Showing posts with label kalp. Show all posts
Showing posts with label kalp. Show all posts

Tuesday, July 3, 2012

Sıcak havalarda rahat uyumanın ipuçları

Yaz aylarında, özellikle sıcak ve rutubetli günlerde uyku uyumak neredeyse imkansızdır.

Sleep troubles
Yaylarında, özellikle sıcak ve rutubetli günlerde uyku uyumak neredeyse imkansızdır. Ancak yine de daha rahat bir uyku için alabileceğiniz bazı önlemler var. Klima da bunlardan biri. Hatta genel kanının aksine, dikkatli kullanılan klimalar hastalıklara yol açmıyor ve konfor düzeyini önemli ölçüde artırıyor.  
Yaz uykusu deyince aklınıza "estivasyon" gelmesin! Kış uykusunun, "hibernasyon",  tersine, bazı hayvanların yazın aşırı sıcak ve çok kurak geçtiği yerlerde vücut işlevlerini en az düzeye indirerek haftalarca, hatta aylarca “uyumalarına” verilen bilimsel isimdir bu. Bazıları salgıladıkları bir koza içinde su kaybını önleyerek, bazıları metabolizmalarını çok düşük seviyelere indirerek doğa koşullarıyla başa çokmaya çalışırlar. Oysa biz burada yaz sıcaklarında da sağlıklı, dinlendirici ve hem vücudumuza hem ruhumuza ferahlık verecek uyku startejilerinden söz etmek istiyoruz. 
 
İnsan vücut ısısı doğal olarak gün içinde küçük de olsa, düzenli bir dalgalanma gösterir. Akşama doğru biraz artar, uykuda azalır, sabaha karşı tekrar artmaya başlar. Üstümüz açık olarak ısısı klima ile sabitlenmiş bir odada akşam rahatca uyuduktan sonra sabaha karşı üşüyerek uyanmamızın nedeni, aslında odanın değil içimizin soğumuş olmasından kaynaklanır. Pek çok memeli hayvan gibi biz de vücut ısımızı oldukça dar bir aralıkta, 0.5-1.5 derecelik bir pay içinde tutmak zorundayız. Vücut ısımız 40 derecenin üstüne çıkmışsa çok hastayız demektir, 35’e inmişse donmak üzereyiz sayılır. 
 
Yaz aylarında, özellikle sıcak ve rutubetli günlerde rahat uyumak için alabileceğimiz bazı önlemler var: 
 
Herşeyden önce mümkün olduğunca havadar yerde uyumamız gereklidir. 
• Sıcağa hassas kimselerin yatak odalarında klima kullanmayı değerlendirmeleri yerinde olur. Genel kanının aksine, dikkatli kullanılan klimalar hastalıklara yol açmaz ama konfor düzeyini önemli ölçüde artırabilir. Filtrelerin sık temizlenmesi veya değiştirilmesi, ısının 24-25 derece aralığında kalması, nem oranının çok düşürülmemesine dikkat edilmelidir.
• Özellikle yaşlıların, kalp, tansiyon, ciğer hastalıkları olanların, kilolu kişilerin vücutlarını tam destekleyen, vücudun ağırlık noktalarına özel destek sağlayan rahat şiltelerde ve yastıklarla yatmaları uyku kalitesini artıracaktır. 
• İnsanların en az giysileri, ayakkabıları kadar kullandıkları yatakları ve yastıkları da dikkatle seçmeleri gerekir: Boyunlarımızın doğal eğriliğini destekleyen ama çenemizin öne doğru bükülmesine neden olmayan yastıklarda yatmak yerinde olur. Kemik, kas ve eklem hastalığı olanların ortopedik yataklar kullanması gerekir. Eşi rahatsız uyuyanların iki kişilik tek yatakda değil, yanyana tek kişilik iki yatakta yatmaları, "eş durumundan uyku sorunlarını" önemli ölçüde azaltabilir.
• Çarşaf, yastık kılıfı ve pikelerin pamuklu olması şarttır. Özellikle yastıkların dolgu maddelerinin hava akımına izin veren doğal veya bu iş için özel üretilmiş sentetik maddelerden olmasına dikkat edilmelidir.
• Yaz aylarında gece yenen yemeklere dikkat etmekte yarar var. Herşeyden önce son öğün ile yatma saati arasına en az 3 saat koymak, midenin boşalmasına ve yatınca solunum ve kalp üstünde basınç olmasını azaltmak açısından gereklidir.    
• Akşam yemeklerinde yağlı, kızartmalı, baharatlı/acılı/ekşili yemeklerden özellikle kaçınmak lazım. Her zaman olduğu gibi alkol, kahve başta olmak üzere bütün kafeinli içecekler (kolalar ve enerji içecekleri dahil) uykuya dalmayı güçleştirecek veya kalitesini bozacaktır. Az miktarda alkol insanı gevşeterek uyumasını kolaylaştırabilirse de fazlası mutlaka uyku kalitesini bozar, sabah “akşamdan kalma” duygusu da yeni güne geç ve güç başlamaya neden olur. Ayrıca, daha sık tuvalete kalkmak ihtiyacı ilave bir faktör olarak uykuyu böler: Alkol ve çay-kahve akşam saatlerinde alınınca gece uykusunu mutlaka olumsuz etkiler.
• Yaz aylarında uyku saatlerinin sürekli bozulması, yaz sonunda kalıcı uyku döngüsü bozukluklarını tetikleyebilir.
 
 KISA UYKU SORGUSU:  
 
Aşağıdaki birkaç kısa ama kritik sorudan herhangi birine ‘’evet’’ yanıtı verenlerin bir uyku bozuklukları uzmanından yardım alması gerekebilir:  
-       Sık sık geceleri uykuya dalmakta ve uykuyu sürdürmekte zorluk çekiyor musunuz?
-       Kac saat uyursanız uyuyun, sabah uyandığınızda kendinizi hala yorgun hisseder misiniz?  İşe veya okula geç kalma probleminiz var mı?
-       Sosyal açıdan uygun ve istediğiniz saatlerde uyuyup uyanabiliyor musunuz? Sık sık boğulma hissiyle, kabuslarla veya korkuyla çıglık atarak uyandığınız olur mu?
-       Çevrenizdeki insanlar tarafindan horladığınız veya uykuda nefes almakta güçlük çektiğinize ilişkin gözlemler var mı?
-       Gün içinde ani ve engellenemez uyku bastırmasi olur mu? Direksiyon başında hiç bir an için olsa bile uykuya daldınız mı?
-       Gece yatmadan önce bacaklarınızda rahatsızlık, huzursuzluk, ağrı, karıncalanma vs gibi nahoş hisler oluşur mu? Bacaklarınızı istem dışı hareket ettirdiğiniz olur mu?
 

Güneş çarpması

Güneş çarpması, sıcak yaz günlerinin en tehlikeli sağlık sorunlarından biri. Çünkü tedavi edilmezse komaya, kalıcı nörolojik sorunlara, hatta ölüme dek varan sonuçlara yol açabiliyor.

Gülümseyin!  Tulisa de bir çırpıda için istekli olan bazı hevesli hayranları ile poz vermek için fırsat oldu
Yazın getirdiği en ciddi hastalık tablosu güneş çarpması, vücut sıcaklığının 41.1 dereceyi geçerek sinir sistemi bozukluğuna yol açması şeklinde tanımlanıyor. Bu durumdan en çok çocuklar ve yaşlılar etkileniyor. Ayrıca diyabet, tansiyon ve kalp hastalıkları olanlarla aşırı alkol kullananlarda risk, yükseliyor. Güneş çarpması, asla hafife alınmaması gereken çok ciddi bir sağlık sorunu. Özellikle hastanın şuurunda bulanma ve görmesinde zorlanma gibi durumlara neden olmuşsa, zaman kaybetmeden tıbbi  bakım sağlanması gerekiyor. Çünkü bu dönemde acil tedavi edilmezse komaya, kalıcı nörolojik sorunlara ve hastanın hayatını kaybetmesine neden olabiliyor. Hatta şuur kaybı geliştiğinde tedavi edilse bile yüzde 15-20 ihtimalle ölüme sebep olabiliyor.
 
