Showing posts with label spor. Show all posts
Showing posts with label spor. Show all posts

Friday, July 6, 2012

Kilo vermenin altın kuralları. Dr Mehmet Öz'den tavsiyeler

Kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, kilo vermek için yapılacak ilk işin sabah kalkar kalkmaz hareket etmek olduğunu belirterek, “Sabah kahvaltısı yapmayanlar, hiçbir zaman uzun süreli ve etkili kilo veremezler. Sabahları az da olsa yenmeli” dedi.

Success: Television actress and host Sara Rue got into a bikini for the first time to show off her amazing 50lb weight loss
Levent'te bir kliniğin açılışına katılan Prof. Dr. Öz, basın mensuplarının sorularını cevapladı. Öz, perhiz yapanların ve kilosunu korumak isteyenlerin yapması gerekenlerin başında hareket etmenin geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Eğer kilo kaybetmek isteniyorsa ilk yapılacak iş, sabah kalkar kalkmaz hareket etmek. Bu hareket, çok basit esneme hareketleri bile olabilir. Böylece kalori yakımı hızlandırılır. Sabah kahvaltısı yapmayanlar, hiçbir zaman uzun süreli ve etkili kilo veremezler. Sabahları az da olsa yenmeli. Bu, yulaf ezmesi olabilir. Yoğurdun içine bal döküp yiyebilirsiniz. Yumurta çok güzel, çünkü protein miktarı çok yüksektir. Bunlardan birini seçip her sabah yiyin.”

YEMEKTE 3 SAAT SINIRI

Uzun süre aç kalınmaması ve her 3 saatte bir atıştırılması gerektiğini belirten Öz, fındık, fıstık veya sebze, meyve gibi sağlıklı ve doğal besinlerin tercih edilmesinin önemli olduğunu dile getirdi.

Öz, uyumadan 3 saat önce hiçbir şey yenmemesi gerektiğini vurgulayarak, böylece daha rahat uyunabileceğini ve kilo almaktan korunulabileceğini söyledi.
İşlenmemiş doğal besinlerin tüketilmesinin yararına işaret eden Öz, “Beyin kalori istemiyor, besin istiyor. Yediğiniz yemeklerdeki besin miktarı düşükse o zaman beyin sizi zorlayacak ve daha fazla yemek yedirtecek. Onun için besin değeri ne kadar yüksek yemekler yerseniz o kadar rahatlıkla perhiz yaparsınız” diye konuştu.



"KARBONHİDRATA DİKKAT EDİN"

ABD'de, geçen hafta sonucu açıklanan bir çalışmada, “sıfır karbonhidrat”, “orta derecede karbonhidrat” ve “yüksek karbonhidrat” olmak üzere üç büyük perhiz tipinin karşılaştırıldığını belirten Prof. Dr. Öz, buna göre en az karbonhidrat tüketenlerin en fazla kiloyu kaybettiğini, ancak uzun vadede düşük kiloda kalmak isteyenlerin orta derecede karbonhidrat tüketmeleri gerektiğini aktardı.

Öz, “Aslında proteini yüksek perhizleri, ben destekliyorum, çünkü proteini yüksekse yağ ve karbonhidratı düşük” diyerek, şöyle devam etti:
“Maalesef Türk toplumunun yediği karbonhidrat çeşitleri pek mantıklı değil. Bunların yerine yüksek lifli besinler, mesela yulaf ezmesi, tam tahıllı ekmekler, sebzeler ve meyvelerin büyük kısmı tercih edilmeli. Örneğin karpuz yaz için çok iyi bir meyve, hem suyu var, hem de vücut şişkinliğini indirir.”
Yaz tatilinde her şey dahil sistemde yemeklerin fazla kaçırılabileceğine dikkati çeken Öz, insanların tatillerinde hem her istediğini yapmak, hem de kilo almamak çabasında olduklarını söyledi.

SADECE SPOR YETMEZ

Öz, tatilde insanlara bol bol spor yapmaları önerisinde bulunarak, “Kilo kaybetmek, sadece sporla yapılamaz. Yemek miktarını da azaltmak gerekiyor. Başlangıçta perhiz daha mühim ama kilo verdikten sonra düşük kiloda kalmak için spor  yapmak daha önemli” şeklinde konuştu.
Tatilde daha önce yemediği ve tatmadığı yeni yemekleri seçtiğini, bunları daha sonra yeni usullerle hazırladığını ve böylece tat hücrelerini bu şekilde uyandırdığını anlatan Öz, herkese bunu yapmayı tavsiye etti.

Öz, baklavayı çok sevdiğini ama sağlıklı olmadığı için az tükettiğini dile getirerek, sağlıklı yeni bir çeşit yemek bulduğunda ve bu yemeği sevdiğinde onu sofrasına dahil ettiğini ifade etti.

Türk insanının “ağır yemeği” tercih ettiğini belirten Öz, “Bana bir iskender kebabı verirseniz mutluluk içinde yerim ama sonra kendimi mutlu hissetmem. Ağır yemekleri çok seviyoruz ama yemekten sonraki hissi beğenmiyoruz. Ben hep bunu düşünüyorum, siz de bunu düşünürseniz biraz daha az yersiniz” diye konuştu.
Öz, içinde sebze olan zeytinyağlı yemekler, meyve ve sebzeler yendikten sonra insanların kendilerini daha iyi hissedeceğini söyledi.


GÖBEKTEKİ YAĞ TABAKASI ERKEKLİK HORMONUNU AZALTIYOR

Prof. Dr. Öz, İngiltere ve Kuzey Amerika ülkelerinde yapılan iki araştırmaya göre, cinsel sağlığı yüksek olan toplumların ömürlerin daha uzun olduğunun ve bu insanların yaygın olarak haftada bir kez cinsel ilişkide bulunduğunun ortaya çıktığını aktararak, “Haftada 1 kereden 2'ye çıkarırsanız ortalama ömrünüz 3 yıl uzar, 2'den 4-5'e çıkarsanız büyük ihtimal daha da artar” dedi.

Bel çevresinin normal ölçülerde olmasının cinsel performansla yakından ilişkili olduğuna dikkati çeken Öz, şunları kaydetti:
“Kişinin bel çevresi ölçüsü, hiçbir zaman boy uzunluğunun yarısını geçmemeli. Bel çevresini doğru ölçmek için mezurayı kalça kemiğinin üzerine koyun ve göbek deliğinizin tam altında geçirin. Kadınlarda 80, erkeklerde ise 90 santimetreyi geçmemesi gerekiyor. Göbekteki yağ tabakası, erkeklik hormonunu azaltıyor. Beldeki yağların yan etkisi çok büyük ve cinsel sağlığı bozar. Göbekli insanların vücudunda, testosteron, yani cinsel hayatı destekleyen hormon miktarı düşüktür. Böyle olunca da cinsel sağlık yerinde olamaz.”

Tuesday, July 3, 2012

Güneş çarpması

Güneş çarpması, sıcak yaz günlerinin en tehlikeli sağlık sorunlarından biri. Çünkü tedavi edilmezse komaya, kalıcı nörolojik sorunlara, hatta ölüme dek varan sonuçlara yol açabiliyor.

Gülümseyin!  Tulisa de bir çırpıda için istekli olan bazı hevesli hayranları ile poz vermek için fırsat oldu
Yazın getirdiği en ciddi hastalık tablosu güneş çarpması, vücut sıcaklığının 41.1 dereceyi geçerek sinir sistemi bozukluğuna yol açması şeklinde tanımlanıyor. Bu durumdan en çok çocuklar ve yaşlılar etkileniyor. Ayrıca diyabet, tansiyon ve kalp hastalıkları olanlarla aşırı alkol kullananlarda risk, yükseliyor. Güneş çarpması, asla hafife alınmaması gereken çok ciddi bir sağlık sorunu. Özellikle hastanın şuurunda bulanma ve görmesinde zorlanma gibi durumlara neden olmuşsa, zaman kaybetmeden tıbbi  bakım sağlanması gerekiyor. Çünkü bu dönemde acil tedavi edilmezse komaya, kalıcı nörolojik sorunlara ve hastanın hayatını kaybetmesine neden olabiliyor. Hatta şuur kaybı geliştiğinde tedavi edilse bile yüzde 15-20 ihtimalle ölüme sebep olabiliyor.
 
