Showing posts with label egzersiz. Show all posts
Showing posts with label egzersiz. Show all posts

Friday, July 6, 2012

Kilo vermenin altın kuralları. Dr Mehmet Öz'den tavsiyeler

Kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, kilo vermek için yapılacak ilk işin sabah kalkar kalkmaz hareket etmek olduğunu belirterek, “Sabah kahvaltısı yapmayanlar, hiçbir zaman uzun süreli ve etkili kilo veremezler. Sabahları az da olsa yenmeli” dedi.

Success: Television actress and host Sara Rue got into a bikini for the first time to show off her amazing 50lb weight loss
Levent'te bir kliniğin açılışına katılan Prof. Dr. Öz, basın mensuplarının sorularını cevapladı. Öz, perhiz yapanların ve kilosunu korumak isteyenlerin yapması gerekenlerin başında hareket etmenin geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Eğer kilo kaybetmek isteniyorsa ilk yapılacak iş, sabah kalkar kalkmaz hareket etmek. Bu hareket, çok basit esneme hareketleri bile olabilir. Böylece kalori yakımı hızlandırılır. Sabah kahvaltısı yapmayanlar, hiçbir zaman uzun süreli ve etkili kilo veremezler. Sabahları az da olsa yenmeli. Bu, yulaf ezmesi olabilir. Yoğurdun içine bal döküp yiyebilirsiniz. Yumurta çok güzel, çünkü protein miktarı çok yüksektir. Bunlardan birini seçip her sabah yiyin.”

YEMEKTE 3 SAAT SINIRI

Uzun süre aç kalınmaması ve her 3 saatte bir atıştırılması gerektiğini belirten Öz, fındık, fıstık veya sebze, meyve gibi sağlıklı ve doğal besinlerin tercih edilmesinin önemli olduğunu dile getirdi.

Öz, uyumadan 3 saat önce hiçbir şey yenmemesi gerektiğini vurgulayarak, böylece daha rahat uyunabileceğini ve kilo almaktan korunulabileceğini söyledi.
İşlenmemiş doğal besinlerin tüketilmesinin yararına işaret eden Öz, “Beyin kalori istemiyor, besin istiyor. Yediğiniz yemeklerdeki besin miktarı düşükse o zaman beyin sizi zorlayacak ve daha fazla yemek yedirtecek. Onun için besin değeri ne kadar yüksek yemekler yerseniz o kadar rahatlıkla perhiz yaparsınız” diye konuştu.



"KARBONHİDRATA DİKKAT EDİN"

ABD'de, geçen hafta sonucu açıklanan bir çalışmada, “sıfır karbonhidrat”, “orta derecede karbonhidrat” ve “yüksek karbonhidrat” olmak üzere üç büyük perhiz tipinin karşılaştırıldığını belirten Prof. Dr. Öz, buna göre en az karbonhidrat tüketenlerin en fazla kiloyu kaybettiğini, ancak uzun vadede düşük kiloda kalmak isteyenlerin orta derecede karbonhidrat tüketmeleri gerektiğini aktardı.

Öz, “Aslında proteini yüksek perhizleri, ben destekliyorum, çünkü proteini yüksekse yağ ve karbonhidratı düşük” diyerek, şöyle devam etti:
“Maalesef Türk toplumunun yediği karbonhidrat çeşitleri pek mantıklı değil. Bunların yerine yüksek lifli besinler, mesela yulaf ezmesi, tam tahıllı ekmekler, sebzeler ve meyvelerin büyük kısmı tercih edilmeli. Örneğin karpuz yaz için çok iyi bir meyve, hem suyu var, hem de vücut şişkinliğini indirir.”
Yaz tatilinde her şey dahil sistemde yemeklerin fazla kaçırılabileceğine dikkati çeken Öz, insanların tatillerinde hem her istediğini yapmak, hem de kilo almamak çabasında olduklarını söyledi.

SADECE SPOR YETMEZ

Öz, tatilde insanlara bol bol spor yapmaları önerisinde bulunarak, “Kilo kaybetmek, sadece sporla yapılamaz. Yemek miktarını da azaltmak gerekiyor. Başlangıçta perhiz daha mühim ama kilo verdikten sonra düşük kiloda kalmak için spor  yapmak daha önemli” şeklinde konuştu.
Tatilde daha önce yemediği ve tatmadığı yeni yemekleri seçtiğini, bunları daha sonra yeni usullerle hazırladığını ve böylece tat hücrelerini bu şekilde uyandırdığını anlatan Öz, herkese bunu yapmayı tavsiye etti.

Öz, baklavayı çok sevdiğini ama sağlıklı olmadığı için az tükettiğini dile getirerek, sağlıklı yeni bir çeşit yemek bulduğunda ve bu yemeği sevdiğinde onu sofrasına dahil ettiğini ifade etti.

Türk insanının “ağır yemeği” tercih ettiğini belirten Öz, “Bana bir iskender kebabı verirseniz mutluluk içinde yerim ama sonra kendimi mutlu hissetmem. Ağır yemekleri çok seviyoruz ama yemekten sonraki hissi beğenmiyoruz. Ben hep bunu düşünüyorum, siz de bunu düşünürseniz biraz daha az yersiniz” diye konuştu.
Öz, içinde sebze olan zeytinyağlı yemekler, meyve ve sebzeler yendikten sonra insanların kendilerini daha iyi hissedeceğini söyledi.


GÖBEKTEKİ YAĞ TABAKASI ERKEKLİK HORMONUNU AZALTIYOR

Prof. Dr. Öz, İngiltere ve Kuzey Amerika ülkelerinde yapılan iki araştırmaya göre, cinsel sağlığı yüksek olan toplumların ömürlerin daha uzun olduğunun ve bu insanların yaygın olarak haftada bir kez cinsel ilişkide bulunduğunun ortaya çıktığını aktararak, “Haftada 1 kereden 2'ye çıkarırsanız ortalama ömrünüz 3 yıl uzar, 2'den 4-5'e çıkarsanız büyük ihtimal daha da artar” dedi.

