Showing posts with label iştah. Show all posts
Showing posts with label iştah. Show all posts

Monday, June 25, 2012

Lohusalık sendromu

Depresyon belirtileriyle ortaya çıkan lohusalık sendromu; ergen, planlanmamış veya istenmeyen hamileliklerde ve sosyo-ekonomik düzeyi düşük kadınlarda daha fazla görülüyor.

Jules Oliver takes her newborn daughter Petal shopping in north London
Bebek sahibi olmak, kadın yaşamındaki en büyük değişimlerden biri. Doğum, anne ve bebeğin dokuz aylık beraberliğinin   sonunda yaşanan bir ayrılık deneyimi. Bazı anneler için bu durum ödül gibi görülürken, bazıları içinse yeni başlangıçların endişesini taşıyor.
Hormonal değişimlerin yanı sıra, doğumun fiziksel ve duygusal sıkıntısı, artan sorumluluklarla ilgili kaygılar, uykusuz geceler, annenin psikolojisini etkileyebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden uzman psikolog Aylin Sezer, bu süreçte annelerin yaşadığı zorlukları anlattı: “Doğumla yaşanan fiziksel ayrılık sonrası anne ve bebeğin tekrar bir bütün olabilmeleri için birlikte zaman geçirmeye ihtiyaçları var. Özellikle ilk defa anne olan kadınlar için bu yeni role alışmak zaman alabiliyor. Bu süreçte eşin anneye destek olması, yeni annenin yaşadığı zorlukları ifade edebilmesi, yakınlarından destek alabilmesi çok önemli.”
Lohusalık sendromu gerçekten var mı?
Lohusalık sendromu olarak da adı geçen annelik hüznü, doğum yapan kadınların yüzde    50-70’inde doğumdan hemen sonra başlayan ve 7-10 gün süren bir dönem. Bu süreçte kadınların çoğu ağlama isteği, huzursuzluk,  uykusuzluk, iştahsızlık, konsantrasyon bozukluğu ve çevrelerinden soyutlanma hisseder. Çoğu zaman görünürde hiçbir sebep olmaksızın   ya da başka insanlara oldukça önemsiz gelen nedenlerden dolayı duygulanabilir, gözyaşlarına boğulabilirler. İştahları bozulur, bebek uyuyor bile olsa uyumakta güçlük çekerler. Kimi zaman yeni bebeğe bakamayacaklarını hissedip, endişelenebilirler.
Ruh halleri karışık
Birçok anne, bebek sahibi olmanın mutluluğuyla, olumsuz düşünceleri bir arada yaşıyor. Ayrıca böyle hissettikleri için kendilerini suçluyor. Bu durum, doğumdan sonraki iki hafta içinde kaybolmazsa veya daha kötüye giderse belirtilerin doğum sonrası depresyondan kaynaklandığı    düşünülebilir. Bu noktada doğru tetkiklerle en kısa zamanda müdahale önem kazanıyor.
Bu duyguları ifade etmek, yakınlarla, özellikle de eşle paylaşmak önemli. Benzer deneyimleri yaşamış annelerle konuşmak da yeni anneye hem yalnız olmadığını gösterir, hem de yaşadığı duyguları normalleştirir. Doğum sonrası, anne için bebeğin bakımı, başa çıkamayacağı bir  sorumluluk olarak görülebilir. Böyle hissettiğinde görev dağılımı yapmak, onu rahatlatır. Bunlara ek   olarak yeni anne, kendine kısa da olsa zaman ayırmaya çalışarak, iyi beslenip, iyi uyuyarak, mümkünse hafif egzersizler yaparak ve rahatlama metodlarını kullanarak kendini özen göstermeli. Anne için, her ne yapıyor olursa olsun, küçük hedefler koymak, daha önce işe  yarayan yollardan yararlanmak ve başarılan basamakları ödüllendirmek önemli.
Kariyer ve annelik arasında
Artık doğumların daha ileri bir yaşa ertelenmesi kadının daha çok zorlanmasına neden oluyor mu?