Acıbadem Bağdat Caddesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, güneş çarpmasından korunmanın yaşamsal öneme sahip olduğunu belirterek nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda bilgi verdi: “Güneş çarpması, aşırı sıcak sonucu beden ısısını ayarlayan mekanizmanın bozulması sonucu ortaya çıkıyor. Havanın sıcaklığı kadar yüksek nem oranı da bu tablonun oluşma riskini artırıyor. Güneş çarpmasının en önemli sebebi, vücudun kendi ısısını koruma mekanizması olan terlemeyi yeterince gerçekleştirememesi. Bu durum, genellikle nem oranı yüzde 60’ların üzerine çıktığında meydana geliyor. Ter bezleri deri yüzeyine tuzlu bir salgı, yani ter gönderiyor ve bu hemen buharlaşarak derinin ısı yitirmesini sağlıyor. Eğer vücut yeterince terleyemezse güneş çarpması ortaya çıkıyor. Ayrıca sıcaklarda aşırı terleme sonucu fazla miktarda sıvı ve elektrolit kayıpları sonucunda da vücut sıcaklığı yükselmeye başlıyor.
 Tucking in: o sunlounger oturdu Tulisa ayrıca çeşitli ikramlar üzerinde atıştırma görüldü
En önemli belirtisi yüksek ateş
Güneş çarpmasının en önemli belirtisi, vücudun kendi ısısını ayarlama mekanizması bozulduğu için ateşin   40-41 derecelere yükselmesi. Bunun yanı sıra baş ağrısı ve dönmesi, bulantı, terleyememe, şuur bulanıklığı, kalp hızında artma, kol ve bacaklarda kramplar, hatta komaya kadar gidebilen nörolojik belirtiler gelişebiliyor.”
 
Korunmak için yapılması gerekenler
 
Giyeceklere  dikkat edin: Mevsime uygun, vücudun sıcaklığını çok yükseltmeyecek, terletmeyecek, açık renkli kıyafetler giyin. Güneşten korunmak için geniş kenarlı şapkalar takın.
Susamayı beklemeyin: Susamayı beklemeden sürekli su tüketmeye özen gösterin. Suyun yanında mineralli sularla da kaybettiğiniz elektrolitleri almanız faydalı olabilir.
Alkolden kaçının: Özellikle sıcak günlerde alkol almanız, vücudunuzun ısısını ayarlayan mekanizmayı olumsuz etkiler. 
Hafif besinler tüketin: Güneşin en etkili olduğu saatlerde aşırı yağlı, sindirimi zor yiyeceklerden kaçının. Çünkü vücudumuz ağır yemekleri sindirmek için uğraşırken ısı mekanizmasını ayarlamakta zorlanır.
Spor saatine dikkat edin: Ultraviyole ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında, güneş altında spor faaliyetleri yapmaktan kaçının.
Sık sık duş alın: İmkanınız varsa vücudunuzun ısısını düşürebilmek için sık sık duş alın.
 
Nasıl yardım etmeliyiz?
* Öncelikle hastayı sıcak ortamdan serin ve hava akımının olduğu bir alana alın. 
* Üzerindeki kıyafetleri gevşetip, çıkarın. 
* Soğuk kompreslerle vücut ısısının düşmesine yardım edin. 
* Eğer şuuru yerindeyse bol miktarda sıvı vermeye çalışın. 
* Şuuru yerinde değilse ve solunum sorunu varsa ‘yardım edeyim’ düşüncesiyle boşuna zaman kaybettirmeden hastayı acil olarak sağlık kuruluşuna ulaştırın

Sunday, July 1, 2012

Acısız epilasyon için öneriler

Yaz aylarında daha sık epilasyon yapmak gerekir. Peki, ağrısız ve acısız epilasyon için ne şekilde hareket edilmelidir?

Kırmızı Bayanlar: başka bir çekim, kız don seksi kırmızı mayo içinde onlar fotoğrafçılar için poz gibi
Epilasyon sonrasındaki 24 saat içerisinde aşırı sıcağa maruz kalmayın veya spor yapmayın.

Epilasyon yapılan bölgenin iyice gerildiğinden emin olur. Tüyleri uzayış yönüne doğru alın. Ters hareket kaşıntılı kırmızı noktalara sebep olur.
rtesi gün havuza veya denize gideceksiniz bir gece önceden epilasyon yapın. Bu sayede tuz, güneş ve klorun yaratacağı hassasiyetten kurtulmuş olacaksınız.

Koltukaltındaki tüylerin çıkış yönü dağınıktır. Bu nedenle tek yönlü epilasyon yapmayın. İşlem sonrasında soğuk su ile durulayın.

Özellikle bikini bölgesindeki tüylerde batık problemine çok sık rastlanır. Bu tip durumlarda batık önleyici krem veya losyonlar kullanabilirsiniz.

Bikini bölgesinde epilasyon yapılmadan önce mutlaka ılık su ile kıl kökleri yumuşatılmalıdır. Aksi takdirde daha ağrılı bir epilasyon yaşanabilir.

Ağrıya dayanıklı değilseniz bölgeyi yumuşatan ve uyuşturan kremler temin edebilirsiniz.

Friday, June 29, 2012

Sütünüz artarken kilonuz azalsın

Obezite ve metabolizma uzmanı Dr. Ayça Kaya, annelere sütlerini artırırken, kilo vermelerine de yardımcı olacak 10 ipucu veriyor.