Bel çevresinin normal ölçülerde olmasının cinsel performansla yakından ilişkili olduğuna dikkati çeken Öz, şunları kaydetti:
“Kişinin bel çevresi ölçüsü, hiçbir zaman boy uzunluğunun yarısını geçmemeli. Bel çevresini doğru ölçmek için mezurayı kalça kemiğinin üzerine koyun ve göbek deliğinizin tam altında geçirin. Kadınlarda 80, erkeklerde ise 90 santimetreyi geçmemesi gerekiyor. Göbekteki yağ tabakası, erkeklik hormonunu azaltıyor. Beldeki yağların yan etkisi çok büyük ve cinsel sağlığı bozar. Göbekli insanların vücudunda, testosteron, yani cinsel hayatı destekleyen hormon miktarı düşüktür. Böyle olunca da cinsel sağlık yerinde olamaz.”

Tuesday, June 26, 2012

En etkili selülit tedavisi

Akupunkturla selülit tedavi edilir mi? Duş sonrası soğuk su tutup buz uygulaması yapmak selülite iyi gelir mi? Uzmanlara göre en önemli çözüm; selülitli bölgedeki kan dolaşımını artırmak!

Bar Refaeli in Allure magazine
Selülitlerden kurtulmak için verdiğiniz çabalar acaba işe yarar mı? Kimin selülitine ne iyi gelir? Memorial Hizmet Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Hande Ulusal, selülit ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı... 
1 
Doğru beslenme: Yüksek kalorili gıdalardan uzak durulmalı. Şeker, tuz, un ve yağ tüketimi minimuma indirilmeli. Çay, kahve, çikolata gibi kafeinden zengin gıdalar fazla tüketilmemeli. Sebze, meyve ve lifli gıdalar daha fazla yenmeli. Yine vücuttaki yağ miktarını artıran alkolün tüketimi de azaltılmalıdır. Sigara ise, zaten dolaşımı bozuk olan selülitli bölgenin kan akımının daha da azalmasına yol açar. 
2 Masaj: Lenf drenajının yönü boyunca aşağıdan yukarıya doğru iki elinizle yumuşak bir şekilde masaj yapın. Antiselülit kremlerinin dokulara etkisi, daha öncesinden masaj yapıldığı takdirde iki kat fazla olur. Özellikle soğuk duş ya da buz uygulaması da son zamanlarda çok konuşuluyor. Duş sonrası, selülit olan bölgelere birkaç dakikalık soğuk su ya da beş dakika ara ile birkaç dakikalık buz uygulamak; kan dolaşımını hızlandırır. 
3 
Egzersiz: Selülit olan bölgelerdeki kasların çalıştırılması, dolaşım sistemimizi harekete geçirir, böylece yağ hücrelerinin doğru beslenmesine olanak sağlar. Tedavide; tempolu yürüyüşler, bisiklete binmek ve yüzmek oldukça etkilidir. Aktiviteye en az 20 dakika devam edilmelidir. 
Bar Refaeli

KREMİ DOĞRU SEÇİN 
4 
Antiselülit kremleri:
 Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri, özellikle erken evre selülit tedavisinde faydalıdır. Bu kremleri masajla uygulamak daha etkili olur. Tedavide kullanılan selülit kremleri içeriklerindeki aktif maddelerle kan dolaşımını artırır, lenfatik dolaşımı düzenler ve cildi daha pürüzsüz hale getirir. Bu kremleri seçerken mutlaka dermatoloğunuza danışmalısınız. Çünkü dermokozmetik olmayan ürünlerin kullanımı size faydadan çok zarar verebilir. 
5 Su: Metabolizmanın hızlanması ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasında suyun önemi çok büyüktür. Bunun için günde 2 litre su içmek gerekmektedir.

TEKRAR HORTLAYABİLİR
Selülit tedavisi sonrası bilinmesi gereken en önemli husus; yaşam ve beslenme tarzı değiştirilmezse, selülitin yine tekrar edeceğidir. Tekrarı engellemek için, korunma yöntemlerine yani doğru beslenmeye, egzersiz yapmaya, bol su içmeye, masaj yapmaya ve krem kullanmaya dikkat etmek ve dermatoloğun önerdiği aralıklarla takip gerekir.
YERSİZ VAATLERE KARŞI UYANIK OLUN 
Selülitin; erken evrede yapılan tedaviler ile gerileme olasılığı yüksektir ama ilerleyen evrelerde tedavinin başarı oranı biraz daha azalmaktadır. Özellikle ileri evre hastaların, "Yüzde 100 tedavi garantisi veriyoruz" diyen merkezlere bilinçli yaklaşmaları gerekir. Tabii ki kombine tedaviler ile selülitin gerileme şansı yüksektir ama hiçbir zaman "Yüzde 100 tedavi" gibi iddialı bir söz sarf edilemez. Bu yüzden, merkezlerin hastalara başlangıçta doğru bilgiyi vermeleri çok önemlidir. 

