Showing posts with label gebelik. Show all posts
Showing posts with label gebelik. Show all posts

Saturday, June 30, 2012

Anne olmayı ertelemeyin!

Günümüzde çağdaş kadının sloganlarında biri de bu olsa gerek.. Şu sözleri de çok işitmişizdir.
Çocuk sahibi olacağım diye, çok başarılı olacağım iş hayatından uzak mı kalayım? Sonra da hep erkeğin gölgesi altında kalayım, hak ettiğim yere hiçbir zaman ulaşamayayım. Yok, öyle şey."
Skin and bones: As celebrity stylist Rachel Zoe carried her gorgeous son Skyler to breakfast in West Hollywood this morning, the drop-shoulder onesie only drew attention to her visibly protruding clavicle bones
Rachel Zoe ve kızı Skyler

İyi güzel de, doğa burada adaletsiz davranmış, erkeklere tanıdığı uzun süreli üreme yeteneğini kadınlara vermemiş. Gebe kalmak, üremek için kısıtlı bir zaman tanımış..30 yaşından sonra yavaş yavaş azalmaya başlayan bu yetenek 40 yaşından sonra süratle tükeniyor..! Yaş 44-45 ise geçmiş olsun..! Peki, 45 yaşından sonra tüp bebekle gebe kalan yok mu? Yanıt : Var elbette.. Hatta benim de birkaç tane hastam var..ama toplamda oranlarsanız % 1-2. Bu gruba girebileceğinize güveniyorsanız önce kariyer deyip bekleyin..

Aslında kadınlar için ideal çocuk yapma yaşı 20-30 arası.. Bilimsel araştırmalara göre bir kadının en doğurgan yaşlarının 24-25 civarı..Bundan sonra bu yetenek yavaş yavaş azalıyor.

Ancak, modern toplumlarda evlenme yaşı ve buna bağlı olarak gebelik yaşı giderek gecikmekte. Günümüzde, özellikle kadınların iş hayatında aktif rol almasının artışıyla birlikte, doğurganlıklarını ertelemeleri söz konusu. İleri yaşta bebek doğuran, özellikle ilk bebek için 30'lu yaşlarını bekleyen pek çok kadın var.

Tıptaki gelişmelere paralel olarak gebelik takibindeki gelişmeler de ileri yaş gebeliklerini teşvik ediyor gibi. Oysa Tüp bebek yönteminin başarıya ulaşması için kadının yumurtalıklarında yumurta kalitesi büyük önem taşımakta. Yumurta azalması veya kalitesinin bozulması bazı durumlarda daha erken yaşta, bazı durumlarda daha geç yaşta ortaya çıkabilmektedir. İleri yaş anne adaylarında kimi durumlarda tüp bebek için yumurta dahi bulunamamaktadır. Diğer bir konu da ileri yaş gebeliklerinde düşük yapma ve sorunlu bir bebeğe sahip olma riskinin artması.

Anne adayları,
Hadi 30-35 neyse ama 40 lı yaşları beklemeyin ne olur. Anne olmayı sakın fazla ertelemeyin, gelin kariyerle birlikte çocuk yapmaya uğraşın..hiç olmazsa jinekoloğunuza gidin ve yumurtalık rezervinize baktırın..ultrason muayenesi ve hormon tahlilleriyle en azından ne kadar vaktiniz var kabaca da olsa bilmiş olursunuz.

Saturday, June 23, 2012

Tekrarlayan düşüklerde son tedavi yöntemi.

Son yıllarda gelişen tedavi süreçleriyle birlikte tekrarlayan düşük hastalarına yeni tedavi yaklaşımları uygulandığını belirten Dr. Hakan Özörnek, “Genetik olarak kusursuz embriyoları seçerek yaptığımız tüp bebek tedavisi ile tekrarlayan düşük yaşayan hastalarımızın çoğunun bebek sahibi olmalarını sağlıyoruz” dedi.
Alert: The chemical, used to harden plastics, is found in baby bottles
Tekrarlayan düşük hastalarında genetik inceleme, lupus antikoagülen, anti kardiyopilin antikorları, tiroid hormonları ve prolaktin gibi kan testlerinin yanı sıra sulu ultrason veya histeroskopi gibi rahim içini incelediğimiz bazı testler yapıyoruz. Ancak hastaların %75’inde herhangi bir sebep bulamıyoruz. Sebebi bulunamayan tekrarlayan düşük olgularının çoğunda döllenmiş yumurtanın genetik olarak kusurlu olduğu düşünülmektedir.
Tekrarlayan düşüklerin sebebi bulundu
Mart ayı sonunda İspanya’nın Valensia şehrinde gerçekleştirilen 1. Biomarker Tüp Bebek ve Üreme Konferansı’nda dünyanın dört bir yanından gelen tüp bebek uzmanları ile birlikte tekrarlayan düşüklerle ilgili yeni tedavi yaklaşımları ortaya koyuldu. Normalde rahim kusurlu yumurtayı kabul etmez ve gebelik hiç oluşmaz. Ancak tekrarlayan düşük hastalarında en son ortaya atılan düşünceye göre embriyo kalitesi kötü de olsa genetik açıdan kusurlu da olsa rahim gebeliğe izin veriyor ancak daha sonra gelişim durduğu için gebelik düşükle sonuçlanıyor.
Exciting: The latest findings suggest even the slightest movement by the foetus can change a woman's brain as can its cells when they pass into her bloodstream
Yeni tedavi yöntemi
Tekrarlayan düşük hastalarında embriyo kötü bile olsa rahim gebeliği kabul ettiği ve belirli bir süre sona düşük yaşandığı için hastalara daha sağlıklı bir embriyo naklederek bu sorunun önüne geçiliyor. Sunulan yeni tedavi olanağı ile düşüklerin önüne geçmek için en sağlıklı embriyo seçilip transfer ediliyor.
Tüp bebek tedavisi ile elde ettiğimiz embriyoları önce "embriyoskop" ile gelişimleri açısından 24 saat boyunca sürekli olarak izliyoruz, değerlendiriyor ve en iyi gelişen embriyoları seçiyoruz. Bundan sonraki aşamada seçilmiş olan embriyolar 24 sure dediğimiz ve insan hüzresinde bulunan 46 kromozomun tamamını inceleyen genetik bir teste tabi tutuluyor ve bu testin sonunda genetik açıdan kusursuz ve gelişimi en ideal olan embriyo anne adayının rahmine yerleştiriliyor.
Yüksek başarı oranı

Tekrarlayan düşük hastalarının tedavisine yönelik ortaya konulan bu yeni tedavi yaklaşımı başarılı oluyor. Bu tedaviyi uygulayan tekrarlayan düşük hastalarının pek çoğunun bebeklerini sağlıklı bir şekilde kucaklarına aldıklarını belirtmek gerek. 