Some studies have found breastfed children grow up healthier and are less likely to become obese
Birçok kadının en güzel rüyasıdır bir çocuk sahibi olabilmek. Ancak hamilelik ve süt verme dönemi ise bazen kilo alma açısından bir karabasana dönüşebilir. İlk hamile kalındığında çevreden, sen iki canlısın iki kişilik ye gibi telkinler, doğumdan sonra süt artırma kaygısına dönüşür ve süt artsın diye lohusa şerbetleri ve yüksek kalorili tatlılar yenilerek çok fazla kilo alımı ortaya çıkabilir. Obezite ve metabolizma uzmanı Dr. Ayça Kaya, annelere sütlerini artırırken, kilo vermelerine de yardımcı olacak 10 ipucu veriyor.
Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız veya lohusalık döneminde iseniz işte size kilo almadan süt artırmanın yolları:
1) Gebelikten sonra otoimmun tiroid hastalıklarının ortaya çıkmasında bir artış olur. Eğer lohusalık depresyonunuz var ise ve kilo artışı yaşıyorsanız bu açıdan öncelikle bir iç hastalıkları uzmanına muayene olmanızda fayda var. Hem tiroid, hem şeker hem de genel metabolizmanızın değerlendirilmesi iyi olur.
2) Toplumda şekerli yiyeceklerin ve içeceklerin anne sütünü artırdığı ile ilgili yanlış bir inanış vardır. Bu tür yiyecekler sütü artırmaz. O nedenle loğusa şerbetleri, hazır meyve suları, şeker eklenerek yapılmış kompostolar, helvalar, tatlılar ve çikolatalardan uzak durun.
3) Sütü artıran en önemli madde sudur. Ne kadar çok su içerseniz o kadar çok sütünüz olur. Özellikle her yemekte 2 bardak su için. Yediğiniz her meyveden sonra su için. Ortalama 10-12 bardak su içmeye özen gösterin.
4) Su oranı yüksek olan sebzeler ve meyveler çok süt yapar. Her yemeğinizin yanında bolca yeşil salata yiyin. O nedenle salatayı baş tacı yapın. Ancak içine yağ, mayonez ve salata sosu koymayın. Nar ekşisi, limon, sirke ve 1 tatlı kaşığını geçmeyecek şekilde yağ ekleyebilirsiniz. Su oranı yüksek olan ıspanak, pazı, kara lahana, yeşil fasulye gibi sebze yemeklerine sofranızda daha çok yer açın. Bu sebzeleri pişirirken kıymalı veya yumurtalı olarak hazırlamak besin kalitesini yükseltir. Ama eğer kıymalı yemek sevmiyorsanız yanında ayrıca köfte olarak hazırlayabilirsiniz.
5) Taze sıkılmış meyve suyu, ayran, maden suyu ve şekersiz bitki çaylarını içecek olarak tercih etmekte fayda var.
6) Yağlı yiyeceklere karşı dikkatli olun. Kızartmalar, pastane ürünleri, kurabiyeler, kıymadan yapılan etler, cipsler, çerezler, kremalı yiyecekler kalori oranları yüksek yiyeceklerdir. Küçük miktarda yenildiğinde çok fazla kilo yapabilir.
7) Süt veren annenin gece kalkmaları nerede ise bir rutindir. Emzirmek ayrıca enerji ihtiyacını artırır. Ancak geceleri kalktığınızda karnınız zil çalsa bile sakın ağzınıza bir lokma koymayın. Çünkü gece insan vücudu depolamaya daha eğilimlidir. Gece yediğiniz bir lokma gündüz yediğiniz 10 lokmaya bedeldir. Çok acıkırsanız sadece 1 bardak su için ve sabah güzel bir kahvaltı yapacağınızı hayal edin.
8) Emziklilik dönemi kilo vermek için bulunmaz bir fırsattır aslında. Çünkü insan vücudu süt yapmak için bir enerji harcar. Harcanan bu enerji özellikle ilk 2 ayda çok fazladır. Nerede ise günde 2 saatlik spor yapmaya bedeldir. O nedenle doğru yiyecek tercih yapmayı bilirseniz biraz da hareketinizi artırırsanız haftada 1- 1,5 kilo kaybedebilirsiniz.
9) İşte size sütünüzü artıracak, bebeğinizin gazını alacak bir tarif: 1 yemek kaşığı rezene, 1 yemek kaşığı ıhlamur, 1 yemek kaşığı papatya, 1 tatlı kaşığı tane kimyon ve 1 tatlı kaşığı anason. Porselen bir demliğe bu ölçülerde bitkileri koyun ve üzerine 2 fincan kaynar su ekleyin. Demliğinizin üzerine bir havlu ile kapatın. Yemeklerden hemen sonra bu çayı içtiğinizde bebeğinizin gazı daha az olur. Sizin de sütünüz daha bol olur.
10) Tuzlu yiyecekler, her ne kadar su ihtiyacını artırarak su içmeyi teşvik etse de vücuda bazı zararlar verebilir. Turşu, salamura yapılmış yiyecekler, tuzlu çerezler, şarküteri ürünleri, hazır soslar, tuzlu peynirler ve zeytinler gizli tuz oranı yüksek besinlerdir. Bu besinler eğer çok tüketilirse tuz vücuttan atılırken kemikten kalsiyum çekeceği için kemik erimesi yapabilir. Özellikle gebelik ve lohusalıkta kalsiyum ihtiyacı artar. Eğer fazla tuzlu yenirse bu durum kişinin ayrıca kalsiyum ihtiyacını artırarak kemik erimesini tetikleyebilir. O nedenle tuz oranı yüksek besinlerden kaçınmakta fayda var.

Friday, June 22, 2012

Kalça bölgesini zayıflatma sırları

Sizin için seçtiğimiz bu basit hareketler sayesinde bacaklarınız ve kalça bölgeniz incelecek. Üstelik bu hareketleri hiç zorlanmadan kolayca yapabilirsiniz.

Her İki Tarafa Doğru Yükselme:
(1) Bacaklarınız birleşmiş bir şekilde sağ kalçanızın üzerindeyan bir şekilde oturun.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları

(2) Sol bacağınızı hafifçe kaldırın ama bacağınızın yere paralel olmasına dikkat edin. Bu pozisyonda birkaç saniye kalın ve sonra başlangıç pozisyonuna dönün. Egzersizi 10 sayıdan üç set tekrarlayın sonra diğer bacağa geçin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları


Kalça Twist’i:
(1) Sağ kalçanızın üzerinde dirseğinizle yerden güç alarak oturun. Sağ bacağınızı hafifçe kırın. Sol bacağınızı sağ bacağınızın önünden geçirip yere koyun. Ayak parmaklarınız dışarıyı işaret etsin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları

(2) Sağ bacağınızı hafifçe düzleştirin ve böylece ayağınız yere paralel olsun. Sonra başlangıç pozisyonuna dönün. 10 sayıdan üç set tekrarlayın ve diğer bacağa geçin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları


Bacak İtme Egzersizi:
(1) Sırtüstü yere uzanın, sol bacağınızı yere 90 derece açı oluşturacak şekilde havaya kaldırın. Ayağınızı esnek bir hale getirin ve yan tarafa doğru çevirin. Sol bacağınızda çalışırken sağ bacağınızı serbest bırakabilirsiniz.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları

(2) Bacağınızı havadayken sanki tavanı ileri doğru itiyormuş gibi itin. Egzersizi 10 sayıdan üç set olarak tekrarlayın sonra diğer bacağa geçin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları


Kalça Egzersizi:
(1) Sağ tarafınızın üzerinde uzanın. Sağ bacağınızı hafifçe kırın. Sol bacağınızı sağ bacağınızın üstüne 45 derece açı oluşturacak şekilde getirin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları

(2) Sol bacağınızı 90 derece açı oluşturacak şekilde havaya kaldırın. Birkaç saniye bekleyin ve sonra başlangıç pozisyonuna dönün. 10 sayıdan üç set egzersizi tekrarlayın sonra diğer bacağa geçin.
Kalça bölgesini zayıflatma sırları

Wednesday, June 20, 2012

Çocuklar için verimli tatil nasıl olmalıdır?

Okulların kapanmasıyla birlikte uzun bir tatile çıkan çocuklar için yaz her ne kadar keyif demekse de çocuğunun boş zamanını nasıl daha etkin kullanacağını bilemeyen pek çok anne-baba yaptıkları klasik hatalarla yaz tatilini verimsiz hale getiriyor.Peki, etkin bir tatil programlamak için nelere dikkat etmek gerekiyor?

Children swimming
Uzun ve yorucu bir okul döneminden sonra nihayet çocuklarımız tatilde... Ancak sınavlar, dersler, erken kalkma zorunlulukları gibi birçok zorluğun geçici bir süreyle de olsa son bulduğu bu dönem, anne ve babalar için başka soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.  Çocuklar tarafından anlamı rahatlama ve serbestlik olan tatil dönemi anne babalar için özellikle zaman ve aktivite planlaması konusunda birçok soru işareti içeriyor. 
“Okul döneminde bir çocuğun gününün çok büyük bir kısmı okulda geçtiğinden anne babalar için günü programlamak nispeten daha kolaydır. Tatil döneminde ise sabahtan akşama kadar çocuğun evde kalacak olması onları endişeye düşürebilir” diyen DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Merkezi Klinik Psikolog Cemre Soysal, çocuklara yaz programı hazırlanırken; onların “çocuk olmak” ile ilgili ihtiyaçlarını göz  önünde bulundurmak gerektiğinin altını çiziyor. Cemre Soysal, ”Anne ve babalar çocukların bütün bir okul döneminden çıktıktan sonra yorgun oldukları ve tatilin onların enerjilerini yeniden kazanmaları için kullanılması gerektiği de unutulmamalıdır” diyor. 
 