SELÜLİTİ TEDAVİ ETME YÖNTEMLER
 Mezoterapi: 4 mm'lik özel iğneler ve bir enjektör yardımıyla cildin orta tabakasına özel solüsyonların enjekte edilmesidir. Haftada bir veya 15 günde bir uygulanacak 8-12 seansta olumlu sonuç alınabilir. 
 LPG: Cilde vakum uygulayan cihazlardır. Aspirasyon (emme) ve dönme aksiyonlarının birlikte kullanılarak deri ve deri altı dokulara negatif basınç uygulanması prensibine dayanır. 
 Akupunktur: Vücudun çeşitli kilit noktalarına iğneler yardımıyla ulaşıp su ve yağ hücrelerini harekete geçirir. 
 Ozon terapi: Yağ hücrelerini oksijen ile temizleyerek, yağların yakılmasını amaçlar. Selülitli bölgeye uygulanan buhar banyosu sayesinde oksijen alt tabakaya kadar ulaşır ve kan dolaşımını hızlandırır. 
 Lazer tedavisi: Kan dolaşımı hızlandırılır ve hareketsiz bölgeler harekete geçirilir. 
 Ultrason: Derinin altına doğru inilerek yağ hücrelerini parçalamayı sağlar. Sadece selülitli bölgelerde değil, küçük yağların tedavisinde de etkilidir. 
 Basınç tedavisi: Hava basıncı ile kan ve lenf dolaşımını harekete geçirir. 
 Lipoelektro: Çok ince ve uzun iğneler yardımıyla yapılan bu tedavide, elektro ile selülitli bölgelerdeki yağlar parçalanarak boşaltılmaya çalışılır. 
 Radyofrekans: Cilt kolajen sentezini tetiklerken, cilt altı yağ dokusunun incelmesini sağlar. Derin katmanlardaki selülit sebebi olan bantların gevşetilmesine neden olur. 
 Karboksiterapi: Karbondioksit gazı enjekte edildiği bölgede yağ hücrelerini parçalar, mikro dolaşımı ve dokuların oksijen kullanımını artırır. 
 Liposuction: 1-2 saatlik lokal anestezi ile uygulanır. Belirlenen bölgelerdeki yağlar vakumla ya da şırıngalar yardımıyla çekilir. Bölgesel zayıflama ve selülit tedavisinde kullanılır. Plastik cerrah yapmalıdır. 
 Deri altından uygulanan lazer tedavisi: Lazer ile selülitli alanda hem fibröz bantlar serbestleştirilir, hem fıtıklaşmış yağ dokuları eritilir, hem de cilt sıkılaştırılarak portakal kabuğu görünümü yok edilir. 
 Lenfatik drenaj uygulaması: Tüm bacak veya karına eşit miktarlarda değişik aralık ve değerlerle basınç uygulanması işlemidir. Etkili olabilmesi için diyetle ve diğer uygulamalarla desteklenmesi gerekir. 

Friday, June 22, 2012

Kalça bölgesini zayıflatma sırları

Sizin için seçtiğimiz bu basit hareketler sayesinde bacaklarınız ve kalça bölgeniz incelecek. Üstelik bu hareketleri hiç zorlanmadan kolayca yapabilirsiniz.

Her İki Tarafa Doğru Yükselme:
(1) Bacaklarınız birleşmiş bir şekilde sağ kalçanızın üzerindeyan bir şekilde oturun.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları

(2) Sol bacağınızı hafifçe kaldırın ama bacağınızın yere paralel olmasına dikkat edin. Bu pozisyonda birkaç saniye kalın ve sonra başlangıç pozisyonuna dönün. Egzersizi 10 sayıdan üç set tekrarlayın sonra diğer bacağa geçin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları


Kalça Twist’i:
(1) Sağ kalçanızın üzerinde dirseğinizle yerden güç alarak oturun. Sağ bacağınızı hafifçe kırın. Sol bacağınızı sağ bacağınızın önünden geçirip yere koyun. Ayak parmaklarınız dışarıyı işaret etsin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları

(2) Sağ bacağınızı hafifçe düzleştirin ve böylece ayağınız yere paralel olsun. Sonra başlangıç pozisyonuna dönün. 10 sayıdan üç set tekrarlayın ve diğer bacağa geçin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları


Bacak İtme Egzersizi:
(1) Sırtüstü yere uzanın, sol bacağınızı yere 90 derece açı oluşturacak şekilde havaya kaldırın. Ayağınızı esnek bir hale getirin ve yan tarafa doğru çevirin. Sol bacağınızda çalışırken sağ bacağınızı serbest bırakabilirsiniz.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları

(2) Bacağınızı havadayken sanki tavanı ileri doğru itiyormuş gibi itin. Egzersizi 10 sayıdan üç set olarak tekrarlayın sonra diğer bacağa geçin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları


Kalça Egzersizi:
(1) Sağ tarafınızın üzerinde uzanın. Sağ bacağınızı hafifçe kırın. Sol bacağınızı sağ bacağınızın üstüne 45 derece açı oluşturacak şekilde getirin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları

(2) Sol bacağınızı 90 derece açı oluşturacak şekilde havaya kaldırın. Birkaç saniye bekleyin ve sonra başlangıç pozisyonuna dönün. 10 sayıdan üç set egzersizi tekrarlayın sonra diğer bacağa geçin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları

Wednesday, June 20, 2012

Selülit Diyeti

Selülit günümüzde birçok bayanda görülebilmekte hatta yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsizlikle erkeklerde de oluşumu mümkün. Selülit aslında bir hastalıktır ve hormonların düzensiz salgılandığı ergenlik, hamilelik, menopoz sürecinde veya tedavi amaçlı hormon kullanıldığında oluşmaktadır. 

Selülit oluşumunda dolaşım bozukluğu en önemli etken ama kişinin düzensiz beslenmesi de bunu tetiklemekte. Bu nedenle;

1.Daha fazla su için
Selülitin yapısında toksinler, su ve yağ bulunmaktadır. Eğer gün içerisinde ihtiyacınız ölçüsünde su içmiyorsanız selülit içeriğinde bulunan toksin ve suları atamaz oluşumunu daha da artırırsınız. Günde 2-2,5 lt saf su için.