Günümüzde birçok kadınçocuk sahibi olmak için kariyerinde ilerlemiş olmayı tercih ediyor. Buna bağlı olarak, çocuk sahibi olan annelerin yaşı da yükseliyor. İleri yaşta anne olmanın kadın için hem avantajları hem de  dezavantajları var. Yaşı büyük anne, bebeğin  ihtiyaçlarını karşılarken bedenen daha fazla yorulabiliyor ya da artan sorumluluklarıyla bebek arasında denge kurmakta zorlanabiliyor. Öte yandan, ileri yaşta anne olan kadınlar, daha sağlam bir sosyal destek sistemine, daha düzenli bir ev ve meslek hayatına sahip olduklarından, hem sorumluluklarıyla daha iyi başa çıkabiliyor hem de çevresinden ihtiyaç duyduğu desteği daha etkili şekilde alabiliyor.
Kadının lohusalık sendromunu nasıl geçireceğini etkileyen faktörler var mı?
Evlilikle ilgili tatminsizlik, yetersiz sosyal destek, kadının veya eşin işsizliği ve sıkıntılı yaşam olayları doğum sonrası süreç için risk faktörleri. Uzamış lohusalık  sendromunun ergen hamileliklerinde, planlanmamış veya istenmeyen hamileliklerde ve sosyo-ekonomik düzeyi düşük kadınlarda daha fazla görüldüğü biliniyor.
Yaşanan zorluklar, çalışan   kadın ya da ev kadını açısından farklar yaratıyor mu? 
Bu konuda yapılan çalışmalar,bebek bakımıyla ilgili zorluklarda çalışan  ve çalışmayan kadınların çok farklı şeyler yaşamadıkları gösteriyor. Anneler, kendi tecrübelerinden bahsederken, çalışmanın onlara ek yük getirmediğini, bebekle geçirilen saatlerde  yaşanan olumlu veya olumsuz olayların süreden bağımsız olduğunu belirtiyor.
Ev kadınları bebeklerine daha fazla zaman ayırabiliyor. Tatmin duygusunun yanında, yorgunluk, tükenmişlik ve engellenme duyguları da yaşayabiliyor. Çalışan anneyse çocuğuyla daha az vakit geçirebildiği için bu konuda suçluluk hissediyor.

Friday, June 22, 2012

Salataya ekle 15 kilo zayıfla.

İnsanların kendini zorlamayacağı  zayıflama yolları da var. İş yalnızca, şifalı otların ne olduğunu ve zayıflamaya nasıl etki ettiğini  bilmekten geçiyor…
Salataya ekle 15 kilo zayıfla!
Popülerleşen lezzetli şifalı otların ne olduğunu ve zayıflamaya nasıl etki ettiğini  bilmek çok önemli. Geleneksel tıbbın, kilolardan  kurtulmada  nasıl bir tamamlayıcı rol oynadığı hakkında bilgi  veren Doğal Ürün Uzmanı Volkan  Kurt "En eski ve sadık tedavi olarak kabul edilen  bitkisel yolların kabulu yüzlerce yıl önceye dayalı. Fiziksel  durumu iyileştirmek ve bir sürü hastalığın tedavisi için fayda  getiren otlar zayıflama da ciddi rol oynuyor''diyor. İnsanların kendini zorlamayacağı  zayıflama yolları da olduğunu belirtan Kurt, "Bazı bitki formlarını salataya katarak çok güzel kilo verebilirsiniz" diyor. Herbalium adlı bitki merkezinin  kurucusu Kurt, diyetsiz  zayıflama yönteminde herşeyin  tabiatın  kurallarıyla düzenlendiğini ve dengelendiğini söylüyor. 