Peki, çocukları için yaz tatilini etkin kullanmak isteyen anne babalar nelere dikkat etmeli? İşte DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Merkezi Klinik Psikolog Cemre Soysal’ a göre çocukların tatil boyunca neler yapacağını planlarken ebeveynlerin unutmaması gereken konular…
 
Kış boyunca yapamadıkları üzerine yoğunlaşın: Çocukların çoğu zaman darlığı, imkân kısıtlılığı nedeniyle okul döneminde birçok şeyi erteler. Özellikle gitmek isteyip de gidemediğiniz bir gezi alanı, ailecek yapmak isteyip de yapamadığınız bir aktivite varsa bunları yapabilirsiniz. Beraber geçirdiğiniz zamanları artırmaya özen gösterin.
Karnede zayıf not(lar) varsa bunların nedenlerini araştırın: Bütün bir sene geride kaldı. Karnesindeki –eğer varsa- zayıf notu şimdi hatırlatmayın; çünkü artık değiştirebileceğiniz bir şey yok. Yapılacak en faydalı iş, bu dersin başarılamamış olmasının nedenlerini araştırmaktır.
Kitap okumaya zaman ayırın: Çocuklar okul döneminde istedikleri kitapları okumaya zaman bulamayabilirler. Ayrıca okullarda zorunlu olarak okutulan kitapların her biri onların ilgisini çekmeyebilir. Yaz tatili çocukların kitabı sevmelerini sağlamak için çok uygun bir dönemdir. Beraber kitapçıya gidin ve kendi isteğine uygun kitap seçmesine izin verin, aynı zamanda siz de kendinize kitap alın ve onun önünde siz de kendi kitabınızı okuyun ve bunun size verdiği keyfi çocuğunuzla paylaşın. Zevk aldığı kitabı okuyan çocuğun kitap okuma alışkanlığı gelişecek, böylece çocuğunuz okumaya daha istekli olacaktır.
Beş duyuya hitap eden oyunlar oynasınlar: Çocukların dünyayı ve çevreyi en iyi tanımalarının yolu beş duyularını da kullanarak yaptıkları etkinliklerdir. Eski zamanlardan beri bu oyunların en zengin kaynağı “sokak”tır. Sokakta oynanan oyunlar yaratıcılığı, problem çözme becerisini, sosyal ilişkileri geliştirir. Bunu deneyimlemesi için çocuğunuza imkân yaratmaya çalışın. (Sitenizin bahçesi, anneannesinin meyve bahçeli evi veya onun arkadaşlarını da gezinize katacağınız park, orman gezileri…)
Spor yaptırın: Yaz boyunca imkânlarınız dâhilinde çocuğunuzun yüzme, tenis,basketbol gibi açık havada da yapabileceği bir spor yapmasını sağlayabilirsiniz. Kışın okul döneminde kapalı alanda kalan ve genellikle masa başında oturmak zorunda olan çocukların fiziksel aktivite yapmaya ihtiyaçları vardır.
Tatil demek sınırsız televizyon – bilgisayar demek değildir!: Çocukların ebeveynlerinden en büyük istekleri tatil boyunca istedikleri kadar televizyon izlemek veya bilgisayar oynamak olabilir. Fakat unutulmamalıdır ki bunların kısıtlanması çocuğun okul dönemi ile ilgili değil, genel gelişim ve dikkati için gereklidir. Bu nedenle de televizyon ve bilgisayar süreleri yine aşırıya kaçmadan kontrol altında devam ettirilmelidir.
Düzenli olarak ders çalışmalı: Çocuklar yaz tatilinde günlerinin bir kısmını da okulla ilgili çalışmalara ayırmalıdır. Bunun süresi çocuğa göre değişmekle birlikte, dikkate alınması gereken nokta çok ağır bir program olmamasıdır. Anne babalar mümkün olduğunca bu çalışmaları eğlenceli hatta oyun gibi yapmaya özen göstermelidirler. Günlük programdaki çalışma bölümü çocuğun yapmak istediği aktivitelerden önceye alınmalıdır. Böylece istediğini yapabilmek için ders çalışmayı bitirmek çocuk için bir motivasyon olacaktır. 

Sıvı kaloriler daha tehlikeli

Kilosuna dikkat eden ve kalori hesabı yapanlar için “sıvı kaloriler” terimi korkutucu olabilir.

Each serving of the tart cherry juice concentrate was estimated to contain the equivalent of 90 ¿ 100 tart cherries
Kilosuna dikkat eden ve kalori hesabı yapanlar için “sıvı kaloriler” terimi korkutucu olabilir. Aslında öyle de olmalı, çünkü içtiğimiz kaloriler boğazdan aşağı oldukça kolay ve hızlı gidiyor. Özellikle yaş ilerledikçe ve hareket azaldıkça her bir kalori göbeğinize veya kalçanıza koşarak gidiyor ve yapışıp kalıyor. 

Dilara Koçak
  
Bir bardak konsantre meyve suyu, limonata, şekerli çay veya kremalı kahve masum bir içecek gibi görünse de kalori dünyasında hiç de masum değil.
Örneğin 1 bardak mocha kahveyi tam yağlı süt ve krema ile içtiğinizde 300 -400 kalori almış oluyorsunuz. Kahveye ve çikolata aromasına “Beyaz” kelimesini eklemek daha da fazla kalori demek. Beyaz çikolatalı mocha için 100 kalori daha ekleyin yani 500 kalori neredeyse 1 öğünlük yemek kalorisi oysa dişleriniz hareket bile etmedi ve kolayca içiverdiniz. Özellikle de genç nesil bu aromalı kahveleri çok fazla tüketmeye başladı. Bu konuda çocukları bilinçlendirmekte fayda var, özellikle hareketsiz gençler için sıvı kaloriler tehlikeli olabilir.
Elbette mochanızı yağsız süt veya soya sütü ile yaptırmakla kalorisi 220 -250 kaloriye (yağsız sütle ve kremasız) indirilebilir. Ancak yine de her gün içmeniz halinde toplamı haftada 1540, ayda 6160 kalori eder. Ve üstelik buna günün geri kalanında içtiğiniz diğer içecekler dahil bile değil. Eğer her gün bir mocha kahve, akşamüstü bir - iki şişe gazlı içecek veya şekerli çay, akşam da bir  iki kadeh şarap içerseniz hesabı şöyle oluyor:
İçecek Kalori
Caffe mocha (normal süt ve kremalı) 400
Gazlı içecek 150
Çay ( günlük toplam 7 şeker) 140
2 kadeh şarap 220
Toplam: 910 KALORİ
Sonra günde 900 kaloriden hesaplayın; haftada 6300, ayda 25.000 sıvı kalorisi ! Ayda 25.000 eksik kalori, aylık 3.6 kg yağ kaybetmeniz demek. Üstelik sadece ufak değişikliklerle. Kalorili içecekler yerine kalorisiz içecekler seçmeyi deneyebilir ve suyu daha fazla kullanabilirsiniz. İşte size başka bir örnek
İçecek Kalori
Sütlü kahve-Latte  (kremasız ve yağsız süt) 110
Maden suyu (1-2 adet) 0
Çay (şekersiz) 0
Bir kadeh şarap 110
Gazlı içecek veya soğuk çay (şekersiz) 0
Bol su 0
Toplam: 220 KALORİ
Bu tabloya baktığınızda ilk tablodaki günlük 910 kalorinin 220 kaloriye indiğini göreceksiniz. Yani günde 690 kalori eksik almış oluyorsunuz. Bu durumda haftada 4830 ayda 19.320 kalori eksik aldınız yani hiç diyet yapmadan sadece sıvı kalorileri azaltarak ayda 2.7 kilogram yağ  kaybedebileceksiniz. Şaşırtıcı olabilir ama hesap bunu gösteriyor. Formda olmak ve sağlıklı yaşamak hiç de zor değil, yeter ki siz yiyecek ve içecekleri daha yakından tanımaya çalışın ve bu konuda emek ve çaba gösterin. Vücudunuz size hemen cevap veriyor. 
Yapılan bir araştırmaya göre su en çok tercih edilen içecek, bunu çay ve kahve, az yağlı ve yağsız süt ile soyalı içecekler takip ediyor. Ardından tatlandırılmış içecekler, meyve suları ve alkollü içecekler geliyor. Bunları tam yağlı süt ile şekerli içecekler takip ediyor. 
Sıvı kalorileriyle ilgili beş önemli nokta 
Sıvı kalorileri, açlık hissini yemek kalorileri kadar tatmin etmiyor. 
Sıvı kalorileri, mideyi yemek kalorileri kadar çok etkilemiyor ve böylece açlık hissini aynı derecede tatmin etmiyor. Bir daha yüksek kalorili bir içecek içtiğinizde bir saat sonra midenizin durumuna bakın. Nasıl hissediyorsunuz? Hâlâ tatmin olmuş hissediyor musunuz?
Yüksek fruktozlu mısır şurubunu tüketirken dikkat edin.
Bazı araştırma sonuçları obezitedeki artışı birçok gazlı içecekte, meyve suyunda ve spor içeceklerinde kullanılan yüksek fruktozlu mısır şurubuna bağlıyorlar. Şeker içermeyen içecekleri tercih gazlı içecek seviyorsanız doğal maden suyunu tercih edin.
3 Gazlı içeceklerin kullanımı obeziteye katkıda bulunabilir.
2300 genç kızla yapılan 10 yıllık bir araştırma sonucu gazlı içecek tüketimiyle kızların Beden Kitle İndeksi’nde artış olduğunu gösterdi. Gazlı içecek tüketimi arttıkça kilo alımına etkisi de artıyor.
Karbonhidratları içmektense  yemek öneriliyor. 
Yapılan bir çalışma karbonhidratları katı yiyecek yerine sıvı halinde alınca kiloda önemli ölçüde artış olduğunu gösterdi. Meyvesuyu içmek yerine kendisini yemek öneriliyor
Sürekli tatlandırıcı kullanırken ölçülü olmak lazım.
Son araştırmalar günde bir tatlandırılmış içeceğin veya sabah kahvesine atılan bir tatlandırıcının endişelenecek bir durum olmadığını gösteriyor. Ancak bundan çok daha fazlasını düzenli olarak tüketiyor veya sürekli tatlandırılmış düşük kalorili yiyeceklerden çok yiyorsanız kullandığınız ürünleri azaltmanız tavsiye ediliyor.