2.Sigarayı bırakın
Sigaranın birçok hastalığı tetiklediği bilinen bir gerçek ama selülit oluşumunu da artıran önemli bir etken. Dolaşım problemi, bağ dokusunda hasar, deri incelmesine neden olup selülite neden olabilmekte.

3.Somon ve avokado tüketin
Her 2 besinde dolaşım sistemi için oldukça faydalı ve dolayısıyla selülit için sıklıkla tüketilebilinir. Somon ve diğer balıklarda bulunan fosforun dokuları kuvvetlendirici bir özelliği de var. Diyetisyen Özlem Sert Aydın

4.Daha aktif olmaya çalışın
Hareketsiz bir yaşam selülit oluşumunu hızlandıracaktır; kan dolaşımı negatif etkilenmekte, toksik maddeler atılamamakta, yağ depolanması artmakta. Selülitsiz bir yaşam için hergün en az yarım saat yürüyüş yapmaya çalışın.
Exercise is just one way to sculpt the curvaceous bottom shape 

5.Fazla kilolardan kurtulun
Selültin artmasındaki önemli nedenlerden biri vücut yağ dokusunun artmasıdır, yağ dokusunun artması hormonları da negatif etkilemekte. Sağlıklı beslenme alışkanlığı edinerek kilolarınızdan ve selülitlerden kurtulun.

6.Lesitinden zengin beslenin
Lesitinden zengin besinler özellikle yumurta, elma, ıspanak ve soya dolaşım sistemini hızlandırıcı dolayısıyla selülit oluşumu önleyici özelliğe sahip.
Light fantastic: Women exposed to infrared light while exercising had a reduced loss of bone mass, a recent study found 

7.Lifli beslenmeye özen gösterin
Selülit oluşumunu önlemek ve diğer hastalıklardan da korunmak için besinlerle birlikte ortalama 25-30 gram posa almak gerekir. Sebzeler, meyveler, kurubaklagiller, tahıllar, kuruyemişler posadan zengin besinlerdir.

8.Kolajen ve elastin sentezini hızlandırın
Kolajen ve elastin cilt yapısı için yine önemli maddeler, bu nedenle kaliteli protein alımı kolajen ve elastin sentezini hızlandırır. Hindi, tavuk göğsü, az yağlı süt ve süt ürünleri beslenme programımızda yer almalı.

9.Sağlıksız besinlerden uzak durun
Yanlış bir beslenme tarzı olan fast-food tarzı besinler, alkol, asitli içecekler, tuzlu, tatlı ve yağlı yiyecekler, hamur işleri mümkün olduğu kadar azaltılmalı.

Diyetisyen Özlem Sert Aydın

Sunday, June 17, 2012

Sınav stresine 1’er dakikalık egzersiz molaları

ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu Uzman Psikolojik Danışmanlarından Sevgül Canova, yaklaşık 871 bin öğrencinin ter dökeceği LYS sınavı öncesinde sınav stresini gidermek için birtakım önerilerde bulundu.

Sınav öncesi klima çarpmasın!
Uzm. Psk. Dan. Sevgül Canova, sınav esnasında yaşanan kaygının yoğun ve şiddetli olarak hissedilmesi ve üst üste soru çözülememesi durumlarında 1 dakika ara verilerek nefes ve rahatlama egzersizleri yapılmasını tavsiye etti. Doğru nefes almanın vücudu rahatlatarak gevşemeyi sağladığını belirten Sevgül Canova, kaygı esnasında nefes alışverişinde düzensizlikler yaşandığını, sakin, derin ve yavaş nefes alınarak bu düzensizliğin giderilebileceğini söyledi.
SINAVA GERÇEKÇİ OLMAYAN ANLAMLAR YÜKLEMEK KAYGIYI ARTIRIYOR
Sınav kaygı ve endişesinin sıklıkla öğrencilerin sınava gerçekçi olmayan anlamlar yüklemesinden kaynaklandığına değinen Uzm. Psk. Dan. Sevgül Canova, şunları söyledi:
“Öğrencilerin çoğu sınavdan elde edilecek başarının başkaları gözündeki değerleri ile eşdeğer olduğunu, başkaları gözünde iyi bir insan olabilmek için başarılı olmaları gerektiğini düşünmektedir. Bu düşünceyle sınavı belirli değerleri elde etmek için aşılması gereken bir engel olarak görmeleri de kaygı yaşamalarına neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra aile ve yakın çevrenin yüksek başarı beklentisi de kaygı ve endişeyi artırıcı faktörlerdir. Aileler farkında olmadan kendi endişe ve hayallerini dolaylı olarak öğrenciye aktarırlar. Öğrenci, ailesi ve yakın çevresinin yüksek başarı beklentilerine ulaşmak için kendisine yüklenerek  performans  kaygısı yaşayabilmekte ve bunun sonucunda sınava karşı olumsuz tutumlar sergileyebilmektedir.”
KENDİNİZİ BAŞKALARIYLA KIYASLAMAYIN
Öğrencilerin bazen geçmiş akademik başarısızlıklarını temel alarak gelecekteki akademik yaşamları hakkında gerçekçi olmayan çıkarımlarda bulunmasının ve öğrencinin kendisini ya da çevrenin öğrenciyi başkaları ile kıyaslama durumunun da kaygı ve endişeyi artırdığına dikkat çeken Sevgül Canova, şöyle dedi:
“Başkalarının performansı ile bireyin kendi performansını kıyaslamasının kişide kaygı yaratmak dışında herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Öğrenci kendi yapabileceklerine odaklanmayıp, eksik olan taraflarını görmeye başlayabilir. Bireysel farklılıklar esas alınarak öğrencinin kendi performansını süreç içerisinde kendini temel alarak değerlendirmesi en doğrusudur.”
İŞTE ÖNERİLER…
1•Sınavdan önce geçmişteki başarısızlıkları değil başarıları düşünmek yararlı olacaktır. “Başaramayacağım”, “Yapamayacağım” şeklindeki olumsuz düşünceleri “başaracağım” şeklindeki olumlu düşünceler ile değiştirmek kaygı düzeyini azaltmaya yardımcı olacaktır. 
2• Sınavın hemen öncesinde telaşa kapılıp bir şeyler okumaya çalışmak veya sınav günü daha önce yapılmayan etkinlikleri yapmak yerine normal yaşam ritmini korumak, yapılacak olan işleri listelemek ve belirli bir program dahilinde bunları gerçekleştirmek yararlı olacaktır. 
3• Sınavın yaklaştığı günlerde yeni konuları çalışmaya başlamak kaygıyı artırabilmektedir. Yeterli süre yoksa var olan çalışma programına devam edilmeli ve mümkün olduğu kadar yeni konulara çalışılmamalıdır. 
4• Sınav yaklaşırken hissedilen telaştan ötürü uyku ve beslenme düzeni şaşabilir. Daha fazla uyanık kalabilmek için kafeinli içecekler tüketilmeye başlanması uzun vadede problem yaratabilmektedir. Beslenme, fiziksel egzersiz ve uyku düzeninin, çalışma programının içerisinde bir bütün olarak düşünülmesi sağlıklı olanıdır. 
5• Sınava girmeden önce ilk yapılacak iş, sınav yönergesini dikkatlice okumak ve her şeyin anlaşılır olduğunu teyit etmek olmalıdır. 
6• Sınav süresi kısıtlı olduğundan bilgilerin hızlı ve doğru bir şekilde belirtilen zamanda verilmesi istenmektedir. Süre kısıtlaması yüzünden sınav esnasında baskı hissedilmesi normaldir. Baskıdan uzaklaşmak için sınav anında soruların cevaplanmasından önce soruların iyice anlaşılması, üzerinde düşünülmesi için mutlaka zaman ayırmak önemlidir.

