Ah Ayakkabılarım...
Tam bir hafta geçmişti sağanak yağmurun ardından, o kadar ıslanmıştım ki ancak bugün giyebiliyordum ıslanan ayakkabılarımı. Ben yine metrobüs durağındayım ayağımda aynı ayakkabılarım ve yağmur! Geçen hafta hayatımda ilk defa bu kadar güzel bir yağmurla karşılaştığım için, bir yerlerde yağmurun dinmesini beklemek yerine ıslanmayı tercih etmiştim. Yağmurda ıslanan adamı oynamak istiyordum, zaten ıslanmıştım, biraz az; biraz fazla, benim için fark eden bir şey olmayacaktı. Bir üst geçide geldiğimde yıldırımların arasında slalom yapma şansı yakalıyordum, biraz korksam da bu heyecan bana haz vermişti sevmiştim o yağmuru. Nedendir bilinmez bugün hiç içime sinmedi ıslanmak evet ya, daha bugün kurumuştu ayakkabılarım. Yoğun bir kalabalığın içinde gelmek bilmeyen araçları bekliyorum ve ıslanıyorum içimdeki hoşnutsuzluk yerini sinire bırakıyor. Sanki bunun sorumlusu insanlar gibi onlara bakıyorum sert ve sinirli, onlar da bana bakıyordu ters ve asabi. Haklı sebepleri vardı insanların, kimisi toplantıya gidecekti ya da çok önemli bir görüşmesi vardı; kimisinin bozulan makyajı, dağılan saçları, evet benim ayakkabılarımı dert ettiğim gibi, vardı herkesin bir sinirlenme amacı. İşte tam da o vakit bu yazıyı yazmaya iten durumla karşılaştım. Etrafa bakmak yerine ıslak ayakkabılarıma bakmak zorunda hissettim kendimi ve uzun uzun baktım. Bu bakış boş bakışlara dönüştü, hani şapkamızı önümüze alıp da düşünmek var ya işte öyle bir şey. Karşımda duran insanın yağmur damlalarını hissedebilecek bir yüzü bile yoktu... Bir trafik kazası mı geçirmişti ya da yanmış mıydı acaba, sonuçta evet plastikten bir yüz ama gözlerinin içi gülen bir yüz! Sadece gülen bir yüz ve onun etrafında onlarca çirkin yüz! İnsanlar olarak kendimize sormamız gereken o kadar çok soru var ki, ya bunlardan kaçıyoruz ya da hiç düşünmeyen şımarık insanlar haline geldik. Kendimde dahil olmak üzere etrafımdaki birçok insan nedense bir sözdür tutturup gitmişiz, benim psikolojik sorunlarım var. Allah aşkına nedir bu psikolojik sorunlarımızın sebebi neden böyle geçimsiz, nemrut suratlı insanlar olduk! Neden gülecek bir yüzümüz varken gülemiyoruz? Neyin stresini, telaşını yaşıyoruz? En önemlisi neden şükredemiyoruz halimize? Evet, yağmurda gördüğüm o insanın çok güzel bir yüzü vardı ama bizim ona bakacak bir yüzümüz dahi yok. Evet ayaklarıma bakıyorum ve şükrediyorum bir çift ayakkabı giyecek kadar olduğu için...
No comments:
Post a Comment