Showing posts with label hamilelik. Show all posts
Showing posts with label hamilelik. Show all posts

Saturday, June 30, 2012

Anne olmayı ertelemeyin!

Günümüzde çağdaş kadının sloganlarında biri de bu olsa gerek.. Şu sözleri de çok işitmişizdir.
Çocuk sahibi olacağım diye, çok başarılı olacağım iş hayatından uzak mı kalayım? Sonra da hep erkeğin gölgesi altında kalayım, hak ettiğim yere hiçbir zaman ulaşamayayım. Yok, öyle şey."
Skin and bones: As celebrity stylist Rachel Zoe carried her gorgeous son Skyler to breakfast in West Hollywood this morning, the drop-shoulder onesie only drew attention to her visibly protruding clavicle bones
Rachel Zoe ve kızı Skyler

İyi güzel de, doğa burada adaletsiz davranmış, erkeklere tanıdığı uzun süreli üreme yeteneğini kadınlara vermemiş. Gebe kalmak, üremek için kısıtlı bir zaman tanımış..30 yaşından sonra yavaş yavaş azalmaya başlayan bu yetenek 40 yaşından sonra süratle tükeniyor..! Yaş 44-45 ise geçmiş olsun..! Peki, 45 yaşından sonra tüp bebekle gebe kalan yok mu? Yanıt : Var elbette.. Hatta benim de birkaç tane hastam var..ama toplamda oranlarsanız % 1-2. Bu gruba girebileceğinize güveniyorsanız önce kariyer deyip bekleyin..

Aslında kadınlar için ideal çocuk yapma yaşı 20-30 arası.. Bilimsel araştırmalara göre bir kadının en doğurgan yaşlarının 24-25 civarı..Bundan sonra bu yetenek yavaş yavaş azalıyor.

Ancak, modern toplumlarda evlenme yaşı ve buna bağlı olarak gebelik yaşı giderek gecikmekte. Günümüzde, özellikle kadınların iş hayatında aktif rol almasının artışıyla birlikte, doğurganlıklarını ertelemeleri söz konusu. İleri yaşta bebek doğuran, özellikle ilk bebek için 30'lu yaşlarını bekleyen pek çok kadın var.

Tıptaki gelişmelere paralel olarak gebelik takibindeki gelişmeler de ileri yaş gebeliklerini teşvik ediyor gibi. Oysa Tüp bebek yönteminin başarıya ulaşması için kadının yumurtalıklarında yumurta kalitesi büyük önem taşımakta. Yumurta azalması veya kalitesinin bozulması bazı durumlarda daha erken yaşta, bazı durumlarda daha geç yaşta ortaya çıkabilmektedir. İleri yaş anne adaylarında kimi durumlarda tüp bebek için yumurta dahi bulunamamaktadır. Diğer bir konu da ileri yaş gebeliklerinde düşük yapma ve sorunlu bir bebeğe sahip olma riskinin artması.

Anne adayları,
Hadi 30-35 neyse ama 40 lı yaşları beklemeyin ne olur. Anne olmayı sakın fazla ertelemeyin, gelin kariyerle birlikte çocuk yapmaya uğraşın..hiç olmazsa jinekoloğunuza gidin ve yumurtalık rezervinize baktırın..ultrason muayenesi ve hormon tahlilleriyle en azından ne kadar vaktiniz var kabaca da olsa bilmiş olursunuz.

Friday, June 29, 2012

Sütünüz artarken kilonuz azalsın

Obezite ve metabolizma uzmanı Dr. Ayça Kaya, annelere sütlerini artırırken, kilo vermelerine de yardımcı olacak 10 ipucu veriyor.

Some studies have found breastfed children grow up healthier and are less likely to become obese
Birçok kadının en güzel rüyasıdır bir çocuk sahibi olabilmek. Ancak hamilelik ve süt verme dönemi ise bazen kilo alma açısından bir karabasana dönüşebilir. İlk hamile kalındığında çevreden, sen iki canlısın iki kişilik ye gibi telkinler, doğumdan sonra süt artırma kaygısına dönüşür ve süt artsın diye lohusa şerbetleri ve yüksek kalorili tatlılar yenilerek çok fazla kilo alımı ortaya çıkabilir. Obezite ve metabolizma uzmanı Dr. Ayça Kaya, annelere sütlerini artırırken, kilo vermelerine de yardımcı olacak 10 ipucu veriyor.
Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız veya lohusalık döneminde iseniz işte size kilo almadan süt artırmanın yolları:
1) Gebelikten sonra otoimmun tiroid hastalıklarının ortaya çıkmasında bir artış olur. Eğer lohusalık depresyonunuz var ise ve kilo artışı yaşıyorsanız bu açıdan öncelikle bir iç hastalıkları uzmanına muayene olmanızda fayda var. Hem tiroid, hem şeker hem de genel metabolizmanızın değerlendirilmesi iyi olur.
2) Toplumda şekerli yiyeceklerin ve içeceklerin anne sütünü artırdığı ile ilgili yanlış bir inanış vardır. Bu tür yiyecekler sütü artırmaz. O nedenle loğusa şerbetleri, hazır meyve suları, şeker eklenerek yapılmış kompostolar, helvalar, tatlılar ve çikolatalardan uzak durun.
3) Sütü artıran en önemli madde sudur. Ne kadar çok su içerseniz o kadar çok sütünüz olur. Özellikle her yemekte 2 bardak su için. Yediğiniz her meyveden sonra su için. Ortalama 10-12 bardak su içmeye özen gösterin.
4) Su oranı yüksek olan sebzeler ve meyveler çok süt yapar. Her yemeğinizin yanında bolca yeşil salata yiyin. O nedenle salatayı baş tacı yapın. Ancak içine yağ, mayonez ve salata sosu koymayın. Nar ekşisi, limon, sirke ve 1 tatlı kaşığını geçmeyecek şekilde yağ ekleyebilirsiniz. Su oranı yüksek olan ıspanak, pazı, kara lahana, yeşil fasulye gibi sebze yemeklerine sofranızda daha çok yer açın. Bu sebzeleri pişirirken kıymalı veya yumurtalı olarak hazırlamak besin kalitesini yükseltir. Ama eğer kıymalı yemek sevmiyorsanız yanında ayrıca köfte olarak hazırlayabilirsiniz.
5) Taze sıkılmış meyve suyu, ayran, maden suyu ve şekersiz bitki çaylarını içecek olarak tercih etmekte fayda var.
6) Yağlı yiyeceklere karşı dikkatli olun. Kızartmalar, pastane ürünleri, kurabiyeler, kıymadan yapılan etler, cipsler, çerezler, kremalı yiyecekler kalori oranları yüksek yiyeceklerdir. Küçük miktarda yenildiğinde çok fazla kilo yapabilir.
7) Süt veren annenin gece kalkmaları nerede ise bir rutindir. Emzirmek ayrıca enerji ihtiyacını artırır. Ancak geceleri kalktığınızda karnınız zil çalsa bile sakın ağzınıza bir lokma koymayın. Çünkü gece insan vücudu depolamaya daha eğilimlidir. Gece yediğiniz bir lokma gündüz yediğiniz 10 lokmaya bedeldir. Çok acıkırsanız sadece 1 bardak su için ve sabah güzel bir kahvaltı yapacağınızı hayal edin.
8) Emziklilik dönemi kilo vermek için bulunmaz bir fırsattır aslında. Çünkü insan vücudu süt yapmak için bir enerji harcar. Harcanan bu enerji özellikle ilk 2 ayda çok fazladır. Nerede ise günde 2 saatlik spor yapmaya bedeldir. O nedenle doğru yiyecek tercih yapmayı bilirseniz biraz da hareketinizi artırırsanız haftada 1- 1,5 kilo kaybedebilirsiniz.
9) İşte size sütünüzü artıracak, bebeğinizin gazını alacak bir tarif: 1 yemek kaşığı rezene, 1 yemek kaşığı ıhlamur, 1 yemek kaşığı papatya, 1 tatlı kaşığı tane kimyon ve 1 tatlı kaşığı anason. Porselen bir demliğe bu ölçülerde bitkileri koyun ve üzerine 2 fincan kaynar su ekleyin. Demliğinizin üzerine bir havlu ile kapatın. Yemeklerden hemen sonra bu çayı içtiğinizde bebeğinizin gazı daha az olur. Sizin de sütünüz daha bol olur.
10) Tuzlu yiyecekler, her ne kadar su ihtiyacını artırarak su içmeyi teşvik etse de vücuda bazı zararlar verebilir. Turşu, salamura yapılmış yiyecekler, tuzlu çerezler, şarküteri ürünleri, hazır soslar, tuzlu peynirler ve zeytinler gizli tuz oranı yüksek besinlerdir. Bu besinler eğer çok tüketilirse tuz vücuttan atılırken kemikten kalsiyum çekeceği için kemik erimesi yapabilir. Özellikle gebelik ve lohusalıkta kalsiyum ihtiyacı artar. Eğer fazla tuzlu yenirse bu durum kişinin ayrıca kalsiyum ihtiyacını artırarak kemik erimesini tetikleyebilir. O nedenle tuz oranı yüksek besinlerden kaçınmakta fayda var.