Friday, June 15, 2012

Kadınların ortak derdi selülit.

Östrojen ve bağ dokusu nedeniyle her kadını tehdit ediyor ama uzmanlara göre selülite, yüzdeki kırışıklıklar gibi kaçınılmaz ama geciktirilebilir ve geriletilebilir bir süreç olarak yaklaşılmalı.

Ice cold: Cryotherapy
Kadınlık hormonu östrojen ve kadınların bağ dokusu diziliminin erkeklerden farklı oluşu, onları selülite yatkın hale getiriyor. İşin kötüsü bu durumdan kaçınmak hemen hemen imkansız.
Dermatolog Dr. Öykü Maraşoğlu, “Kadınların cilt altı yağ dokusu erkeklerinkinden farklıdır. Bu bağlar; östrojen hormonu, genetik yapı, yaş, beslenme, hareketsizlik gibi birçok sebepten ötürü kısalır ve yağ dokusunun yapısı bozulmaya başlar. Bunun son evrelerinde ise selülit gözle görünür duruma gelir” diyor.
“Her kadında az ya da çok selülit yoktur, selülit olma potansiyeli vardır” diyen Maraşoğlu, uygun genetik yapı, mükemmel beslenme ve egzersizle selülitsiz kadın olabileceği gibi, selüliti olan profesyonel sporcuların da bulunduğunu söylüyor. Maraşoğlu’na göre, selülit iyice belirmeden yaşam biçimi ve önleyici tedaviler sayesinde hem sağlık hem de estetik görünüm açısından memnuniyet verici sonuçlar alınabilir.
TEDAVİSİ VAR AMA TEKRAR EDİYORMaraşoğlu’nun verdiği bilgiye göre, selülit tedaviyle gideriliyor ancak yapısal bir sorun olduğu ve bu yapıyı değiştirmenin de imkanı olmadığı için tedavinin her sene tekrarlanması gerekiyor. Maraşoğlu, tedavi seçenekleri hakkında ise şunları söylüyor:
“Bizler kilosu normal ya da birkaç kilo fazlası olanlara elektrotlarla kasları çalıştıran Slim Up’ı öneriyoruz. Adale baş ve sonlarına bağlanarak kasları hareket ettiren yöntemler selüliti azaltır. Bu sayede karın ve bacak kasları sıkılaşır, yağ dokusu azalır, incelme sağlanır. Ayrıca cihazın verdiği kızılötesi ışınlar sayesinde metabolizma hızlandırılır, karın, kalça ve bacaklardaki lokalize yağlar azaltılarak kaslar sıkılaştırılır. Biraz kilo fazlasıyla birlikte sıkılaşma ihtiyacı olanlara ise lenfatik dolaşımı artıran ve aynı zamanda inceltici etkileri olan refleksolojif yöntemler endermolab ve velayı uyguluyoruz. Bu yöntemler ise deri altındaki düzensizlikleri, selülit görüntüsünü önemli derecede azaltan ve derinin daha iyi kanlanmasına yardımcı olan sistemlerdir. Bilimsel çalışmalarda bu uygulamalardan sonra vücutta;
•Lipolizin (yağ yakımının) yüzde 70,
•Mikro kan dolaşımının yüzde 400,
•Lenfatik dolaşımın ise yüzde 300 arttığı kanıtlanmıştır. Bu etkiler sonucu uygulandığı bölgedeki lokal yağlanmalar azalır, gevşemiş dokular sıkılaşır, selülitli görünüm azalır, vücut yeniden şekillenir, toksinlerin vücuttan atılımı hızlanır ve cilt elastikiyeti artar. Bu tedaviyi almak isteyenlerin mutlaka cihazın FDA onayı olup olmadığına bakmalarını öneriyoruz.”
EGZERSİZ YÖNTEMİ DE ÖNEMLİSelülit kadınlık hormonlarından gelen bir miras ancak Maraşoğlu’na göre, erkeklik hormonu testosteronu artıracak biçimde ağırlık egzersizleri yapmak selülitin azalmasında çok etkili. Kas kütlesini önemli oranda artırmak için yürüme, koşma gibi egzersizler yerine, ağırlık egzersizleri öneriliyor.

