Showing posts with label zararları. Show all posts
Showing posts with label zararları. Show all posts

Monday, July 2, 2012

Sigara bebeğin DNA'sını bozuyor

Sigara içen baba adayının, bebeğinin DNA'sına zarar verme riskinin bulunduğu belirlendi.

Esrar içmek
İngiltere'nin Bradford Üniversitesi'nden Dr. Julian Laubenthal ve ekibinin yaptığı araştırma, sigara içen erkeğin, bebeğin DNA'sına zarar verebileceğini ve anne gebe kalmadan aylar önce sigarayı bırakması gerektiğini gösterdi.
Yunan ve İngiliz 39 ailenin katıldığı araştırmada, eşleri gebeyken babaların kan ve sperm örnekleri alındı. Doğumdan sonra anne ve bebeğin de kan örnekleri alınarak, bazı genlerde değişiklik olup olmadığı incelendi.
Araştırmanın sonunda, sigara içen babaların bebeklerinin DNA'sında değişikler gözlendi.
Araştırmacılar, sigara dumanının sperm hücrelerindeki DNA'yı bozmasının yanı sıra sigaranın yol açtığı zararların sperm yoluyla bebeğe geçebildiği sonucuna vardı. Bilim insanları ayrıca, sigara içen annenin bebeğinde DNA değişiklikleri olduğunu da doğruladı.
Laubenthal ve ekibi, annelerin yanı sıra babaların da sigara içmeme konusunda uyarılması gerektiğini belirterek, babaların anne gebe kalmadan en az 3 ay önce sigarayı bırakması gerektiğini vurguladı.
Araştırma, Amerikan Deneysel Biyoloji Kurumları Federasyonu'nun dergisinde yayımlandı.

Friday, June 22, 2012

Brezilya fönünün zararları

Bu uygulamayı kesinlikle kullanıcılar kendileri yapmamalılar...

Brezilya fönü zararları: Brezilya fönü yan etkileri özellikle hamile bayanlara yapılması önerilmez ayrıca astım v.b. solunum yolu hastalığı olan kişilerinde yapması veya yaptırması sakıncalıdır. saç düzleştirmek için kalıcı fön iddiasıyla ortaya çıkan brezilya fönü adlı ürünü 30 dakika boyunca kullanan kuaförlerde ve güzellik salonlarında gerek kuaförlerde gerekse müşterilerde görülen burun kanaması, göz yanması gibi şikayetler üzerine yapılan laboratuar araştırmasına % 4.85 -% 10 arasında formaldehid maddesi kullanıldığı ortaya çıktı. %1 lik bir miktarın bile ciddi alerjik reaksiyonlara neden olduğu bilinen formaldehit, aynı zamanda çok şiddetli bir kanserojen madde ve toksin olarak biliniyor. ABD nin Oregon Üniversitesi'nde yapılan araştırmada Üretici firma her ne kadar formaldehit kullandığını inkar etse de olay ABD de basına yansıdı ve geniş yankı buldu. Kalıcı saç düzleştirmek isteyen arkadaşlara brezilya fönü konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye ediliyor.

Brezilya fönü nedir: Brezilya fönü ürününün asıl adı brezilya keratinidir, piyasada çeşitli muadilleri bulunmaktadır bazı markaların kalitesiz ve sağlıksız olması nedeniyle bir çok problem yaşanmaktadır, piyasadaki brezilya fönü fiyatı markasına göre 200-750 tl arasında değişmektedir, kuaförler bu uygulamayı en kısa saçlarda 250 tl gibi fiyatla yapmaktadır.

Brezilya fönü faydaları: Sadece uzman kişilerce yapılması tavsiye edilir, işlemin uygulandığı saç daha parlak, daha yumuşak ve daha canlı olur, Brezilya fönü, kalıcı fön, kreatin ve teraphy isimleriyle bilinen 5-6 ay fön çekme derdi olmayan bir uygulama.