Bakın nasıl iştahınız azalıyor! 
İştah ve yemek arzusunu azaltan anti-iştah otları  biberiye,  ısırgan, kekik gibi otlardan  oluşuyor. Herbalium'un ürettiği  bitkisel zayıflama yolunun diğerlerinden farkı yoğurda katılıp  yenmesinin dışında salatalara da eklenerek tüketilmesi. O  nedenle  "Hemen fayda vermesi için yemek sitilinizi değiştirin"  diyor Kurt ve kullanma şekli hakkında bilgi veriyor:  "Yemekten  15 dakika önce kendinize bir salata hazırlayın ve bu tozu  salatınıza serpip, kullanın. 15 dakika sonra ana yemeğe geçin!  Bakın nasıl iştahınız azalıyor!  İşyerinize götürüp, öğle vakti  salata veya yoğurda katıp yiyebilirsiniz. Bir davettesiniz.  Yemekler sizi kışkırtıyor. Giderken kurtarıcı olarak tek  kullanımlık paketi  yanınızda götürün. İlk olarak salata alın ve  bitki tozunu üzerine serperek yiyin. İştahınız yok olacak diğer  yiyeceklere karşı körelme hissedecekiniz."
Kilo kaybı için en iyi bitkilerin o insanın yaşadığı iklim ve  bölgede yetişmiş olanlar olduğa işaret ediyor Kurt. "Çünkü  evrendeki doğal süreçler insanın genlerinde saklı.  Sonuçta  vücut yerel bitkileri genetik olarak olumlu  algılar"  yorumunu  yapıyor. Volkan kurt'a göre bitkiler aynı zamanda bütün bedene  pozitif enerj yayıyor: "Pozitif düşünce pozitif enerjiyi oluşturuyor  ve yavaş yavaş kalıcı kilo kaybı zihne yerleşiyor.. Otlar, enerji  seviyesini artırarak beynin normal işleyişini geri getiriyor.  Canlılık ve tazelik kazanan beden daha pozitif düşünce  üretiyor, kilo vermeye istek artıyor." 
Bitkisel otlar 'yabancı' olmasın
Bu otların işlem görerek öğütülen formu, gıda alımını azaltıyor  ve artan kilo ya  geçit vermiyor. Bitkilerin tek yardımı bedenin  incelmesi değil. Aynı zamanda bir çok farklı avantajları var. Artı  olarak cilt güzelliği kazandırıyor. Sinirlerin sakinleşmesi ve  vitamin eksikliğini  gidermesi  gibi etkiler zayıflama seyrini  olumlu yönde değiştiriyor. Çünkü ilk insanoğlu doğrudan doğa  ile  bağlantı içinde olduğundan her bilgi genetik kodlarımızda  saklı.  Magnezyum, kalsiyum, potasyum, kükürt ve demir gibi  birçok gibi birçok mineraller toprakta yetişiyor. Bakir toprakta  büyüyen otlar bu maddeleri emer. Bunlar zayıflayan bedeni her  türlü deformasyondan korur. İşte bitkisel zayıflama bu yönüyle  de çok değerli. Kilo kaybı için en iyi bitkilerin o insanın yaşadığı iklim ve  bölgede yetişmiş olanlardır. Çünkü  evrendeki doğal süreçler insanın genlerinde saklı.  Sonuçta  vücut yerel bitkileri genetik olarak olumlu  algılar.