Thursday, June 14, 2012

Günde 20 dakika zayıflamaya yetiyor!

Uzun süren egzersiz programları için vaktiniz yoksa günde 20 dakika ile formda kalmak da mümkün!

Demir yüksekliği: son zamanlarda spor salonunda bulking oldu gibi Jennifer görünüyor
Bazı ünlü isimler günde en az 2 saat spor yaptığını söylese de örneğin Jennifer Aniston 22 dakikalık kardiyo seansının yeterli olduğunu dile getirmektedir. Süper model Helena Christensen de günde 20 dakikalık kardiyo egzersizlerinin formda kalmasını sağladığını belirtiyor.
Bilim adamları da 40 dakikalık yavaş egzersiz seansı yerin 20 dakikalık yoğun kardiyo egzersizlerinin daha faydalı olduğunu onaylıyor.

Dikkat edilmesi gereken nokta ise 20 dakikanın oldukça yoğun geçmesi, terleyecek kadar hareketli ve hızlı nefes almaya neden olacak egzersizlerin yapılmasıdır. Bu yoğun egzersize başlarken aceleci olmamak gerekmektedir. Direk şınav veya mekik ile başlarsanız vücudunuzu sakatlayabilirsiniz. Asla ısınma evresini atlamayın.

Bir haftada 5 gün koşma, yürüyüş ve bisiklete binme gibi yorucu egzersizleri içerek 20 dakikalık seanslar formda kalmanıza yetecektir.

Açık havada spor ağrı eşiğini yükseltiyor

Sağlıklı ve zinde bir yaşam için spor alışkanlığı çok önemli. Bu yüzden spor yapmak, kendi sağlığının yanında yetiştirdiği çocuklara örnek olmak için de her babanın vazgeçilmezi olmalı.

İki alır: Reese koşu ortağı onun spor rüyalar gerçek olur
nadolu Sağlık Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanları Prof. Dr. Semih Akı ve Dr. Elçin Aykutoğlu, ısınmadan, soğuma egzersizlerine, hatta zemin konusuna kadar spor ile ilgili uyarılar da bulunuyor.

Spor herkes için gerekli ve sağlıklı yaşamın en önemli şartlarından biri. Tavsiye edilen sporlar cinsiyete göre farklılık gösterebiliyor. Örneğin genç ve orta yaşlı, daha önce spor yapmamış kişilerin egzersize; düşük tekrar, süre ve şiddet ile başlayıp yavaş yavaş artırmaları öneriliyor. 

Anadolu Sağlık Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanları Prof.Dr. Semih Akı ve Dr. Elçin Aykutoğlu, spor yaparken dikkat edilmesi gereken noktaların altını çiziyor.

Prof.Dr. Semih Akı, yapılan spora, zemin ve hava koşullarına uygun ayakkabı ile kıyafet seçiminin sakatlık riskini azaltacağını dile getiriyor. “Çalışan erkeklerin basketbol, futbol, voleybol gibi takım sporlarını hem bir sosyal aktivite hem de spor amaçlı tercih ettiklerini biliyoruz. Ancak düzensiz yapılan bu tip spor aktivitelerinde sakatlık riski daha fazla” diyen Prof. Dr. Akı, bu tip takım sporlarının öncesinde ve sonrasında ısınma ve soğuma egzersizlerinin yapılması gerektiğini ifade ediyor. Uygun zemin seçiminin sakatlık riskini de azaltacağını hatırlatan Akı, futbol için toprak veya çim gibi doğal zeminleri, basketbolve voleybol için ise parke zeminleri öneriyor.

Prof. Dr. Akı, tenis ve golf gibi sporların tercih edilmesinin, solunum, dolaşım ve kas iskelet sistemlerini olumlu etkilemesinin yanı sıra sosyal ilişkileri de geliştirdiğini belirtiyor.

AÇIK HAVADA SPOR AĞRI EŞİĞİNİ YÜKSELTİYOR

Açık havada yapılan sportif aktivitelerin ağrı eşiğini yükselttiği ve stres kontrolünde olumlu etkileri olduğu da belirten Akı, antrenmansız ve doğru teknik kullanılmadan yapılan sporlarda kas iskelet sistemi sakatlıklarına sıklıkla rastlandığının altını çiziyor. 

Karşılaşmaların yapıldığı ortamda sakatlıklara erken müdahale için buz veya soğutucu sprey bulundurulmasının da gerektiğini vurgulayan Akı, kaza anında soğutucu uygulanmasının sağlık merkezine gidene kadar yapılacak en basit ve etkili uygulama olduğunu belirtiyor.

SPOR BİRÇOK HASTALIKTA TEDAVİNİN BİR PARÇASI

Dr. Elçin Aykutoğlu, kalp hastalıkları, kronik obstrüktif akciğer hastalıkları, obezite, diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, depresyon, bel, boyun ağrıları ve osteoporoz gibi hastalıkların tedavisinde spor ve egzersizin, tedavinin bir parçası olduğunu hatırlatıyor. Sporun, kan basıncı ve şekerinin düzenlenmesi, kan yağları ve kolesterol seviyesinin düzenlenmesi, kemik tendon ve kas dayanıklılığının artmasında rol oynadığını belirten Dr. Aykutoğlu, “spor, dokulara oksijen ulaşmasını sağlar ve dokuların oksijen kullanımını düzenleyerek oksijen kullanım kapasitesini maksimuma çıkartır” diyor.

