgün'ün haberine göre, Bakanlık 12 yıllık kademeli ve zorunlu yeni eğitim sistemiyle birlikte yabancı dil eğitiminde de yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Bu kapsamda çocukların özellikle öğrenmenin yanı sıra telaffuzda yaşadıkları sıkıntıların önüne geçmek için 4. sınıftan itibaren verilen yabancı dil eğitimi yeni sistemle birlikte 2. sınıftan itibaren verilmeye başlanacak.
Bakanlık ayrıca yabancı dil derslerinde öğretilen gramerlere de neşter vuruyor. Bugüne kadar öğrencilere çok ağır yabancı dil gramerlerinin öğretildiğini ifade eden Bakanlık yetkilileri, gramerlerin öğrencilerin kendini ifade etme ve anlama yeteneklerini geliştirecekleri şekilde düzenleneceğini açıkladı.
EĞİTİM KURLARA BÖLÜNECEKLise dönemindeki yabancı dil eğitimine ise "kur" sistemi damgasını vuracak. Bu çerçevede lise eğitimine başlayan öğrencilerin seviyelerinin belirlenmesi için bir sınav yapılacak. Sınav sonuçlarına göre öğrenciler beginner (başlangıç), elementary (basit), pre-intermediate (orta) ve intermediate (üst) gibi seviyelere göre oluşturulacak olan sınıflarda eğitim görecekler.
16 SAAT EK DERS VERİLECEKYeni yabancı dil eğitiminde yoğunlaştırılmış yabancı dil sınıflarının önemli bir yer tutacağı da öğrenildi. Buna göre 5. sınıftan itibaren Türkçe, matematik, fen ve sosyal bilgiler ile din kültürü ve ahlak bilgisi gibi zorunlu derslerin dışındaki haftalık ders çizelgesinde geriye kalan sürede öğrencilerin İngilizce, Almanca veya Fransızca gibi seçecekleri bir yabancı dilde eğitim almaları için yoğunlaştırılmış dil sınıfları oluşturulabilecek. Öğrencilere seçtikleri yabancı dilde 16 saat fazladan ek ders verilecek.

Konsantrasyon güçlüğü çeken gençlere B12 uyarısı

B12 eksikliği, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık,bellek bozukluğu gibi şikayetlerle ortaya çıkıyor.

Ufuk Üniversitesi’nde bilişsel  bozuklukların tespite yönelik yapılan araştırma, gençlerdeki konsantrasyon  güçlüğü, unutkanlık, halsizlik gibi şikayetlerin B12 vitamini eksikliğinden  kaynaklandığını ortaya koydu.
Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi  Prof. Dr. Selda Demirtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bilinçsiz diyetler,  posalı ve sebze ağırlıklı beslenme tarzı ve bazı hastalıklardan korunmak için kırmızı et ve süt ürünlerinin az tüketilmesinin, B12’den fakir beslenmeye yol  açtığını belirtti.
 
B12 vitaminin, vücuttaki hücrelerin yenilenmesi ve enerji  metabolizmasıyla ilgili reaksiyonlarda ”olmazsa olmaz” bir önem taşıdığını  anlatan Demirtaş, B12’nin özellikle yaşlılarda hafıza problemlerinde  kullanıldığını ifade etti.
         
Sinsice artıyor
Eskiden ”yaşlılık hastalığı” bilinen demans ve alzheimerdan korunmak  için B12’in diğer B vitaminleriyle verildiğini anlatan Demirtaş, ”Böylece  yaşlılar, nörolojik ve bilişsel bozukluklardan korunmaya çalışılıyordu” dedi.
 
Genç ve orta yaş grubundakilere bu tür bir korunmanın sağlanmadığını  belirten Demirtaş, ”Unutkanlık yaşlılık şikayeti görüldüğü için gençler  açısından, böyle bir uyarıya gerek duyulmadı ve araştırmalar hep ileri yaş  grupları dikkate alınarak yapıldı” diye konuştu.
 