Çalışırken kilo verme tüyoları

"Yoğun iş stresi yüzünden kilo alıyorum" diyenler, ana öğünleri atlamazsa kilo bile verebilirler! Diyet Uzmanı Banu Kazanç, "Çalışırken kilo kontrolü sağlamanın en basit yolu hem ana, hem de ara öğünleri aksatmamak" diyor...
Çalışırken kilo verme tüyoları
1.Mutlaka kahvaltı
Yoğun bir gün sizi bekliyor... Güne peynir, süt, yumurta gibi protein içeren besinlerden oluşan bir kahvaltı ile başlarsanız daha sağlıklı, daha zinde olur ve öğle yemeğine kadar kendinizi çok aç hissetmezsiniz. Sabah saatlerinde metabolizma oldukça hızlı çalışır, kortizol hormonunun salgılanması ile birlikte organizma uyanır; adrenalin ve tiroid hormonları sabah saatlerinde yükselir. Vücudun enerjiye ihtiyacı olduğu sabah saatlerinde, güne iyi bir kahvaltıyla başlamak önem kazanır. Kahvaltı; geceden sabaha dek süren açlık nedeniyle vücudunuza gerekli enerjiyi sağlayacak en önemli öğündür.
2.Farklı seçenekler
Tüm saydıklarımızı aynı öğünde yememek koşulu ile tam buğday ekmeği, az yağlı bir peynir dilimi, yumurta, biraz tereyağ, tadımlık bal, birkaç zeytin, salatalık, domates, maydanoz gibi yeşillikler ya da az yağlı süt ile hazırlanmış yulaf ezmesi, kuru meyveler ile zenginleştirilmiş müsli gibi seçenekleri kullanabilirsiniz. Vaktiniz yoksa peynirli bir tost ya da sadece bir muz yiyebilirsiniz. Daha sonra saat 10.00 gibi iş yerinde mini bir öğün ile vücudunuzu destekleyebilirsiniz. Bu yöntem sizin öğlene kadar acıkmanızı önleyerek, iştahınızı kontrol etmenizi sağlar.
3.Öğle yemeyi yememek kilo almaya neden olur
Çalışanlar için; öğlen saatlerinde hazımsızlığa neden olmayacak, daha uzun süre tok tutan, proteinli (et, tavuk, balık) besinleri tüketmek daha doğru olur. Proteinin yanına isterseniz nişastalı bir besin grubunu ekleyebilirsiniz. Kabuklu pirinç, bulgur, kepekli makarna, glisemik indeksi düşürmek için haşlanıp dolapta soğutulmuş, limon ya da sirke ile lezzetlendirilmiş patates salatası ideal seçeneklerdir. Öğle yemeklerinde daha pratik yiyecekler tercih etmeniz gerekiyorsa sandviç işinize yarayabilir; tavuklu veya ton balıklı sandviç yiyebilirsiniz. Haftada iki defa makarna veya pizza, hemen her yerde ulaşmanız mümkün olan ızgara tavuk ya da ızgara köfteyi tercih edebilirsiniz.
4.Çeşit çeşit salata
Sadece salata isteyip içine ton balığı, tavuk, hindi salam, peynir ve ızgara sebze ilavesi ile kalorisi az ama doyurucu seçimler de yapabilirsiniz. İş temposuna kendini kaptıran birçok insan, öğle yemeğini atlayıp saat 15.30 gibi yemek yiyebiliyor. Bu şekilde düzensiz saatlerde yemek yenmesi ise metabolizmanın yavaşlamasına ve kilo alımına neden oluyor.
5.Uzun süre aç kalmayın
İş temponuz ne kadar yoğun olursa olsun kahvaltı, öğle yemeği ve ikindi için vakit ayırın. Uzun süreli açlıkta, vücudun karbonhidrat ihtiyacı artar ve kendinizi poğaça, tatlı, fast-food yerken bulabilirsiniz. Enerjisiz kalacağınız için sürekli atıştırma ihtiyacı duyabilirsiniz...
6.İştah kontrolü için sık sık yiyin
Ara öğünler, açlığı bastırıp iştahı kontrol etmek için yenmelidir. Tost, kuru kayısı, kuru incir, ceviz ya da taze meyve gibi seçenekler sizi tok tutar. Saat 17.00'den sonra yiyeceğiniz birkaç kuru kayısı ise akşam yemeğine yüklenmenizi önleyecektir. Tatlı yemek için en uygun saatler 16.00-17.00 arasıdır. Tatlının yanında süt gibi proteinli bir şey içerseniz, şekerin kana karışma hızını azaltabilirsiniz.
7.Bol bol su için kahveyi abartmayın
Çalışırken kilo vermek ya da kilosunu korumak isteyenler için en önemli unsur su tüketimidir. Su içmeyi günün her saatine düzenli olarak yaymalısınız. Günde 2.5 litre su içmelisiniz. Kahvenin uyarıcı etkisi olur ama çok içildiğinde gerginlik yaratır. Bu yüzden günde iki fincandan fazla kahve içmeyin. Onun yerine yeşil çay veya bitki çaylarını tercih edebilirsiniz.
8.Yemek saatlerine dikkat edin
Gürültülü bir ortamda çalışıyorsanız, bu stresinizi artırır ve stresin üstesinden gelmek için daha fazla atıştırma ihtiyacı duyarsınız. İş yerinizde gürültüye karşı önlem alınmasını isteyebilirsiniz. Yemek saatlerinize dikkat edin. Vücut, alışık olduğu saatlerde sindirim salgılarını daha iyi salgılar. Bu nedenle aynı saatlerde yemeye çalışın.
9.Faydalı hormonlar uykuda salgılanır
Vücut, saat 21.00'den sonra uykuya hazırlanır. Sindirim yavaşlar, idrar atımı azalır, tansiyon, nabız ve vücut ısısı düşme eğilimine girer. Rahat bir uyku ve melatonin salgılanması için karanlık, serin, sessiz ve sakin bir ortam gerekir. Melatonin hormonunun görevi, vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamaktır. Melatonin, yaklaşık olarak 23.00 ila 5.00 arasında salgılanır. Büyüme hormonu faaliyeti ise gece başlar. Büyüme hormonu; hücrelerin kendini yenilemesi, onarması için önemlidir. Ayrıca yağları eritip kasların gelişmesinde etkili olur

Tuesday, June 12, 2012

Genç kızların kilo kâbusu

Zayıf bir vücuda sahip olmak, genç kızların en büyük hayali. Ancak ergenlik döneminde metabolizmada meydana gelen değişiklikler kilo problemine neden olabiliyor.