Acıbadem Bağdat Caddesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, güneş çarpmasından korunmanın yaşamsal öneme sahip olduğunu belirterek nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda bilgi verdi: “Güneş çarpması, aşırı sıcak sonucu beden ısısını ayarlayan mekanizmanın bozulması sonucu ortaya çıkıyor. Havanın sıcaklığı kadar yüksek nem oranı da bu tablonun oluşma riskini artırıyor. Güneş çarpmasının en önemli sebebi, vücudun kendi ısısını koruma mekanizması olan terlemeyi yeterince gerçekleştirememesi. Bu durum, genellikle nem oranı yüzde 60’ların üzerine çıktığında meydana geliyor. Ter bezleri deri yüzeyine tuzlu bir salgı, yani ter gönderiyor ve bu hemen buharlaşarak derinin ısı yitirmesini sağlıyor. Eğer vücut yeterince terleyemezse güneş çarpması ortaya çıkıyor. Ayrıca sıcaklarda aşırı terleme sonucu fazla miktarda sıvı ve elektrolit kayıpları sonucunda da vücut sıcaklığı yükselmeye başlıyor.
 Tucking in: o sunlounger oturdu Tulisa ayrıca çeşitli ikramlar üzerinde atıştırma görüldü
En önemli belirtisi yüksek ateş
Güneş çarpmasının en önemli belirtisi, vücudun kendi ısısını ayarlama mekanizması bozulduğu için ateşin   40-41 derecelere yükselmesi. Bunun yanı sıra baş ağrısı ve dönmesi, bulantı, terleyememe, şuur bulanıklığı, kalp hızında artma, kol ve bacaklarda kramplar, hatta komaya kadar gidebilen nörolojik belirtiler gelişebiliyor.”
 
Korunmak için yapılması gerekenler
 
Giyeceklere  dikkat edin: Mevsime uygun, vücudun sıcaklığını çok yükseltmeyecek, terletmeyecek, açık renkli kıyafetler giyin. Güneşten korunmak için geniş kenarlı şapkalar takın.
Susamayı beklemeyin: Susamayı beklemeden sürekli su tüketmeye özen gösterin. Suyun yanında mineralli sularla da kaybettiğiniz elektrolitleri almanız faydalı olabilir.
Alkolden kaçının: Özellikle sıcak günlerde alkol almanız, vücudunuzun ısısını ayarlayan mekanizmayı olumsuz etkiler. 
Hafif besinler tüketin: Güneşin en etkili olduğu saatlerde aşırı yağlı, sindirimi zor yiyeceklerden kaçının. Çünkü vücudumuz ağır yemekleri sindirmek için uğraşırken ısı mekanizmasını ayarlamakta zorlanır.
Spor saatine dikkat edin: Ultraviyole ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında, güneş altında spor faaliyetleri yapmaktan kaçının.
Sık sık duş alın: İmkanınız varsa vücudunuzun ısısını düşürebilmek için sık sık duş alın.
 
Nasıl yardım etmeliyiz?
* Öncelikle hastayı sıcak ortamdan serin ve hava akımının olduğu bir alana alın. 
* Üzerindeki kıyafetleri gevşetip, çıkarın. 
* Soğuk kompreslerle vücut ısısının düşmesine yardım edin. 
* Eğer şuuru yerindeyse bol miktarda sıvı vermeye çalışın. 
* Şuuru yerinde değilse ve solunum sorunu varsa ‘yardım edeyim’ düşüncesiyle boşuna zaman kaybettirmeden hastayı acil olarak sağlık kuruluşuna ulaştırın

Thursday, June 28, 2012

En hızlı kilo verdiren diyet bulundu

Kilo vermenin altın kuralı "aldığınızdan daha çok kalori harcayın"dır. Ancak yeni bir çalışma insanları bazı diyetlerde diğerlerinden daha etkili kalori harcadığını ortaya koydu.

Diyet lokumu: Siz karbonhidrat yemek ve hala yeni bir plan üzerinde kilo verebilirsiniz

Araştırmacılar aşırı kilolu insanların düşük karbonhidrat içerikli diyetlerde, az yağlı diyetlere oranla 350 kalori daha fazla harcadığını tespit etti.

Amerikan Tıp Birliği'nden Dr. David S. Ludwig böylece insanların parmağını bile kıpırdatmadan bir saatlik egzersizde harcadıkları kaloriyi harcayabileceklerini belirtti.

Araştırmada ayrıca insanların düşük yağlı diyetlere oranla düşük glisemik indeksli yiyeceklerle 150 kalori daha fazla yakabilecekleri de ortaya çıktı.
Dr. Ludwig bütün kalorilerin benzer olmadığını, bazı yiyeceklerden alınan kalorilerin metabolizma tarafından daha kolay yakıldığını söyledi.
 Capsiplex is the first diet pill to contain ingredients previously only available on the NHS
KALORİLER BİRBİRİNDEN FARKLI MI?

Araştırma süresince katılımcıların hepsine ilk başta aynı diyet uygulandı ve hepsi ortalama olarak ağırlıklarının yüzde 14'ünü verdi.
Daha sonra katılımcılara 3 farklı, popüler diyet uygulandı.
Diyetlerin biri az yağ alımına dayalıydı, ikincisi ise düşük karbonhidrat içeren popüler Atkins diyetiydi. Üçüncüsü ise glisemik indeksi düşük besinlerle beslenmeye dayalı bir diyetti.

ÇOK KİLO VERDİRDİ AMA KALBİ TEHDİT ETTİ

Düşük karbonhidrat diyetinde insanlar en fazla kiloyu verdi ancak aynı zamanda stres hormonu ve vücut iltihabı yükseldi. Bu ikisi de kalbi tehdit eden riskleri oluşturuyor.
Aynı zamanda insanlar az yağ oranı içeren diyette hem insülin direnci, hem iyi kolesterol hem de yağ seviyeleri konusunda en kötü sonuçları aldılar.
Düşük glisemik indeks diyeti ise kalori yakımı açısından düşük karbonhidrat diyeti ile aynı sonuçları verdi. Ancak araştırmacılar bu diyetin de önerilenden daha fazla yağ içerdiğinin altını çizdi.

Tuesday, June 26, 2012

Bir ayda hayalinizdeki kalçaya kavuşun.

Kalkık, selülitsiz, sıkı kalçalar! İmkansız değil, ama biraz çaba istiyor. Bir ay boyunca, günde sadece 15 dakika harcayarak hayalinizdeki bikini poposuna kavuşabilirsiniz.