Demirtaş, gençler arasında özellikle konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık,  bellek bozukluğu gibi bilişsel yakınmalar ve halsizlik, uyuma isteği gibi genel yakınmaların giderek arttığına işaret ederek, şunları kaydetti:
 
”Psikoloji ana bilim dalıyla birlikte öğrencilerimize ve akademik  personele bilişsel bozuklukları değerlendirdirme testi uygulanarak, bu tür  şikayetleri olan kişilerin kandaki vitamin 12 düzeylerini eş zamanlı  karşılaştırdık. Yapılan değerlendirmeler sonucunda gençlerde B12 eksikliğinin çok  çarpıcı düzeylerde olduğunu gördük. Gençler arasında çok sesiz bir şekilde B12  eksikliği artıyor ve bu durum gençlerin bilişsel durumlarını tehdit ediyor. B12  eksikliğine bağlı konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, bellek bozukluğu gibi  şikayetler ortaya çıkıyor”
         
Özellikle doğurganlık çağındaki kadınlar dikkat etmeli
Yapılan çalışmanın sonrasında gençlere vitamin tedavisi uyguladıklarını  anlatan Demirtaş, tedavi sonrasında bu şikayetlerin büyük oranda ortadan  kalktığını ve gençlerin akademik performanslarının da arttığını kaydetti.
 
B12 eksikliğini özellikle genç kadınların doğurgan çağda olması nedeniyle  ayrı bir öneminin olduğunu belirten Demirtaş, onlardaki bu vitamin eksikliğinin  ileride bebeklerinde doğumsal anomalilerin görülmesine neden olabileceğini  belirterek, genç kadınların daha dikkatli olmalarını istedi.
         
Hangi gıdalar tüketilmeli?
Demirtaş, insan vücudunda üretilmeyip, yalnızca hayvansal gıdalardan  alınması zorunlu olan B12 vitamininin, bulunma yoğunluğu sırasına göre; balık  çeşitleri, sığır karaciğeri, sığır eti, süt ve süt ürünleri, yengeç, istakoz gibi  su ürünleri, yumurta ve tavukta bulunduğunu söyledi.

İdeal dil öğrenme yaşı 3

Bir çocuk, üç ya da dört dil öğrenerek büyüyebiliyor. Çünkü bebek için dil öğrenmek, çevresindekilerle nasıl anlaşacağını bilmek gibi. Uzmanlar, dil öğrenmek için en ideal yaşın üç olduğunu belirtiyor.

MEB’in çalışma takvimi belirlendi
Helen Doron  Türkiye Genel Müdürü Bora Gündüzyeli, erken yabancı dil eğitiminin önemi hakkında sorularımızı yanıtladı.
 Küçük yaşta dil öğrenmek neden önemli?Küçük yaşta yabancı dil öğrenmeye başlayan çocuk, dil kavramının varlığını hissettiği için ana dilini daha iyi anlar. Tek dil bilen ve bundan dolayı dünyada sadece kendi dili ve kültürüne önem veren çocuklara göre daha geniş bir kültür anlayışına sahip olur. Yabancı dilde öğrendiği bir deyim onun kendisinden farklı olan insanlara karşı daha toleranslı olmasını sağlar. Ayrıca küçük yaşta edineceği yabancı dil, uzun dönemde uluslararası kültürleri anlamasına da katkıda bulunur.
 
Yabancı dil öğrenmek için en uygun yaş ne?Çocuğa ikinci bir dil öğretmek için en uygun zaman, birinci dilin yani ana dilin edinilmeye başlandığı zaman. İki dili duyan ve iletişim kuran bir bebek, ikisini de anlayarak büyür. Bir bebek için üç ya da dört dil öğrenerek büyümek ve onları ayırt etmek olağandışı bir durum değil. Yetişkinlerin dil öğrenimi sırasında yaşadığı birçok zorluğa rağmen çocuklar bir veya daha fazla dili üç ya da daha erken yaşta kolayca öğrenebiliyor. Bebekler ve çocuklar dahidir. Çocuğunuz okuma-yazma dönemine gelmeden önceki dört yılda günlük İngilizce ya da başka bir yabancı dili   gerçekten çok hızlı şekilde, kalıcı olarak  öğrenebilir.
 