Thursday, June 21, 2012

Gebelikte alkol zararlı mı?

Çok sayıda uzman hamilelikte alkol almanın sakıncalı olduğunu belirtirken Danimarkalı bilim insanları yaptıkları araştırmaya dayanarak, hamilenin haftada 1 ila 8 adet içki içmesinin çocuğa zarar vermediğini açıkladı.

pregnant
Çalışmaları, BJOD adlı dergide yayınlanan Danimarkalı araştırmacılar, anne adayının erken gebelik döneminde düşük veya orta seviyede alkol kullanmasının, çocuğun 5 yaşına kadar olan gelişim sürecinde sağlığını etkilemediğini söyledi.
Danimarka’da standart bir içkide 12 gram, İngiltere’de de 7,9 gram alkol var.
İngiltere’de hamile kadınlara içki içmemeleri tavsiye edilirken, uzmanlar haftada bir veya iki defa olmak üzere 1-2 adetten fazla içki tüketilmemesi gerektiğini söylüyor.
Gebelik döneminde yoğun alkol tüketiminin, düşük vakalarına, fetal alkol sendromuna ve düşük doğum ağırlığına neden olduğu biliniyor.
Araştırmaya, doğum öncesi ilk doktor ziyareti yapan 1600 kadın katıldı. Yarısı ilk defa anne olan kadınların üçte birinden azı gebelik döneminde sigara içiyordu. Araştırmaya katılan kadınlara gebelik döneminde alkol kullanım oranları soruldu. Haftada 1 ila 4 içki tüketimi, ‘düşük alkol kullanımı’ olarak değerlendirilirken, 5 ila 8 içki ‘orta’, haftada 9 veya daha fazla içki tüketimi de ‘yüksek’ seviye alkol kullanımı olarak belirlendi.
YOĞUN TÜKETİM DİKKAT DAĞITIYORBilim insanları, 5 yaşındaki çocuklarda alkolün IQ seviyesine etkisini, dikkat dağınıklığını, planlama, organizasyon ve kişisel kontrole etkisini inceledi. Araştırma sonunda, erken gebelik döneminde haftada düşük ve orta seviyede alkol tüketiminin 5 yaşındaki çocukların sinirsel gelişiminde etkili olmadığı ortaya çıktı.
Haftada 1 ila 4 içki içen ve 5 ila 8 adet içki içen annelerin çocuklarına uygulanan IQ testlerini sonuçları ile içki içme konusunda çekimser davranan annelerin çocuklarının test sonuçları arasında fark olmadığı görüldü. Ancak haftada 9’dan fazla içki için annelerin çocuklarında dikkat dağınıklığı olduğu belirtildi.
DOKTORUNUZA DANIŞIN Araştırmacılardan Arhus Üniversitesi öğretim görevlisi Ulrik Schioler Kesmodel ve Copenhag Üniversitesi öğretim görevlisi Prof Erik Lykke Mortensen, “Doğum öncesi annelerin yoğun alkol tüketiminin sinirsel gelişime ters etkisi olduğu görüldü” dedi.
Araştırmacılar, akıl, dikkat ve hassas yönetim özelliklerine ters etkileri olduğunu belirtip ekledi: “Bulgularımız, düşük ve orta seviyede alkol tüketiminin 5 yaşındaki çocukların sinirsel gelişimine ters etki yapmadığını ortaya koydu.”
Gebelik döneminde alkol kullanımı ile ilgili endişeleri olan kadınların doktorlarına başvurmaları tavsiye ediliyor. 

Wednesday, June 20, 2012

Çay seven erkeğe bir iyi bir kötü haber.

Yeni bir araştırmaya göre aşırı miktarda çay içen erkeklerin prostat kanserine yakalanma riski artıyor olabilir.