Size arkasında: Jennifer Lopez, onu alt ünlüdür
Jennifer Lopez
Yoğun iş yaşamı ve ofis hayatından kalçalarımız da nasibini alıyor; oturmaktan artık iyice düzleştiler! Zaten genetik yapımız itibarıyla bir Jennifer Lopez duruşu sergileyemediğimiz aşikar. Öyleyse, biraz çabayla bunu başaracağız; güzel kalçalara giden altı yolu hemen takip edin! MAC Kanyon’dan fitness eğitmeni Figen Yorgancıoğlu, haftanın dört günü 15 dakika ayırarak yapacağınız bu altı hareketle, hedefe bir ayda ulaşabileceğinizi söylüyor!
Static Lunge
1. Sağ bacağınız önde, sol bacağınız arkada olacak şekilde ayakta durun. Hafifçe dizlerinizin üzerinde eğilin ve bacaklarınızı bu açıyla sabitleyin. Önde kalan diziniz, ayak parmak ucunu geçmemeli.
2. Ellerinizi birbirine kenetleyerek, önünüzde tutun.
3. Bu pozisyonu koruyarak, bedeninizi yavaşça yukarıya doğru kaldırın.
4. Hareketi 20 kez tekrarlayın. Hareketin verimliliğini artırmak için, her iki bacağınıza dönüşümlü olarak ikişer set uygulayabilirsiniz. Çalışan kas grupları: Ön bacak, kalça kası ve arka bacak 
 Egzersiz düzgün vücutlu alt şekil oymak için sadece bir yoludur
One Leg Deadlift
1. Ayakta durun ve ardından 90 derece açıyla yere doğru eğilin.
2. Sağ bacağınızı kaldırın ve sol bacağınızın üzerinde, diziniz hafif bükülü pozisyonda durun. Vücudunuzu öne doğru indirirken sağ kolunuzla ileriye doğru uzanıp tekrar yukarıya kalkın. Hedef, vücudunuzu düz bir çizgiye getirene kadar öne eğebilmek!
2. Başlangıç için tamamen düz bir çizgi olabilmeyi hayal etmeyin ve yapabildiğiniz açıları tercih edin.
3. Hareketi her bacak için 20 kez tekrarlayın. Hareketin verimliliğini artırmak için her iki tarafa ikişer set uygulayabilirsiniz.
Çalışan kas grupları: Arka bacak, kalça ve omurga 
Side Kick
1. Matınızı yere serin. Sağ tarafınıza doğru matın üzerine yatın. Sağ kolunuzu, omzunuzun altına dik açıda gelecek şekilde yerleştirin ve havaya doğru kalkın. Sol elinizi belinize koyun.
3. Sağ bacağınızı dizinizden büküp geriye doğru uzatın. Sol bacağınızı yere paralel şekilde havaya kaldırın.
4. Sol bacağınızı aşağı ve yukarı hareket ettirin. Bacağınızı yere tam değdirmeden başlangıç pozisyonuna dönün. Bu hareketi sol bacağınız için minimum 20 kez tekrarlayın ve sağ bacağa geçin. 2 set uygulayın.
Çalışan kas grupları: Kalça kası, arka bacak ve merkez kaslar 
Split Squat 
1. Bu hareket için yardımcınız bir sandalye olabilir. Sağ bacağınızı arkanıza alın ve sandalyenin üzerine koyarak sabitleyin.
2. Sol bacağınız yerde ve hafif bükülü olmalı. Sol bacağınızın üzerinde, diziniz ayak parmak ucunu geçmeyecek şekilde, yavaşça sandalyeye oturacakmış gibi bedeninizi aşağıya doğru indirin. Sağ ayağınız denge sağlamak için size yardımcı olurken, vücut ağırlığınızı sadece öndeki bacağınıza bırakın.
3. Yukarı kalkarken diz ekleminizi tamamen düz hale getirmeden, harekete akıcı şekilde devam edin.
4. Her bir bacak için 20 kez tekrarlayın. Hareketin verimliliğini artırmak için, her iki tarafa ikişer set uygulayabilirsiniz.
Çalışan kas grupları: Kalça kası, ön bacak ve arka bacak 
 Raquel Welch hairdo! Tamara Ecclestone shoots her charity calendar at the Perivolas Hotel in Santorini, Greece
Squat With Miniball 
1. Önce dizlerinizin arasına orta büyüklükte bir top koyun.
2. Omurganız dik şekilde, bacaklarınızın arasındaki topu sabitleyecek kadar dizleriniz birbirine yakın, oturma pozisyonuna gelin. Kollarınızı yere paralel olarak uzatın.
3. Dizlerinizin arasındaki topu hafifçe sıkıştırın. Hareketi minimum 20 kez tekrarlayın. Her iki ayak için ikişer set uygulayın.
Çalışan kas grupları: Bacak içi, kalça kası ve ön bacak 
One Leg Pelvic Bridge 
1. Matı yere serin ve sırtüstü yatar pozisyona gelin. Ellerinizi yanınıza uzatın.
2. Sağ ayağınızı yere basarak dizinizi 90 derece kırın. Sol ayağınızı dizinizden bükerek yere paralel olarak havaya kaldırın. Bu sırada bedeninizi de yukarı doğru ittirin. Sol bacağınızı yukarıda sabit tutun.
3. Kalçanızı yerden yukarıya doğru kaldırıp indirirken kalçanızın yere değmemesine dikkat edin.
4. Hareketi, dönüşümlü olarak her bacak için 20 kez tekrarlayın. Hareketin verimliliğini artırmak için her iki tarafa ikişer set uygulayabilirsiniz.
Çalışan kas grupları: Kalça kası ve arka bacak 
Sadece egzersiz yetmez!
Egzersiz yaparken dikkat etmeniz gereken önemli noktalar var:
• Tüm hareketlerde omurganızı dik tutmaya özen gösterin. Hareketleri uygularken nefes alıp vermeniz,  kalp atış sayınızı dengeler. Hareketin zorlandığınız kısmında mutlaka nefes alıp veriyor olun.
• Egzersizlerle beraber haftanın üç-dört günü, 20 ile 60 dakika arasında yapacağınız kardiyovasküler egzersizler (orta tempolu koşu, yürüyüş, bisiklet, aerobik programlar) hedefinize ulaşmanızı hızlandıracaktır.
• Özellikle direnç egzersizlerine başladıktan sonra, yeterli miktarda su ve sıvı tüketmeli ve protein değeri yüksek yiyecekleri ana yemek olarak tercih etmelisiniz. 

Wednesday, June 20, 2012

Yenidoğanda 5 ‘acayip’ normallik

Kıpkırmızı, şiş vücutlu ve kocaman kafalı mı? Hemen endişelenmeyin! Yenidoğanınızın 'acayip' görünen hallerinin pek çoğu doğal gelişiminin bir parçası…

Dee Crawford
Yenidoğan bebeğiniz, hamileliğiniz boyunca özenerek baktığınız bebek fotoğraflarına benzemiyor mu? Aldırmayın! 6 hafta sonra, o kartpostallardaki muhteşem bebeklere benzemeye başlayacak. Siz bu dönemde yenidoğanın 'acayip' normal hallerini bilin yeter. Çünkü bebeğinizi tanımanız, anneliğe uyum sağlamanızı kolaylaştıracak.
Zayıf mı toraman mı?
Eğer bebeğiniz zamanında doğmuşsa kilosu, 3.000-3500 gram arası olacaktır. Eyvah, benimki  daha zayıf diyorsanız, üzülmeyin! Çünkü normal alt sınırın 2 bin 500 gram olduğu kabul ediliyor. Tabii üst sınır olarak kabul edilen 4000 gramdan fazlaysa, toraman bir bebeğiniz var demektir.
Selvi boylu mu?
Uzun boylu bir bebek olup olmayacağına karar vermek için çok erken. Bebeklerin boyu 1 yaşından sonra genetik kodlarına göre uzar. Zamanında doğmuş bir bebeğin 50 cm civarında olacağını bilmeniz yeterli. 2 santim kısa ya da 2 santim daha uzun olması da normal kabul ediliyor.
Kafası çok mu büyük?
Yanılmıyorsunuz, kesinlikle haklısınız! Bebeklerin beden oranı yetişkinlerden farklıdır. Başı bedenine göre daha büyük. Zaman içinde oranı değişse de bu büyüklük, çocukluk çağında da devam edecek. Ama şimdilik siz, yenidoğanların baş çevresinin ortalama 35 cm, normal ölçü aralığının ise 33-37 cm olduğunu bilmelisiniz.
Yumurta kafa mı? Sipsivri ya da tostoparlak...
Bebeğinizin başının görünümü, doğum şekline göre değişebilir. Sezaryenle dünyaya gelen bebeklerin başı, genellikle yuvarlak görünümdedir. Bazı normal doğumla dünyaya gelen bebeklerin ise kafası sivridir. Bunun nedeni; doğum kanalının biraz dar olmasından başka bir şey değil. Ama sakın öyle kalacak sanmayın. Yatış pozisyonuna dikkat ederseniz birkaç ay içinde yumurta kafalı bir bebeğiniz olur.
Başı çok yumuşak!
Tepesinde, saçlı derinin hemen altındaki yumuşak kısımları fark ettiniz: Elinizle dokunduğunuzda sanki  kalp atışını hissediyorsunuz. Bu bölgelerin ismi, 'bıngıldak'tır. Bıngıldakların çapları bebekten bebeğe farklılık gösterir ve kafasının arka kısmında bulunan küçük, arka bıngıldaklar 2-6 ay arasında kapanır. Kafanın tam üstünde bulunan büyük bıngıldağın kapanması 18 aya dek sürer. Sizin yapmanız gerekense, çarpmalardan korumak.

Tuesday, June 19, 2012

Yaza Girerken Vücudunuz Şişmesin!

Yaz aylarına günler kala sıkça yaşanan bu şikayetler vücudunuzda ödem yani şişlik olduğu anlamına geliyor.

Cover up: SPF gloves are the solution to protecting the delicate skin on the hands from the sun's harmful rays
Gün içerisinde tüketilen su ve tuz miktarı vücuttaki ödemin en önemli nedenleri. Memorial Etiler Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Murat Görgülü, vücuttaki ödemi azaltmanın yolları hakkında bilgi verdi.

Kronik hastalığınız varsa özellikle dikkat edin

İnsan bedeninde damar içerisinde dolaşan sıvıların damar dışına çıkması ve doku araları ile cilt altında birikmesi sonucunda ödem durumu gelişir. Alınan su ve tuz miktarı vücutta şişme ve ödem gelişiminde çok önemlidir. Gözle görülür bir ödem yani vücutta su toplaması olduğunda 3 litre kadar fazla sıvı vücutta birikmiş demektir. Ödemin oluşumunda böbrekten su ve tuz tutulumu önem taşır. Vücutta sıvı birikimi, bölgesel ya da tüm vücudu içerecek şekilde genel olabilir, bunların nedenleri farklıdır. Ödemin bölgesel dağılımı, nedeni hakkında önemli fikirler verir.