Neden bebekler ve çocuklar yabancı dil öğrenmeli?Çocukların dil öğreniminde sıklıkla ‘pencere’den bahsedilir. Araştırmalar gösteriyor ki; altı yaşına kadar insan beyni neredeyse gelişiminin büyük bir kısmını tamamlar. Çocuğun beyni, hayatının ilk altı yılında gerçekleri ve bilgileri alır, bunları hafızasında depolar. Yani beyni, uygun bilgi sağlanarak geliştirilebilir. 
 
Geç yaşta dil öğrenmenin   dezavantajları var mı?Dil öğrenimine ne kadar geç başlanırsa, ana dili gibi konuşan birinin gramer hakimiyetine sahip olmak o kadar zorlaşır ve dil öğrenimi daha uzun süre alır. Hiçbir bilim insanının itiraz etmediği bir gerçek var: İnsanın öğrenme hızı yedi yaşından sonra sistematik olarak düşer, ergenlikten sonraysa yaşla öğrenme hızı ilişkisi artık önemsiz olur.
 
Henüz kendi dilini konuşamayan çocuğa ikinci bir dili öğretmek gerekli mi?Evet, hem de çok. İki dili duyan çocuk, bu iki dili de anlayarak büyür. Bir bebeğin 3-4 dille büyümesi ve hepsini anlaması görülmemiş bir şey değil. Araştırmalar, çocuğun duyduğu dilleri birbirinden ayırt edebileceğini gösteriyor. 
Erken yaşta değişik diller öğrenmek, çocuğun zeka kapasitesini de geliştirir.  Ayrıca çocuk gelişim uzmanları, değişik diller öğrenmenin çocuğun matematiksel ve bilimsel kabiliyetini geliştirmesinde yardımı olduğunu kanıtladı.
 
ÖMÜR BOYU UNUTULMUYOR
 
Ana dil öğrenmek; okumak ve yazmak yoluyla değil, nesneleri kavramak, ifade etmek ve konuşmak yoluyla gerçekleştirilebilir. Bu nedenle bebeklere uygulanacak yöntemde; kelime dağarcığını geliştirmeye yönelik oyunlar, şarkılar ve müzik kullanılmalı.
 
Çocukların öğrenme kabiliyeti üç aylıkken başlıyor. Yani yabancı dil için öğrenmenin başladığı o dönemde eğitim gerekiyor. Bebeklerin beynine kaydedilen kelimeler ömür boyu 
orada kalıyor.
 
ERKEN YAŞTA BAŞLAMANIN AVANTAJLARI
* Ne kadar erken yaşta başlanırsa, öğrenme o kadar kolay, kalıcı ve doğal olur. 
* Çocuk, dil öğrenmekten zevk alır.  
* Çocuk ne kadar küçükse, o dilin gramer ve telaffuzuna ana dili gibi hakim olması o kadar kolaylaşır. 
* Araştırmalar; çok dil konuşan insanların beyinlerinde, tek dil konuşan insanlardan daha fazla sinir hücresi kullanıldığını, bunun da doğal bir şekilde beyin faaliyetlerini artırdığını gösteriyor.  
* Çok küçük yaşta ikinci bir dil öğrenmek, çocuğun beynindeki duygusal bölge ve zekaya giden yolları geliştirir.

Sınav stresine 1’er dakikalık egzersiz molaları

ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu Uzman Psikolojik Danışmanlarından Sevgül Canova, yaklaşık 871 bin öğrencinin ter dökeceği LYS sınavı öncesinde sınav stresini gidermek için birtakım önerilerde bulundu.