EGZERSİZ PROGRAMI UZMANLAR TARAFINDAN OLUŞTURULMALI

Dr. Aykutoğlu, kronik hastalığı olan kişilerde egzersiz programlanırken kişinin yaşı, fonksiyonel durumu, kardiyovasküler, respiratuvar fonksiyonu, nörolojik kontrol ve kapasitesinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini özellikle vurguluyor.
Birden çok kronik rahatsızlığı olan kişilerde egzersiz programının uzmanlar tarafından oluşturulması gerektiğini belirten Aykutoğlu, “Yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi aerobik egzersizler sıklıkla önerilen aktivitelerdir. Verilen egzersizler kuvvet, dayanıklılık, esneklik ve mobilite, gevşeme ve koordinasyonu geliştirmeye yönelik olmalıdır” diyor.

Friday, May 25, 2012

Gebelikte egzersiz.

Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, anne adaylarını gebelik döneminde yapacakları egzersizler konusunda uyarıyor.

Yoga is a popular exercise among pregnant women (posed by a model)
Gebelik bir kadın için en büyük değişimlerin yaşandığı dönem.  Ruhsal olduğu kadar fiziksel değişimler de gebelik boyunca anne adayının yaşamını etkiliyor. Büyüyen ve gelişen bebekle beraber alınan kilolar, bel ve basen eklemlerinde gevşemeye, karın kaslarında yumuşamaya neden oluyor. Bu yumuşama ile birlikte büyüyen bebeğin basıncı, ağırlık merkezini öne doğru çekerek bel çukurunu artırıyor. Belin aşağıya doğru çekilmesi, duruşun bozulması, bel kıkırdaklarındaki yumuşama ve ayrılma gibi nedenler ağrıya zemin hazırlıyor. 
Bel ağrısının pelvik ağrı ile anne adaylarının yüzde 70’inde görüldüğünü ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı,  gebelik boyunca karşılaşılan kas ve iskelet sistemi değişikliklerini şöyle anlatıyor:
“Gebelikte bacak krampları çok sık görülür. Yeterli miktarda sıvı alınmamasına bağlı olarak kas ve eklem ağrıları da ortaya çıkabilir. Kol ve bacaklarda sinir sıkışmaları, uyuşma, elin kas ve tendon yapışma yerlerinde zorlanmaya bağlı ağrılar birçok anne adayının ortak derdi.  Nadir de olsa,  gebeliğin son aylarında kalça başı kemiğinde kemik erimesine de rastlanılabiliyor. Ayrıca kalça başı kemiğinde kanlanma eksikliğine bağlı yumuşama da ortaya çıkabiliyor.”
 
Egzersiz doğumu kolaylaştırıyor 
Aerobik egzersizlerinin kan basıncını düşürdüğünü, dolaşımı düzenlediğini ve varis ile pıhtı oluşumunu önlediğini belirten Prof. Dr. Semih Akı, egzersizlerin  bacak kramplarını ve bacak şişliklerini azalttığını, hatta kabızlığın bile önüne geçtiğini  söylüyor.  Prof. Dr. Semih Akı, aerobik egzersizlerin bir taraftan da anne adayının kendine olan güvenini  artırdığını ve psikolojisini düzenleyerek doğumu kolaylaştırdığını ifade ediyor.
 
Tüm bunların yanında, gebelik sırasında yapılan spor aktivitelerinin mutlaka hekim kontrolü altında yapılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Semih Akı,  “Koşma yapılacaksa koşulan zemin ve hava sıcaklığı dikkate alınmalı. Bisiklete binilecekse, düşme riski açısından stabil bisikletler tercih edilmeli. Yüzme ve su içi egzersizlerinde ise suyun sıcaklığının 30-35 derece arasında olmasına dikkat edilmeli” diyor. 
 
Prof. Dr. Semih Akı,  vajinal kanama, uzun süreli kas eklem ağrısı, nefes darlığı halsizlik, hızlı ya da düzensiz kalp hızı ve ritmi, yürüme güçlüğü, baş ağrısı, göğüs ağrısı, kas güçsüzlüğü, erken doğum riski,  çocuk hareketlerinde azalma söz konusu olduğunda ise egzersizi sonlandırmak gerektiğini vurguluyor. 
 
Dikkat edilmesi gerekenler
Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, gebelikte hareket anlamında dikkat edilmesi gerenleri şöyle sıralıyor:
 
1•En uygun aerobik egzersizler, yüzme, yürüyüş, kondisyon bisikleti olarak sıralanabilir,
2• Otururken, yatarken dizler ve kalçalar aşırı bükük olmamalı,
3• İstirahat ederken ayaklar bir destekle kalça düzeyinden yüksek olmalı,
4• Öne eğilmemeli, çömelerek iş yapmalı, uzun süre aynı pozisyonda kalmamalı,
5• Gebeliğin özellikle son döneminde, kesinlikle sırtüstü yatılmamalı,
6• Belden ani hareketler ve dönüşler yapılmamalı,
7• İki bacak birden yukarı çekilerek kaldırılmamalı,
8• Sıçrama, atlama, yükseğe uzanma, ağır kaldırma yapılmamalı,
9• Verilen egzersizler, ilk 15 gün için her hareketi 2-3 defa ve 5-10 dakikalık süreyle, sonraları ise gün be gün artırarak günde 15-20 dakikaya kadar olmak üzere yapılmalı,
10• Fiziki bir sorun yoksa egzersizler 36. haftaya kadar devam ettirilmeli,
11• Herhangi bir ağrı oluştuğunda hemen egzersiz bırakılmalı. 

Saturday, May 19, 2012

Şok diyet yaparak asla zayıflamayın.