Hamilelere yazı rahat geçirmeleri için öneriler.

Hamilesiniz, üstelik yazın en kavurucu günleri de geldi. “Bu sıcak yaz günlerini nasıl geçireceğim?” diye endişelenmeyin. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayşe Kara, hamileliğinin ilk ve son ayları yaz dönemine denk gelen anne adaylarına yazı rahat geçirmeleri için önerilerde bulundu.
Hamile annesi: Onu 130 yaşındaki kızı Maya sahilde oturdu Kill Bill yıldız denize dalıp zevk
Gebeliğin fizyolojik bir süreç olduğunun altını çizen Op. Dr. Kara, “Özellikle yaz ayları hamileliğin ilk ve son aylarını yaşayan anne adaylarını zorlar. Aşırı sıcak ve nem, birtakım sağlık sorunlarını da ortaya çıkarır. Sıcak basmaları, el ve ayak tabanlarında yanmalar, alerjik problemler, bulantı ve kusmalarda artış, halsizlik, uykusuzluk ve nefes darlığı en sık rastladığımız problemlerdir. Bu dönemde anne adayının beslenmesine, giyimine, temizliğine daha çok dikkat etmesi gerekir. Yaz dönemi gebeliğin son üç ayına denk geliyorsa gebelik sıkıntıları daha fazla rahatsız edebilir. Alınan aşırı kilolar ve ödem, nefes darlığını artırabilir, hareket kabiliyetini azaltabilir. Özellikle sıcak yaz akşamlarında alınan ılık duş; uykusuzluk, sıcak basması, kramp sorununuz varsa sizi bedenen ve psikolojik olarak rahatlatacaktır.” diye konuştu.
Benekli: o hamile yıldızı tanınan yüzücüler tarafından görüldü nerede yıldızı, bir koy kadar çekti
Hamileliğinizin ilk ve son ayları yaz mevsimine rastladıysa…

• Direkt güneş altında kalmayın. Gebelikte salgılanan bazı hormonlar güneş ışınlarına karşı cildin duyarlılığını artırarak özellikle yüz ve karın bölgesinde kahverengi lekelenmelere neden olabilir.

• Güneş ışınlarının dik olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında güneşe çıkmayın.

• Şapka ve yüksek faktörlü güneş kremi kullanın.

• Sıcak havalar nedeniyle terle kaybedilen sıvı miktarı arttığı için günde en az 2,5 litre sıvı alın. Sıvı ihtiyacını karşılamak için su, maden suyu, taze meyve suları ve ayranı tercih edin.

• Gebelikte vücut direnci düştüğü için bazı enfeksiyonlar meydana gelebilir. Özellikle genital bölgenin nemli kalması, mantar enfeksiyonu için zemin hazırlar. Bu yüzden pamuklu çamaşırları tercih edin.

• Ter emici, rahat, hafif, kolay değiştirilebilir ve yıkanabilir giysiler giyin.

• Bol bol yürüyün ve yüzün. Yüzme ile vücudun hemen hemen tüm kasları zarar görmeden çalışır ve psikolojik olarak rahatlarsınız.

• Enfeksiyon ihtimalini göz ardı etmeyip, havuz yerine denize girmeyi tercih edin.

• İlk 3 ay düşük ve son 3 ay erken doğum tehlikesi nedeni ile mümkün olduğunca uzun seyahatlerden kaçının. Uçak yolculuğu sizin için daha güvenlidir.

• Uzun süreli yolculuklarda bacak ve ayak bileklerinizde şişmeler olabilir, 2 saatte bir mola vererek kısa yürüyüşler yaparak kan dolaşımınızı uyarın.

Thursday, June 21, 2012

'Bebeğimin babası kim?' sorusuna yeni cevap

Günümüzde birden çok partnere sahip olan ve hamile kalan kadınların en sık sorduğu soru “Çocuğumun babası kim?” oluyor. Bu rahatsız edici sorunun cevabı ise anne adayının, biyolojik babanın ve doğacak çocuğun hayatını tamamen değiştiriyor.

Pregnant: Scientists have suggested that more women should be encouraged to diet to control their weight ahead of childbirth
Çok eşli olan kadınlar hamile kaldıklarında yeni geliştirilen modern test yöntemleriyle bebeğin biyolojik babasını doğumdan önce öğrenebiliyorlar.
Hamileliğin sekizinci ve dokuzuncu ayında yapılabilen kan testleri zaman zaman düşüğe sebep olsa da “Bebeğimin babası kim?” sorusuna cevap bulmak açısından önem taşıyor.
YENİ DOĞUM ÖNCESİ BABALIK TESTLERİYayınladığı makalede “Babalık testi” konusuna değinen New York Times gazetesi bebeğin down sendromlu olup olmadığını anlamak için yapılan amniyosentez uygulamasının babalık testinde de kullanıldığını fakat bu yöntemin yerini yeni kan testlerinin aldığını söylüyor.
Test sonuçları anne adayının endişelerinden kurtulmasına yardımcı olurken aynı zamanda bebeğin babasının kim olduğunu öğrendikten sonra kürtaj yaptırıp yaptırmayacağına daha rahat karar vermesine olanak sağlıyor.
Testlerin sonucu babanın hayatını da etkiliyor. Bebeğin biyolojik babası olduğunu öğrenen erkeklerin birçoğu çocuklarına sahip çıkıyor ve annelere doğuma kadar maddi ve manevi destek sağlıyor.
Hamilelik sırasında babadan destek gören kadınların bebekleri, bugüne kadar yapılan bir çok araştırmanın sonucuna göre, çok daha sağlıklı doğuyor.
Gazeteye konuşan Courtney Herndon eski erkek arkadaşından ayrıldıktan sonra başka bir kişiyle yakınlık kurduğunu ve o dönemde hamile kaldığını anlattı.
Herndon her iki baba adayından da kan örnekleri alarak yaptırdığı testte bebeğinin babasının yeni birlikte olduğu erkek arkadaşı olduğunu öğrendi.
Herndon testten sonra öğrendiği bilginin hayatına yön verdiğini söyledi.
Babalık testlerinin son 10 yıldır Internet üzerinden reklamı yapılarak satıldığına değinilen makalede bunlardan bir çoğunun başarısızlıkla sonuçlandığı anlatıldı.
Geçtiğimiz günlerde yeni geliştirilen bir yöntem tıp dünyasına tanıtıldı. Kolombiya’da bulunan Ravgen şirketi tarafından tanıtılan yöntem New England Tıp Dergisi’nde yayınlandı.
Ravgen DNA testi uygulamasını şu şekilde aktardı:
“Annenin kanında bulunan  ve ceninden alınan DNA parçaları inceleniyor. Aynı yöntem bebeğin cinsiyetinin belirlenmesinde de kullanılıyor.”
ABD’de Natera şirketi tarafından geliştirilen bir başka babalık testi satışa çıktığından beri binlerce sipariş almış. Fakat bu iki test de velayet davalarında resmi olarak kullanılamıyor.
Makalede ayrıca kan testlerinin fiyatlarının doğumdan sonra uygulanan DNA testlerinden daha yüksek olduğunun da altı çiziliyor.
DOĞUM ÖNCESİ DNA TESTİNİN TECAVÜZ VAKALARINDAKİ ÖNEMİRavgen’in doğum öncesi babalık testinin özellikle tecavüz vakalarında önem kazandığını belirten Dr.Ravinder Dhallan konuyla ilgili olarak şunları söyledi:
“Anne, testten sonra bebeğinin kendisine tecavüz eden erkekten olmadığını öğrenirse o zaman kürtajdan vazgeçebiliyor.”