Sınav öncesi klima çarpmasın!
Uzm. Psk. Dan. Sevgül Canova, sınav esnasında yaşanan kaygının yoğun ve şiddetli olarak hissedilmesi ve üst üste soru çözülememesi durumlarında 1 dakika ara verilerek nefes ve rahatlama egzersizleri yapılmasını tavsiye etti. Doğru nefes almanın vücudu rahatlatarak gevşemeyi sağladığını belirten Sevgül Canova, kaygı esnasında nefes alışverişinde düzensizlikler yaşandığını, sakin, derin ve yavaş nefes alınarak bu düzensizliğin giderilebileceğini söyledi.
SINAVA GERÇEKÇİ OLMAYAN ANLAMLAR YÜKLEMEK KAYGIYI ARTIRIYOR
Sınav kaygı ve endişesinin sıklıkla öğrencilerin sınava gerçekçi olmayan anlamlar yüklemesinden kaynaklandığına değinen Uzm. Psk. Dan. Sevgül Canova, şunları söyledi:
“Öğrencilerin çoğu sınavdan elde edilecek başarının başkaları gözündeki değerleri ile eşdeğer olduğunu, başkaları gözünde iyi bir insan olabilmek için başarılı olmaları gerektiğini düşünmektedir. Bu düşünceyle sınavı belirli değerleri elde etmek için aşılması gereken bir engel olarak görmeleri de kaygı yaşamalarına neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra aile ve yakın çevrenin yüksek başarı beklentisi de kaygı ve endişeyi artırıcı faktörlerdir. Aileler farkında olmadan kendi endişe ve hayallerini dolaylı olarak öğrenciye aktarırlar. Öğrenci, ailesi ve yakın çevresinin yüksek başarı beklentilerine ulaşmak için kendisine yüklenerek  performans  kaygısı yaşayabilmekte ve bunun sonucunda sınava karşı olumsuz tutumlar sergileyebilmektedir.”
KENDİNİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLAMAYIN
Öğrencilerin bazen geçmiş akademik başarısızlıklarını temel alarak gelecekteki akademik yaşamları hakkında gerçekçi olmayan çıkarımlarda bulunmasının ve öğrencinin kendisini ya da çevrenin öğrenciyi başkaları ile kıyaslama durumunun da kaygı ve endişeyi artırdığına dikkat çeken Sevgül Canova, şöyle dedi:
“Başkalarının performansı ile bireyin kendi performansını kıyaslamasının kişide kaygı yaratmak dışında herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Öğrenci kendi yapabileceklerine odaklanmayıp, eksik olan taraflarını görmeye başlayabilir. Bireysel farklılıklar esas alınarak öğrencinin kendi performansını süreç içerisinde kendini temel alarak değerlendirmesi en doğrusudur.”
İŞTE ÖNERİLER…
1•Sınavdan önce geçmişteki başarısızlıkları değil başarıları düşünmek yararlı olacaktır. “Başaramayacağım”, “Yapamayacağım” şeklindeki olumsuz düşünceleri “başaracağım” şeklindeki olumlu düşünceler ile değiştirmek kaygı düzeyini azaltmaya yardımcı olacaktır. 
2• Sınavın hemen öncesinde telaşa kapılıp bir şeyler okumaya çalışmak veya sınav günü daha önce yapılmayan etkinlikleri yapmak yerine normal yaşam ritmini korumak, yapılacak olan işleri listelemek ve belirli bir program dahilinde bunları gerçekleştirmek yararlı olacaktır. 
3• Sınavın yaklaştığı günlerde yeni konuları çalışmaya başlamak kaygıyı artırabilmektedir. Yeterli süre yoksa var olan çalışma programına devam edilmeli ve mümkün olduğu kadar yeni konulara çalışılmamalıdır. 
4• Sınav yaklaşırken hissedilen telaştan ötürü uyku ve beslenme düzeni şaşabilir. Daha fazla uyanık kalabilmek için kafeinli içecekler tüketilmeye başlanması uzun vadede problem yaratabilmektedir. Beslenme, fiziksel egzersiz ve uyku düzeninin, çalışma programının içerisinde bir bütün olarak düşünülmesi sağlıklı olanıdır. 
5• Sınava girmeden önce ilk yapılacak iş, sınav yönergesini dikkatlice okumak ve her şeyin anlaşılır olduğunu teyit etmek olmalıdır. 
6• Sınav süresi kısıtlı olduğundan bilgilerin hızlı ve doğru bir şekilde belirtilen zamanda verilmesi istenmektedir. Süre kısıtlaması yüzünden sınav esnasında baskı hissedilmesi normaldir. Baskıdan uzaklaşmak için sınav anında soruların cevaplanmasından önce soruların iyice anlaşılması, üzerinde düşünülmesi için mutlaka zaman ayırmak önemlidir.