Glasgow Üniversitesi araştırma ekibi, 37 yıllık bir süre boyunca 6 bini aşkın erkek deneğin sağlık durumunu izledi.
Araştırmacılar, günde yedi bardaktan daha fazla çay içen erkeklerde prostat kanserine, hiç içmeyen ya da az çay içenlere kıyasla, yüzde 50 daha fazla rastlandığını söylüyor.
Ancak doktorların dikkat çektiği bir bilinmez var: Kansere çayın mı neden olduğu, ya da bu erkeklerin daha uzun yaşadıkları için mi kanser olduğu açıklık kazanmadı.
Glasgow ekibi, İskoçya'da erkeklerde en sık rastlanan kanserin prostat olduğunu ve 2000-2010 yılları arasında prostat kanseri teşhislerinde yüzde 7'nin üzerinde artış gözlendiğini belirtiyor.

UZUN ÖMÜR

1970 yılında başlanan araştırma çerçevesinde İskoçya'da yaşları 21 ila 75 arasında değişen toplam 6016 gönüllü denekten veriler toplandı.
Sağlık taramasından geçen erkekler, gündelik hayatta tükettikleri çay ve kahve miktarı, sigara içme alışkanlıkları ve alkol kullanımı gibi konularda sorular yanıtladı.
Katılımcıların yüzde 25'ten biraz daha azı, çok çay içen grubu oluşturuyor. 37 yıllık süre boyunca bu grubun yüzde 6,4'ünde prostat kanseri tespit edildi.
Araştırmanın başkanı Doktor Kaşif Şefik, ''Çayın bir risk faktörü olup olmadığından emin değiliz. Çay içenler genelde daha sağlıklı oluyorsa, daha uzun yaşadıkları için prostat kanserinin daha sık görüldüğü grubu oluşturuyor olabilirler.'' diyor.
Doktor Şefik, çok çay içenlerin aynı zamanda daha az kilolu, daha az alkol kullanan ve daha sağlıklı kolesterol seviyesine sahip grup olarak dikkat çektiğini vurguluyor.
Ancak Glasgow Üniversitesi araştırma ekibi, bu faktörleri göz önünde bulundurdukları zaman dahi prostat kanseri ve çok çay içimi arasında bir bağ kurulabildiğini söylüyorlar.

Friday, June 15, 2012

Kızartmalar neden zararlı?

Uzmanlar kalp ve genel vücut sağlığı için kızartmadan uzak durulmasını öneriyor. Peki, kızartmaların neden zararlı olduğunu gerçekten biliyor muyuz?

Oldukça lezzetli olan kızartmalar çok sık tüketildiğinde sağlığımızı tehdit eder. Kızartılmış yiyeceklerin en çok sebep olduğu sorun kalp rahatsızlıklarıdır. Bunun sebebi, içerisinde bulunan trans yağların damarları tıkayarak kalp krizine yol açmasıdır.
Kızartma yapmak için genellikle trans yağ içeren bitkisel yağlar kullanılır. Bu tür yağlarla hazırlanan besinler tüketmek kolesterol seviyesini de olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Ayrıca tip 2 diyabet de sürekli kızartılmış gıda tüketen kişilerde daha çok görülür.

Kızartmalardan tamamen vazgeçmek ise elbette mümkün değildir. Bu nedenle diğer alternatif pişirme yöntemlerini benimsemek önerilmektedir. Daha az yağ kullanılarak aynı lezzeti veren ürünler, teknoloji sayesinde mümkün hale gelmiştir. Siz de hayatınız boyunca kızartmalardan uzak kalmak istemiyorsanız, bu alternatif pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz.

Wednesday, June 13, 2012

Sigara IQ’yu düşürüyor

Sigaranın sağlığa zararları saymakla bitmiyor. Sigaranın IQ’yu da düşürdüğü biliniyor.

Lightening up: The smoking ban 'seriously interferes' with business, a German court has ruled (file photo)
Aberdeen ve Edinburgh Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara göre sigara içenlerin IQ’larında düşüş gözlemlendi.