Hamilelik sürecinde yıpranan saçlara bakım

Binbir meşakkatle geçen bir hamilelik sonrasında aşırı uykusuzluk, yorgunluk ve kilo problemi ile mücadele eden anneler, stres yüzünden bir de saç dökülmesi tehlikesi yaşayabiliyorlar.

Stilden ödün değil: onun ilk çocuğuna hamile olan yoğun iken, Vanessa hala siyah ve altın topuklu bir çift etrafında sendeleyen edildi
Pek çok anne gebeliği sonrasında hassaslaşır. Bebekle birlikte başlayan uykusuz geceler yorgunlukla kendini hissettirince annelerin hamilelik hsüresince yaşadıkları yıpranma, hamilelik sonrasında da devam eder. Bütün bu problemlerle uğraşan anne, üstüne üstlük bir de hamilelikte aldığı aşırı kilolalarla başbaşa kalınca vücudu strese girebilir. Bu ise birçok annede hamilelikte yaşanan saç dökülmelerini sonrasında da devam ettirebiliyor.
Her gün 100 tel dökülüyor
Hamilelik sonrasında hormonların değişmesi, uykusuzluk, aşırı kilo alınması, stres ve benzeri faktörler kuşkusuz saçları olumsuz etkiliyor. Uzmanlar normal bir saçın 100-150 bin saç telinden oluşurken bunların 80-100 adedinin her gün dökülme evresinde olduğuna işaret ediyor. Bazen başlangıçta çoğalmış gibi görünen saç, süreç içinde hormonların dengelenmeye başlamasıyla normal değerlerin altına iniyor ve dökülmeye başlıyor. Hamilelik sürerken mat ve cansız görünmeye başlayan, incelen saç telleri hamileliğin sonlanmasıyla birlikte hızla dökülme aşamasına geliyor. Hamilelik sonrasında yaşanacak uykusuzluk ve stres de bu durumu daha da fazla tetikliyor.
Beslenme değil stres saçları döküyor
Hamilelik sonrasında psikolojik yıpranmanın başlamasıyla yaşanan stresin annelerde saç dökülmesine neden olduğunu anlatan BIOBLAS Arge Direktörü Ecz. Dr. Özden Kasımoğulları, şöyle konuştu: “Gebelikte saç dökülmesinin nedenleri genellikle hormonal ve psikolojik kökenlidir. Hamilelikte devam eden dökülmeler sonrasında da artarak devam edebiliyor. Hamilelik sonrasında annelerin ruh halinde ve bedeninde birçok değişim söz konusu. Aşırı kilolar hamilelik sonrasında anneleri etkileyen en önemli psikolojik sarsıntıyı oluşturuyor… Buna uykusuz geçen geceler eklendiğinde stres ve stresin oluşturduğu bazı etkenler, saç dökülmesine neden olabiliyor”
Saçın mineralleri azalıyor, saçlar  dökülüyor
Uzun süren şiddetli strese ise önce saçların tepki verdiğini ifade eden Kasımoğulları, vücudun stres sonucu salgıladığı asidin saç derisinin pH değerini düşürdüğünü belirtti. Kasımoğulları, bu durumun saçlarda seyrelmeye ve ani saç kayıplarına yol açabileceği konusunda uyardı.  BIOBLAS Arge Direktörü Dr. Kasımoğulları, “İnsanların belli dönemlerinde saç dökülme yoğunluğu daha da artar. Bizim yaptığımız araştırmalara göre bu dönem ya hayatıyla ilgili yeni bir karar verdiği ya yoğun tempoda çalıştığı ya da hayatında olumsuzluk yaşadığı zamanlara denk gelir. Stres saçın ihtiyacı olan çinko, demir, magnezyum, kalsiyum ve potasyum minerallerini azaltır. Bu da saç dökülmelerini tetikleyen ana faktörler arasında yer almaktadır” dedi.

Saturday, June 23, 2012

Emziren annelere beslenme önerileri.

Sütün kalitesini düşürmemek ve bebekte alerji riski oluşturmamak için annelerin emzirme döneminde beslenmelerine özen göstermeleri gerekir.

Fired: oğlu Roma ile birlikte poz verdi Mom2Mom Kristal Scott, kurucusu nedeniyle tartışmalı kampanyanın bir röntgen teknisyeni olarak ona iş ateş edilmiş
Emzirmenin  ne kadar önemli olduğunu artık her kadın biliyor. Anne süyü alan bebeklerin, almayanlara oranla kulak enfeksiyonu, mide  virüsleri ve alerji gibi hastalıklara yakalanma oranları daha düşük. Ayrıca anne sütü bebeğin ileri dönemde obezite riskini azaltıp, zekasına önemli katkıda bulunuyor. Aynı zamanda emziren annenin de meme ve  yumurtalık kanserine yakalanma,  depresyona girme riski daha düşük.
Tüm bu yararlarına rağmen, bazen anneler zaman yetersizliği veya meme ağrısı yüzünden süt vermek istemeyebiliyor. Hatta açık alanlarda çekinme/utanma/ayıplanma duyguları nedeniyle süt vermek yerine bebeği biberonla beslemek tercih ediliyor.
Bebeğini emziren annelerinse beslenmelerinde dikkat etmesi  gereken bazı noktalar var. Bebekler, anne sütüne karşı alerji geliştirmez. Ancak bazen annenin beslenmesiyle süte geçen maddeler, onları rahatsız edebilir. Bebekte aşırı ağlama, kusma,ishal, karında şişkinlik ve yanaklarda döküntüler gelişebilir. Eğer bir besin grubundan şüphelenirseniz,   bir hafta süreyle bu besinlerden kaçınmalısınız. Daha sonra az  miktarlarda alıp bebeğinizi  gözlemlemelisiniz.           
 
Dikkat edilmesi gereken gıdalar
Another breast feeding plus: Milk can block oral transmission of HIVBaharatlı yiyecekler: Aşırı  baharat kullanımı, bebeğinizi rahatsız edebilir, bu nedenle   kontrollü tüketmenizde fayda var. Eğer karın ağrısı, ishal veya kusma varsa bebeğinizin sindirim sisteminde hassasiyet yarattığı için  tercih etmemenizi öneririm.
Narenciyeler: Ananas, portakal, limon ve mandalinada bulunan asitle yüksek C vitamini, sindirim sisteminde rahatsızlığa, gazla şişkinliğe veya vücudunda   döküntüye sebep olabilir.
Bazı sebzeler: Sebzeler, annenin günlük beslenmesinde mutlaka yer almalı ancak gaz yapıcı etkileri bulunan brokoli, karnabahar, lahana ve salatalık dikkatli tüketilmeli. Bezelye de bu gruba dahil edilebilir. 
Süt Ürünleri : Eğer anne bolca süt ve süt ürünleri tüketiyorsa bebekte inek sütüne karşı alerji gelişebilir. Bu durumda karında şişlik, ya- naklarda döküntü ve ağrı oluşabilir. 
Kafein: Bebeğinizin rahat uyumasını istiyorsanız kafein alımınızı kontrol altına almalısınız. Günde bir fincan kahve yeterli. Yüksek miktardaki kafein, bebekte huzursuzluğa ve hırçınlığa sebep olabilir.
Alkol: Bu dönemde alkol almamanız en doğrusu. Ancak bir kadeh tüketebilir, bunu da emzirme sonrasına bırakabilirsiniz. Emzirmeden 3-4 saat önce alkol alımını kesmeniz de önemli.
Yer fıstığı: Bazı araştırmalarda, yer fıstığı tüketen annelerin bebeklerinde alerji geliştiği görüldü.
Doymuş ve trans yağlar: Doymuş ve trans yağ asitleri içeren yiyecekleri tüketmek, bebeğinizin beyin gelişimi için oldukça önemli omega-3 üretimini azaltabilir.
Pestisitler: Yediğimiz birçok besinin üzerinde bulunan tarım kalıntılarına denir. Bu nedenle  aldığınız besinleri  çok iyi yıkamanız veya tereddüt yaşıyorsanız yemeden önce kabuklarını soymanız gerekir.
 
DiYET YAPMAYIN
Hamilelik kilolarınızı hemen vermek istiyor olabilirsiniz ancak endişelenmenize gerek yok çünkü emzirme sırasında doğal olarak kilo vereceksiniz. İlk dört ayda her ay yaklaşık 500 gr.-1 kg. arası kilo vermek normal. Ayda iki kilodan daha fazla kilo kaybetmek, emziren anne için sakıncalı. Hamileliği 9-12 kg. alarak tamamlayan bir anne, ilk altı ayın sonunda dengeli beslenme ve etkin süt verme sonunda eski kilosuna kavuşabilir.
 
DENGELi BESLENiN
Emzirme döneminde normalkalori ihtiyacınıza ek olarak günde
300-500 kalori daha fazla beslenmek yeterli. Bu ihtiyacı; 1 su bardağı süt,
1 yumurta veya
1 köfte kadar et,
1 ince dilim ekmek ve 1 adet   meyveyle karşılayabilirsiniz.
 
BUNLARI iHMAL ETMEYiN
Kompleks karbonhidratlar: Enerji için tam tahıllar, meyve ve sebzeler tercih edilmeli. 
Sağlıklı yağlar: Tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri içeren somon, zeytinyağı, avokado, yağlı tohumlar emzirme dönemi için ideal yağlar.
Proteinler: Yağsız kırrmızı et, balık, tavuk, hindi, yumurta bebeği-nizin büyümesi için önem taşır.
Kalsiyum: Süt, peynir ve yoğurt kalsiyumun en iyi kaynaklarından.  2-3 porsiyon tüketmek yeterli.
Sebze ve meyveler: Havuç, patates, kavun, domates ve diğer sebzeyle meyveler önemli vitaminler, mineraller içerir.
Su: Her emzirme seansında bir bardak su için. Günde 2.5-3 litreye yakın sıvı almaya dikkat edin. Ayrıca bitki çayları, meyve suyu, ayran, komposto gibi sıvılar tüketin. Kompostoya şeker ilave etmeyin, meyvenin kendi şekeri yeterli.
Vitaminler: Hamilelikte   aldığınız multivitamin tabletine emzirmenin ilk aylarında da devam edin ancak aldığınız vitamine güvenerek günlük taze sebze ve meyve tüketiminizi azaltmayın. 

Friday, June 22, 2012

Annelik estetiği ile hamilelik öncesine dönüş

Özellikle 20 ile 39 yaş arasındaki kadınların tercih ettiği annelik estetiği, her geçen yıl daha da tercih edilen bir operasyon oluyor.

Onu adım gebelik alarak: o öğlen yemeği keyfi sonra arabasına dönüş yolunda yapılmış gibi modeli büyük baktı
Hiçbir şey anne olmanın verdiği haz ile kıyaslanamaz, ancak hamilelik sonrası vücudun deforme olması ve bazı bölgelerde çeşitli izlerin kalması çoğu zaman annelerin canını sıkabiliyor. Angelina Jolie ya da Michelle Monaghan gibi ünlü isimler bile o inanılmaz fiziklerini anne olduktan sonra bu inanılmaz estetik operasyona borçlular. Plastik ve Estetik Cerrahide artık bir trend haline gelen “mommy makeover” yani “Annelik Estetiği” operasyonları, annelere çocuk  sahibi olduktan sonra bile, eskiden sahip oldukları vücutlarını kazanmalarına yardımcı olan bir fırsat niteliğinde… Ve sadece Hollywood’da değil, dünyanın her yerindeki anneler için moda olan estetik operasyonları içeren “Annelik Estetiği” çocuk doğurduktan sonra kendini geri plana atan annelere de yardımcı olan bir operasyon. Dış görünüş olarak, eski estetik ve fit vücudundan uzaklaşan kadınların da yaptırdıkları bu ameliyatlar, “kadın”ın hem kendine güvenini artıyor, hem de evliliklerinde görüntüden kaynaklı sorunları ortadan kaldırıyor. Annelik estetiği ile ilgili her şeyi Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr Akın Yücel anlattı. 
Annelik Estetiği operasyonu nedir?
Annelik estetiği, hamilelik sonrası annelerin vücutlarında meydana gelen deformasyonların minimize edildiği bir estetik operasyondur. Annelik Estetiği göğüs büyütme ya da göğüs kaldırmanın yanı sıra karın germe ve liposuction gibi operasyonları da içermektedir.
Hamilelik sürecinde vücutta en çok etkilenen bölge neresidir?
Hamilelik sürecinde hormonal ve mekanik değişikliklerin en fazla karın bölgesi ve memelerde kendisini göstermektedir. Normalde bir portakal büyüklüğünde olan rahim, bebeğin büyümesi ile birlikte karın duvarını ileriye doğru itmeye başlar ve belki de en geri dönülmez etkisini karın kasları ve onları birbirine bağlayan bağlar üzerinde göstererek bu yapıların birbirinden ayrılmasına ve karın duvarının gevşeyerek dışarı doğru bombeleşmesine neden olur. Bu da vücudun deforme olmasına yol açar.
Hamilelik daha çok hangi kadınları etkiler?
Hamilelik özellikle ince yapılı kadınları etkilemektedir. Çünkü bu tip kadınlarda görülen çıkıntı aslında; deri fazlalığı minimal olmasına rağmen gerginliğini kaybetmiş karın kaslarının, karın içi organları yeterince destekleyememesi ve bu organların dışarı doğru fıtıklaşmasından oluşur.
Faydaları neler?
Her kadının hamilelikten ve doğumdan farklı şekilde etkilenmektedir. Ancak bazı ortak sorunlar hamilelik ile birlikte oluşur. Bunlar; çıkıntılı karın, gevşemiş deri, sarkık göğüs, özellikle karın bölgesinde izler ve çatlaklar ile yağlanma problemleridir. Annelik Estetiği operasyonu ile tüm bu sorunları doğru şekilde yok etme şansı yakalanabilir.
Daha çok hangi yaş gurubu bu operasyonu tercih ediyor?
Günümüzde artık kadınların da profesyonel yaşama girmeleri ile birlikte ocuk sahibi olma yaşı da yükseldi. Artık kadınlar 30 – 40’lı yaşlarda anne oluyor. Üniversite eğitimi ve başarılı bir kariyer sonrası, çocuk sahibi olmak kadınlar için yapılacaklar listesinde sonlarda yer alıyor. Bunun sonucunda tablo ise; deforme olmuş bir vücut, sarkan memeler, şişkin bir mide ve kalçalardaki fazlalıklar olarak beliriyor. Diyet ve egzersizler işe yaramadığından, annelik estetiği daha sıkı ve fit bir vücut için yardımcı olabiliyor. Gevşemiş karınları yok etmek için karın germe ameliyatları, göğüslerde meydana gelen büyüme ve sarkmaları önlemede meme küçültme, dikleştirme ya da büyütme ameliyatları, yağ birikimlerini azaltmak için liposhaping işlemlerini yapıyoruz. Annelik estetiği aslına bakarsanız ilk kez anne olanlar için değil de, özellikle birden fazla doğum yapan kadınlar için daha da gereklidir. Annelik estetiği ameliyatı genellikle  bir daha gebelik planlamayan kadınlar tarafından tercih edilmekte. Ancak bu ameliyatı yaptıran bir kadın, daha sonra hamile kaldığında karnında ve göğüslerinde bir miktar gevşeme olur, ancak hiçbir zaman ilk gebelik sonrasındaki gibi deformasyon gelişmez.
Annelik Estetiği hangi operasyonları içeriyor?
Tummy Tuck Karın sıkılaştırma, liposuciton, meme ameliyatından oluşuyor. Tummy Tuck Karın sıkılaştırma; karın bölgesini sıkılaştırırken, deri fazlalıklarından da kurtulunmasına yardımcı olur. Deri fazlalığı çok yok ise ve sadece karın duvarında bombeleşme mevcutsa, endoskopik karın germe işlemi uygulanarak iz bırakmadan karında sıkılaşma da sağlanabilir. Bunun yanında sürekli yapılan egzersizler de bu işleme yardımcı olur. Liposuction, hamilelik sırasında oluşan kilolardan kurtulmak için sağlıklı ve gerekli bir yoldur, Bazen yağ, inatçı bir şekilde vücuda yapışır ve diyetler, egzersizler de buna çare olamaz. Liposuction, bu yağ yığılmalarını ortadan kaldırarak aynı zamanda vücudun doğal şeklini geri kazandırır. Meme ameliyatı da önemli yere sahiptir. Sayıları çok net olmamakla birlikte, yeni doğum yapan hemen her kadın, her ikisini de yaşar. Yaş faktörü ve kişinin derisinin esnekliği, hamilelikte kadınların meme durumlarını etkileyen en önemli unsurlardır. Meme dokusu çıkarılmadan koni şeklinde şekillendirilir ve bollaşan derinin fazla kısımları çıkarılır. Eğer meme dokusunda fazlalık varsa, meme gerektiği kadar küçültülebilir (meme küçültme). Eğer meme dokusu hacim olarak yetersiz ise bu durumda meme dikleştirme ameliyatı sırasında silikon meme protezi ile meme büyütme birlikte yapılabilir.
Tüm operasyonlar birlikte mi uygulanıyor?
Annelik estetiğinde tüm bu ameliyatlar bir arada uygulanabileceği gibi, hastanın gereksinimlerine bağlı olarak ayrı ayrı da gerçekleştirilebilir. Karın germe işlemi yapıldığında hasta bir gün hastanede yatar. Diğer işlemler sonrasında ise hastanede yatmak gerekmez ve hasta aynı gün evine dönebilir. Ameliyat zamanlaması olarak genellikle süt verme işleminin bitiminden en az 6 ay sonrası uygun olarak kabul ediliyor.

Thursday, June 21, 2012

B12 vitamini hakkında neler biliyoruz?

B12 vitamini eksikliği vücudunuza yeterli ve doğru besin öğesi alamadığınızda ve sindirim sisteminde yaşanan sorunlara bağlı olarak görülebilir... 

Dünyanın Meatiest Sandviç: Chef Tristan Welch gururla etin üzerinde 40 türlerini içeren onun yaratma kapalı gösterir

Dilara Koçak

B12 vitamini suda eriyen bir vitamindir ve diğer adı kobalamindir. B12 vitamini eksikliğinin en yaygın göstergesi yorgunluk halidir ancak yorgunluk, uykusuzluk veya başka bir sağlık durumundan da kaynaklanabilir. B12 eksikliğinin diğer semptomları arasında kilo kaybı, kabızlık veya ishal durumu, kırmızı dil, mide buluntısı ve kusma, karında şişlik ve gaz, el ve ayaklarda hissizlik, denge kaybı ve sinirlilik hali sayılabilir. 
Hangi durumlar B12 vitamini eksikliği riskini artırır?
B12 vitamini eksikliği vücudunuza yeterli ve doğru besin öğesi alamadığınızda ve sindirim sisteminde yaşanan sorunlara bağlı olarak görülebilir. Vegan olarak beslenen bireyler hayvansal kaynakları tüketmedikleri için risk altındadırlar. Kronik alkolizim, Crohn hastalığı veya çölyak hastası olmak, yağ aldırma operasyonları, ilerleyen yaş riski artırır çünkü bu durumlarda vücutta yeterli emilim gerçekleşemez.
Yeterli B12 vitamini alınmazsa ne olur?
Vücut yeterli kırmızı kan hücresi üretemez. Yetersizliği halinde, sinir sistemi bozukluklarıyla birlikte, ‘pernisiyöz anemi’ (kansızlık) oluşur. Pernisiyöz anemide, kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin sayısı azalır ve şekilleri bozulur. Bu durum, kemik iliğinde kan hücrelerinin yapımındaki bozukluktan ileri gelir. Pernisiyöz aneminin oluşum nedenleri farklı da olabilir. Nedenlerinden biri, diyetle yeteri kadar B12 vitamini alınmaması veya besinlerin hazırlanması ve saklanması için uygulanan işlemlerin vitamin kaybını artırmasıdır.
B12 vitaminin günlük alım miktarı nedir?
14 yaşından büyük olanlar için günde 2.4 mcg B12 alınmalıdır. Hamilelik döneminde 2.6 mcg ve emzirme döneminde bu miktar 2.8 mcg olmalıdır.
Vücuttaki B12 vitaminin ciddi eksikliğinde ne yaşanır?
B12 vitamini beynin sinir ağını oluşturan hücrelerin büyümesinde ve onarımında önemli rol oynar. Eksikliğinde geri dönüşsüz olan hatırlama güçlüğü, hafıza kaybı ve demans gibi ciddi sorunlar ortaya çıkar. İleri yaşlarda mutlaka rutin takibi yapılmalıdır.
B12 vitaminin kaynakları nelerdir?
Doğru cevap: Et
B12 vitamini, hayvansal kaynaklı besinler olan kırmızı et, tavuk, balık, karaciğer, deniz ürünleri, süt, yumurta, yoğurt ve peynirde bulunur. Günlük diyet çoğunlukla bitkisel besinlerden oluştuğunda, alınan B12 vitamini miktarı da azalır. Özellikle vejetaryen beslenme tipi uygulayanların çok dikkat etmesi gereken bir vitamindir. B12’yle zenginleştirilmiş yiyeceklerle takviye yapılabilir. Gerekirse, beslenmeye ek olarak B12 vitamini takviyesi alınabilir. Besinlere uygulanan yüksek sıcaklık, B12 vitamininin de kaybına yol açmaktadır.
B12 vitamini hangi durumlarda kayba uğrar?
Asit, alkali ve ısıya karşı dayanıksızdır. Kaynatma süresinin uzaması ve derecesinin yükselmesi, B12 vitamininin kaybını artırır. Karaciğerin suda haşlandıktan sonra suyunun dökülmesi, balık haşlandıktan sonra suyunun dökülmesi, yine B12 vitamini kaybını artıran sebepler arasındadır. Etler ızgara yapılırken, sıcaklık ve damlayan suyla B12 vitamininin yüzde 30’u, nemli sıcaklıktaysa yüzde 10-20’sinin kaybolduğu bilinmektedir. UHT sütlerdeki kayıp yüzde 7- 10 civarında iken, yüzde 30 kadarı da kaynamayla kaybolmaktadır. 
B12 vitamini eksikliği nasıl tedavi edilir?
Kandaki B12 seviyesini yükseltmek için vitamin takviyesi alabilir veya hayvansal ürünlerin tüketimini artırabilirsiniz. Ancak kandaki seviyeniz göre en uygun destek dozunu hekimle görüşmekte fayda var.

Friday, June 15, 2012

9 ay 10 gün diyeti.

Hamilelikte doğru beslenmek hem anne hem de bebek sağlığı açısından önemli. Alacağınız gereksiz kilolar, gebelik komplikasyonlarını artırabilir, bebeğe zarar verebilir. Bu son yazımızda, anne adaylarına kendileri ve bebekleri için altın değerinde önerilerimiz var. Bu arada, baba adayları da, sağlığı dahil bebeklerinin tüm özelliklerinde en az anne kadar etkili. Sağlıklı spermler ve dolasıyla bebeğe sahip olmak için baba adayları da bu yazımızı mutlaka okumalı...

Pregnant woman jogging
İlk üç ay birçok anne için zor geçer. Mide bulantıları, kusmalar vs. olur. Bu süreçte  beslenme nasıl programlanmalı?

- ‘Hamilesiniz’ dendiği andan itibaren hamilelik başlangıç kilonuzu not edin. İlk üç ayda 1-3 kg arasında artış ideal. Bulantınız varsa, başucunuzda galeta, ekmek, leblebi gibi alternatifler bulundurun. Sabah kahvaltısında yumurta, az tuzlu-az yağlı peynir, ceviz, bal/pekmez veya şeker ilavesiz reçel, mevsim yeşillikleri ile esmer ekmek tüketin. Hamilelik boyunca kahvaltıda çay içmeyin ki, demir rezervleriniz korunsun. Salam, sosis, sucuk, pastırma, füme gibi şarküterileri yemeyin. Öğlen peynirli sandviç bulantıya iyi gelir. Ara öğünlerde meyve, galeta, yoğurt, kuruyemiş, leblebi yiyebilirsiniz. Akşam yemeklerinde haftada 2 gün tavuk, 2 gün balık, 2 gün et, 1 gün kurubaklagil, yanında salata ve esmer ekmek tercih edin.

Ciddi iştahsızlık sorunu bulunanlara ne önerirsiniz?

- Önce yiyebildiğiniz besinlerin listesini çıkarın. Diyetisyeninizle almanız gereken kaloriye göre bu besinlerle bir diyet programı planlayın. Eksik kalan vitamin ve mineralleriniz için doktorunuz ve diyetisyeninizin önerisi doğrultusunda takviye alabilirsiniz. İlk üç ayda 12’inci hafta önemli. Artık bebeğinizin tat tomurcukları gelişiyor ve sizinle aynı tabaktan, aynı lezzetleri almaya başlıyor.

İkinci üç ayda iştahsızlık genellikle biter. Bu dönemde neye dikkat edilmeli?

- İlk üç ayda iştahsızlık yaşadıysanız ayrıca dikkat edin. İştahınızı kontrolde zorlanabilirsiniz. Bu ay kilo artışınız 3-5 kg arasında olmalı. 2-3 saatlik aralıklarla beslenin ki, ne siz ne de bebeğiniz acıksın. Özellikle tatlı isteğinizi kontrol altına alın. Günde 1 öğün tatlı alabilirsiniz. Ama tercihiniz bitter çikolata, sütlü tatlı, dondurma, meyve salatası vb. alternatiflerden yana olsun. Düzenli öğün saatlerinin, doğumdan sonra bebeğin de düzenli aralıklarla beslenmesine katkıda bulunacağını belirtmek isterim. Unutmayın, beslenme kişiliğiniz anne karnında oluşuyor.
Tehlikeli diyet: Gebelikte çok yüksek yağlı yiyecekler yemek, ölü doğum riskini artırabilir, bir çalışmada bulundu
Artan kalsiyum ihtiyacını nasıl karşılamalıyız?

- Bu dönem kalsiyum tüketiminiz çok önemli. Günde 4-5 porsiyon süt ve süt ürünü alınması gerekiyor. 2 su bardağı süt, 1 dilim peynir, 2 su bardağı yoğurt ihtiyacınızı karşılamanıza yardımcı olacaktır. Yarım yağlı veya yağsız tercih edebilirsiniz. Ödem şikayetlerine karşı özellikle peynirin tuzsuzunu yiyin. İyotlu tuz kullanın.

Son üç ayda daha fazla kilo alınıyor. Bu dönem beslenme nasıl olmalı?

- 6’ıncı aydan itibaren bebeğinizin sevdiği yiyeceklere tepkilerini gözlemleyebilirsiniz. İştahınız daha da açılabilir. Bu aylar bebeğinizin büyüme ve gelişmesi için en önemli aylar. Demir depolarınızın hem siz hem de bebeğiniz için dolu olması şart. Yumurta, et, bulgur, kuru baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, pekmez, kuru üzüm vb. besinler beslenme programınızda mutlaka yer almalı. Posalı yiyecekleri tercih edin ki kabızlık, hemoroid gibi sorunlar yaşamayın. Sebze, meyve, kuru baklagiller, yulaf, tam buğday her öğünde masanızda olsun. Tuz tüketimine kesinlikle dikkat! Hamilelikte ödem, tansiyon sorununa yol açabiliyor. Bu durum da hem bebek hem anne için riskli. En iyi tuzu masadan kaldırmanız. 8’inci aydan itibaren midenize dikkat edin, reflü şikayetleriniz artabilir. Öğün sayınızı artırarak ve en son öğününüzü yatmadan 3 saat önceye planlayarak önlem alabilirsiniz. Bu dönemde 3-5 kg arasında kilo almanız normal.

SINAV ÖNCESİ OBEZİTE TEHLİKESİ

Ergenlik döneminde kilo sorunu yaşayan çocuklarınızı uzman desteği almadan, düşük kalorili, standart diyet listeleriyle zayıflatmaya kalkışmayın. Her yaşta kilo kaybedebilirler fakat büyüme-gelişmeyle ilgili besinlerle ilişkisi bu dönemde çok önemli. Hedef doğru beslenerek ideal kiloyu yakalamak. Okul, dershane, özel ders, hareketsiz yaşam, stres, yetersiz ve kalitesiz uyku, dengesiz beslenme hepsi eşittir ne yazık ki “sınav öncesi obezite”. Önlemek için çocuk ve gençlere öneriler:

1- Mutlaka kahvaltısını evde yapın. Bunu sınav saatine göre planlamalı ve alışkanlık edinmeli.
2- B12, demir sınav performansı için çok önemli. Dikkat dağınıklığı, yorgunluk, unutkanlık şikayetleri varsa kan tetkikleri değerlendirilmeli ve gerekli takviyeler alınmalı.
3- Sabah yataktan kalkmakta zorlanıyorsanız,  sabah güneşi eksik olabilir. D vitamini depolarına baktırın.
4- Probiyotik takviyesi sindirim sistemini rahatlatır.
5- Su hem bedensel hem de zihinsel performans için çok önemli. Günde 2 litre mutlaka için.
6- Sınav döneminde omega-3 zihni rahatlatabilir ve stresle başetmeyi kolaylaştırır.
7- Kafein dopingine dikkat! Günde 2-3 fincandan fazla kahve veya çay tüketmeyin.
8- 8 saat uyku en önemli besin. Sınav stresi ile baş etmenin en iyi yollarından.
9- Meyvenin şekerine ihtiyacımız var. Eğer gün içerisinde tüketmeye zamanınız olmuyorsa, kahvaltıda meyveye yer verebilirsiniz. Özellikle C vitamini olan meyvelerle daha enerjik birgün geçirebilirsiniz.
10- Kuruyemişlerin azı karar, çoğu zarar. Günde 2 tüm ceviz yeterli.

YEMEĞİ ÖDÜL CEZA, KEYİF ARACI YAPMAYIN

/_np/5976/16955976.jpgÇocuklarınızın sağlıklı beslenmeyi öğrenmesi ve uygulamasını istiyorsanız aşağıdakileri yapmayın:
- Yemeği bir ödül olarak kullanmayın. Örneğin “Eğer sınavdan iyi not alırsan hamburger yiyebilirsin” gibi.
- Keyif aracı olarak kullanmayın. Örneğin, “Bu kurabiyeyi ye, kendini daha iyi hissedeceksin” demeyin.
- Ceza aracı olarak kullanmayın: Örneğin, “Sütünü iç, yoksa  televizyon izleyemezsin” demeyin.
- Suçlu hissettirmeyin: Örneğin, “Tabağındaki pirinçleri bitir, Afrika’da çocuklar açlıktan ölüyor” demeyin.

DIYABETLİLER DİKKAT EDİN

Diyabetlilerin daha disiplinli olması gerekiyor. Bunun için:
1- Esmer un ve tatlandırıcıyla hazırlanmış lezzetleri keşfedin.
2- Öğünlerini 2 saatlik beslenme düzenine göre planlayın.
3- Günde 300 g meyveden fazla tüketmeyin. Meyvelerin yanında süt, yoğurt veya peynir tüketin.
4- Ekmeğiniz esmer olsun.
5- Bulgur, kurubaklagiller, esmer pirinç ve makarna mutfağınızın baştacı olsun.
6- Mısır, bezelye, patates ve havuç dörtlüsüne dikkat. Bunlara çok yüklenmeyin. Hepsi birarada olan yemekleri yememeye özen gösterin.
7- Meyve suyu, gazlı ve şekerli içecekler ve alkol mutfaktan uzak durmalı.

TİROİDLİLERE ÖNERİLER 

TİROİD SORUNUNUZ VARSA:

1. Sabah kahvaltınızda mutlaka yumurta bulundurun.
2. Tiroid problemi olan metabolizmalar tembel karakterlidir. Ne kadar yemek, o kadar iş mantığıyla çalışır. Metabolizmanızı motive etmek için egzersiz şart. Bazal metabolizma hızınızın altında kalori almayın.
3. Kalsiyum sizin için çok daha önemli. 3 beyaz mutfağınızda mutalka bulunsun. D vitamini ise bu mutfağın güneşi olsun.
4. Demir eksikliğine karşı mutlaka kırmızı et tükekin. Fakat tiroidin kolesterol seviyelerindeki olumsuz etkisini unutmayın, ona göre yiyin.