Gebelikte alkol zararlı mı?

Çok sayıda uzman hamilelikte alkol almanın sakıncalı olduğunu belirtirken Danimarkalı bilim insanları yaptıkları araştırmaya dayanarak, hamilenin haftada 1 ila 8 adet içki içmesinin çocuğa zarar vermediğini açıkladı.

pregnant
Çalışmaları, BJOD adlı dergide yayınlanan Danimarkalı araştırmacılar, anne adayının erken gebelik döneminde düşük veya orta seviyede alkol kullanmasının, çocuğun 5 yaşına kadar olan gelişim sürecinde sağlığını etkilemediğini söyledi.
Danimarka’da standart bir içkide 12 gram, İngiltere’de de 7,9 gram alkol var.
İngiltere’de hamile kadınlara içki içmemeleri tavsiye edilirken, uzmanlar haftada bir veya iki defa olmak üzere 1-2 adetten fazla içki tüketilmemesi gerektiğini söylüyor.
Gebelik döneminde yoğun alkol tüketiminin, düşük vakalarına, fetal alkol sendromuna ve düşük doğum ağırlığına neden olduğu biliniyor.
Araştırmaya, doğum öncesi ilk doktor ziyareti yapan 1600 kadın katıldı. Yarısı ilk defa anne olan kadınların üçte birinden azı gebelik döneminde sigara içiyordu. Araştırmaya katılan kadınlara gebelik döneminde alkol kullanım oranları soruldu. Haftada 1 ila 4 içki tüketimi, ‘düşük alkol kullanımı’ olarak değerlendirilirken, 5 ila 8 içki ‘orta’, haftada 9 veya daha fazla içki tüketimi de ‘yüksek’ seviye alkol kullanımı olarak belirlendi.
YOĞUN TÜKETİM DİKKAT DAĞITIYORBilim insanları, 5 yaşındaki çocuklarda alkolün IQ seviyesine etkisini, dikkat dağınıklığını, planlama, organizasyon ve kişisel kontrole etkisini inceledi. Araştırma sonunda, erken gebelik döneminde haftada düşük ve orta seviyede alkol tüketiminin 5 yaşındaki çocukların sinirsel gelişiminde etkili olmadığı ortaya çıktı.
Haftada 1 ila 4 içki içen ve 5 ila 8 adet içki içen annelerin çocuklarına uygulanan IQ testlerini sonuçları ile içki içme konusunda çekimser davranan annelerin çocuklarının test sonuçları arasında fark olmadığı görüldü. Ancak haftada 9’dan fazla içki için annelerin çocuklarında dikkat dağınıklığı olduğu belirtildi.
DOKTORUNUZA DANIŞIN Araştırmacılardan Arhus Üniversitesi öğretim görevlisi Ulrik Schioler Kesmodel ve Copenhag Üniversitesi öğretim görevlisi Prof Erik Lykke Mortensen, “Doğum öncesi annelerin yoğun alkol tüketiminin sinirsel gelişime ters etkisi olduğu görüldü” dedi.
Araştırmacılar, akıl, dikkat ve hassas yönetim özelliklerine ters etkileri olduğunu belirtip ekledi: “Bulgularımız, düşük ve orta seviyede alkol tüketiminin 5 yaşındaki çocukların sinirsel gelişimine ters etki yapmadığını ortaya koydu.”
Gebelik döneminde alkol kullanımı ile ilgili endişeleri olan kadınların doktorlarına başvurmaları tavsiye ediliyor. 

Friday, June 15, 2012

Hamilelerin yaz rehberi

Hamilesiniz, üstelik yazın en kavurucu günleri de geldi. Bu sıcak yaz günlerini nasıl geçireceğim diye düşünüyorsanız hekiminize kulak vermenizde ve bu yazıyı okumanızda fayda var…

Hortum aşağı: Uma tekne etrafında onu yüzmeye sonra açık duş aldı
Hisar Intercontinental Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayşe Kara’yla hamileliğinin ilk ve son ayları yaz dönemine denk gelen anne adaylarının yazı rahat geçirmek için yapması gerekenleri konuştuk… 
Gebeliğin fizyolojik bir süreç olduğunun altını çizen Op. Dr. Kara; ‘Özellikle yaz ayları hamileliğin ilk ve son aylarını yaşayan anne adaylarını zorlar. Aşırı sıcak ve nem, birtakım sağlık sorunlarını da ortaya çıkarır. Sıcak basmaları, el ve ayak tabanlarında yanmalar, alerjik problemler, bulantı ve kusmalarda artış, halsizlik, uykusuzluk ve nefes darlığı en sık rastladığımız problemlerdir. Bu dönemde anne adayının beslenmesine, giyimine, temizliğine daha çok dikkat etmesi gerekir. Yaz dönemi gebeliğin son üç ayına denk geliyorsa gebelik sıkıntıları daha fazla rahatsız edebilir. Alınan aşırı kilolar ve ödem, nefes darlığını artırabilir, hareket kabiliyetini azaltabilir. Özellikle sıcak yaz akşamlarında alınan ılık duş; uykusuzluk, sıcak basması, kramp sorununuz varsa sizi bedenen ve psikolojik olarak rahatlatacaktır.’ diye konuştu…  
 Benekli: o hamile yıldızı tanınan yüzücüler tarafından görüldü nerede yıldızı, bir koy kadar çekti
Hamileliğinizin İlk ve Son Ayları Yaz Mevsimine Rastladıysa…
•Direkt güneş altında kalmayın. Gebelikte salgılanan bazı hormonlar güneş ışınlarına karşı cildin duyarlılığını artırarak özellikle yüz ve karın bölgesinde kahverengi lekelenmelere neden olabilir. 
• Güneş ışınlarının dik olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında güneşe çıkmayın. 
• Yüksek faktörlü güneş kremi ve şapka kullanın.
• Sıcak havalar nedeniyle terle kaybedilen sıvı miktarı arttığı için günde en az 2,5 litre sıvı alın. Sıvı ihtiyacını karşılamak için su, maden suyu, taze meyve suları ve ayranı tercih edin.
• Gebelikte vücut direnci düştüğü için bazı enfeksiyonlara yatkın olabilir. Özellikle genital bölgenin nemli kalması mantar enfeksiyonu için zemin hazırlar. Bu yüzden pamuklu çamaşırları tercih edin. 
• Ter emici, rahat, hafif, kolay değiştirilebilir ve yıkanabilir giysiler giyin.
• Bol bol yürüyün ve yüzün. Yüzme ile vücudun hemen hemen tüm kasları zarar görmeden çalışır ve psikolojik olarak rahatlarsınız. 
•  Enfeksiyon ihtimalini göz ardı etmeyip havuz yerine denize girmeyi tercih edin.
• İlk 3 ay düşük ve son 3 ay erken  doğum tehlikesi nedeni ile mümkün olduğunca uzun seyahatlerden kaçının. Uçak yolculuğu sizin için daha güvenlidir. 
• Uzun süreli yolculuklarda bacak ve ayak bileklerinizde şişmeler olabilir, 2 saatte bir mola vererek kısa yürüyüşler yaparak kan dolaşımınızı uyarın. 