Yaz yaklaşırken herkesi diyet telaşı sardı. Fazla kilolarından kurtulmak isteyenler; kısa zamanda hızlı kilo verdiren şok diyetlerle zayıflamaya çalışıyor ama diyete sezonluk bir olay gibi bakmak çok yanlış!

Keeping trim: The new Atkins diet encourages exercise
Diyet yapmak sanıldığı gibi yasaklar listesi anlamına gelmiyor. Günlük yediğimiz ve içtiğimiz bütün besinler bizim diyetimizi oluşturuyor. Hızlı bir şekilde kilo vermeyi vaat eden diyetler ise, insan sağlığını tehlikeye sokuyor. Acıbadem Fulya Hastanesi'nden Uzman Diyetisyen Müge Özyurt Şafak, diyet yapanların dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

KALBİ YORUYOR Hızlı kilo verebilmek için kişiye özel olmayan, tek tip besin grubunu içeren yanlış diyet uygulamaları yapılabiliyor. Hızlı kilo verdiren diyetlerde; yağ kütlesinden az, kas ve su miktarından ise çok kayıplar olduğu görülüyor. Bunun yanında hızlı kilo kaybı sağlayan diyetler uzun süre uygulandığında, vücutta su ile birlikte sodyum, potasyum gibi elektrolit kayıpları yaşanıyor. Bu durum ani kalp krizlerine neden olabiliyor.

ÖĞÜN ATLAMAYIN Öğün atlamak veya aç kalarak kilo vermeye çalışmak, metabolizmanın yavaşlamasına neden oluyor. Metabolizma; dışarıdan ne kadar enerji gelirse, o kadarla çalışmaya ayarlanmış bir sistem. Yani siz, tüm gün bir şey yemediğinizde veya öğün atladığınızda, metabolizmanız da hiç enerji harcamıyor ve kendini en düşük seviyede dinlenmeye alıyor. Uzun süre aç kalmak kan şekerinde dalgalanmalara neden olacağı için bir sonraki öğüne çok acıkmış olarak oturmak da kaçınılmaz hale geliyor. O nedenle aç kalmadan, 3 saat aralıklarla öğünlerinizi planlayın.
Capsiplex is the first diet pill to contain ingredients previously only available on the NHS
KİŞİYE ÖZEL OLMALI Her ne kadar diyet yaparken temel prensipler ortak olsa da; ideal kiloya ulaşmak için alınması gereken günlük enerji miktarı kişinin cinsiyet, yaş, kilo, sağlık durumu, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite düzeyine göre planlanıyor. Diyetin enerjisi ve içeriği tamamen kişiye özeldir. Bir başkasının diyetini uygulamak sağlık problemlerinin yanı sıra beklenenden fazla kilo kaybına veya kilo verememeye neden olabiliyor. Bir başka siz daha olmadığını unutmayın! 
TEK BESİNli DİYETLER PSİKOLOJİyi BOZUYOR
 Sadece meyve veya salata tüketmek ya da sadece protein ağırlıklı beslenmek gibi dengesiz besin öğesi içeren diyetler, yıllarca kilo vermek isteyen insanların umut kapısı oldu. Ancak bu yöntemler geçici çözüm olmaktan öteye hiçbir zaman geçemiyor. Bu nedenle de bu diyetlere sürekli bir yenisi daha ekleniyor. 
 Vücudumuz tüm besin gruplarından aldığı besin öğeleri ile devamlılığını sağlayan bir sistem. Karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitamin-mineraller, su ve posa gibi besin öğelerinin her birinin vücudumuzda farklı bir işlevi bulunuyor. 
 Tek besine dayalı diyetler dengesiz bir beslenme düzeni oluşturduğu için fizyolojik ve psikolojik olarak kendinizi kötü hissetmenize neden oluyor. Bu tarz diyetler kişilere sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandıramıyor. Yaşam boyu uygulanabilecek davranış değişikliği yaptıramadığı için de verilen kilolar kısa sürede geri alınıyor.

YAZ MEYVELERİYLE DİYET
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte birbirinden lezzetli meyve ve sebzeler de mutfağımıza girmeye başlıyor. Bu mevsimde diyet yapmak ve sağlıklı beslenmek kış aylarına göre daha kolay. İşte özellikle bu dönemde uygulayabileceğiniz mevsim meyve ve sebzelerinden oluşan yaz diyeti: 
Kahvaltı: 1 adet sade probiyotik yoğurt, 4 çorba kaşığı müsli, 6 orta boy çilek.
Ara Öğün: 1 avuç vişne kurusu, 1 fincan yasemin çayı. 
Öğle: 1 kase sebze çorbası, 1 porsiyon ızgara somon, domatesli roka salatası (yağsız, limonlu), 1 ince dilim tam buğday ekmeği. 
Ara Öğün: 10 adet yeşil erik ve 3 adet taze kayısı. 
Akşam: 1 adet zeytinyağlı enginar, beyaz peynirli akdeniz salatası (1 tatlı kaşığı zeytinyağı, limon ya da nar ekşisi ile), 2 ince dilim tam buğday ekmeği.
Ara Öğün: 1 su bardağı yağsız kefir, 1 ince dilim ananas.

30 DAKİKA YÜRÜYÜN
 
Sporu diyetten ayrı tutmak zayıflamaya engel oluyor. Sağlıklı zayıflama; bireysel özellikler göz önüne alınarak hazırlanan, enerji ve tüm besin gruplarını, kişinin ihtiyaç duyduğu miktarlarda içeren bir diyet programı ile sağlanabiliyor. Zayıflamada diyet tek başına yeterli değil. Mutlaka sürdürülebilir bir egzersiz programının diyete eklenmesi gerekiyor. Haftada 3-4 kez 30 dakika süren tempolu yürüyüşler bu diyet süresince etkili olacaktır.