Sunday, June 17, 2012

Sivrisinekler bizi nasıl buluyor?

Sivrisineklerin ne kadar saklanırsak saklanalım bizi nasıl bulduğunu merak ediyor musunuz? 

Karbondioksit


İnsanların ve hayvanların nefes alışverişi sırasında dışarıya verilen karbondioksit, sivrisineklerin yol bulmasında onlara yardımcı olur.

Laktik asit

Spor yapan veya belirli yiyecekler tüketen her insan dışarıya laktik asit verir. Bu kimyasal sinekleri ve böcekleri cezbeden bir özelliğe sahiptir.

Oktenol

Nefes alışveriş esnasında karbondioksit ve oktenol salınır. Böcekler ve sinekler için bu kimyasallar bulunmaz nimet niteliğindedir. Keskin reseptörleri sayesinde 30-40 metre mesafeden bu kimyasalın kokusunu alabilirler.

Vücut sıcaklığı

Kan dolaşımı vücut ısısının ortaya çıkmasına neden olur. Sivrisineklerin ısı sensörleri sayesinde insanların yerini kolaylıkla belirlediği bilinmektedir.

Nem

Nefes alışverişi sırasında ve hareket ederken vücudumuzda bulunan su buharlaşarak havaya karışır. En ufak bir nem parçası dahi sivrisinekler için üreme alanı oluşturabilir. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda sivrisineklerden kaçmak neredeyse imkansızdır.

Renkler

Canlı renklerin daha çekici olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Sivrisinekler koyu renkleri daha kolay algılayabiliyor.

Saturday, June 16, 2012

Demet Şener’in güzellik felsefesi

İki çocuk annesi olmasına rağmen eski formundan bir şey kaybetmeyen Demet Şener, güzellik ve form sırlarını New Beauty dergisiyle paylaştı. İşte bir dönem podyumlarda fırtına gibi esen Şener’in yaşam tarzı haline getirdiği bakım ritüelleri...


HER GÜN... 
   
Sabah ilk işim cildime uygun yıkama jeli ile yüzümü yıkayıp ardından dermatoloğum Prof. Dr. Gönül Ergenekon tarafından hazırlanan nemlendiriciyi sürmek oluyor. Vücuduma da her gün duştan sonra mutlaka nemlendirici uygularım.
İKİ GÜNDE BİR...
Saç derim de cildim gibi hassas... O yüzden bana uygun bir şampuanla saçlarımı iki günde bir yıkayıp uçlarına bakım kremi uyguluyorum. Kuruturken de uçlarına argan yağı sürüyorum. Saçlarım fazla işlem görmediği için ağır bakımlara ihtiyaç duymuyorum. Yaz aylarında saçları UV ışınlarından koruyan saç spreyini kullanıyorum.
HAFTADA BİR KEZ...
Haftada bir yaptırdığım masaj, bakımdan ziyade rahatlama amaçlı oluyor aslında...
AYDA BİR KEZ...
Dermatoloğuma muhakkak ayda bir kez cilt bakımına gidiyorum. Kendisinin öngördüğü şekilde, bazen vitamin bazen de lazer bakımı uygulanıyor.
YEMEK DÜZENİ

* 07:30 KAHVALTI:
 Sabahları güne bir bardak su içerek başlıyorum. Ardından zeytin, peynir ve domatesli kahvaltımı ediyorum. Yanında mutlaka demlenmiş çayım oluyor. İki dilim tam buğday ekmeğinin yarım dilimine de çikolata ezmesi sürüyorum. Haftada üç gün yumurta tüketiyorum. Kahvaltıdan iki saat sonra latte içiyorum.

* 12:30 ÖĞLE YEMEĞİ: Öğle yemeğinde salata, çorba, etli sebze, yoğurt ve bir dilim ekmek yiyorum. Arada ya bir dilim kek, börek, tost ya da simitle çay saati yapıyorum. Yemekten biraz önce bir latte daha içiyorum.

* 18:30 AKŞAM YEMEĞİ: Akşam yemeğinde salata, ızgara, et, tavuk, balık ve zeytinyağlı sebze yiyorum. Gece yatmadan evvel de bir porsiyon meyve tüketiyorum. Gün içinde bir bardak da yeşil çay içiyorum.
GÜZELLİĞİN ANAHTARI KENDİNİ SEVMEKTİR

Formunuzu nasıl koruyorsunuz?

- Bir insan spor ve doğru beslenmeyle olabilecek en iyi görüntüye sahip olabilir. Güzel görünmenin en önemli anahtarı kendini sevmek ve yaşadığı hayattan zevk almaktır. Haftada iki gün yoga hocamla spor yapıyorum. Haftanın üç günü de fitness uzmanıyla beraber kas geliştirme programı uyguluyoruz. Her dersin sonunda yarım saat kardiyo yapıyorum. Bazı günler de arkadaşlarımla sahilde yürümeyi tercih ediyorum. Yoga ve fitness hem ruhuma hem de vücuduma inanılmaz iyi geliyor.
SPF 50 KORUMA FAKTÖRLÜ ÜRÜNÜ YAZ KIŞ KULLANIRIM

Güzelliğinizi nasıl koruyorsunuz?