9 ay 10 gün diyeti.

Hamilelikte doğru beslenmek hem anne hem de bebek sağlığı açısından önemli. Alacağınız gereksiz kilolar, gebelik komplikasyonlarını artırabilir, bebeğe zarar verebilir. Bu son yazımızda, anne adaylarına kendileri ve bebekleri için altın değerinde önerilerimiz var. Bu arada, baba adayları da, sağlığı dahil bebeklerinin tüm özelliklerinde en az anne kadar etkili. Sağlıklı spermler ve dolasıyla bebeğe sahip olmak için baba adayları da bu yazımızı mutlaka okumalı...

Pregnant woman jogging
İlk üç ay birçok anne için zor geçer. Mide bulantıları, kusmalar vs. olur. Bu süreçte  beslenme nasıl programlanmalı?

- ‘Hamilesiniz’ dendiği andan itibaren hamilelik başlangıç kilonuzu not edin. İlk üç ayda 1-3 kg arasında artış ideal. Bulantınız varsa, başucunuzda galeta, ekmek, leblebi gibi alternatifler bulundurun. Sabah kahvaltısında yumurta, az tuzlu-az yağlı peynir, ceviz, bal/pekmez veya şeker ilavesiz reçel, mevsim yeşillikleri ile esmer ekmek tüketin. Hamilelik boyunca kahvaltıda çay içmeyin ki, demir rezervleriniz korunsun. Salam, sosis, sucuk, pastırma, füme gibi şarküterileri yemeyin. Öğlen peynirli sandviç bulantıya iyi gelir. Ara öğünlerde meyve, galeta, yoğurt, kuruyemiş, leblebi yiyebilirsiniz. Akşam yemeklerinde haftada 2 gün tavuk, 2 gün balık, 2 gün et, 1 gün kurubaklagil, yanında salata ve esmer ekmek tercih edin.

Ciddi iştahsızlık sorunu bulunanlara ne önerirsiniz?

- Önce yiyebildiğiniz besinlerin listesini çıkarın. Diyetisyeninizle almanız gereken kaloriye göre bu besinlerle bir diyet programı planlayın. Eksik kalan vitamin ve mineralleriniz için doktorunuz ve diyetisyeninizin önerisi doğrultusunda takviye alabilirsiniz. İlk üç ayda 12’inci hafta önemli. Artık bebeğinizin tat tomurcukları gelişiyor ve sizinle aynı tabaktan, aynı lezzetleri almaya başlıyor.

İkinci üç ayda iştahsızlık genellikle biter. Bu dönemde neye dikkat edilmeli?

- İlk üç ayda iştahsızlık yaşadıysanız ayrıca dikkat edin. İştahınızı kontrolde zorlanabilirsiniz. Bu ay kilo artışınız 3-5 kg arasında olmalı. 2-3 saatlik aralıklarla beslenin ki, ne siz ne de bebeğiniz acıksın. Özellikle tatlı isteğinizi kontrol altına alın. Günde 1 öğün tatlı alabilirsiniz. Ama tercihiniz bitter çikolata, sütlü tatlı, dondurma, meyve salatası vb. alternatiflerden yana olsun. Düzenli öğün saatlerinin, doğumdan sonra bebeğin de düzenli aralıklarla beslenmesine katkıda bulunacağını belirtmek isterim. Unutmayın, beslenme kişiliğiniz anne karnında oluşuyor.
Tehlikeli diyet: Gebelikte çok yüksek yağlı yiyecekler yemek, ölü doğum riskini artırabilir, bir çalışmada bulundu
Artan kalsiyum ihtiyacını nasıl karşılamalıyız?

- Bu dönem kalsiyum tüketiminiz çok önemli. Günde 4-5 porsiyon süt ve süt ürünü alınması gerekiyor. 2 su bardağı süt, 1 dilim peynir, 2 su bardağı yoğurt ihtiyacınızı karşılamanıza yardımcı olacaktır. Yarım yağlı veya yağsız tercih edebilirsiniz. Ödem şikayetlerine karşı özellikle peynirin tuzsuzunu yiyin. İyotlu tuz kullanın.

Son üç ayda daha fazla kilo alınıyor. Bu dönem beslenme nasıl olmalı?

- 6’ıncı aydan itibaren bebeğinizin sevdiği yiyeceklere tepkilerini gözlemleyebilirsiniz. İştahınız daha da açılabilir. Bu aylar bebeğinizin büyüme ve gelişmesi için en önemli aylar. Demir depolarınızın hem siz hem de bebeğiniz için dolu olması şart. Yumurta, et, bulgur, kuru baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, pekmez, kuru üzüm vb. besinler beslenme programınızda mutlaka yer almalı. Posalı yiyecekleri tercih edin ki kabızlık, hemoroid gibi sorunlar yaşamayın. Sebze, meyve, kuru baklagiller, yulaf, tam buğday her öğünde masanızda olsun. Tuz tüketimine kesinlikle dikkat! Hamilelikte ödem, tansiyon sorununa yol açabiliyor. Bu durum da hem bebek hem anne için riskli. En iyi tuzu masadan kaldırmanız. 8’inci aydan itibaren midenize dikkat edin, reflü şikayetleriniz artabilir. Öğün sayınızı artırarak ve en son öğününüzü yatmadan 3 saat önceye planlayarak önlem alabilirsiniz. Bu dönemde 3-5 kg arasında kilo almanız normal.