YÖNETİCİ KARACİĞER 

Vücudunuzu büyük bir şirket olarak düşünün. Karaciğerse yönetim kurulu. Yönetim kurulundaki pürüz, bütün şirketin çökmesine neden olabilir. Kime sorarsanız karaciğer sağlanmasından sözediyor. Karaciğeri sağlıklı tutmak için:
1. Kırmızı et tüketiminizi haftada 2 gün olarak sınırlandırın.
2. Doymuş yağlardan uzak durun.
3. Alkolden uzak durun.
4. Şekerli içecek ve yiyeceklerden sakının.
5. Kontrolsüz meyve tüketmeyin.
6. Bel çevrenizdeki yağlardan kurtulun.
7. Süt, yoğurt, peyniri yağsız tercih edin.
8. Enginar, kereviz, kuşkonmaz, koyu yeşil yapraklı sebzeler tam karaciğerinize layık.

BABA ADAYLARINA ÖNERİLER 

Bebeğin sağlığının temelleri daha anne karnına düşmeden atılır. Yumurtanın döllenmesi sırasında babadan gelen gen parçalarıyla annenin gen parçaları birbirine sarılır ve ortaya yeni bir gen sarmalı çıkar. Yani baba, bebeğin sağlığı da dahil olmak üzere tüm özelliklerinde en az anne kadar etkili. İşte sağlıklı spermler ve dolasıyla bebeğe sahip olmak için baba adaylarına öneriler:
1. İdeal kiloda kalın. Beden kitle endeksiniz 30’un üzerine çıkmasın.
2. Bel çevresi genişliği 103 santimi geçmesin.
3. Sağlık muayenesinden geçip gerekli kan tetkiklerini yaptırın, tansiyonuzu ölçtürün.
4. B12, çinko, folik asit, magnezyum, demir, D vitamini değerlerine göre babanın beslenme programı planlanmalı, gerekirse doktor kontrolünde takviyeler yapılabilir.
5. Sigara bırakılmalı.
6. Günde 7-8 saat uyumalı.
7. Alkol bırakılmalı veya günlük 25 g üzerinde tüketilmemeli. (25 g alkol 2 kadeh -200 ml- şaraba eşit) Çay ve kahve tüketimi ise kontrollü olmalı.
8. Günlük beslenme programında balık, ceviz, üzüm, fındık, koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi kalp-damar sağlığına faydalı besinler bulunmalı.
9. Haftada 450-600 g balık tüketilmeli.
10. C vitamini içeren meyveler tüketilmeli.
11. Tuz tüketimi azaltılmalı veya sodyumu azaltılmış tuz tercih edilmeli.
12. Haftada 300 gramın üzerinde kırmızı et tüketilmemeli.
13. Ekmek tercihi tam buğday, çavdar veya çok tahıllıdan yana kullanılmalı.

BİTKİ ÇAYLARINA DİKKAT

1. İlk aylarda en az 1-1,5 litre, son aylarda 3 litre su için.
2. Folik asit ve B12 vitamini olmadan hamilelik düşünülemez.
3. Demir desteği aldığınız öğünde süt, yoğurt veya peynir tüketmeyin. Arada en az 2 saat olsun.
4. Omega-3 takviyesi alabilirsiniz (özellikle balık yemiyorsanız). Bebeğinizin beyin ve kalp ve damar sağlığı için çok faydalı.
5. Sebzeleri çiğ yiyin veya buharda pişirin.
6. Meyvelerinizle süt veya yoğurt tüketin. Böylece kan şekeriniz dengede kalır.
7. Kafeinli, gazlı ve alkollü içeceklerden uzak durun. Bitki çayları özellikle idrar söktürücü çayları kesinlikle içmeyin.

Thursday, May 24, 2012

Gebelikte zehirlenmeye dikkat.

Preeklampsi hastalığı (gebelik zehirlenmesi) gebeliklerin yüzde 2-5’ini etkileyen, anne ve bebek ölümlerinin en önemli sebebi olan bir gebelik sorunu olarak tanımlanıyor.

Heyecan verici: kendi hücreleri ona kana geçer zamanki son bulgular fetüs tarafından bile en ufak bir hareketi işaret bir kadının beyin değiştirebilirsiniz
Bu hastalık dünyada her yıl 100 bin civarında kadının ölümüyle sonuçlanan ciddi bir durum olarak biliniyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Şule Selvi, bu hastalığın ortaya çıktığı gebeliklerdeki bebeklerde, anne karnında gelişme geriliği olasılığının dört kat fazla olduğunu belirtiyor.

Bu hastalığın 32’nci gebelik haftasından önce gelişmişse erken, sonra gelişmişse geç preeklampsi olarak değerlendirildiğini belirten Dr. Şule Selvi, “Erken preeklampsi aynı zamanda ciddi (ağır) preeklampsi olarak da tanımlanır. Özellikle erken preeklampsinin önceden belirlenmesi ve önlenmesi bugün tüm dünyada kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının en çok uğraştığı konuların başında geliyor” diyor. Hastalığın belirtileri hakkında bilgi veren Dr. Şule Selvi, bunları şöyle sıralıyor:
Truth in the rumour? New research claims that pregnant women do forget, but it's because the brain is focusing on more important needs
• Gebeliğin ikinci yarısından itibaren gelişen hipertansiyon.
• İdrarda protein görülmesi.
• Vücutta ödem oluşması.
• Oksijenlenmenin azalması.
• Hipertansiyona bağlı olarak gelişen böbrek yetmezliği.
• Görme kaybı.
• Karaciğer fonksiyonlarında bozulma.
• Bu durum beyni etkilediğinde, önce sara krizi-baş ağrısı ile başlar (ki buna eklampsi denir)sonra da beyin kanaması meydana gelebilir. Öldürücü sonuçlar ise karaciğer yırtılması, böbrek yetmezliği, vücutta yaygın kanamalar ve beyin kanaması ile olur.

ŞİŞMANLAR VE İLK KEZ GEBELİK YAŞAYANLAR DİKKAT ETMELİ!

Hastalığın erken tanısı için gebenin öyküsünün çok iyi alınmasının önemini vurgulayan Dr. Şule Selvi, hastalığın sıklıkla 35 yaş üstü hamilelerde, ilk gebeliğini yaşayanlarda, vücut kitle endeksi 30’un üzerinde olanlarda, önceki gebeliğinde preeklampsi geçirmiş kişilerde, damar hastalığı mevcut kadınlarda ve tedaviyle gebe kalanlarda görüldüğünü söylüyor. Gebeliğin 11-13’ncü haftalarında yapılan muayenede kan basıncı ölçümünün basit gözükse de ideal ölçüm yapıldığında oldukça belirleyici olduğuna değinen Dr. Selvi, şunları söylüyor:
“Tansiyon her iki koldan, 5 dakika istirahat sonrası, kalp hizasından ölçülmeli ve bir dakika sonra tekrarlanmalıdır. Büyük ve küçük tansiyon ölçümlerinin toplamı 110 mm hg’nin  üzerindeyse risk oluşturuyor. Yine 11-13’ncü haftada yapılan doppler ultrason incelemesi de önemli bir belirleyici uygulamadır. Son yıllarda üzerinde çalışılan biyokimyasal belirteçler de umut vermektedir.”

TEDAVİSİ NASIL YAPILIYOR?

Bu hastalığın henüz bilinen bir tedavisinin bulunmadığına dikkati çeken Dr. Şule Selvi, “Tedavi gebeliğin haftasına göre, hastalığın belirtilerinin ciddiyetine, bebeğin doğumdan sonra yaşayabilirliğine bağlı olarak gebeliğin sonlandırılmasıyla, yani gebenin doğurtulmasıyla oluyor. Diğer tedaviler sadece belirtilerin hafifletilmesi ile zaman kazanmak amacıyla yapılıyor” diyor.  Dr. Selvi, bu konuda faydalı buldukları bazı bilgileri paylaşarak şunları söylüyor:
“Gebeliğin 12’nci haftasından itibaren (12-16. haftalarda) riskli grup hastalarda, düşük doz aspirin kullanımının, preeklampsinin erken gelişmesini, belirti ve bulguların hafifletilmesini,  aynı zamanda bebeklerde gelişme geriliğinin azaltılması sağladığı ispatlanmış. Yüksek risk grubunda bulunan, beslenmesinde kalsiyum eksikliği olan gebelere ilave kalsiyum vermek faydalı olabiliyor. Ayrıca magnezyum takviyesi yapmak azımsanmayacak faydalar sağlıyor. Hipertansiyonu ve ödemi azaltmakta az tuzlu, bol proteinli diyet işe yarayabiliyor. Yüksek tansiyonu kontrol altına almak için tansiyon ilaçlarının mutlaka doktor kontrolünde alınması gerekiyor ve tansiyonun yakın takibi büyük önem taşıyor.”

Sunday, May 20, 2012

Hamilelikte diyet güvenli.

The Lancet dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, aşırı şişman ya da obez anne adayları, bir diyet programıyla kilo vererek kendileri ve bebekleri için oluşabilecek riskleri azaltabilir.

Yoga is a popular exercise among pregnant women (posed by a model)
Queen Marry Hastanesi’nden araştırmayı yürüten Dr. Shakila Thangaratinam, “Diyet yapmak hamilelikte yaşanabilecek komplikasyonları da azaltacaktır” dedi. Dr. Janine Stockdale aşırı kilo alan hamilelerin uzman kontrolü altında rejime başlaması gerektiğini hatırlattı.

Friday, May 18, 2012

Hamilelikte diş eti iltihabı bebeğe zararlı.

Hamilelikte diş eti iltihabı bebeğin sağlığını olumsuz yönde etkiliyor.

Beautiful babies: Midwife Jenny (Jessica Raine) and a new arrival
Hamileliğin sürmesi için büyük önem taşıyan östrojen ve progesteron gibi hormonların düzeyi hamilelik boyunca vücutta önemli ölçüde artarken, buna bağlı olarak, özellikle ikinci ve sekizinci aylar arasında diş eti dokularında meydana gelen plak oluşumu, kolaylıkla kanayan şişmiş diş etlerine yol açiyor. Bu durum gebelik gingivitisi olarak da bilinir.
Gebelik gingivitisi ise hem gingiva inflamasyonu hem de prostaglandinlerin oluşumunu arttırmaktadır. Gebelik gingiviti nedeniyle yükselmiş olan prostaglandin E2 (PGE2) düzeyi erken doğumu tetikleyerek düşük doğuma yol açabiliyor. Ayrıca hamileliğin üçüncü aylarında görülen diş eti bakteriyemi bebeğin organ gelişimini olumsuz yönde etkiliyor.
Merkezi İsviçre’de bulunan Toothfriendly International Derneği’nin Türkiye’deki yerel kuruluşu olan Diş Dostu Derneği, anne adaylarını hamilelik süresince diş hekimlerini ziyaret etmelerini önererek, hamilelikte ağız ve diş sağlığının korunmasıyla ilgili şu tavsiyelerde bulundu:

"- Öncelikle ağız sağlığınızın tespiti için doktorunuzla bir randevu ayarlayın.

- Günde en az iki kez, flor ihtiva eden bir macun ile dişlerinizi yeterli sürede fırçalayın.

- Günde en az bir kez diş ipi ile dişlerinizin arasını temizleyin ve flor içeren gargaralar ile bu temizliği destekleyin.

- Diyetinizdeki karbonhidrat ve asitli içeceklerin miktarını düzenleyin.

- Kusma atakları sonrası ağzınızı bol su veya bir çay kaşığı yemek sodasını bir bardak ılık suda çözerek hazırladığınız gargara ile çalkalayın.

- Yılda en az bir kez diş etlerinizi kontrol ettirin ve profesyonel temizliğini yaptırın".


Toplumda süre gelen hamilelik esnasında diş tedavisinin yapılamayacağı anlayışıyla ilgili Diş Dostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mıgır Gülezyan şunları söyledi: "Hamilelik dönemi, diş tedavilerinizin yapılmasına engel değildir. Aksine bu dönemde ağız enfeksiyonlarının kontrolü ve tedavisi bebeğe bakteri geçiş riskini azaltmaktadır. Birçok çalışma ileri derecede diş eti iltihabı olan bireylerin düşük kiloda veya erken doğum yapma olasılığının daha yüksek olduğunu vurgulamaktadır. Yapılan rutin kontrol ve tedavilerle yaşam kaliteniz yükselir ve sorunsuz bir hamilelik geçirme şansınız artar".

Thursday, May 17, 2012

Selülit çayı.

Yazla birlikte ayna karşınına geçip ‘’ Neden bacaklarımda portakal kabuğu görünümü var,’’ deme mevsimi de geldi.

Playtex
Selülit şişman ya da zayıf, genç ya da orta yaşlı tüm kadınların ortak sorunu. 
“Sabah kalktım selülitlerim oluşmuş diye bir şey yoktur. Sağlıksız yaşam koşulları, stres, dengesiz  beslenme, fazla alkol alma, sigara tiryakiliği, bedensel hareketsizlik, hamilelik  ve menopoz gibi dönemlerde hormonal seviyelerde meydana gelen iniş çıkışlar selülite neden olur” diyen ünlülerin güzellik koçu Biyolog - Kozmetolog Pervin Bulgak’ın selülit giderici içecek tarifleriyle vücudunuzu yaza hazırlayabilirsiniz.
Pervin Bulgak’la güzellik ve yaşam formülleri kitabından selülit giderici içecek ve çay tarifleri:
Selülit çayı:
2 yemek kaşığı sirke
2 yemek kaşığı biberiye
2 yemek kaşığı kekik
1 adet limon
1 litre kaynar su
Limon küçük parçalara ayrılır, Kaynatılmış sıcak suyun içine tüm malzemeler ilave edilir ve üstü kapatılarak 20 dakika demlenir. Süzüldükten sonra yemeklerden 30 dakika önce 1 bardak içilir.
Selülit giderici içecek:
½ ananas
1 çay bardağı tarçın
2-3 adet karanfil
2-3 adet top karabiber ya da bir çay kaşığı toz karabiber
2 adet portakal
Kabukları soyulan ananas ve portakalın suyu sıkılır. Elde edilen meyve suyunun içine diğer malzemeler ilave edilir ve blendırdan geçirilir. Elde edilen karışım günde 2 kere yemeklerden bir saat sonra içilir.