- Cilt güzelliğim için temizliğe ve doğru ürün kullanımına çok önem veriyorum. Dermatoloğum bana hangi ürünleri önerirse onları kullanırım. Ben yaz kış SPF 50 koruma faktörlü nemlendirici sürmeden sokağa adım atmam. Dermatoloğum tarafından bizzat hazırlanan nemlendirici de bana çok iyi geliyor.
GÜZEL YAŞLANMAK...
İyi yaş almak ve güzel yaşlanmak için doğru beslenme, düzenli egzersiz ve sahip olduklarım için şükretmeyi sürdürmeyi hedefliyorum. Sigara ve alkol kullanmam, gece hayatından da hiç hoşlanmam. Bu özellikler de güzel yaşlanmama yardım edecek. Muhteşem bir ailem var ve hayatımı çok seviyorum.
HAFTADA BİR HER İSTEDİĞİMİ YİYORUM
Yemek yemeyi çok seven bir insanım. Haftada bir istediğim her şeyi yerim. Çikolatalı ve sütlü tatlılara hayır demekte çok zorlanıyorum. Onun dışında abur cubur tüketmeyi hiç sevmem ama...

Friday, June 15, 2012

Kadınların ortak derdi selülit.

Östrojen ve bağ dokusu nedeniyle her kadını tehdit ediyor ama uzmanlara göre selülite, yüzdeki kırışıklıklar gibi kaçınılmaz ama geciktirilebilir ve geriletilebilir bir süreç olarak yaklaşılmalı.

Ice cold: Cryotherapy
Kadınlık hormonu östrojen ve kadınların bağ dokusu diziliminin erkeklerden farklı oluşu, onları selülite yatkın hale getiriyor. İşin kötüsü bu durumdan kaçınmak hemen hemen imkansız.
Dermatolog Dr. Öykü Maraşoğlu, “Kadınların cilt altı yağ dokusu erkeklerinkinden farklıdır. Bu bağlar; östrojen hormonu, genetik yapı, yaş, beslenme, hareketsizlik gibi birçok sebepten ötürü kısalır ve yağ dokusunun yapısı bozulmaya başlar. Bunun son evrelerinde ise selülit gözle görünür duruma gelir” diyor.
“Her kadında az ya da çok selülit yoktur, selülit olma potansiyeli vardır” diyen Maraşoğlu, uygun genetik yapı, mükemmel beslenme ve egzersizle selülitsiz kadın olabileceği gibi, selüliti olan profesyonel sporcuların da bulunduğunu söylüyor. Maraşoğlu’na göre, selülit iyice belirmeden yaşam biçimi ve önleyici tedaviler sayesinde hem sağlık hem de estetik görünüm açısından memnuniyet verici sonuçlar alınabilir.
TEDAVİSİ VAR AMA TEKRAR EDİYORMaraşoğlu’nun verdiği bilgiye göre, selülit tedaviyle gideriliyor ancak yapısal bir sorun olduğu ve bu yapıyı değiştirmenin de imkanı olmadığı için tedavinin her sene tekrarlanması gerekiyor. Maraşoğlu, tedavi seçenekleri hakkında ise şunları söylüyor:
“Bizler kilosu normal ya da birkaç kilo fazlası olanlara elektrotlarla kasları çalıştıran Slim Up’ı öneriyoruz. Adale baş ve sonlarına bağlanarak kasları hareket ettiren yöntemler selüliti azaltır. Bu sayede karın ve bacak kasları sıkılaşır, yağ dokusu azalır, incelme sağlanır. Ayrıca cihazın verdiği kızılötesi ışınlar sayesinde metabolizma hızlandırılır, karın, kalça ve bacaklardaki lokalize yağlar azaltılarak kaslar sıkılaştırılır. Biraz kilo fazlasıyla birlikte sıkılaşma ihtiyacı olanlara ise lenfatik dolaşımı artıran ve aynı zamanda inceltici etkileri olan refleksolojif yöntemler endermolab ve velayı uyguluyoruz. Bu yöntemler ise deri altındaki düzensizlikleri, selülit görüntüsünü önemli derecede azaltan ve derinin daha iyi kanlanmasına yardımcı olan sistemlerdir. Bilimsel çalışmalarda bu uygulamalardan sonra vücutta;
•Lipolizin (yağ yakımının) yüzde 70,
•Mikro kan dolaşımının yüzde 400,
•Lenfatik dolaşımın ise yüzde 300 arttığı kanıtlanmıştır. Bu etkiler sonucu uygulandığı bölgedeki lokal yağlanmalar azalır, gevşemiş dokular sıkılaşır, selülitli görünüm azalır, vücut yeniden şekillenir, toksinlerin vücuttan atılımı hızlanır ve cilt elastikiyeti artar. Bu tedaviyi almak isteyenlerin mutlaka cihazın FDA onayı olup olmadığına bakmalarını öneriyoruz.”
EGZERSİZ YÖNTEMİ DE ÖNEMLİSelülit kadınlık hormonlarından gelen bir miras ancak Maraşoğlu’na göre, erkeklik hormonu testosteronu artıracak biçimde ağırlık egzersizleri yapmak selülitin azalmasında çok etkili. Kas kütlesini önemli oranda artırmak için yürüme, koşma gibi egzersizler yerine, ağırlık egzersizleri öneriliyor.

Sağlığınızı doğal maden suyu ile koruyun.

Sıcak yaz günlerinde ferahlamanın yollarından biri olan doğal maden suyu, insan sağlığı için son derece önemli. Düzenli olarak doğal maden suyu tüketmek; böbrekler, sindirim sistemi, metabolizma ve cilt için son derece faydalı


Yaz yaklaşırken sıvı tüketimi daha da önem kazanıyor. Özellikle terle kaybedilen mineralleri de düşündüğümüzde maden suyu tüketimi daha da önemli hale geliyor. Doğal maden sularında çözünmüş bulunan kalsiyum, magnezyum ve sodyum gibi ana mineraller, florür, iyot gibi eser elementler ve bikarbonat, sülfat gibi iyonların; bir dizi fizyolojik fonksiyonlar üzerine destekleyici etkileri olduğu ve bazı hastalıklar için de yararlı olduğu bilinmektedir.


DOLABINIZDA OLMALI Uzmanlar tarafından her gün en az iki şişe tüketilmesi tavsiye edilen doğal maden suyu, böbrek ve idrar yollarındaki taş oluşumunu önlemeye yardımcıdır. Sokağa çıkılamayan aşırı yaz sıcaklarında evimizde ya da ofisinizdeki buzdolabında bulundurmanız tavsiye edilen maden suyu, sağlıklı ferahlamak için iyi bir seçimdir. İşte doğal maden suyunun vücudumuzun bazı bölgeleri ve işlevleri üzerindeki etkileri: BÖBREK: Doğal maden suları böbrek ve idrar yolarında taş oluşumunu önlemeye yardımcıdır. Özellikle bikarbonat, magnezyum ve kalsiyum içerikli yüksek mineralli maden suları; idrar yolu enfeksiyonlarında iltihabı geriletici etki gösterir. Boşaltım sisteminin birçok hastalığında böbrek fonksiyonlarını destekleme ve geliştirme amacıyla bolca doğal maden suyu içilmesi tavsiye edilir.
METABOLİZMA: Doğal maden suları safra kesesi tembelliğinin giderilmesinde yararlıdır ve pankreas fonksiyonlarını destekler. Sodyum bikarbonatlı suların, diyabette insülinin etkisini güçlendirdiği biliniyor. Hem idrar miktarını, hem de idrarla ürik asit atılımını artırdığından, idrar yollarında oluşan taş oluşumunun önlenmesinde yardımcı olduğu da bilinmektedir.
SİNDİRİM SİSTEMİ: Günümüz insanının az su içme alışkanlığı, minerallerden yetersiz beslenme ve hareket azlığı gibi özellikleri; sindirim sistemi rahatsızlıklarının başlıca nedenleridir. Bunların başında da kabızlık gelir. Bu rahatsızlıkta sülfatlı maden suları çok yararlıdır. Bir şişe doğal maden suyu; içerdiği karbondioksit gazıyla, tok karnına içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Yemekten önce ve yemek aralarında içilen maden suyu da tokluk hissi vereceğinden kilo vermenize yardımcı olur.
CİLT: Doğal maden suyunun cilt fizyolojisinin desteklediği, gergin ve pürüzsüz bir cilde katkısı olduğu bilinmektedir. Diğer yandan maden suyu sadece içildiğinde değil, aynı zamanda dıştan sürüldüğünde de cildi canlandırır ve gençleştirir.