Ödemler pek çok hastalığa işaret edebilir

İnsan vücudunda belli bir bölge ya da organ ile sınırlıdır. Örneğin tek bacak, tek kol, iki bacak, göz, dudak gibi, tek kol ve tek bacak ödemlerinde o bölgede lenf akımının aksaması önemlidir. Tıkayıcı bir kitle, enfeksiyon ya da damar tıkanıklığı buna yol açabilir. Her iki bacak şişmesi aşırı varisler, kalp yetersizliği, lenfatik tıkanıklık, sürekli oturma ve hareketsizliğe bağlı olabilir. Yüz, dudak ve gözde oluşan ödemlerin de en sık nedeni, alerjik reaksiyonlar ya da kanda protein düşüklüğü olabilir. Kalp ve karaciğer gibi organ yetersizliklerinde de karın zar ve akciğer zarında sıvı birikimi olur; ayrıca bazı kanserlerin yayılması sonucunda karın ve akciğer zarlarında sıvı birikimi sıkça gözlenir. Ödemin süresi yaygınlığı ve kişide ek bir rahatsızlık olup olmaması tanıda ve tedavide büyük önem taşır.
 
1 gram tuz 200 ml. sıvı birikmesine neden olur

İnsan vücudunun büyük bir bölümünü içine alan ya da tüm vücudu kaplayan yumuşak doku şişmesine yol açan, sıvı birikimleridir. Her iki bacakta oluşan ödem uzun süre ayakta kalmaya bağlı olabilir. Bunda fazla tuz tüketimi çok önemlidir, fazladan alınan 1 gr tuz vücutta 200 ml sıvı birikmesine yol açar. Kalp yetersizliğinde de her iki ayakta şişme erken bir bulgudur. Kalp yetersizliğinde akciğerlerde de sıvı birikerek nefes darlığına yol açabilir.

Sabah kalktığımızda oluşan göz çevresi şişmesinde özellikle böbrek hastalıkları ve azalmış tuz atılımı düşünülmelidir. Böbrek rahatsızlığı dışında ileri derecede karaciğer yetersizliği de bu tip ödeme neden olabilir. Özellikle protein kaybına yol açan “nefrotik sendrom”da tüm yüz ve vücutta şişme olabilir. Ayrıca tüm vücutta şişmeye yol açan en önemli nedenlerden biri de alınan besinlerdeki tuz ve kimyasal madde miktarıdır. Normalde alınması gereken tuz miktarı, yaşa ve aktiviteye göre değişir ancak daha öncede söylediğimiz gibi aşırı tuzlu besinlerin tüketilmesi ile yeterli miktarda tuz böbreklerden atılamazsa vücutta sıvı birikmeye başlar. Öncelikle ayak bileği, göz çevresi gibi yumuşak doku bölgeleri şişmeye başlar. Hazır soslar, yapay tatlandırıcılar, bazı baharatlar, alkollü içecekler, bol kafeinli içecekler vücutta ödem oluşumunu artırır. Birçok ağrı kesici ilaç ve romatizma ilacı da vücutta su ve tuz tutarak ödeme yol açar. Birçok hormon ilacı, özellikle de kortizonlu ilaçlar vücutta aşırı su ve tuz tutulumuna neden olur. Aşırı hareketsizlikte lenf dolaşımını ve toplardamar dolaşımını azaltacağı için özellikle kollarda ve bacakta şişme yapar. Hep aynı pozisyonda kalan yaşlılarda yerçekiminin etkisi ile sıvı altta kalan bölümlerde toplanır, bu yalancı bir ödem görüntüsü verebilir.

Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz ödemi azaltmak için çok önemli

Başlıca tedavi ödeme neden olan durumun ortadan kaldırılmasıdır. Örneğin fazla tuz alımının engellenmesi, alkol alınmaması, hazır besin ve soslardan uzak durulması, sigara ve kafeinli içeceklerin azaltılması en önemli hususlardır. Alınan ağrı kesici ve romatizma ilaçlarının dozu ayarlanmalıdır. Eğer kişide hareket eksikliği ve aşırı durağanlık var ise mobilizasyon, lenf ve kan dolaşımını artıracağı için ödemin azalmasına yardımcı olur.

Mutlaka bir doktora danışın

Eğer kişide vücutta sıvı birikimine yol açan herhangi bir hastalık öncelikle bu hastalığın tespit edilmesi ve buna yönelik tedavi yapılması temel prensiptir.

Kalp yetersizliği olan hastada tansiyon ve kalp atımının düzenlenmesi ve idrar söktürücü tedavi yapılması birinci derecede önemlidir. Hastanın idrarının artması ile ödem azalmaya başlar ancak bu ilaçların yan etkileri çok dikkatli olarak takip edilmelidir, fazla idrar söktürücü kullanımı aşırı tuz ve su kaybına yol açabilir, bu da halsizlik, tansiyon düşmesi ve kalp ritm bozukluğu gibi durumlara yol açabilir.

Böbreklerden protein kaybı olan ya da böbrek yetersizliği gelişmiş olan hastalarda proteinin tamamlanması diyetin ayarlanması, alınan tuz miktarını azaltılması çok önemlidir.

Karaciğer yetersizliğine bağlı ödemlerde de eksik proteinin tamamlanması ve idrar söktürücü tedavi uygulanması temel prensiptir.

Göz çevresi, ayak bilekleri, eller ya da vücudun herhangi bir yerinde şişme ve sıvı birikimi fark edildiğinde fazla zaman yitirmeden bir doktora danışmak çok önemlidir.

Friday, June 15, 2012

Kızartmalar neden zararlı?

Uzmanlar kalp ve genel vücut sağlığı için kızartmadan uzak durulmasını öneriyor. Peki, kızartmaların neden zararlı olduğunu gerçekten biliyor muyuz?

Oldukça lezzetli olan kızartmalar çok sık tüketildiğinde sağlığımızı tehdit eder. Kızartılmış yiyeceklerin en çok sebep olduğu sorun kalp rahatsızlıklarıdır. Bunun sebebi, içerisinde bulunan trans yağların damarları tıkayarak kalp krizine yol açmasıdır.
Kızartma yapmak için genellikle trans yağ içeren bitkisel yağlar kullanılır. Bu tür yağlarla hazırlanan besinler tüketmek kolesterol seviyesini de olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Ayrıca tip 2 diyabet de sürekli kızartılmış gıda tüketen kişilerde daha çok görülür.

Kızartmalardan tamamen vazgeçmek ise elbette mümkün değildir. Bu nedenle diğer alternatif pişirme yöntemlerini benimsemek önerilmektedir. Daha az yağ kullanılarak aynı lezzeti veren ürünler, teknoloji sayesinde mümkün hale gelmiştir. Siz de hayatınız boyunca kızartmalardan uzak kalmak istemiyorsanız, bu alternatif pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz.

Göbek eriten formüller

Hareketsizlik, masa başı çalışma, ara öğün atlama, fast food tüketimi, alkol ve stresin de etkisi olduğu karın bölgesindeki yağlanma sağlığıda olumsuz etkilemekte. Kalp hastalıkları, şeker hastalığı ve tansiyon en sık görülen hastalıklar.
Since astrology can give us an insight into what makes us tick could our star sign also help determine the best way to keep in shape?  
Karın bölgesindeki yağlanmadan kurtulmak için nelere dikkat edelim;

1.Az ve sık beslenmeye özen gösterin, böylelikle kan şekeriniz dengeli salgılanacak yediğiniz yiyecekler daha az yağa dönüşecek

2.Porsiyonlarınız küçültün, öğünlerinizde daha fazla salata veya sebzeye, daha az hamur işlerine ağırlık verin.

3.Hazır, rafine edilmiş ürünlerden uzak durun

4.Yiyecekleri kızartmak yerine ızgara, fırın tercih edin

5.Kremalı yiyeceklerden uzak durun, çorba, salata, makarna, et yemeklerinize ya sıvı yağ veya krema ilave edin.

6.Trans yağ asitlerinden uzak durun, margarin içeren besinler tüketmeyin, yemeklerinizde kullanmayın.

7.Mufa’dan zengin besinler tüketin, mufa tekli doymamış yağ asididir ve karın bölgesi yağlanmayı giderici sağlıklı bir yağ asididir. Zeytinyağı, ayçiçek yağı, kanola yağı, keten tohumu yağı, susam yağı, soya yağını yemek veya salatalarınızda, uygun miktarda kuruyemiş, ay çekirdeği, kabak çekirdeğini ara öğünlerinizde tüketerek mufa almanız mümkün. 

7.Kahvaltılarınızda uygun miktarda az tuzlu veya tuzsuz zeytin tüketin

8.Glisemik indeksi yüksek olan besinleri aynı anda tüketmeyin Diyetisyen Özlem Sert Aydın

9.Ekmeğinizi beyaz yerine tam buğday, çavdar, kepekli, tahıllı olarak değiştirin

10.Pirinç pilavı yerine bulgur pilavı, börek yerine az yağlı/yağsız gözleme tercih edin.

11.Asitli, şekerli içecekler yerine maden suyu, ayran, şekersiz buzlu çay, şekersiz limonata tercih edin.

12.Su tüketiminizi artırın, günde 2-2,5 lt içmeye özen gösterin

13.Meyve porsiyonunuz veya salatanıza arada bir yağ yerine avakado ekleyin.

14.Kabızlık probleminiz varsa sindirim sisteminizi çalıştırmak için yeterli lif alın.

15.Kaliteli uyku uyumaya çalışın, yatmadan önce ılık duş, sakinleştirici bitki çaylarından destek alınabilir.

16.Fiziksel aktivitenizi artırın, hem metabolizmanızın canlanması hem de yağ yakımı için düzenli egzersiz şart.

Diyetisyen Özlem Sert Aydın

Thursday, June 14, 2012

Zayıfların yeni kâbusu: ‘ToFi’

İngiltere’de yapılan bir araştırma bazı kişilerde zayıflığın bile diyabet ve kalp hastalığı gibi rahatsızlıkları engellemeyeceğini ortaya çıkardı.

Kutsal elimden: sarışın gümüş bir tespih ve bir tank taban uzunluğu elbise giydi
Imperial College London Üniversitesi’nden Profesör Jimmy Bell, dışarıdan zayıf görünen ancak iç organlarının etrafında aşırı yağ bulunan kişilerin risk altında olduğunu açıkladı. Çok fazla yemek yiyen ancak şişmanlamayan bu kişilerin vücut kitle endeksi ölçülse bile taşıdıkları risk belli olmuyor. ToFİ-thin outside, fat inside (dışardan zayıf-içerden şişman) diye adlandırılan durum Manyetik rezonans görüntüleme tekniği ile tespit ediliyor. Bell bu durumun özellikle Ortadoğu'da görüldüğünü söylüyor. Profesör ayrıca iç organlardaki yağın dışarıdan görülen yağa göre daha kolay eritileceğini dile getiriyor.

Thursday, May 31, 2012

Ekinezya ve arı sütü bağışıklık sistemini güçlendiriyor

Çocuğunuz yılda en az altı defa hastalanıyorsa ve doktor tarafından tespit edilen bir başka sorunu yoksa bağışıklık sistemi zayıf olabilir.

Üç yaşında bodur kalanların oranı yüzde 12
Çocukların geçirdiği hastalıklar, bağışıklık sistemlerinin kuvvetlenmesine zemin hazırlıyor. Bu nedenle de hastalıklar normal kabul ediliyor. Ancak yılda 6-7 defadan fazla enfeksiyon kapmaları, bağışıklık sistemlerinin kuvvetsiz olduğunu gösteriyor. İşte bu noktada çocuğu takip eden doktorun da tavsiyesiyle bitkisel destekler gündeme gelebiliyor.
Hemen herkesin bildiği ıhlamur, tarçın, elma kabuğu gibi bitkisel tedavi seçeneklerinin yanı sıra son yıllarda ekinezya, propolis ya da çinko gibi destekleyiciler de hayatımıza girdi. Ancak bu ürünleri kullanırken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü doktor tavsiyesiyle ve önerilen dozlarda alındığında bağışıklık sistemini kuvvetlendirirken, fazla ve bilinçsiz şekilde alınması alerjik reaksiyonlar başta olmak üzere birçok hastalığa neden olabiliyor.
Ekinezyanın gücü
International Hospital’dan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, özellikle sık enfeksiyon geçiren çocuklara önerilen ekinezya, çinko ve propolis gibi bitkisel destekleyiciler hakkında bilgi verdi: “Ekinezya, bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini sağlayan bitkilerin başında geliyor. Kuzey Amerika yerlileri ekinezya bitkisinin kökünü ve yapraklarını her türlü enfeksiyon hastalığında, yaralarda, boğaz ve diş ağrılarında kullanıyordu. Modern dünyanın yaptığı araştırmalar ışığında ekinezyada bakteri ve virüslere karşı oldukça etkili maddeler bulundu. Üst üste hasta olan ve kendini bir türlü toparlayamayan 1 yaşın üzerindeki çocuklara ekinezya şurubu önerilebilir.
Kafanıza göre kullanmayın
Ekinezya, çocuk tam olarak tetkik edilmeden verildiğinde mide-bağırsak siteminde bazı sorunlara, karaciğer enzimlerinde bozulmaya, alerjik reaksiyonlara, karın ağrısı ve ishale neden olabiliyor. Doktor tarafından önerilse bile sekiz haftadan fazla kullanımı, bu gibi etkilerin görülme ihtimalini artırıyor. Ayrıca tüberküloz, astım ya da romatizmal hastalıkları olan çocukların  kesinlikle kullanmaması gerekiyor.”
Propolis (arı sütü): Güçlü anti-mikrobiyal aktivitesinden dolayı, propolis doğal antibiyotik olarak biliniyor. Propolisin, MRSA da dahil olmak üzere 21 tür bakteri, 9 tür mantar, Giardia’nın da dahil olduğu 3 protozoa türü, herpes ve influenzanın geniş yelpazeli virüsleri üzerinde azaltıcı etkisi bulunuyor.
Ayrıca tedavi edici özelliği de var. Yara kapama, iltihap önleme, uyuşturma ve doku tamiri gibi faydalarının yanı sıra sindirimle kalp-damar sistemleri üzerinde etkili. Propolis, üç aylık dönemlerde alınmalı ve sonrasında kullanımına ara verilmeli.

Tuesday, May 29, 2012

Güçlü bir hafıza için elma suyu için!

Yapılan araştırmalar, elma suyunun Alzheimer ve zihinsel faaliyetleri tetikleyen hastalıkların tedavi sürecini olumlu etkilediğini gösteriyor.

Güçlü bir hafıza için elma suyu için!
C ve E vitamini bakımından oldukça zengin olan elma suyunun hafızayı güçlendirerek, beyine zarar verebilen toksik maddeleri etkisiz hale getirdiği belirlendi.
Son yıllarda giderek yaygınlaşan Demans (bunama) ve Alzheimera yakalanma riski, stres ve yaşlanma süreci ile birlikte hız kazanıyor. Uzmanlar bu hastalıklara karşı, stresi ve yaşlanma etkilerini azaltması nedeniyle, antioksidan, C ve E vitamini yönünden zengin olan elma suyu tüketiminin artırılmasını öneriyor.
Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman  İnanç, anti oksidan özelliği bulunan elmanın, kalp damar hastalıkları, prostat kanseri, felç riskini azaltmanın yanı sıra Alzheimer ve Demans gibi beyin fonksiyonlarını etkileyen hastalıkları da büyük oranda önlediğini belirtti.
Prof. Dr. Neriman İnanç, “Elma ve elma suyunda bol miktarda demir ve fosfor bulunuyor. Demir, beyin fonksiyonlarının faaliyetlerinde kullanılırken, fosfor ise zihinsel faaliyetlerin etkinliği için enzim yapısına katılıyor.”şeklinde konuştu.
Elma ve elma suyunda bol miktarda bulunan ve beyin faaliyetlerinde kullanılan en önemli minerallerden demirin beyinde pıhtılaşmayı önleyici özellik taşıdığı da söyleyen İnanç, “Elma veya elma suyu beyin hücrelerindeki toksik maddelerin sebep olduğu stres ve yaşlanmanın etkilerini azaltıyor” dedi. C ve E vitaminlerinin yaşlanma ve yaşlanma sonucu ortaya çıkan birçok kronik hastalıkla mücadele ettiğini ifade eden İnanç, elma ve elma suyunun güçlü bir hafıza için en önemli besinlerden biri olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Neriman İnanç, elma suyu tüketen 21 alzheimer hastası ile yapılan bir araştırmaya değinerek, elma suyu tüketen hastalarda, alzheimer hastalarında sıklıkla karşılaşılan duygusal kaygı, ajitasyon ve kuruntunun yüzde 27 oranında azaldığına da dikkat çekti. 

Diyet yapanlara altın kurallar.

ABD’li ünlü fitness uzmanı Bob Harper ‘Sıskalık Kuralları’ kitabının son 5 kuralında ilginç detaylara yer veriyor

Kitabı bir anda en çok satanlar listesinin başına oturan Harper son kurallarında, evde yemek yemenin, iyi bir uykunun, az tuzun ve haftada 1 ‘ziyafet’in önemini anlatıyor.
1.Her hafta 10 öğünü evde yiyin
Zayıflamaya çalışırken en büyük düşmanınız restoranlarda yediğiniz gıdalar. Çünkü bunların ne kadar yağla ve nasıl hazırlandığını asla bilemezsiniz. Rejim yaparken yiyeceklerinizi olabildiğince kendiniz hazırlayın. Hatta mayasız ekmek tarifleri öğrenip bunu de evde kendiniz yapın. Haftada en az 10 öğünü evinizde, kendi hazırladığınız gıdalarla yemeye özen gösterin.

2.Tuzlu yiyecekleri sofranızdan eleyin
Dünyanın en önemli sağlık kurumlarından Mayo Clinic günde 2300 miligramdan daha fazla sodyum tüketilmemesini öneriyor. Bu da bir çay kaşığına eşit. Konserve yiyecekler tüketmemeye özen gösterin. Tükettiğiniz her yiyecekteki tuz oranını düşünün. Aşırı tuz kalp hastalıklarına davetiye çıkarır. Tuzu azaltmak için yiyecekleri baharat ve limonla tatlandırın. Yemek masasında tuz kullanmayın.
3.Sebzelerinizi yiyin
Lif açısından zengin, az kalorili ve az şekerli sebzeler tüketilmesi en gerekli yiyeceklerden. Sebze sevmiyorsanız püre haline getirip yiyebilirsiniz. Tüketimi en faydalı sebzelerden biri karalâhanadır. İçerisinde C ve K vitaminleri olan bu sebze kalsiyum ve lif açısından da çok zengin. Brokoli bir diğer önemli sebze.  Zeytinyağı ve limonla lezzetli olan bu sebze kilo vermek için birebir.
4.Yatağa aç gidin
Yatağa aç gitmek aşırı derecede yağ yakılmasını sağlar. Karbonhidrat oranı az olan vücut kendisini uykuya daha iyi hazırlayacak hormonlar üretir. İyi bir uyku da kasları güçlendirir, ertesi gün için gerekli enerjiyi kazandırır. Bunları sağlamak için yatmadan 3 saat öncesine kadar, akşam saat 20.00’den sonra ve akşam yemeğinden sonra yemek yemeyin

5.Uykuya dikkat
Uyku diyette protein, lif, tam tahıllı yiyeceklerin tüketimi kadar önemlidir. Egzersiz sonrası doğru bir uyku kasların güçlenmesini sağlar. Gecede 8 saat uyku ideal olandır. Az uyku çok enerji harcanmasına neden olur. Ertesi gün de bu nedenle yüksek kalorili yiyecek tüketimine ihtiyaç duyulur. İyi uyku için akşam 20.00’den sonra alkol almayın, öğleden sonra 15.00’dan itibaren kahve veya çay içmeyin.
6.1 bardak su için
Haftada 1 gün kendinize ziyafet çekin. Bu, diyeti daha da kolaylaştıracaktır. Ancak bir öğünde 3 hamburger yemek gibi bir ‘ziyafet’ yerine normalde yiyemediğiniz beyaz makarna gibi yiyecekleri tercih edin. Bunun dışında kuralların ilk 2 haftasını tamamlamadan bu ziyafeti çekemezsiniz. Ziyafet günün tek bir öğünü olmalıdır. Öğünde kırmızı şarap veya su dışında başka bir içecek içmeyin. Restorana gitmeden önce menüsünü sormayı ve yemekten önce bir büyük bardak su içmeyi de unutmayın.
Haftada 1 kez ziyafet çekin!
Bob Harper

Friday, May 25, 2012

Gebelikte egzersiz.

Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, anne adaylarını gebelik döneminde yapacakları egzersizler konusunda uyarıyor.

Yoga is a popular exercise among pregnant women (posed by a model)
Gebelik bir kadın için en büyük değişimlerin yaşandığı dönem.  Ruhsal olduğu kadar fiziksel değişimler de gebelik boyunca anne adayının yaşamını etkiliyor. Büyüyen ve gelişen bebekle beraber alınan kilolar, bel ve basen eklemlerinde gevşemeye, karın kaslarında yumuşamaya neden oluyor. Bu yumuşama ile birlikte büyüyen bebeğin basıncı, ağırlık merkezini öne doğru çekerek bel çukurunu artırıyor. Belin aşağıya doğru çekilmesi, duruşun bozulması, bel kıkırdaklarındaki yumuşama ve ayrılma gibi nedenler ağrıya zemin hazırlıyor. 
Bel ağrısının pelvik ağrı ile anne adaylarının yüzde 70’inde görüldüğünü ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı,  gebelik boyunca karşılaşılan kas ve iskelet sistemi değişikliklerini şöyle anlatıyor:
“Gebelikte bacak krampları çok sık görülür. Yeterli miktarda sıvı alınmamasına bağlı olarak kas ve eklem ağrıları da ortaya çıkabilir. Kol ve bacaklarda sinir sıkışmaları, uyuşma, elin kas ve tendon yapışma yerlerinde zorlanmaya bağlı ağrılar birçok anne adayının ortak derdi.  Nadir de olsa,  gebeliğin son aylarında kalça başı kemiğinde kemik erimesine de rastlanılabiliyor. Ayrıca kalça başı kemiğinde kanlanma eksikliğine bağlı yumuşama da ortaya çıkabiliyor.”
 
Egzersiz doğumu kolaylaştırıyor 
Aerobik egzersizlerinin kan basıncını düşürdüğünü, dolaşımı düzenlediğini ve varis ile pıhtı oluşumunu önlediğini belirten Prof. Dr. Semih Akı, egzersizlerin  bacak kramplarını ve bacak şişliklerini azalttığını, hatta kabızlığın bile önüne geçtiğini  söylüyor.  Prof. Dr. Semih Akı, aerobik egzersizlerin bir taraftan da anne adayının kendine olan güvenini  artırdığını ve psikolojisini düzenleyerek doğumu kolaylaştırdığını ifade ediyor.
 
Tüm bunların yanında, gebelik sırasında yapılan spor aktivitelerinin mutlaka hekim kontrolü altında yapılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Semih Akı,  “Koşma yapılacaksa koşulan zemin ve hava sıcaklığı dikkate alınmalı. Bisiklete binilecekse, düşme riski açısından stabil bisikletler tercih edilmeli. Yüzme ve su içi egzersizlerinde ise suyun sıcaklığının 30-35 derece arasında olmasına dikkat edilmeli” diyor. 
 
Prof. Dr. Semih Akı,  vajinal kanama, uzun süreli kas eklem ağrısı, nefes darlığı halsizlik, hızlı ya da düzensiz kalp hızı ve ritmi, yürüme güçlüğü, baş ağrısı, göğüs ağrısı, kas güçsüzlüğü, erken doğum riski,  çocuk hareketlerinde azalma söz konusu olduğunda ise egzersizi sonlandırmak gerektiğini vurguluyor. 
 
Dikkat edilmesi gerekenler
Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, gebelikte hareket anlamında dikkat edilmesi gerenleri şöyle sıralıyor:
 
1•En uygun aerobik egzersizler, yüzme, yürüyüş, kondisyon bisikleti olarak sıralanabilir,
2• Otururken, yatarken dizler ve kalçalar aşırı bükük olmamalı,
3• İstirahat ederken ayaklar bir destekle kalça düzeyinden yüksek olmalı,
4• Öne eğilmemeli, çömelerek iş yapmalı, uzun süre aynı pozisyonda kalmamalı,
5• Gebeliğin özellikle son döneminde, kesinlikle sırtüstü yatılmamalı,
6• Belden ani hareketler ve dönüşler yapılmamalı,
7• İki bacak birden yukarı çekilerek kaldırılmamalı,
8• Sıçrama, atlama, yükseğe uzanma, ağır kaldırma yapılmamalı,
9• Verilen egzersizler, ilk 15 gün için her hareketi 2-3 defa ve 5-10 dakikalık süreyle, sonraları ise gün be gün artırarak günde 15-20 dakikaya kadar olmak üzere yapılmalı,
10• Fiziki bir sorun yoksa egzersizler 36. haftaya kadar devam ettirilmeli,
11• Herhangi bir ağrı oluştuğunda hemen egzersiz bırakılmalı. 

Thursday, May 24, 2012

Karpuzun mucize faydaları

Kan damarlarını rahatlatan ve dolaşımı hızlandıran karpuz libidoyu bile arttırıyor. İşte yaz mevsimiyle özdeşleşen karpuzun mucize faydaları!

Fun and healthy: Annabel Karmel's melon pig is always a hit with children
Karpuzun besin değerleri

Karpuz ve taze sıkılmış karpuz suyu domatesten daha fazla likopen içerir. Bu maddeler vücudun çalışmasını destekler. Bir fincan dilimlenmiş karpuzda sadece 25 kalori, 6 gram karbonhidrat, 0 yağ ve 0 sodyum bulunur. Bu porsiyonda karpuz günlük C vitamini ihtiyacının % 8’ini sağlar. Karpuzda bulunan A ve C vitamini antioksidanlar olarak bilinir ve hücrelerin zarar görmesini engeller.