Sigara içenler üzerinde yapılan araştırmalar bu kişilerin 5 farklı testte içmeyenlere oranla daha düşük puan aldığı görülüyor.
1947 yılında henüz 11 yaşında olan 465 kişinin bilişsel etkinlikleri incelendi. 2002 yılında 64 yaşına ulaşan bu kişiler üzerinde tekrar bir gözlem yürütüldü.

Bilişsel aktivitelerdeki düşmelerin sigara içenlerde daha fazla olduğu gözlemlendi. Uzmanlar bunun sebebinin yaşlanan sinirlerin hasara karşı daha savunmasız olduğunu belirtiyor. Sigara, yaşlanan sinir hücrelerinde hasara sebep oluyor.

Tuesday, May 22, 2012

Dondurmadaki gizli tehlike.

Türkiye'de dondurmalardaki şeker oranının Avrupa standartlarının üzerinde olduğunu belirten Atatürk Üniversitesi’nden Prof. Salih Özdemir, şeker oranının yüzde 18'lere düşürülmesi gerektiğini söyledi.

Şekerli yiyecek: Vanessa lezzetli tedavi zevk olduğu ortaya çıktı
Dondurmanın halk sağlığı açısından tehlikeli olup olmadığının iyi araştırılması gerektiğini söyleyen AÜ Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Özdemir, halk sağlığına zararlı olan dondurmaların tüketilmemesi gerektiğini kaydetti.
Özdemir, ''Dondurmanın içerisinde buz kristallerinin kalmaması lazım. Dondurma yapılırken karıştırma işleminin iyi yapılması gerekiyor'' dedi.
Büyük firmaların tamamen kaliteli dondurma ürettiklerini söylemenin mümkün olmadığını ifade eden Özdemir, ''Dondurma yerken maalesef Türkiye'de şeker yiyoruz yani sanki şekerli bir ürün yiyoruz. Biz dondurmanın tadını alırken önce süt tadı alınması gerekiyor. Ama şu andaki dondurmaları yediğimiz zaman önce şeker tadı alıyoruz'' diye konuştu.
Audrina Patridge and her on-again boyfriend Corey Bohan chilled poolside eating ice cream at a party in Beverly Hills, California yesterday
''ÇOCUKLAR SEVDİĞİ İÇİN ÇOK ŞEKER KONULUYOR''Türkiye'de dondurmada şeker oranlarının yüksek olduğunu belirten Özdemir, şunları kaydetti:''Büyük firmalarla konuşuyoruz. Şeker miktarını soruyoruz, en az yüzde 25. Avrupa standartlarında yüzde 18'den yüksek şeker kullanılmıyor. Onun için Türkiye'de maalesef şeker miktarının dondurmalarda çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Şeker miktarının yüksek olması aşırı kalori demektir. Dondurmayı bir fayda olarak tüketiyoruz, sağlık yönünden iyi bir ürün olarak tüketiyoruz ancak tükettiğimiz zaman aşırı enerjiyle karşılaşıyoruz.''
Özellikle çocukların daha çok alması için dondurmaya fazla şeker katıldığını ifade eden Özdemir, şöyle konuştu: ''Çocukların bilindiği gibi şekerli ürünlere istekleri var. Bunu tatmin edebilmek için, ikinciyi satabilmek için büyük firmalar genellikle bu yola başvuruyorlar. İkinci bir durum ise dondurma çok uzun süre dayansın diye bu şeker oranını yüksek tutmaya çalışıyorlar. Şeker az miktarda olduğu zaman dondurmanın yumuşama riski vardır. Şeker miktarı çok olduğu zaman dondurmayı daha uzun süre o şekliyle muhafaza imkanı oluyor. Şeker miktarımızı mutlaka sanayicimizle de konuşuyoruz. Bu şekilde devam edemez, etmemesi lazım. Şeker miktarının mutlaka yüzde 18'e düşürülmesi lazım. Diyabet hastalarının dondurmayı bu şekliyle tüketmesi mümkün değil.''