SICAK GÜNLERDE DAHA ÇOK TÜKETİN
Yazın terleme ile büyük miktarda su kaybı olur; bununla orantılı olarak su gereksinimi de günlük gereksinimin iki ya da üç katına kadar çıkabilir. Birçok kişi özellikle ileri yaştakiler, susama hissine göre su içerler. Sonuç; günlük gereksinimden çok daha az miktarda su içilmesidir. Bunu önlemek ve yeterli su içilmesini kolaylaştırmak için evde ve işte doğal maden suyu gözle görünür ve kolay ulaşılır yerlere yerleştirilmelidir


HAMİLE KADINLAR MUTLAKA İÇMELİHamilelik döneminde ihtiyaç duyulan çeşitli minerallerin karşılanmasını sağlayan en önemli içecek maden suyudur. Maden suyu; içeriğinde bulunan zengin minerallerle hamileliğinizin sağlıklı geçmesini ve bebeğin gelişimi için ihtiyaç duyulan minerallerin karşılanmasını sağlar. Doğum sonrasında içilen maden suyu ise, anne sütünü artırmaya yardımcı olur.


SPORDAN ÖNCE VE SONRA İÇİN
Bir spor aktivitesine katılma sırasında ve sonrasında görülen kilo kaybı, aslında tamamen terleme ile su ve mineral kaybına bağlıdır. Bu kayıp spor sonrası mutlaka karşılanmalıdır. Bunun en iyi yolu da doğal maden suyu içilmesidir. Yapılan spor tipine göre kaybedilen su miktarı ise şöyledir:
110 metre koşu: 0.1-0.3 litre su
90 dakika tenis: 1.5-2.0 litre su
90 dakika futbol: 2-3 litre su
Maraton koşusu: 4-5 litre su

Göbek eriten formüller

Hareketsizlik, masa başı çalışma, ara öğün atlama, fast food tüketimi, alkol ve stresin de etkisi olduğu karın bölgesindeki yağlanma sağlığıda olumsuz etkilemekte. Kalp hastalıkları, şeker hastalığı ve tansiyon en sık görülen hastalıklar.
Since astrology can give us an insight into what makes us tick could our star sign also help determine the best way to keep in shape?  
Karın bölgesindeki yağlanmadan kurtulmak için nelere dikkat edelim;

1.Az ve sık beslenmeye özen gösterin, böylelikle kan şekeriniz dengeli salgılanacak yediğiniz yiyecekler daha az yağa dönüşecek

2.Porsiyonlarınız küçültün, öğünlerinizde daha fazla salata veya sebzeye, daha az hamur işlerine ağırlık verin.

3.Hazır, rafine edilmiş ürünlerden uzak durun

4.Yiyecekleri kızartmak yerine ızgara, fırın tercih edin

5.Kremalı yiyeceklerden uzak durun, çorba, salata, makarna, et yemeklerinize ya sıvı yağ veya krema ilave edin.

6.Trans yağ asitlerinden uzak durun, margarin içeren besinler tüketmeyin, yemeklerinizde kullanmayın.

7.Mufa’dan zengin besinler tüketin, mufa tekli doymamış yağ asididir ve karın bölgesi yağlanmayı giderici sağlıklı bir yağ asididir. Zeytinyağı, ayçiçek yağı, kanola yağı, keten tohumu yağı, susam yağı, soya yağını yemek veya salatalarınızda, uygun miktarda kuruyemiş, ay çekirdeği, kabak çekirdeğini ara öğünlerinizde tüketerek mufa almanız mümkün. 

7.Kahvaltılarınızda uygun miktarda az tuzlu veya tuzsuz zeytin tüketin

8.Glisemik indeksi yüksek olan besinleri aynı anda tüketmeyin Diyetisyen Özlem Sert Aydın

9.Ekmeğinizi beyaz yerine tam buğday, çavdar, kepekli, tahıllı olarak değiştirin

10.Pirinç pilavı yerine bulgur pilavı, börek yerine az yağlı/yağsız gözleme tercih edin.

11.Asitli, şekerli içecekler yerine maden suyu, ayran, şekersiz buzlu çay, şekersiz limonata tercih edin.

12.Su tüketiminizi artırın, günde 2-2,5 lt içmeye özen gösterin

13.Meyve porsiyonunuz veya salatanıza arada bir yağ yerine avakado ekleyin.

14.Kabızlık probleminiz varsa sindirim sisteminizi çalıştırmak için yeterli lif alın.

15.Kaliteli uyku uyumaya çalışın, yatmadan önce ılık duş, sakinleştirici bitki çaylarından destek alınabilir.

16.Fiziksel aktivitenizi artırın, hem metabolizmanızın canlanması hem de yağ yakımı için düzenli egzersiz şart.

Diyetisyen Özlem Sert Aydın

Thursday, June 14, 2012

Günde 20 dakika zayıflamaya yetiyor!

Uzun süren egzersiz programları için vaktiniz yoksa günde 20 dakika ile formda kalmak da mümkün!

Demir yüksekliği: son zamanlarda spor salonunda bulking oldu gibi Jennifer görünüyor
Bazı ünlü isimler günde en az 2 saat spor yaptığını söylese de örneğin Jennifer Aniston 22 dakikalık kardiyo seansının yeterli olduğunu dile getirmektedir. Süper model Helena Christensen de günde 20 dakikalık kardiyo egzersizlerinin formda kalmasını sağladığını belirtiyor.
Bilim adamları da 40 dakikalık yavaş egzersiz seansı yerin 20 dakikalık yoğun kardiyo egzersizlerinin daha faydalı olduğunu onaylıyor.

Dikkat edilmesi gereken nokta ise 20 dakikanın oldukça yoğun geçmesi, terleyecek kadar hareketli ve hızlı nefes almaya neden olacak egzersizlerin yapılmasıdır. Bu yoğun egzersize başlarken aceleci olmamak gerekmektedir. Direk şınav veya mekik ile başlarsanız vücudunuzu sakatlayabilirsiniz. Asla ısınma evresini atlamayın.

Bir haftada 5 gün koşma, yürüyüş ve bisiklete binme gibi yorucu egzersizleri içerek 20 dakikalık seanslar formda kalmanıza yetecektir.

Açık havada spor ağrı eşiğini yükseltiyor

Sağlıklı ve zinde bir yaşam için spor alışkanlığı çok önemli. Bu yüzden spor yapmak, kendi sağlığının yanında yetiştirdiği çocuklara örnek olmak için de her babanın vazgeçilmezi olmalı.

İki alır: Reese koşu ortağı onun spor rüyalar gerçek olur
nadolu Sağlık Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanları Prof. Dr. Semih Akı ve Dr. Elçin Aykutoğlu, ısınmadan, soğuma egzersizlerine, hatta zemin konusuna kadar spor ile ilgili uyarılar da bulunuyor.

Spor herkes için gerekli ve sağlıklı yaşamın en önemli şartlarından biri. Tavsiye edilen sporlar cinsiyete göre farklılık gösterebiliyor. Örneğin genç ve orta yaşlı, daha önce spor yapmamış kişilerin egzersize; düşük tekrar, süre ve şiddet ile başlayıp yavaş yavaş artırmaları öneriliyor. 

Anadolu Sağlık Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanları Prof.Dr. Semih Akı ve Dr. Elçin Aykutoğlu, spor yaparken dikkat edilmesi gereken noktaların altını çiziyor.