SINAV ÖNCESİ OBEZİTE TEHLİKESİ

Ergenlik döneminde kilo sorunu yaşayan çocuklarınızı uzman desteği almadan, düşük kalorili, standart diyet listeleriyle zayıflatmaya kalkışmayın. Her yaşta kilo kaybedebilirler fakat büyüme-gelişmeyle ilgili besinlerle ilişkisi bu dönemde çok önemli. Hedef doğru beslenerek ideal kiloyu yakalamak. Okul, dershane, özel ders, hareketsiz yaşam, stres, yetersiz ve kalitesiz uyku, dengesiz beslenme hepsi eşittir ne yazık ki “sınav öncesi obezite”. Önlemek için çocuk ve gençlere öneriler:

1- Mutlaka kahvaltısını evde yapın. Bunu sınav saatine göre planlamalı ve alışkanlık edinmeli.
2- B12, demir sınav performansı için çok önemli. Dikkat dağınıklığı, yorgunluk, unutkanlık şikayetleri varsa kan tetkikleri değerlendirilmeli ve gerekli takviyeler alınmalı.
3- Sabah yataktan kalkmakta zorlanıyorsanız,  sabah güneşi eksik olabilir. D vitamini depolarına baktırın.
4- Probiyotik takviyesi sindirim sistemini rahatlatır.
5- Su hem bedensel hem de zihinsel performans için çok önemli. Günde 2 litre mutlaka için.
6- Sınav döneminde omega-3 zihni rahatlatabilir ve stresle başetmeyi kolaylaştırır.
7- Kafein dopingine dikkat! Günde 2-3 fincandan fazla kahve veya çay tüketmeyin.
8- 8 saat uyku en önemli besin. Sınav stresi ile baş etmenin en iyi yollarından.
9- Meyvenin şekerine ihtiyacımız var. Eğer gün içerisinde tüketmeye zamanınız olmuyorsa, kahvaltıda meyveye yer verebilirsiniz. Özellikle C vitamini olan meyvelerle daha enerjik birgün geçirebilirsiniz.
10- Kuruyemişlerin azı karar, çoğu zarar. Günde 2 tüm ceviz yeterli.

YEMEĞİ ÖDÜL CEZA, KEYİF ARACI YAPMAYIN

/_np/5976/16955976.jpgÇocuklarınızın sağlıklı beslenmeyi öğrenmesi ve uygulamasını istiyorsanız aşağıdakileri yapmayın:
- Yemeği bir ödül olarak kullanmayın. Örneğin “Eğer sınavdan iyi not alırsan hamburger yiyebilirsin” gibi.
- Keyif aracı olarak kullanmayın. Örneğin, “Bu kurabiyeyi ye, kendini daha iyi hissedeceksin” demeyin.
- Ceza aracı olarak kullanmayın: Örneğin, “Sütünü iç, yoksa  televizyon izleyemezsin” demeyin.
- Suçlu hissettirmeyin: Örneğin, “Tabağındaki pirinçleri bitir, Afrika’da çocuklar açlıktan ölüyor” demeyin.

DIYABETLİLER DİKKAT EDİN

Diyabetlilerin daha disiplinli olması gerekiyor. Bunun için:
1- Esmer un ve tatlandırıcıyla hazırlanmış lezzetleri keşfedin.
2- Öğünlerini 2 saatlik beslenme düzenine göre planlayın.
3- Günde 300 g meyveden fazla tüketmeyin. Meyvelerin yanında süt, yoğurt veya peynir tüketin.
4- Ekmeğiniz esmer olsun.
5- Bulgur, kurubaklagiller, esmer pirinç ve makarna mutfağınızın baştacı olsun.
6- Mısır, bezelye, patates ve havuç dörtlüsüne dikkat. Bunlara çok yüklenmeyin. Hepsi birarada olan yemekleri yememeye özen gösterin.
7- Meyve suyu, gazlı ve şekerli içecekler ve alkol mutfaktan uzak durmalı.

TİROİDLİLERE ÖNERİLER 

TİROİD SORUNUNUZ VARSA:

1. Sabah kahvaltınızda mutlaka yumurta bulundurun.
2. Tiroid problemi olan metabolizmalar tembel karakterlidir. Ne kadar yemek, o kadar iş mantığıyla çalışır. Metabolizmanızı motive etmek için egzersiz şart. Bazal metabolizma hızınızın altında kalori almayın.
3. Kalsiyum sizin için çok daha önemli. 3 beyaz mutfağınızda mutalka bulunsun. D vitamini ise bu mutfağın güneşi olsun.
4. Demir eksikliğine karşı mutlaka kırmızı et tükekin. Fakat tiroidin kolesterol seviyelerindeki olumsuz etkisini unutmayın, ona göre yiyin.

YÖNETİCİ KARACİĞER 

Vücudunuzu büyük bir şirket olarak düşünün. Karaciğerse yönetim kurulu. Yönetim kurulundaki pürüz, bütün şirketin çökmesine neden olabilir. Kime sorarsanız karaciğer sağlanmasından sözediyor. Karaciğeri sağlıklı tutmak için:
1. Kırmızı et tüketiminizi haftada 2 gün olarak sınırlandırın.
2. Doymuş yağlardan uzak durun.
3. Alkolden uzak durun.
4. Şekerli içecek ve yiyeceklerden sakının.
5. Kontrolsüz meyve tüketmeyin.
6. Bel çevrenizdeki yağlardan kurtulun.
7. Süt, yoğurt, peyniri yağsız tercih edin.
8. Enginar, kereviz, kuşkonmaz, koyu yeşil yapraklı sebzeler tam karaciğerinize layık.

BABA ADAYLARINA ÖNERİLER 

Bebeğin sağlığının temelleri daha anne karnına düşmeden atılır. Yumurtanın döllenmesi sırasında babadan gelen gen parçalarıyla annenin gen parçaları birbirine sarılır ve ortaya yeni bir gen sarmalı çıkar. Yani baba, bebeğin sağlığı da dahil olmak üzere tüm özelliklerinde en az anne kadar etkili. İşte sağlıklı spermler ve dolasıyla bebeğe sahip olmak için baba adaylarına öneriler:
1. İdeal kiloda kalın. Beden kitle endeksiniz 30’un üzerine çıkmasın.
2. Bel çevresi genişliği 103 santimi geçmesin.
3. Sağlık muayenesinden geçip gerekli kan tetkiklerini yaptırın, tansiyonuzu ölçtürün.
4. B12, çinko, folik asit, magnezyum, demir, D vitamini değerlerine göre babanın beslenme programı planlanmalı, gerekirse doktor kontrolünde takviyeler yapılabilir.
5. Sigara bırakılmalı.
6. Günde 7-8 saat uyumalı.
7. Alkol bırakılmalı veya günlük 25 g üzerinde tüketilmemeli. (25 g alkol 2 kadeh -200 ml- şaraba eşit) Çay ve kahve tüketimi ise kontrollü olmalı.
8. Günlük beslenme programında balık, ceviz, üzüm, fındık, koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi kalp-damar sağlığına faydalı besinler bulunmalı.
9. Haftada 450-600 g balık tüketilmeli.
10. C vitamini içeren meyveler tüketilmeli.
11. Tuz tüketimi azaltılmalı veya sodyumu azaltılmış tuz tercih edilmeli.
12. Haftada 300 gramın üzerinde kırmızı et tüketilmemeli.
13. Ekmek tercihi tam buğday, çavdar veya çok tahıllıdan yana kullanılmalı.

BİTKİ ÇAYLARINA DİKKAT

1. İlk aylarda en az 1-1,5 litre, son aylarda 3 litre su için.
2. Folik asit ve B12 vitamini olmadan hamilelik düşünülemez.
3. Demir desteği aldığınız öğünde süt, yoğurt veya peynir tüketmeyin. Arada en az 2 saat olsun.
4. Omega-3 takviyesi alabilirsiniz (özellikle balık yemiyorsanız). Bebeğinizin beyin ve kalp ve damar sağlığı için çok faydalı.
5. Sebzeleri çiğ yiyin veya buharda pişirin.
6. Meyvelerinizle süt veya yoğurt tüketin. Böylece kan şekeriniz dengede kalır.
7. Kafeinli, gazlı ve alkollü içeceklerden uzak durun. Bitki çayları özellikle idrar söktürücü çayları kesinlikle içmeyin.

Wednesday, June 13, 2012

Hamilelikte göbek fıtığına dikkat!

Bebeğiniz sağlıkla büyürken göbek fıtığınız kontrol altında mı?

Kadın, erkek her 20 kişiden biri hayatının bir döneminde karın duvarı fıtığıyla karşı karşıya kalıyor. Ancak hamilelikle tetiklenen göbek fıtıkları erkeklere göre kadınlarda daha sık görülüyor. 
 A new study has revealed many pregnant women are not getting enough vitamin D.
 
Neolife Tıp Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hamdi Koçer “ Göbek fıtığı, göbek çukurundaki halkanın zayıflaması ile ortaya çıkıyor ve karın içi basıncı artıran zorlanmalarda daha da belirginleşiyor. Göbek fıtıklarının çoğu çok küçük olduğundan hasta farkına varmıyor ancak zaman içinde büyümeye başlayarak bir fındık boyutundan bir portakal büyüklüğüne kadar ulaşabiliyor.” diyor.  
 
Göbek fıtıkları kadınlarda en sık hamilelik döneminde ortaya çıkıyor veya bu dönemde fark edilir hale geliyor. Hamilelik ilerledikçe artan karın içi basınç nedeni ile fıtık büyüyor.
 
Koçer, “ Gebeliklerinin ilerleyen dönemlerinde anne adayının karnı büyüdükçe göbek fıtıkları da büyüyor ve belirginleşiyor. Göbek fıtığı büyümeye başladığında hastanın ehil ellerde ameliyatı kaçınılmazdır. Ancak maalesef fıtıklar bazen önemsiz, basit bir hastalık gibi görülüyor. Hatta zaman zaman sezeryan sırasında hastanın gebeliğini takip eden doktoru tarafından iki üç dikişle göbek fıtığına müdahale edildiği durumlarla karşılaşıyoruz ki bu gibi doğru yöntemle onarılmayan göbek fıtıkları % 25-50 oranında nüks ediyor. Hatta bu fıtıklar, 2-3 kez nüks etmiş dev fıtıklara dönüşüyor.” diyor ve hastaları sezaryen sırasında fıtıklarına müdahale ettirmemeleri ve doğru tedavi için deneyimli bir genel cerraha başvurmaları konusunda uyarıyor.
 
Göbek fıtıkları çok küçük dahi olsa, mutlaka yama ile onarılmalı!
 
Dikiş ile onarılan göbek fıtıkları, bir branda gibi yırtılıp hep daha büyük bir fıtık olarak hastaların karşısına çıkıyor. Her dikiş dokuları keserek yeni fıtık oluşumuna neden oluyor. Bu nedenle göbek fıtıklarının konusunda uzman cerrahlar tarafından tedavi edilmesi hastanın sağlığı açısından son derece önemli. 

Sunday, June 10, 2012

Hamileyken hamle kalınabilir mi?

Hamile kadınların akıllarına en çok takılan sorulardan biridir “Hamileyken hamile kalınabilir mi?” Prof. Dr. Recai Pabuçcu, merak edilen bu sorunun cevabını verdi.

"Normalde insan neslinde gebelik oluştuktan sonra bunun üzerine gebelik oluşmaz. Sebebi ise kadınlarda üreme sisteminin her ay bir yumurta gelişmesine uygun olması ve gebelik oluştuktan sonra yumurtalıklarda yumurta gelişimindeki duraksamadır. Ancak literatürde çok nadir bu tür gebelikler bildirilmektedir. Bu durum iki şekilde ortaya çıkabilir. Birincisi çok nadiren aynı ay iki yumurtanın gelişmesi ve bir tanesinin daha sonra döllenmesi (süperfekundasyon)
Pregnant: The new pill helped 60 per cent of women conceive

Friday, May 25, 2012

Gebelikte egzersiz.

Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, anne adaylarını gebelik döneminde yapacakları egzersizler konusunda uyarıyor.

Yoga is a popular exercise among pregnant women (posed by a model)
Gebelik bir kadın için en büyük değişimlerin yaşandığı dönem.  Ruhsal olduğu kadar fiziksel değişimler de gebelik boyunca anne adayının yaşamını etkiliyor. Büyüyen ve gelişen bebekle beraber alınan kilolar, bel ve basen eklemlerinde gevşemeye, karın kaslarında yumuşamaya neden oluyor. Bu yumuşama ile birlikte büyüyen bebeğin basıncı, ağırlık merkezini öne doğru çekerek bel çukurunu artırıyor. Belin aşağıya doğru çekilmesi, duruşun bozulması, bel kıkırdaklarındaki yumuşama ve ayrılma gibi nedenler ağrıya zemin hazırlıyor. 
Bel ağrısının pelvik ağrı ile anne adaylarının yüzde 70’inde görüldüğünü ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı,  gebelik boyunca karşılaşılan kas ve iskelet sistemi değişikliklerini şöyle anlatıyor:
“Gebelikte bacak krampları çok sık görülür. Yeterli miktarda sıvı alınmamasına bağlı olarak kas ve eklem ağrıları da ortaya çıkabilir. Kol ve bacaklarda sinir sıkışmaları, uyuşma, elin kas ve tendon yapışma yerlerinde zorlanmaya bağlı ağrılar birçok anne adayının ortak derdi.  Nadir de olsa,  gebeliğin son aylarında kalça başı kemiğinde kemik erimesine de rastlanılabiliyor. Ayrıca kalça başı kemiğinde kanlanma eksikliğine bağlı yumuşama da ortaya çıkabiliyor.”
 
Egzersiz doğumu kolaylaştırıyor 
Aerobik egzersizlerinin kan basıncını düşürdüğünü, dolaşımı düzenlediğini ve varis ile pıhtı oluşumunu önlediğini belirten Prof. Dr. Semih Akı, egzersizlerin  bacak kramplarını ve bacak şişliklerini azalttığını, hatta kabızlığın bile önüne geçtiğini  söylüyor.  Prof. Dr. Semih Akı, aerobik egzersizlerin bir taraftan da anne adayının kendine olan güvenini  artırdığını ve psikolojisini düzenleyerek doğumu kolaylaştırdığını ifade ediyor.
 
Tüm bunların yanında, gebelik sırasında yapılan spor aktivitelerinin mutlaka hekim kontrolü altında yapılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Semih Akı,  “Koşma yapılacaksa koşulan zemin ve hava sıcaklığı dikkate alınmalı. Bisiklete binilecekse, düşme riski açısından stabil bisikletler tercih edilmeli. Yüzme ve su içi egzersizlerinde ise suyun sıcaklığının 30-35 derece arasında olmasına dikkat edilmeli” diyor. 
 
Prof. Dr. Semih Akı,  vajinal kanama, uzun süreli kas eklem ağrısı, nefes darlığı halsizlik, hızlı ya da düzensiz kalp hızı ve ritmi, yürüme güçlüğü, baş ağrısı, göğüs ağrısı, kas güçsüzlüğü, erken doğum riski,  çocuk hareketlerinde azalma söz konusu olduğunda ise egzersizi sonlandırmak gerektiğini vurguluyor. 
 
Dikkat edilmesi gerekenler
Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, gebelikte hareket anlamında dikkat edilmesi gerenleri şöyle sıralıyor:
 
1•En uygun aerobik egzersizler, yüzme, yürüyüş, kondisyon bisikleti olarak sıralanabilir,
2• Otururken, yatarken dizler ve kalçalar aşırı bükük olmamalı,
3• İstirahat ederken ayaklar bir destekle kalça düzeyinden yüksek olmalı,
4• Öne eğilmemeli, çömelerek iş yapmalı, uzun süre aynı pozisyonda kalmamalı,
5• Gebeliğin özellikle son döneminde, kesinlikle sırtüstü yatılmamalı,
6• Belden ani hareketler ve dönüşler yapılmamalı,
7• İki bacak birden yukarı çekilerek kaldırılmamalı,
8• Sıçrama, atlama, yükseğe uzanma, ağır kaldırma yapılmamalı,
9• Verilen egzersizler, ilk 15 gün için her hareketi 2-3 defa ve 5-10 dakikalık süreyle, sonraları ise gün be gün artırarak günde 15-20 dakikaya kadar olmak üzere yapılmalı,
10• Fiziki bir sorun yoksa egzersizler 36. haftaya kadar devam ettirilmeli,
11• Herhangi bir ağrı oluştuğunda hemen egzersiz bırakılmalı. 

Thursday, May 24, 2012

Gebelikte zehirlenmeye dikkat.

Preeklampsi hastalığı (gebelik zehirlenmesi) gebeliklerin yüzde 2-5’ini etkileyen, anne ve bebek ölümlerinin en önemli sebebi olan bir gebelik sorunu olarak tanımlanıyor.

Heyecan verici: kendi hücreleri ona kana geçer zamanki son bulgular fetüs tarafından bile en ufak bir hareketi işaret bir kadının beyin değiştirebilirsiniz
Bu hastalık dünyada her yıl 100 bin civarında kadının ölümüyle sonuçlanan ciddi bir durum olarak biliniyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Şule Selvi, bu hastalığın ortaya çıktığı gebeliklerdeki bebeklerde, anne karnında gelişme geriliği olasılığının dört kat fazla olduğunu belirtiyor.

Bu hastalığın 32’nci gebelik haftasından önce gelişmişse erken, sonra gelişmişse geç preeklampsi olarak değerlendirildiğini belirten Dr. Şule Selvi, “Erken preeklampsi aynı zamanda ciddi (ağır) preeklampsi olarak da tanımlanır. Özellikle erken preeklampsinin önceden belirlenmesi ve önlenmesi bugün tüm dünyada kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının en çok uğraştığı konuların başında geliyor” diyor. Hastalığın belirtileri hakkında bilgi veren Dr. Şule Selvi, bunları şöyle sıralıyor:
Truth in the rumour? New research claims that pregnant women do forget, but it's because the brain is focusing on more important needs
• Gebeliğin ikinci yarısından itibaren gelişen hipertansiyon.
• İdrarda protein görülmesi.
• Vücutta ödem oluşması.
• Oksijenlenmenin azalması.
• Hipertansiyona bağlı olarak gelişen böbrek yetmezliği.
• Görme kaybı.
• Karaciğer fonksiyonlarında bozulma.
• Bu durum beyni etkilediğinde, önce sara krizi-baş ağrısı ile başlar (ki buna eklampsi denir)sonra da beyin kanaması meydana gelebilir. Öldürücü sonuçlar ise karaciğer yırtılması, böbrek yetmezliği, vücutta yaygın kanamalar ve beyin kanaması ile olur.

ŞİŞMANLAR VE İLK KEZ GEBELİK YAŞAYANLAR DİKKAT ETMELİ!

Hastalığın erken tanısı için gebenin öyküsünün çok iyi alınmasının önemini vurgulayan Dr. Şule Selvi, hastalığın sıklıkla 35 yaş üstü hamilelerde, ilk gebeliğini yaşayanlarda, vücut kitle endeksi 30’un üzerinde olanlarda, önceki gebeliğinde preeklampsi geçirmiş kişilerde, damar hastalığı mevcut kadınlarda ve tedaviyle gebe kalanlarda görüldüğünü söylüyor. Gebeliğin 11-13’ncü haftalarında yapılan muayenede kan basıncı ölçümünün basit gözükse de ideal ölçüm yapıldığında oldukça belirleyici olduğuna değinen Dr. Selvi, şunları söylüyor:
“Tansiyon her iki koldan, 5 dakika istirahat sonrası, kalp hizasından ölçülmeli ve bir dakika sonra tekrarlanmalıdır. Büyük ve küçük tansiyon ölçümlerinin toplamı 110 mm hg’nin  üzerindeyse risk oluşturuyor. Yine 11-13’ncü haftada yapılan doppler ultrason incelemesi de önemli bir belirleyici uygulamadır. Son yıllarda üzerinde çalışılan biyokimyasal belirteçler de umut vermektedir.”

TEDAVİSİ NASIL YAPILIYOR?

Bu hastalığın henüz bilinen bir tedavisinin bulunmadığına dikkati çeken Dr. Şule Selvi, “Tedavi gebeliğin haftasına göre, hastalığın belirtilerinin ciddiyetine, bebeğin doğumdan sonra yaşayabilirliğine bağlı olarak gebeliğin sonlandırılmasıyla, yani gebenin doğurtulmasıyla oluyor. Diğer tedaviler sadece belirtilerin hafifletilmesi ile zaman kazanmak amacıyla yapılıyor” diyor.  Dr. Selvi, bu konuda faydalı buldukları bazı bilgileri paylaşarak şunları söylüyor:
“Gebeliğin 12’nci haftasından itibaren (12-16. haftalarda) riskli grup hastalarda, düşük doz aspirin kullanımının, preeklampsinin erken gelişmesini, belirti ve bulguların hafifletilmesini,  aynı zamanda bebeklerde gelişme geriliğinin azaltılması sağladığı ispatlanmış. Yüksek risk grubunda bulunan, beslenmesinde kalsiyum eksikliği olan gebelere ilave kalsiyum vermek faydalı olabiliyor. Ayrıca magnezyum takviyesi yapmak azımsanmayacak faydalar sağlıyor. Hipertansiyonu ve ödemi azaltmakta az tuzlu, bol proteinli diyet işe yarayabiliyor. Yüksek tansiyonu kontrol altına almak için tansiyon ilaçlarının mutlaka doktor kontrolünde alınması gerekiyor ve tansiyonun yakın takibi büyük önem taşıyor.”

Monday, May 21, 2012

"Ultrasonla bebeklerini görenlerin düşük ihtimali azalıyor"

Haftada bir ultrasonografiyle bebeklerinin gösterilmesinin, anne ve bebek arasındaki sevgi bağını güçlendirerek, düşükleri azalttığını belirtti.

A right to choose? A pregnant woman watches her first baby ultrasound scan
Medical Park Göztepe Hastanesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Prof. Dr. Sedat Kadanalı, tekrarlayan düşük hikayesi olan hamilelere, haftada bir ultrasonografiyle bebeklerinin gösterilmesinin, anne ve bebek arasındaki sevgi bağını güçlendirerek, düşükleri azalttığını belirtti.
Prof. Dr. Kadanalı, yaptığı yazılı açıklamada, heyecanla bebeğini kucağına almayı hayal eden anne adaylarının kabusu olan düşüklerin, farklı nedenlerden kaynaklanabileceğini vurgulayarak, 2-3 defa peş peşe yaşanacak düşüklerin, anne adaylarını umutsuzluğa ittiğine, tüm gebeliklerinin düşükle sonuçlanacağı kaygısını artırdığına işaret etti.
Genetik sebeplerin en sık görülen düşük nedeni olduğunu ifade eden Kadanalı, ilk üç ayda düşükle sonuçlanan gebeliklerde, yüzde 50-80 oranında bebekte genetik anormallikler saptandığını, son yıllarda daha detaylı incelemeye imkan veren CGH (comparative genetik hibridizasyon) yöntemiyle yapılan araştırmalarda ise erken düşüklerde genetik anomali oranının yüzde 90’lara kadar çıktığına dikkati çekti.
-"BAZI DÜŞÜKLERE ÜZÜLMEK YERİNE SEVİNMEK GEREK"-
Bazı düşüklere üzülmek yerine sevinmek gerektiğini ifade eden Kadanalı, "Her hamile kalan kadın, doğal olarak sağlıklı bir bebek hayal eder ve sakat bebek doğurmak istemez. Anne vücudu da aynı istekle çalışır ve sağlıksız gebeliği ya rahme kabul etmez ya da erken dönemde düşükle sonuçlanır. Bunu doğal bir seçim mekanizması olarak kabul edebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.
Genel olarak bakıldığında tüm gebeliklerin yaklaşık yüzde 15’inin düşükle sonlandığını belirten Kanadalı, "Birkaç gün geçmesiyle ortaya çıkan, farkına varılmayan erken düşükler de hesaba katılırsa düşük oranı tüm gebeliklerde yüzde 20-25’lere kadar çıkmaktadır. Ardı ardına iki veya üç kez düşük yapan kadınlarda ise tekrarlayan gebelik kayıplarının görülme ihtimali tüm toplumda yüzde 1-2 civarındadır. Bir kadının, ’ben hep böyle düşük mü yapacağım’ kaygısını büyütmemesi gerekir" ifadelerini kullandı.
-HASSAS SEVGİ GÖSTERİMİ UYGULANAN HAMİLELERİN YÜZDE 86’SI DÜŞÜK YAPMADI-
Kanadalı, tekrarlayan düşük yapan kadınlara sonraki gebeliklerinde verilen psikolojik desteğin, gebelik kayıplarını azalttığını vurguladı. Tekrarlayan düşük hikayesi olan hamilelere, "hassas sevgi gösterimi" (tender lovering care) adı verilen bir yöntemle haftada bir ultrasonografiyle bebeklerinin gösterildiğini anlatan Kanadalı, şunları kaydetti: "Anne ve bebek arası sevgi bağını kuvvetlendiren bu yöntem, tekrarlayan düşükleri azaltıyor. Bunu bilimsel çalışmalar da göstermiştir. Tekrarlayan düşük yapmış kadınlar iki gruba ayrılarak, birinci gruba erken gebelik döneminde ultrasonografiyle bebekleri gösterilerek psikolojik destek verilmiş, diğer gruba ise normal gebelik takibi yapılmış. Bu bilimsel çalışmada ’hassas sevgi gösterimi’ yöntemi uygulanan kadınların yüzde 86’sı düşük yapmadan sorunsuz doğum yapmışken, normal takip olanların ancak yüzde 33’ü düşük yapmamıştır. Başka bir araştırmada ise tekrarlayan düşük yapmış kadınlara ilk aylarda psikolojik ve tıbbi destek verilen grupta sağlıklı gebelik oranı yüzde 51, destek verilmeyen grupta yüzde 26 olmuş."
Bazı hamilelerin, gebeliğin kadın bedeninde oluşturduğu normal değişimleri düşük belirtisi olarak yorumlayıp endişelendiklerine dikkati çeken Prof. Dr Kadanalı, gebelik esnasında kanamanın olması ve bu kanamaya gelip geçen sancıların eşlik etmesinin düşük veya düşük tehdidini düşündürecek belirtilerin başında geldiğini vurguladı.
Bir gebeliğin düşükle sonuçlanacağını önceden gösteren bir yöntem olmadığını ifade eden Prof. Dr. Kadanalı, ancak düşük riskinin, normal ultrason bulgularında bebeğin  kalp atışları görüldüğünde yüzde 65, gebeliğin ilk 3 ayı dolduğunda da yüzde 90 oranında azaldığını kaydetti.