Kalp hastalıklarını azaltır

"Beslenme ve Kalp Rahatsızlıkları: Sebep ve Önlemler” isimli araştırmaya göre likopen, damar sertliğini azaltıyor ve iyi kolesterolü destekleyerek kardiyovasküler hastalık riskinde düşüş sağlıyor. Yüksek miktarda likopen alan kişilerde kalp hastalığı riskinin daha düşük olduğu görülüyor. Özellikle sigara içmeyen kişilerde kan dolaşımı ve kalp sağlığı yüksek oranlara çıkabiliyor.

Tansiyonu düşürür

"Amerikan Hipertansiyon Dergisi" isimli yayına bakacak olursak karpuz, obezite sorunu olan kişilerde tansiyonu düşürüyor. Daha fazla araştırma yapılması gerekiyor olsa da bugüne kadar yapılan incelemeler, karpuz ve karpuz suyunun damarlardaki basıncı azalttığını gösteriyor.

Uzmanlar karpuzun bu faydalarını belirtirken kesinlikle var olan hastalığın uygun tedavi olmaksızın iyileşmeyebileceğine de dikkat çekiyor. Bu nedenle söz konusu rahatsızlığı olan kişilerin mutlaka doktora başvurması ve beslenme düzenini danışarak oluşturması gerekmektedir.

Monday, May 21, 2012

"Ultrasonla bebeklerini görenlerin düşük ihtimali azalıyor"

Haftada bir ultrasonografiyle bebeklerinin gösterilmesinin, anne ve bebek arasındaki sevgi bağını güçlendirerek, düşükleri azalttığını belirtti.

A right to choose? A pregnant woman watches her first baby ultrasound scan
Medical Park Göztepe Hastanesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Prof. Dr. Sedat Kadanalı, tekrarlayan düşük hikayesi olan hamilelere, haftada bir ultrasonografiyle bebeklerinin gösterilmesinin, anne ve bebek arasındaki sevgi bağını güçlendirerek, düşükleri azalttığını belirtti.
Prof. Dr. Kadanalı, yaptığı yazılı açıklamada, heyecanla bebeğini kucağına almayı hayal eden anne adaylarının kabusu olan düşüklerin, farklı nedenlerden kaynaklanabileceğini vurgulayarak, 2-3 defa peş peşe yaşanacak düşüklerin, anne adaylarını umutsuzluğa ittiğine, tüm gebeliklerinin düşükle sonuçlanacağı kaygısını artırdığına işaret etti.
Genetik sebeplerin en sık görülen düşük nedeni olduğunu ifade eden Kadanalı, ilk üç ayda düşükle sonuçlanan gebeliklerde, yüzde 50-80 oranında bebekte genetik anormallikler saptandığını, son yıllarda daha detaylı incelemeye imkan veren CGH (comparative genetik hibridizasyon) yöntemiyle yapılan araştırmalarda ise erken düşüklerde genetik anomali oranının yüzde 90’lara kadar çıktığına dikkati çekti.
-"BAZI DÜŞÜKLERE ÜZÜLMEK YERİNE SEVİNMEK GEREK"-
Bazı düşüklere üzülmek yerine sevinmek gerektiğini ifade eden Kadanalı, "Her hamile kalan kadın, doğal olarak sağlıklı bir bebek hayal eder ve sakat bebek doğurmak istemez. Anne vücudu da aynı istekle çalışır ve sağlıksız gebeliği ya rahme kabul etmez ya da erken dönemde düşükle sonuçlanır. Bunu doğal bir seçim mekanizması olarak kabul edebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.
Genel olarak bakıldığında tüm gebeliklerin yaklaşık yüzde 15’inin düşükle sonlandığını belirten Kanadalı, "Birkaç gün geçmesiyle ortaya çıkan, farkına varılmayan erken düşükler de hesaba katılırsa düşük oranı tüm gebeliklerde yüzde 20-25’lere kadar çıkmaktadır. Ardı ardına iki veya üç kez düşük yapan kadınlarda ise tekrarlayan gebelik kayıplarının görülme ihtimali tüm toplumda yüzde 1-2 civarındadır. Bir kadının, ’ben hep böyle düşük mü yapacağım’ kaygısını büyütmemesi gerekir" ifadelerini kullandı.
-HASSAS SEVGİ GÖSTERİMİ UYGULANAN HAMİLELERİN YÜZDE 86’SI DÜŞÜK YAPMADI-
Kanadalı, tekrarlayan düşük yapan kadınlara sonraki gebeliklerinde verilen psikolojik desteğin, gebelik kayıplarını azalttığını vurguladı. Tekrarlayan düşük hikayesi olan hamilelere, "hassas sevgi gösterimi" (tender lovering care) adı verilen bir yöntemle haftada bir ultrasonografiyle bebeklerinin gösterildiğini anlatan Kanadalı, şunları kaydetti: "Anne ve bebek arası sevgi bağını kuvvetlendiren bu yöntem, tekrarlayan düşükleri azaltıyor. Bunu bilimsel çalışmalar da göstermiştir. Tekrarlayan düşük yapmış kadınlar iki gruba ayrılarak, birinci gruba erken gebelik döneminde ultrasonografiyle bebekleri gösterilerek psikolojik destek verilmiş, diğer gruba ise normal gebelik takibi yapılmış. Bu bilimsel çalışmada ’hassas sevgi gösterimi’ yöntemi uygulanan kadınların yüzde 86’sı düşük yapmadan sorunsuz doğum yapmışken, normal takip olanların ancak yüzde 33’ü düşük yapmamıştır. Başka bir araştırmada ise tekrarlayan düşük yapmış kadınlara ilk aylarda psikolojik ve tıbbi destek verilen grupta sağlıklı gebelik oranı yüzde 51, destek verilmeyen grupta yüzde 26 olmuş."
Bazı hamilelerin, gebeliğin kadın bedeninde oluşturduğu normal değişimleri düşük belirtisi olarak yorumlayıp endişelendiklerine dikkati çeken Prof. Dr Kadanalı, gebelik esnasında kanamanın olması ve bu kanamaya gelip geçen sancıların eşlik etmesinin düşük veya düşük tehdidini düşündürecek belirtilerin başında geldiğini vurguladı.
Bir gebeliğin düşükle sonuçlanacağını önceden gösteren bir yöntem olmadığını ifade eden Prof. Dr. Kadanalı, ancak düşük riskinin, normal ultrason bulgularında bebeğin  kalp atışları görüldüğünde yüzde 65, gebeliğin ilk 3 ayı dolduğunda da yüzde 90 oranında azaldığını kaydetti.

Friday, May 18, 2012

Bedeniniz aşkınızı ele veriyor.

Prof. Dr. Işık: "Aşık erkekler karşısındakinin bakışlarını yakalamaya, konuşurken fark ettirmeden aşık olduğu kişinin koluna veya eline dokunmaya çalışır"

Time for another smooch: The pair, who play on-screen couple Rachel Berry and Finn Hudson on Glee, appear to be very happy together
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Rektör Danışmanı ve Kişisel gelişim Uzmanı Prof. Dr. Metin Işık, aşkın beden diliyle de ifade edilebildiğini, aşık olunduğunda vücudun gösterdiği tepkilerin aşkın habercisi olabileceğini söyledi.
Prof. Dr. Işık,  insanların dile getiremedikleri duyguların jest ve mimikleriyle anlaşılabileceğini belirterek, sosyal yaşamda etkili iletişim kurulması için beden dilinin iyi kullanılması gerektiğini bildirdi.
Işık, "Aşk sözlerin yanı sıra beden diliyle ifade edilebilir. Sözsüz iletişimin gücünü kullanmak, konuşmaktan kaçınanların ve sevdiği insana karşı çekingen olanların baş vuracağı en geçerli yoldur" diye konuştu.
Heyecanlanmanın aşık olma güdüsünü tetiklediğine işaret eden Işık, konserler, mitingler ve lunaparklarda insanların heyecan seviyesinin yükseldiğini vekalp atışlarının hızlandığını belirterek, bu tür ortamlarda yanınızdaki kişiye aşık olma ihtimalinin güçlendiğini söyledi.
 
Aşkın gözlere, yüze, ellere ve parmaklara bakılarak birkaç saniyede anlaşılabileceğini ifade eden Işık, "Aşık olduğumuzda enerjimiz ve heyecanımız artar. Uykusuzluk, hiperaktivite ve iştahsızlık ortaya çıkar" dedi.
 