Prof.Dr. Semih Akı, yapılan spora, zemin ve hava koşullarına uygun ayakkabı ile kıyafet seçiminin sakatlık riskini azaltacağını dile getiriyor. “Çalışan erkeklerin basketbol, futbol, voleybol gibi takım sporlarını hem bir sosyal aktivite hem de spor amaçlı tercih ettiklerini biliyoruz. Ancak düzensiz yapılan bu tip spor aktivitelerinde sakatlık riski daha fazla” diyen Prof. Dr. Akı, bu tip takım sporlarının öncesinde ve sonrasında ısınma ve soğuma egzersizlerinin yapılması gerektiğini ifade ediyor. Uygun zemin seçiminin sakatlık riskini de azaltacağını hatırlatan Akı, futbol için toprak veya çim gibi doğal zeminleri, basketbolve voleybol için ise parke zeminleri öneriyor.

Prof. Dr. Akı, tenis ve golf gibi sporların tercih edilmesinin, solunum, dolaşım ve kas iskelet sistemlerini olumlu etkilemesinin yanı sıra sosyal ilişkileri de geliştirdiğini belirtiyor.

AÇIK HAVADA SPOR AĞRI EŞİĞİNİ YÜKSELTİYOR

Açık havada yapılan sportif aktivitelerin ağrı eşiğini yükselttiği ve stres kontrolünde olumlu etkileri olduğu da belirten Akı, antrenmansız ve doğru teknik kullanılmadan yapılan sporlarda kas iskelet sistemi sakatlıklarına sıklıkla rastlandığının altını çiziyor. 

Karşılaşmaların yapıldığı ortamda sakatlıklara erken müdahale için buz veya soğutucu sprey bulundurulmasının da gerektiğini vurgulayan Akı, kaza anında soğutucu uygulanmasının sağlık merkezine gidene kadar yapılacak en basit ve etkili uygulama olduğunu belirtiyor.

SPOR BİRÇOK HASTALIKTA TEDAVİNİN BİR PARÇASI

Dr. Elçin Aykutoğlu, kalp hastalıkları, kronik obstrüktif akciğer hastalıkları, obezite, diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, depresyon, bel, boyun ağrıları ve osteoporoz gibi hastalıkların tedavisinde spor ve egzersizin, tedavinin bir parçası olduğunu hatırlatıyor. Sporun, kan basıncı ve şekerinin düzenlenmesi, kan yağları ve kolesterol seviyesinin düzenlenmesi, kemik tendon ve kas dayanıklılığının artmasında rol oynadığını belirten Dr. Aykutoğlu, “spor, dokulara oksijen ulaşmasını sağlar ve dokuların oksijen kullanımını düzenleyerek oksijen kullanım kapasitesini maksimuma çıkartır” diyor.

EGZERSİZ PROGRAMI UZMANLAR TARAFINDAN OLUŞTURULMALI

Dr. Aykutoğlu, kronik hastalığı olan kişilerde egzersiz programlanırken kişinin yaşı, fonksiyonel durumu, kardiyovasküler, respiratuvar fonksiyonu, nörolojik kontrol ve kapasitesinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini özellikle vurguluyor.
Birden çok kronik rahatsızlığı olan kişilerde egzersiz programının uzmanlar tarafından oluşturulması gerektiğini belirten Aykutoğlu, “Yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi aerobik egzersizler sıklıkla önerilen aktivitelerdir. Verilen egzersizler kuvvet, dayanıklılık, esneklik ve mobilite, gevşeme ve koordinasyonu geliştirmeye yönelik olmalıdır” diyor.

Wednesday, June 13, 2012

Aşırı sıcaklardan korunma yöntemleri

İklimde görülen bazı dalgalanmalar ve beklenilmeyen ekstrem olayların yaşanması, canlıların yaşamı üzerinde çok olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.

Bir anne ve kızı sahilde güneşlenmek
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürü Mehmet Çağlar, "Sıcak havalarda bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalı. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükseliyor. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalı" dedi.
Çağlar, canlıların, beslenme, üreme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla yaptıkları bütün etkinliklerini iklim ve çevre koşullarına göre düzenlediklerini söyledi. İklimde görülen bazı dalgalanmalar ve beklenilmeyen ekstrem olayların yaşanmasının canlıların yaşamı üzerinde çok olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Çağlar, bir yerde o güne kadar görülmeyen veya çok seyrek olarak görülen sıcak ve soğukların belli bir süre yaşanmasının bütün canlıları ve çevreyi olumsuz yönde etkilediğini dile getirdi. Her canlının sıcaklık, nem, rüzgar, basınç gibi pek çok atmosferik değişkene karşı mutlaka fizyolojik bir tepkisi olduğuna dikkati çeken Çağlar, çevreye ve iklim koşullarına en kolay uyum sağlayan, olumsuz sonuçlarından en az etkilenen canlının insan olduğunu vurguladı.
Bugüne kadar yapılan ölçümlere göre yeryüzünde şimdiye kadar en yüksek hava sıcaklığının 57 dereceyle Libya’nın El Azizias kentinde 13 Eylül 1922’de ölçüldüğünü belirten Çağlar, Avrupa’da ise en yüksek hava sıcaklığının İspanya’nın Sevilla kentinde 4 Ağustos 1981’de 50 derece olarak kayıtlara geçtiğine işaret etti. Çağlar, Türkiye’de uzun yıllara göre en yüksek hava sıcaklığının ise 1993’teki Mardin'de 48,8 derece olarak ölçüldüğünü söyledi.
Safe to read by the river: Readers can now relax and read in the bath or outside without fear the ink will run
İnsanların yaşamlarını rahat bir biçimde sürdürebildikleri hava sıcaklığının 17-31 derece arası olduğunu belirten Çağlar, bunun dışındaki sıcaklık değerlerinin değişik bünyelerde çok farklı klinik sendromlara, fizyolojik streslere, hastalıklara ve hatta ölümlere bile neden olabildiğini ifade etti.
Çağlar, aşırı sıcaktan daha çok hastalarla yaşlıların etkilendiğine dikkati çekerek, aşırı sıcaklarınkalp hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet, dolaşım-solunum problemi ve alkolizm gibi kronik hastalığı olan kişilerin yaşamını tehdit ettiğini dile getirdi. Aşırı sıcaklar nedeniyle ulaşımda büyük can ve mal kayıplarının yaşandığı kazaların belirgin bir biçimde arttığını anlatan Çağlar, son yıllarda çok sık olarak yaşanan aşırı sıcak ve bunların neden olduğu olumsuzlukların hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için su kaynaklarının yönetimi açısından büyük sorunlara neden olduğunu ifade etti.
Aşırı sıcaklardan korunma yöntemleri
Çağlar, halen ülke genelinde etkili olan yüksek sıcaklıkların gelecek hafta da etkisini sürdüreceği ve mevsim normallerinin 2 ila 5 derece üzerinde seyredeceğini belirterek, şunları kaydetti:
"Sıcakların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği bu günlerde kanser hastaları, kemoterapi hastaları veya değişik deri hastalığı olanlar güneş ışınlarından korunmaya özellikle dikkat etmelidir. Güneş ışınlarının etkisinin güçlü olduğu saat 10.00-16.00 arasında güneş ışınlarından kaçınmalıdır.
Dışarıda bulunulduğunda açık renkli, hafif, bol giysiler tercih edilmeli, şapka giyilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Dışarıda çalışması gerekenler mümkün oldukça güneş altında korunmasız kalmamaya, aşırı hareketlerden kaçınmaya, sık sık tuz içeren sulu gıdalar almaya dikkat etmelidir.
Yoğun fizik aktivite ve spor yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, her bir saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı alınmalıdır. Ağır fizik aktivitelerden kaçınılmalıdır.
Risk altındaki yetişkinler ve yaşlılar, günde en az iki kez güneş veya sıcak çarpması yönünden izlenmelidir. Bebekler ise bu açıdan daha sık izlenmelidir.
Bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalı. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükseliyor. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalı.
Kapalı alanlar iyi havalandırılmalı ve güneş gören pencereler, perde ve güneşliklerle gölgelendirilmeli.
Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş alınmalı, bunun mümkün olmadığı durumlarda ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmeli.
Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmeli.
Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı, yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalı. Her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmeli, soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir."