Showing posts with label bakım. Show all posts
Showing posts with label bakım. Show all posts

Tuesday, July 3, 2012

Güneş çarpması

Güneş çarpması, sıcak yaz günlerinin en tehlikeli sağlık sorunlarından biri. Çünkü tedavi edilmezse komaya, kalıcı nörolojik sorunlara, hatta ölüme dek varan sonuçlara yol açabiliyor.

Gülümseyin!  Tulisa de bir çırpıda için istekli olan bazı hevesli hayranları ile poz vermek için fırsat oldu
Yazın getirdiği en ciddi hastalık tablosu güneş çarpması, vücut sıcaklığının 41.1 dereceyi geçerek sinir sistemi bozukluğuna yol açması şeklinde tanımlanıyor. Bu durumdan en çok çocuklar ve yaşlılar etkileniyor. Ayrıca diyabet, tansiyon ve kalp hastalıkları olanlarla aşırı alkol kullananlarda risk, yükseliyor. Güneş çarpması, asla hafife alınmaması gereken çok ciddi bir sağlık sorunu. Özellikle hastanın şuurunda bulanma ve görmesinde zorlanma gibi durumlara neden olmuşsa, zaman kaybetmeden tıbbi  bakım sağlanması gerekiyor. Çünkü bu dönemde acil tedavi edilmezse komaya, kalıcı nörolojik sorunlara ve hastanın hayatını kaybetmesine neden olabiliyor. Hatta şuur kaybı geliştiğinde tedavi edilse bile yüzde 15-20 ihtimalle ölüme sebep olabiliyor.
 
Acıbadem Bağdat Caddesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, güneş çarpmasından korunmanın yaşamsal öneme sahip olduğunu belirterek nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda bilgi verdi: “Güneş çarpması, aşırı sıcak sonucu beden ısısını ayarlayan mekanizmanın bozulması sonucu ortaya çıkıyor. Havanın sıcaklığı kadar yüksek nem oranı da bu tablonun oluşma riskini artırıyor. Güneş çarpmasının en önemli sebebi, vücudun kendi ısısını koruma mekanizması olan terlemeyi yeterince gerçekleştirememesi. Bu durum, genellikle nem oranı yüzde 60’ların üzerine çıktığında meydana geliyor. Ter bezleri deri yüzeyine tuzlu bir salgı, yani ter gönderiyor ve bu hemen buharlaşarak derinin ısı yitirmesini sağlıyor. Eğer vücut yeterince terleyemezse güneş çarpması ortaya çıkıyor. Ayrıca sıcaklarda aşırı terleme sonucu fazla miktarda sıvı ve elektrolit kayıpları sonucunda da vücut sıcaklığı yükselmeye başlıyor.
 Tucking in: o sunlounger oturdu Tulisa ayrıca çeşitli ikramlar üzerinde atıştırma görüldü
En önemli belirtisi yüksek ateş
Güneş çarpmasının en önemli belirtisi, vücudun kendi ısısını ayarlama mekanizması bozulduğu için ateşin   40-41 derecelere yükselmesi. Bunun yanı sıra baş ağrısı ve dönmesi, bulantı, terleyememe, şuur bulanıklığı, kalp hızında artma, kol ve bacaklarda kramplar, hatta komaya kadar gidebilen nörolojik belirtiler gelişebiliyor.”
 
Korunmak için yapılması gerekenler
 
Giyeceklere  dikkat edin: Mevsime uygun, vücudun sıcaklığını çok yükseltmeyecek, terletmeyecek, açık renkli kıyafetler giyin. Güneşten korunmak için geniş kenarlı şapkalar takın.
Susamayı beklemeyin: Susamayı beklemeden sürekli su tüketmeye özen gösterin. Suyun yanında mineralli sularla da kaybettiğiniz elektrolitleri almanız faydalı olabilir.
Alkolden kaçının: Özellikle sıcak günlerde alkol almanız, vücudunuzun ısısını ayarlayan mekanizmayı olumsuz etkiler. 
Hafif besinler tüketin: Güneşin en etkili olduğu saatlerde aşırı yağlı, sindirimi zor yiyeceklerden kaçının. Çünkü vücudumuz ağır yemekleri sindirmek için uğraşırken ısı mekanizmasını ayarlamakta zorlanır.
Spor saatine dikkat edin: Ultraviyole ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında, güneş altında spor faaliyetleri yapmaktan kaçının.
Sık sık duş alın: İmkanınız varsa vücudunuzun ısısını düşürebilmek için sık sık duş alın.
 
Nasıl yardım etmeliyiz?
* Öncelikle hastayı sıcak ortamdan serin ve hava akımının olduğu bir alana alın. 
* Üzerindeki kıyafetleri gevşetip, çıkarın. 
* Soğuk kompreslerle vücut ısısının düşmesine yardım edin. 
* Eğer şuuru yerindeyse bol miktarda sıvı vermeye çalışın. 
* Şuuru yerinde değilse ve solunum sorunu varsa ‘yardım edeyim’ düşüncesiyle boşuna zaman kaybettirmeden hastayı acil olarak sağlık kuruluşuna ulaştırın

Friday, June 29, 2012

Hamilelik sürecinde yıpranan saçlara bakım

Binbir meşakkatle geçen bir hamilelik sonrasında aşırı uykusuzluk, yorgunluk ve kilo problemi ile mücadele eden anneler, stres yüzünden bir de saç dökülmesi tehlikesi yaşayabiliyorlar.

Stilden ödün değil: onun ilk çocuğuna hamile olan yoğun iken, Vanessa hala siyah ve altın topuklu bir çift etrafında sendeleyen edildi
Pek çok anne gebeliği sonrasında hassaslaşır. Bebekle birlikte başlayan uykusuz geceler yorgunlukla kendini hissettirince annelerin hamilelik hsüresince yaşadıkları yıpranma, hamilelik sonrasında da devam eder. Bütün bu problemlerle uğraşan anne, üstüne üstlük bir de hamilelikte aldığı aşırı kilolalarla başbaşa kalınca vücudu strese girebilir. Bu ise birçok annede hamilelikte yaşanan saç dökülmelerini sonrasında da devam ettirebiliyor.
Her gün 100 tel dökülüyor
Hamilelik sonrasında hormonların değişmesi, uykusuzluk, aşırı kilo alınması, stres ve benzeri faktörler kuşkusuz saçları olumsuz etkiliyor. Uzmanlar normal bir saçın 100-150 bin saç telinden oluşurken bunların 80-100 adedinin her gün dökülme evresinde olduğuna işaret ediyor. Bazen başlangıçta çoğalmış gibi görünen saç, süreç içinde hormonların dengelenmeye başlamasıyla normal değerlerin altına iniyor ve dökülmeye başlıyor. Hamilelik sürerken mat ve cansız görünmeye başlayan, incelen saç telleri hamileliğin sonlanmasıyla birlikte hızla dökülme aşamasına geliyor. Hamilelik sonrasında yaşanacak uykusuzluk ve stres de bu durumu daha da fazla tetikliyor.
Beslenme değil stres saçları döküyor
Hamilelik sonrasında psikolojik yıpranmanın başlamasıyla yaşanan stresin annelerde saç dökülmesine neden olduğunu anlatan BIOBLAS Arge Direktörü Ecz. Dr. Özden Kasımoğulları, şöyle konuştu: “Gebelikte saç dökülmesinin nedenleri genellikle hormonal ve psikolojik kökenlidir. Hamilelikte devam eden dökülmeler sonrasında da artarak devam edebiliyor. Hamilelik sonrasında annelerin ruh halinde ve bedeninde birçok değişim söz konusu. Aşırı kilolar hamilelik sonrasında anneleri etkileyen en önemli psikolojik sarsıntıyı oluşturuyor… Buna uykusuz geçen geceler eklendiğinde stres ve stresin oluşturduğu bazı etkenler, saç dökülmesine neden olabiliyor”
Saçın mineralleri azalıyor, saçlar  dökülüyor
Uzun süren şiddetli strese ise önce saçların tepki verdiğini ifade eden Kasımoğulları, vücudun stres sonucu salgıladığı asidin saç derisinin pH değerini düşürdüğünü belirtti. Kasımoğulları, bu durumun saçlarda seyrelmeye ve ani saç kayıplarına yol açabileceği konusunda uyardı.  BIOBLAS Arge Direktörü Dr. Kasımoğulları, “İnsanların belli dönemlerinde saç dökülme yoğunluğu daha da artar. Bizim yaptığımız araştırmalara göre bu dönem ya hayatıyla ilgili yeni bir karar verdiği ya yoğun tempoda çalıştığı ya da hayatında olumsuzluk yaşadığı zamanlara denk gelir. Stres saçın ihtiyacı olan çinko, demir, magnezyum, kalsiyum ve potasyum minerallerini azaltır. Bu da saç dökülmelerini tetikleyen ana faktörler arasında yer almaktadır” dedi.

Wednesday, June 27, 2012

Dişlerinizi düzgün fırçalıyor musunuz?

Dişlerinizi düzgün fırçalamak çok önemlidir. Aksi takdirde ne kadar sık fırçalarsanız fırçalayın çürüklerin ve diş eti hastalıklarının önüne geçemezsiniz.

Brushing teeth
İşte dişleri fırçalama doğru yöntemleri:

Nemlendirilmiş diş fırçanızın üzerine ince bir tabaka diş macunu sıkın.
Önce arka dişlerinizi fırçalayın.
Diş etine yakın kısımları daha dikkatli fırçalayın. Sert hareketler diş etlerinize zarar verebilir.
Yuvarlak hareketler kullanarak fırçalamaya özen gösterin.
Dişlerinizin sadece dış değil iç kısmını da fırçalayın.
Arkadan başlayarak ön kısımlara doğru ilerleyiniz.
Ardından dilinizi de hafifçe fırçalayın.
Son adım olarak ağzınızı gargara veya temiz su ile çalkalayın.
Günde en az 2 kez diş fırçalamak önemlidir. Sabah ve akşam olmak üzere bu rutini oturtmaya özen gösterin.
Gün içerisinde dişlerinizi fırçalayamayacağınız zamanlarda şekersiz sakız veya taze meyve yiyerek dişlerinizin temiz kalmasını sağlayabilirsiniz.
Her 3 ayda bir mutlaka diş fırçanızı değiştirin. Ya da kullandığınız diş fırçalarının başlıklarını yenileyin.

Saturday, June 23, 2012

Tatile çıkmadan güzelleşin.

Memorial Şişli Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Kaya Yıldız, yaz tatili öncesi yapılabilecek estetik uygulamalar hakkında bilgi verdi.

Çıplak yüzlü şık: büyük koşulu halinde cilt alın minimal makyaj
Parlak ve pürüzsüz bir cilt için botoks

Orta yaş ve üzerinde görülen yüz kırışıklıklarının en yaygın tedavi yöntemlerinden biri de botokstur. Yaklaşık 15 dakikalık bir uygulama ile 1 hafta içerisinde cilt kırışıklıkları düzeltilebilmektedir. Uzman ellerde yapılması gereken, kısa sürede sonuç alınabilen, 4-6 aylık bir etki sağlayan ve tamamen güvenilir bir uygulamadır. Kişi işlem sonrası rahatlıkla günlük hayatına adapte olabilir, makyaj yapıp, duş alabilir ya da işine dönebilir.

Dolgu enjeksiyonları ile çizgiler siliniyor

Tamamen doku uyumlu sentetik maddeler ya da kişinin kendi yağı kullanılarak yapılabilen dolgu enjeksiyonları, kırışıklık olan bölgelerde yüksek oranda düzeltme sağlar. Lokal anestezi ile vücutta yağ birikiminin olduğu göbek, basen gibi bölgelerden alınan yağ dokusu çeşitli işlemlerden geçilerek kırışıklık olan bölgeye doldurulur. Bu sayede ciltteki çöküntüler ya da yara izleri doldurulabilir. Bu uygulama kişiye 1-2 yıl boyunca çok daha parlak ve genç bir görünüm sağlamaktadır. Herhangi bir ağrı ve acıya neden olmayan bu yöntemler uygulanabilirliği açısından ameliyat olmak istemeyen, vakti olmayan ve hemen sonuç almak isteyen kişiler için idealdir.
Doubts: Scientists have hypothesised that zinc oxide in some creams could release free radicals causing skin cell damage  
İleri derece kırışıklıkları olan hastalarda botoks ya da dolgu tek başına yeterli olmayabilir; ancak bu yöntemler birlikte kombine edilerek daha güzel görünümlü bir cilt elde edilebilir.


Memeye doğal enjeksiyon yöntemi

Meme dikleştirme ve büyütme için kullanılan enjeksiyon yöntemi de kişiye çift taraflı fayda sağlaması ile öne çıkmaktadır. Vücutta karın ya da basen gibi yağ fazlası olan bölgelerden alınan yağ belli işlemlerden geçirilerek memeye enjekte edilir. Böylelikle memeye dolgunluk verilir. Hem göbek, basen bölgesi yağlarından kurtulmak isteyen hem de meme küçüklüğünden şikayet eden hastalar için ideal bir yöntemdir.  Liposuction uygulaması yapıldığından korse takılması gerekebilir ancak kişi 2 hafta içinde rahatlıkla tatile gidebilir.

Genel anestezi ile ameliyathane şartlarında uygulanan meme büyütme ve dikleştirme operasyonları ile de kişi operasyonun 3 hafta sonrasında tatile çıkılabilecek duruma gelebilir.


Hayalinizdeki bacaklara kısa sürede kavuşabilirsiniz  

Düzgün bacaklara sahip olmak, etek ya da elbise giydiğinde kendisine yakıştırmak her kadının isteğidir. Bacak, ayak bileği ve uyluk iç kısımları gibi bölgelerinde asimetrisi olan ya da yağ dokusundan şikayet eden kadınlarda fazla yağ az olan bölgeye enjekte edilerek bacak estetiği geçekleştirilir. Kısa süren ancak sonuçları son derece memnun edici olan bir işlemdir.


Botoks ve dolgu maddeleri ile küçük çaplı burun estetiği

Burnunda sadece küçük değişiklikler yapmak isteyen hastalarda botoks ve dolgu kullanılarak istenen düzeltme sağlanabilir. Örneğin burun çöküklüğü olan bir hastada dolgu maddesi ile gerekli sonuç alınabilir. Ya da kişide burun ucu düşüklüğü varsa, sadece burun ucuna botoks yapılarak o bölge kaldırılıp sorun giderilebilir.

Kepçe kulaklarınızdan kurtulup saçınızı toplayabilirsiniz

Kepçe kulak operasyonu ameliyathane koşullarında lokal anestezi ile 1- 1, 5 saat içinde yapılabilen bir işlemdir. Kulak arkasından açılan bir kesi ile fazla kıkırdak alınır, kalan kıkırdaklar estetik bir biçimde çeşitli ip materyalleri ile şekillendirilir ve kesi kapatılır. Bu yöntemle hasta basit bir saç bandı kullanarak birkaç gün içinde normal hayatına dönebilir. “İple kulak estetiği” olarak da bilinen yeni bir yöntem son yıllarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yöntem bazı kepçe kulak tiplerinde kullanılabilir ve 20-25 dakika süren bu işlem sonrası kepçe kulak problemi ortadan kaldırılabilir.


Saç diplerinden küçük bir kesi ile yüz germe ve kaş kaldırma işlemi

“Askı süturları ile yüz germe” adı verilen işlemde saç içinden küçük kesi ile girilerek özel bir iple tüm yüz yukarı doğru asılır. Orta derece ya da başlangıç düzeyinde sarkıklığı olan hastalar için ideal olan bu yöntemle 2 hafta içinde iyileşme sağlanır. Bu askı materyalleri sayesinde aynı yöntemle kaş kaldırma yapılabilir.

Gıdı sorununuz küçük bir lipocustion ile giderilebilir

Çene altında yarım cm’lik 2 kesi ile gıdı bölgesindeki yağlar liposuction yöntemi ile alınabilir. 2 hafta çene korsesi kullandıktan sonra bu bölgedeki yağlardan tamamen kurtulmak mümkündür.


Kol sarkmalarınızı dert etmeyin

Hafif ve orta düzeyde kol sarkması olan hastalarda liposuctionla oradaki yağ dokusu çıkarılır. Cilt sahip olduğu elastikiyet sayesinde zaman geçtikçe daha da gerginleşir. Her bir kol için yaklaşık 1 saatlik bir işlem yapılır ve sadece kol bölgesine bandaj takılarak yaklaşık 1 ay sonra kişi tatile çıkmaya hazır hale gelir.

Tatile çıkmadan kısa bir süre önce yaptırıp istediğiniz sonucu hızla elde edebileceğiniz bu yöntemler sonucu, koruma için varsa dikiş bölgesine tatiliniz boyunca güneş koruyucu sürmeniz yeterli olacaktır.

Tuesday, June 19, 2012

Cildi sıkılaştırmak için doğal bakım.

Çok sık bir şekilde kilo alıp veriyorsanız, hareketsiz bir yaşam sürüyorsanız veya daha önce sporla uğraşırken birden sporu bıraktıysanız zamanla vücudunuzda gevşeme ve deformasyon olması kaçınılmazdır. Özellikle karın bölgesi, kalça, kolların ve bacakların iç kısımlarında gevşeklik oluşur. Vücudun gevşemesinde bağ dokunuzun zayıf olması ve yaşınızın ilerlemiş olması da etkenlerdendir.

CİLDİ SIKILAŞTIRMAK İÇİN VÜCUT YAĞI


Bir kasenin içine ikişer çorba kaşığı kayısı yağı, kantaron yağı, çilek yağı, susam yağı, portakal yağı, biberiye yağı, yasemin yağı ve yosun yağı koyup hepsini karıştırın. Bu karışımı vücudunuzu yumuşak bir kese ile keseledikten sonra masaj yaparak yedirin ve yarım saat sonra ılık su ile duş alın. Oldukça etkili ve ideal bir sıkılaştırıcı formüldür. Haftada iki kez uygulayabilirsiniz. 


Beachwear 
EĞER; PÜRÜZSÜZ, SIKI VE HARİKA BİR CİLDE SAHİP OLMAK İSTİYORSANIZ…


Mutlaka ve mutlaka zeytinyağını kullanmanız gerekir. Zeytinyağı adeta doğal bir anti-aging gibidir.

EĞER CİLDİNİZ ALLERJİK VE KURU BİR CİLT İSE; 

duştan sonra tüm vücudunuzu saf zeytin yağı ile nemlendirebiirsiniz. Tabi bütün ciltler için de uygun bir bakım önerisidir.
 

Friday, June 15, 2012

Sinem Kobal'ın güzellik sırları.

Doğal güzellikten yana olduğunu söyleyen oyuncu Sinem Kobal Cosmopolitan’ın ‘Beauty’ ekine röportaj veren genç oyuncu, kişisel bakım konusunda hayli yetenekli olduğunu belirterek, şunları anlattı:
Saçlarına evde sık sık bakım yaptığını vurgulayan güzel oyuncu ilginç bir yöntem kullandığını da belirtti. "Aslında saçlarımızı kuruturken bile yıpratıyoruz, bunun için bakım yaptırmak çok önemli. Zamanım varsa kuaföre giderim, yoksa evde kendim doğal yağlarla maskeler hazırlarım. Özellikle aktarlarda satılan 'yılan yağı' ile saç bakımı yapmanın faydasını görüyorum. Hem saçı besliyor, hem de uzamasını hızlandırıyor. Yağın kokusu biraz kötü ama buna değiyor."
Kobal yılan yağı kokusundan kurtulmanın yöntemini de şöyle açıkladı: "Bakım sonrası yıkarken önce saç kremi, sonra şampuan, sonra tekrar saç kremi uyguluyorum. Böylelikle saç uyguladığım maskeden daha kolay arınıyor."

Sunday, June 10, 2012

Gençlik iksirinin formülü.

Herkes genç kalmanın formülü olsun ister. “Sağlık ve güzellik konularında E=mc2 gibi bir sonuç elde edemezsiniz ama yaklaşırsınız. Buna da içinizdeki çocuğu öldürmeyerek başlayabilirsiniz” diyen Dermatolog Dr. Yasemin Fatih Amato, genç kalmak için bazı önerilerde bulundu.
Refresh your skin: How you wash can make a difference in preventing premature ageing
“Gençlik iksiri formülü nedir?” diye düşünürsek bunun cevabı; spor, düzenli ve sağlıklı beslenmedir. Özellikle spor sırasında mutluluk hormonu salınımı artar. Bazı araştırmalarda ise çikolata yenirken salgılanan hormon ile spor yapılırken ortaya çıkan hormonun aynı olduğu görülmüştür.
Spor yaptıktan sonra iyi bir uyku çekmenin de yaşlanmayı geciktirdiği görülmektedir. Düzenli bir uyku için erken kalkmak, gün içinde durmadan hareketli bir yaşam sürdürmek ve en önemlisi gece belli bir saatten sonra elektronik aletlerden uzak durmak gerekir.
Ayrıca içinizdeki çocuk, bol bol gülüp, hemen affetmeyi bilmeli. Yani sağlıklı kalabilmek için affetmeyi öğrenmeliyiz.
Genç kalmak için beslenmedeki püf noktalar
- Günlük 4- 5 porsiyon civarında meyve ve sebze tüketmeye çalışın. Taze tüketmenizi öneririz.
- Yemeklerinizdeki yağ miktarını düşürün, bir avucu geçmeyecek şekilde badem, ceviz ve fındık tüketebilirsiniz.
- Günde 2-3 litre su tüketmeye çalışın.
- Haftanın 3 günü balık yemeye gayret edin.
- Tahıl ürünlerinin doğala en yakın olanını tüketin, rafine gıdalardan uzak durun.
Muz yararları: Cildin Yeme depresyon azaltabilir
Genç kalabilmenin sırrı bu organlara iyi bakmaktan geçiyor:
Kalp: Aşk gençliğin iksiridir. Sağlıklı beslenmenin dışında düzenli bir cinsel hayat kalp sağlınız için gereklidir. Aynı şekilde günde 1 kadeh içilen kırmızı şarap da damarlarınız için önemlidir. Aşk ve seks stresin olumsuz etkilerini sıfırlar. Çağımızın hastalığını tanımlarken stresi hep anlatıyoruz. Stres kanın pıhtılaşmasına, dolayısıyla da kalp krizine yol açan adrenalin hormonunun yüksek seviyede salgılanmasını sağlar. Bu yüzden mutlu çiftler az stresli uzun ömürlü olurlar.
Kemikler: Spor yaparken kuvvetlendirici egzersizler iskeleti güçlendirir. Çünkü kemiklerimiz 40’lı yaşlardan itibaren her yıl yüzde 1, menopoz ile yüzde 6’lar civarında azalır. Erken önlem ileride kemiklerimizin sağlamlığı için önemlidir.
Dizler: Vücudumuzdaki en hareketli bölgemizdir. Neredeyse onlar kadar fazla çalışan bir organ yoktur. Yaşlandığınızda bile merdivenleri rahat çıkmak istiyorsanız şimdiden onlara özen göstermelisiniz. Hareketsiz kalmak dizlerimizi dinlendirmez aksine daha fazla yorar.
Omurga: Bel ağrısını çekmeyen insan nerdeyse yok gibidir. Zaten yapılan araştırmalarda insanların yüzde 80’nin hayatları boyunca en az bir kez bu ağrıyı çektiğidir. Bu ağrıların çoğunluğu zamanla geçse bile sorunlarla uğraşmamız uzun sürebiliyor. Böyle durumda olan kişiler için pilates birebirdir.
Böbrekler: Bitkisel ürünler vücudumuzda detoks etkisi yaratır. Özellikle böbrekler vücudumuzun arıtma tesisleridir. Üre ve atıkları kandan süzerek, idrar ile birlikte vücut dışına atılmasını sağlarlar.
Karaciğer: Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenlemek, kandaki şeker miktarını ayarlamak, vücuda su üretmek ve daha pek çok görevini yerine getirebilmek için karaciğer 24 saat boyunca durmadan çalışır. Bu sistem aksamaya başladığı andan itibaren iltihaplanma ve siroz gibi rahatsızlıklar meydana gelir.
Genç kalmanın sırrı vücuda spor ve sağlıklı beslenme ile bakmaktır. Bunun dışında büyük bir kısmı psikolojiktir. Psikolojik olarak genç kalabilmek çocuk ruhunuzu kaybetmemekten geçiyor.  

Kaş almanın püf noktaları.

Kaş deyip geçmeyin. Kadının güzelliğinde gözlerden sonra ikinci etmendir kaşlar. Kişinin ifadesini ve bakışlarını doğrudan etkiler. Yüzünüz için en uygun kaş şekli hangisi, kaş alırken nelere dikkat edilmeli?
Model makyaj uygulanmış olan
Eğer kaşınızı kendiniz almak istiyorsanız kaşınızın doğal şeklinin sınırlarına girmeden steril bir cımbız yardımıyla bunu yapmanızı öneririz. Ayrıca kılı kırmadan kökünden ve kaşın çıkış yönüne doğru almalısınız. İlla ki, bir uzman diyorsanız da bilmeniz gereken bazı detaylar var.
Cilt Bakım ve Güzellik Uzmanı Suna Senem Aslan, “Kişinin yüz ifadesini çok ciddi bir biçimde şekillendiren kaş, bakışları diriltip yüzü canlandırdığı gibi şekillendirme hatalarıyla yüzün ifadesini bozabilir ve böylece kişi olduğundan daha yaşlı, daha mutsuz, daha kilolu görünebilir” diyor. Kaş, yüzün hatalarını belirginleştirebilir de silikleştirebilir de. Bizden söylemesi…
Yuvarlak Yüzlüler
Dolayısıyla yüzün şeklini ve dengesini koruyup kaş ona göre ele alınmalı. Örneğin; yuvarlak yüzlü bir kişinin kabarık saçlarının ve yuvarlak kaşlarının olması yanlış bir tercih. Çünkü böylelikle kişi daha yuvarlak ve kilolu görünecek.
Mükemmel bir cilt Model
Dağınık ve Birleşik Kaşlarda
Çoğu zaman kaşın doğal şekli önemsenmelidir ancak gereksiz şekilsizlikleri olan kaşların da uzman bir kişi tarafından düzeltilmesi daha doğru. Mesela dağınık ya da birleşik kaşlarda şekle sadık kalınması gerekli değil. Bunun aksine kaşı gereğinden çok fazla inceltmek, kısaltmak, kaşın doğasını fazla bozmak, zaman içerisinde kaşın doğal formuna geri dönüşünü zorlaştırır.
Kaşları Gür Tutmak Gerek
Özellikle belirtelim: İleriki yaşlarda, saçlarda olduğu gibi kaşlarda da dökülmelerin, seyrelmelerin olacağı hesaba katılırsa kaşların, kirpiklerin olabildiğince korunması, gür ve sağlıklı kalabilmesi için lüzumsuz müdahalelerden kaçınılmalı.
Rengini Değiştirmeyin
Kaşların doğal renginde tutulması da önemli bir konu. Kaşın renginin olduğundan çok daha açık veya koyu tonlara dönüştürmesi yanlış bir tercih. Bu tür uygulamalarda ısrar ediyorsanız kaş boyalarını öneririz.
Şekil Bozuklukları Varsa…
Kaşta telafi edilemeyen kayıplar ve düzeltilemeyen şekil bozuklukları varsa, problem çeşitli kaş farı veya kalemleri kullanılarak makyaj yöntemiyle çözülebilir. 

Uzun ve gür saçlara sahip olmak çok kolay.

Saçlarınızın daha gür ve uzun olmasını ister misiniz? Uzman Estetisyen Pervin Dinçer, uzun ve gür saçlara sahip olmak için evde uygulayabileceğiniz bakım önerilerinde bulundu.
Getting ready: Cat, who is famous for her long blonde hair, gets styled and straightened ahead of the advertising shoot
Malzemeler
Menekşe yağı
Yılan yağı
B vitamini
Badem yağı
Defne yağı
Çam terebentin
Hazırlanışı
Saç uzunluğuna göre malzemelerin eşit oranda katılmasıyla hazırlanan bu karışımı önce saç diplerinde 1 saat bekletilip sonra 30 dakika boyunca uçlara yedirilerek durulayın.
Saçlarınızın gür ve uzun olması için yapabilecekleriniz
* Bitkisel şampuanınıza 1 kapak çam terebentin, 1 kapak Hint yağı eklerseniz saçlarınız daha hızlı uzar.
* Saç diplerinize sarımsaklı yağ sürerek de gürleşip hızlı uzamasını sağlayabilirsiniz.
* 1 fincan zeytinyağına ezdiğiniz 4–5 adet sarımsağı karıştırarak temiz saç diplerinize uygulayın. 1–2 saat bekletip bitkisel şampuan ile durulayın.
Haftada bir defa uygulamanız yeterli olmakta ve düzenli yapılması halinde tatmin edici sonuçlar vermekte olan bu bakım ev hanımlarının en çok tercih ettiği bakımlardan biridir.

Tuesday, May 22, 2012

Gelin ve damat adaylarına düğün öncesi estetik

Düğün öncesi çiftlerin gelinlik, damatlık, ayakkabı seçme, saç ve makyaj biçimine belirleme koşturmasına artık, daha güzel görünebilmek için yaptırılan 'estetik' uygulamalar da eklendi.

Bride and groom
Gelin ve damat adaylarından bazıları, "düğün estetiği" diye isimlendirilen ve son yıllarda çok rağbet gören uygulama kapsamında bölgesel incelme yaptırıyor, burun, meme büyültme ya da küçültme operasyonu, kırışıkların giderilmesi ya da aşırı terleme sorunun azaltılabilmesi için botoks ya da cildin daha canlı ve parlak bir görünüm kazanması içinse dolgu yaptırabiliyor.
Uygulamanın zamanının, yapılacak işleme göre düğün tarihinden önce ayarlanması gerekiyor.
Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Hakkı Yücel Demir, ilkbahar ve son bahar aylarının genellikle düğün için tercih edilen dönemler olduğunu, evlilik için hazırlık yapan çiftlerin artık sadece düğün ve evin ihtiyaçları değil aynı zamanda kişisel bakım ve estetikleri için de uğraştığını söyledi.
Özellikle gelin adaylarının düğün gecesi daha parlak, daha canlı ve daha güzel bir cilde kavuşması, yüz hatlarının belirginleşmesi ve damat adaylarının da dinlenmiş ve biçimli bir yüz şekline sahip olabilmesi için çeşitli bakım ve uygulamaların yapılabileceğini ifade eden Demir, düğünden 15 gün önce yapılacak cilt bakımının önemli olduğunu vurguladı.
"Botoks düğünden 3-4 hafta önce yaptırılmalı"
Demir, ilerleyen yaşta daha belirgin olmasına karşın gençlerde de oluşabilen yüzdeki ince çizgilerin "botoks" uygulamaları ile çözümlenebileceğini ifade ederek, "Hem gelin hem de damatta makul dozda yapılacak botoks uygulamalarıyla yüz, dinlenmiş ve aydınlık bir ifade kazanacak" diye konuştu. Uygulamanın, düğünden yaklaşık 3-4 hafta önce planlanarak yapılması gerektiğini belirten Demir, doğal sonuç için bu süreyi önerdiklerini söyledi. Botoks uygulamasının yaklaşık 10 dakika sürdüğünü ifade eden Demir, uygulamanın 6 ay kaldığını söyledi.
Demir, bunun dışında özellikle yüzde hacim kazanılması gereken bölgelere dolgu yapılabildiğini, böylece yüzün daha genç göründüğünü ifade etti. Yanak ve elmacık kemiklerinin yeterli dolgunlukta olmadığında, çene ucunun küçük veya geride olduğunda, profilin güzel görülmediğinde uygulamanın düğünden bir ay önce yapılabildiğini belirten Demir, dolgu ile yaygın göz altı morlukları ve çöküklüğünün de kısmen de olsa azaltılabildiğini söyledi.
Demir, kırışık izlerinin kaybolması için, enjeksiyonla yapılan dolgu maddeleriyle, çizgilerin altının doldurularak yok edilebildiğini belirterek, dolgunun 6 ay kaldığını belirtti. Demir, özellikle derin kırışıkların tedavisinde, botoksla birlikte kullanılan dolgu maddelerinin daha iyi sonuç verdiğini vurguladı.
Lazer lipoliz ile bölgesel incelme mümkün        
İnsan yaşamında iletişimi olumsuz etkileyen aşırı terlemeye de düğün öncesinde çözüm getirilebildiğini dile getiren Demir’in verdiği bilgiye göre koltuk altı terlemesi, avuç içi terlemesi ve erkeklerde saçlı deride terleme, düğün öncesi en az 15 gün önce botoks yapılması halinde oldukça azalıyor.
Düzgün bir fizik için yapılan sıkı diyetlerde kimi zaman elde edilemeyen bel ve basen çevresindeki fazlalıklar da düğünden 15 gün önce yapılacak lazer lipoliz işlemi ortadan kaldırılarak, bölgesel incelme sağlanabiliyor.
Memede büyüme sorunu bulanan damat adayları için jinekomasti yöntemi uygulanarak, sorun halledilebiliyor.
Meme küçültme, meme büyütme gibi sorunu bulunan gelin adayları için daha büyük cerrahi operasyonlar gerekiyor. Bu operasyonların, mutlaka gelinlik ve damatlık seçimi öncesinde yapılması gerekiyor. Çünkü, provalarda sorun yaşanmaması için beden ölçülerinin oturmuş olması isteniyor.
Burun estetiği düğünden altı ay önce yapılmalı        
Yüzde ilk olarak göze çarpan burun olduğundan buradaki bir problem de operasyonla düzeltilebiliyor.
Operasyon sonrası burnun tam şeklini alması altı ayı bulduğundan, uygulamanın mutlaka düğünden altı ay önce yapılması gerekiyor.
Topuz yaptırmaktan kaçınanlara kepçe kulak operasyonu
Genellikle gelin adayları tarafından tercih edilen saç modeli olan topuz, yüz hatlarının daha ön plana çıkmasını sağlıyor. Ancak kepçe kulak şikayeti olan gelin adayları topuz yaptırmaktan kaçınabiliyor.
Kulak arkasına kesiyle yapılan bir operasyonla, kepçe kulak sorunu ortadan kaldırılabiliyor. Kesi, kulağın arkasında kaldığından belli olmuyor. Ameliyattan 2 gün sonra sargılar açılarak 4 gün saç bandı takılıyor. Yaklaşık 5-6 gün sonra rahatça sokağa çıkılabiliyor.

Friday, May 18, 2012

Çalışan kadınların en büyük sorunu "ayrımcılık"

Çalışan kadınların sorunlarının başında ayrımcılık, iş ve aile yaşamını uyumlaştıramama ile çocuk bakımı ve kreş geliyor.

HAK-İŞ tarafından yapılan ankete katılan kadınların yüzde 89’u özel sektörde, yüzde 11’i kamuda çalışıyor ve kadınların yüzde 9’u tarım-ormancılık, yüzde 60’ı gıda, yüzde 17’si tekstil, yüzde 10’u genel işler, yüzde 4’ü metal işkolunda istihdam ediliyor.
Ankete katılan kadınların yüzde 20’si 16-22 yaş, yüzde 21’i 23-29 yaş, yüzde 40’ı 30-39 yaş, yüzde 15’i 40-49 yaş, yüzde 4’ü 50 ve daha üzeri yaş arasında.
Anket uygulaması yapılan kadınların yüzde 17’si ilkokul, yüzde 5’i ilköğretim, yüzde 11’i ortaokul, yüzde 27’si düz lise, yüzde 23’ü meslek lisesi, yüzde 10’u meslek yüksek okulu, yüzde 6’sı lisans ve yüzde 1’i  yüksek lisans  mezunu. Yüzde 37’si bekar, yüzde 61’i evli ve yüzde 2’si de dul olan kadınların yüzde 45’i çocuk sahibi değil. Kadınların yüzde 26’sı 1, yüzde 23’ü 2, yüzde 5’i 3 çocuk sahibi. 5'ten fazla çocuk sahibi olan kadınların oranı yüzde 1.
Kadınların çalışma sürelerine bakıldığında yüzde 20’si 1 yıldan az süredir, yüzde 15’i 1-3 yıl arası, yüzde 18’i 3-7 yıl arası, yüzde 6’sı 7-10 yıl arası, yüzde 23’ü 10-15 yıl arası, yüzde 18’i ise 15 yıldan daha fazla süredir çalışıyor.
Emeklilik güvencesi için çalışıyorlar
Ankette, çalışan kadın olarak öncelikli konuların belirtilmesinin istendiği soruya verilen cevaplarda emeklilik güvencesi birinci, iş sağlığı ve güvenliği ikinci, iş güvencesi üçüncü, daha yüksek ücret dördüncü, iş, sosyal ve aile hayatında saygı görme beşinci, sendikalı olmak altıncı, meslekte yükselmenin önünün açılması ve bu yolda eğitim yedinci, iş ve aile yaşamını uyumlaştırma hizmetleri sekizinci, özgüven artması dokuzuncu, doğum izni ve ödeneği onuncu, eşit ücret onbirinci, ücretsiz sağlık hakkı onikinci sırada yer alıyor.
En önemli sorun kadına yapılan ayrımcılık
Ankette, çalışma hayatında yaşanan en önemli sorunların belirtilmesinin istendiği soruya verilen cevaplarda kadına yapılan ayrımcılık ilk sırada yer aldı. İş ve aile yaşamını uyumlaştırmama ikinci, çocuk bakımı ve kreş sorunu üçüncü, terfi ve yükselme sorunu dördüncü, çalışma saatleri/gece vardiyası beşinci, mobbing altıncı, uygun pozisyonlarda görevlendirilmeme yedinci, doğum öncesi ve sonrası ücretli ve ücretsiz izinlerin yetersiz olması sekizinci, düşük ücret onbirinci, sosyal faaliyetlerin erkeklere yönelik düzenlenmesi onikinci, çalışan kadına yönelik sosyal çevrenin bakışı onüçüncü, sendikal faaliyetlerin erkeklere düzenlenmesi ondördüncü sırada bulunuyor.
Kadınların yüzde 83’ü sendika üyesi
Anket uygulaması yapılan kadınların yüzde 83’ü sendika üyesi iken yüzde 17’si herhangi bir sendikaya üye değil. Sendika üyesi olmayan kadınlar, bunun nedenlerini, "yasal engeller", "kendilerine yeterince güveni olmaması", "aile sorumluluklarından dolayı zaman bulamama", "işten atılmaktan korkma", "eş ve aile fertlerinin karşı çıkması" olarak sıralıyor.
Anketteki "Sendika sizce neyi ifade ediyor" sorusuna verilen cevaplarda sosyal haklar ve yardımlar ilk sırada, daha güvenli ve sağlıklı bir işyeri ortamı ise ikinci sırada yer aldı.
Soruya verilen diğer cevaplar sırasıyla şöyle: "Hak ve menfaatlerin korunması, demokratik bir ortam, sosyal güvenlik şemsiyesi altında çalışmak, daha yüksek ücret, işi kaybetme riski ve erkek egemen bir yapı."
Kreş ihtiyacı
Ankete göre, çocuk sahibi kadınların yüzde 87’si okul çağına gelmemiş çocukları için kreşe ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor. Çocuk sahibi kadınların yüzde 63’ü çocuklarının bakımı ve eğitimiyle ilgili devlet tarafından prim kesintisine dayalı bir sistemin kurulmasını istiyor.
Ankette yer alan "Eğer maddi zorluğum olmasaydı çalışmazdım" şeklindeki ifadeyi kadınların yüzde 33’ü onaylarken, yüzde 36’sı onaylamıyor. Kadınların yüzde 41’i bu konuda kararsız olduklarını dile getiriyor.
Anketin sonuç raporunda, şu ifadelere yer veriliyor:
"Atılan tüm adımlara, yapılan yasal düzenlemelere rağmen kadınlar, çalışma hayatında sorun yaşıyor. Kadınların, başta ayrımcılık olmak üzere iş, aile ve özel yaşamı uyumlaştırma konusunda, çocuk bakım hizmetleri alanında, terfi ve yükselmede, çalışma saatlerine ilişkin sorunları bulunuyor.
HAK-İŞ olarak kadın sorunlarının kapsamlı makroekonomik politikalarla desteklenmesi ve tüm politikalarla bütünleştirilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.
Kadınların iş gücü piyasasına girişte ve çalışma hayatında yaşadığı sorunların çözümü için öncelikle ’Kadın İstihdamı Eylem Planı’ hazırlanmalıdır. Bunun yanı sıra çok taraflı işbirliklerini ve katılımcılığı öngören bir anlayışla ’Zihinsel Dönüşüm Projesi’ hayata geçirilmelidir. Tüm kesimlerin kadın-erkek fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik bu değişim ve dönüşüm sürecini desteklemesi, sürece katkı vermesi gerekmektedir."