"Karşınızdaki kişi size bakarken gözbebekleri büyüyorsa bu, onun size ilgi duyduğunun göstergesidir" diyen Işık, şöyle devam etti: "Büyümüş gözbebekleri karşı cinse çekici gelir. Kadınlar biraz da bu nedenle gözlerini ön plana çıkarmak ister. Aşıkların saatlerce birbirlerinin gözünün içine bakması bir hayranlık belirtisidir. Zira aşıklar, heyecanla büyüyen göz bebeklerinin cazibesine kapılır. Duygusal yoğunluk yaşayan kişinin sol göz yuvası büyür. Sevgi ve mutluluk durumunda kaşlar gevşer, bakışlar derinleşir ve sevecen hale gelir. Çapkınca bir gülüş esnasında ise kaşlar çok kısa süreli olarak kalkıp iner. Aşık bir kişinin kirpikleri normalden daha fazla titremeye başlar. Romantik bir aşık heyecandan ellerini kontrol etmekte zorlanır. Elini nereye koyacağına, ne yapacağına karar veremez. Koluna, bacağına, kulağına dokunma ihtiyacı duyar. Yüzde samimi ve tatlı bir ifade oluşur, etrafa gülücükler saçar. Yüz ifadeleriyle ’iyi ki burada ve seninleyim’ der."
 
Aşık olduğu, sevdiği erkeğe bakan kadının gözbebeklerinin büyüdüğünü belirten Prof. Dr. Işık, şöyle konuştu: "Bu bir aşkın habercisidir. Size daha içten bir ilgiyle bakar, bakışları dudaklarınıza doğru yönelir. Ağzınızdan çıkacaklara odaklanarak adeta ne söyleyeceğinizi ilgiyle bekler. Sizinle konuşurken gözlerini normalden daha fazla kırpıştırır. İlginizi çekmek için saçlarıyla oynar. Utangaç ve çekingen bir tavırla başını eğerek size karşı yandan bir bakış sergiler. Ses tonunu ve hızını sizin ses tonunuza göre ayarlamaya çalışır. Konuşmalarınıza paralel olarak bazen sesini yükseltir, bazen de alçaltır. Aşık erkekler ise her şeyden önce karşısındakinin bakışlarını yakalamaya çalışır. Sizinle doğrudan göz teması sağlamaya çalışır. Adeta gözünüzün içine bakar. Topluluk içindeyseniz size bakarken gözlerini kısar. Sizinle konuşurken fark ettirmeden kolunuza ya da elinize dokunmaya çalışır. Utangaç bir erkeğin sizinle konuşurken mutlaka yüzü kızarır. Zaman zaman elini saçına götürerek saçını düzeltmeye çalışır. Ses tonunu ve ahengini size göre ayarlamaya çalışır."

Thursday, May 17, 2012

Göbek yağlarından kurtulun.

Ne kadar kilo verirseniz verin, karın yağlarınız yerinde sabit mi duruyor? Kışın bol kıyafetler ve hırkalar ile saklamayı başardığınız göbeğiniz havalar ısınınca daha görünür hale gelip sizi rahatsız mı ediyor? Yalnız değilsiniz, çünkü göbek sorunu giderek büyüyor.

Wardrobe change: Candice slipped out of one bikini and into a aqua, yellow and white one
Üstelik göbek yalnızca estetik bir problem değil; bozulan sağlığınızın gerçek bir göstergesidir. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Yeşim Çelik, karın bölgesi yağlanmasını önlemenin yolları hakkında bilgi verdi.

Özellikle kalp hastalıkları,metabolik sendrom ve Tip 2 diyabetin sık gözlendiği bu kişilerde yağlanmayı azaltmak için doktor ve diyetisyen kontrolü şarttır. Çünkü bu bireylerde oluşan hormon bozukluklarında ilaç tedavisi gerekebilir.  Diyet tedavisi karın ve bel çevresi yağlanmasını azaltır bu rahatsızlıkların oluşum riskini ortadan kaldırır.

1.ADIM: Karın ve  bel çevresi yağlanmasının nedenini araştırmak

 - Vücutta yağlanma oranının yüksek olması sağlık problemlerinin var olmasında tek başına bir etken değildir. Fakat “abdominal yağlanma” olarak tanımladığımız karın bölgesi yağlanmasının oluşmasında altta insülin direnci, kortizol fazlalığı, hipotiroidi, Cushing ( böbrek üstü hormonların fazla çalışması ) gibi sağlık sorunlarının olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
 - Yağlanma sebeplerinden bir diğeri de gıda alımında dengesiz tüketimdir.
 - Menopoz dönemi de yağlanmanın vücutta fizyolojik olarak arttığı ve tetiklediği bir dönemdir.
 - Hareketsizlik ve buna bağlı enerji harcamada azalma karın bölgesi yağlanmasına zemin hazırlar.
 - Fazla alkol tüketimi de bel çevresi yağlanmayı artırmaktadır.
 - Kronik stres, bel çevresinde yağlanmaya en önemli nedenlerdendir.

2.ADIM:  Nedeni bulduktan sonra çözüme yönelmek gerekir

Karın ve bel çevresi yağlanmasının sebeplerini öğrenmek için gerekli tahliller yaptırılıp, hormonal bir sebep var ise ilaç tedavisi başlar. Bununla birlikte kilo fazlası olanlarda bel çevresi yağlarını azaltmaya yönelik diyetisyen kontrolünde diyete başlanır.

“Ben hiç yağlı şeyler yemiyorum, yemeklerimi zeytinyağlı yapıyorum, evimize margarin tereyağı hiç girmez… Fakat vücudum yağlanıyor? ”… Bilinmesi gereken en önemli gerçek vücutta oluşan yağ ile tüketilen yağ farklı şeylerdir. Vücut yağı; yağ ve yağlı gıdaları tüketme dışında örneğin, simit, börek gibi hamur işi besinler, meşrubatlar, bisküvi, cips, gofret, tatlılar, hazır et suları, salata sosları gibi daha sayabileceğimiz karbonhidrat ve proteinli gıdaların gereğinden fazla tüketilmesi sonucunda da vücutta artar, karın ve bel çevresinde depolanır.
 From left: Zara, Lucy, Denise and Shauna

Karın çevresinde oluşan yağlardan lipoliz, mezoterapi ve liposuction benzeri yöntemlerle ancak geçici olarak çözüm bulabilirsiniz. Bu konunun uzmanları da karın ve bel bölgesi yağlanması yüksek olan kişilerde öncelikle fazla kiloların verilmesini vurgulamaktadırlar. Yapılan yağ analizlerinde kişilerde abdominal yağlanma dışında bacak, kalça, gövde ve kollarda da yağ yüzdelerinin beldeki kadar yüksek hatta bazen beldekine oranla daha yüksek yağ yüzdelerine sahip olduğu görülmektedir. Yani kişi kilo alımı sırasında sadece karından yağ almış olduğunu görünüşünde hissetse bile ölçümler diğer bölgelerde de yağın kasa oranla olması gerekenden daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu sebeple bu kişilerde genel yağlanmayı düşürecek şekilde diyet yapılarak vücudun tüm bölgelerinde yağ kaybı hedeflenecek şekilde kilo verimi sağlanır.

Genel beslenmelerde yapılan en büyük hatalar;

 - Akşam sadece meyve yiyip yatmak, saat 18.00’den sonra yemek yememek, kahvaltı ve öğle gibi ana öğünleri atlamak, diyette hiç ekmek yememek, ara öğün yapmamak, yüksek karbonhidratlı besinleri diyette çok sık almak.
 - Pilav, makarna, tatlı, mantı, çorba ve börek gibi yemekleri aynı öğünde bir arada tüketmek.
 - Kuruyemiş, kuru meyve gibi gıdaları gereğinden fazla yemek,
 - Light gıdaları kilo aldırmaz düşüncesi ile fazla miktarda kullanmak.
 - Herkesin alması gereken kalori farklıdır. Herkesin yiyebileceği bir porsiyon ölçüsü vardır. Bir besini gereğinden fazla tüketmek de diyetten tamamen çıkarmak da doğru bir hareket değildir. Uzun açlıklar başta karın bölgesi olmak üzere yağlanmayı artırır. Önemli olan sık aralıklarla yeterli miktarda tüketmeyi öğrenmektir.

Bol bol yürüyün ve yüzün

Egzersiz yapmak vücutta genel yağlanmayı azaltan en önemli parametrelerden bir tanesidir. Özellikle yürüyüş ya da yüzme vücutta hem bölgesel hem genel yağlanmayı düşüren iki spor şeklidir. Haftada 4 kez 35-45 dakika tempolu aralıksız yapılan aktivite yağlanmayı azaltır.