Happy times: Measuring your waist could well put a smile on your face with the Dukan diet
Ergenlik dönemi, büyümenin hızlandığı, biyolojik değişimle cinsel ve yapısal olgunlaşmanın tamamlanıp, çocuğun erişkin görünümüne girdiği dönem. Hem kızlarda hem de erkeklerde ergenlik başlamadan önce genellikle vücut yağ oranında artışa bağlı olarak kilo alınıyor. Ancak ergenliğe erkeklerden daha önce giren kızlarda kilo sorunu daha fazla oluyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rüştü Serter, ergenlik döneminde kilo alımını tetikleyen 5 faktör olduğunu söylüyor. Ergenlikte kilo almanın nedenlerini anlatan Doç. Serter, genç kızlara ergenlik döneminde kilo almamak için yapacakları konusunda önerilerde bulunuyor:
1- Yükselen hormon seviyesi: Ergenlik döneminde kızlarda östrojen hormonu seviyesi yükseliyor. Bu da kadınsal vücut hatlarının şekillenmesini sağlarken, yağ depolanması sonucu kilo almalarına neden oluyor.Sensible eating: October 25th is the last chance to start a diet to drop a dress size by Christmas

2- Artan iştah: Kadın vücudu yağlanmaya her zaman daha yatkındır. Vücutta değişen hormon dengelerinin etkisi ve artan iştahın da katkısıyla aşırı kilo almaya eğilim ortaya çıkıyor. Bu dönemde beslenmede yapılan hatalar da genç kızların kilo almasına neden oluyor.
3- Duygusal dalgalanmalar: Ergenlik döneminde duygusal dalgalanmalar da sık yaşanıyor. Bunlar hiç yememeye yol açabileceği gibi aşırı yeme isteğine de sebep olabiliyor. Beslenmede yapılan bu tip hatalar genç kızların hızlı kilo almasıyla sonuçlanıyor.
4- Erken ergenlik: Ergenlik çağının sonunda kızlarda salgılanan kadınlık hormonu östrojen kemiklerdeki büyüme plaklarını kapatıyor. Ergenlik dönemi boy uzamasının durması ile sonlanıyor. Bu nedenle ergenliği geç yaşayanlarda, boy uzaması bir süre daha devam ediyor. Erken ergenlikte ise genetik olarak boy uzama şansı olsa bile, kemikteki büyüme plaklarının kapanması boy uzamasını sonlandırıyor. Boyu beklenenden kısa kalan genç kızların kilo fazlalığı ile karşılaşma eğilimi de doğal olarak daha fazla oluyor. Çalışmalar, erken ergenliğe giren kızların erişkinlik döneminde daha kısa ve kilolu olduklarını gösteriyor.
5- Fiziksel aktivite eksikliği: Ülkemizde genç kızlar arasında spor yapma oranının düşük olduğu biliniyor. Ağır ders çalışma düzeninin yanında gençlere spor ve aktivite için yeterli boş zamanın kalmaması, bu dönemde hızlı kilo artışına neden oluyor.
ERGENLİKTE KİLO KONTROLÜ İÇİN…
- Sağlıklı beslenin:
 Bu dönemde özellikle genç kızların sağlıklı beslenmelerine dikkat etmeleri gerekiyor. Protein, karbonhidrat ve yağ alımını dengelemelisiniz.
- Yağdan uzak durun: Hayatın her evresinde olduğu gibi ergenlikte de kalorisi fazla yağlı yiyeceklerden ve atıştırmalardan kaçının. Öğün atlamadan meyve ve sebzeden zengin dengeli beslenin. Genç kızlık döneminde yağlı ve kalorili sağlıksız yiyecekleri kesmeniz bile otomatik olarak kilo vermenizi sağlar. 

- Sporu hayatınıza katın: Spor ve egzersizle gıdalarla aldığınız enerji fazlasını yakmanız gerekiyor. Ayrıca bu sayede vücut gelişiminin önemli bir parçası olan kas yapılanmanızı da sağlamış oluyorsunuz. 
- Şok diyetlerden kaçının: Bu dönemde boydaki artış ile kilo alımı aşırıya kaçmadan dengelenebiliyor. Kilo almanızı önlenmek amacı ile diyette aşırı kalori kısıtlanması yapısal gelişmenizi olumsuz etkileyebileceğinden dikkatli olmanız gerekiyor. Eğer kalori kısıtlanacaksa büyümenin etkilenmeyeceği içerik ve kalori düzeyinin bir uzman tarafından ayarlanması önemlidir.
- Kötü alışkanlıklardan uzak durun: Alkol ve sigara gibi maddelerden uzak durmalı ve sağlıklı yaşam tarzını kalıcı olarak benimsemelisiniz. Bu tür maddeler sağlıklı bireyler olmanızı engelleyerek zaman içerisinde kilo almanıza neden olabiliyor.
AŞIRI KİLO OBEZİTE RİSKİNİ ARTIRIYOR Ergenliğin başında alınan kilolar daha sonra boyun uzaması ile birlikte dengelenebiliyor ve obezite gelişmeyebiliyor. Ancak aşırı kilo artışı ergenlik boyunca devam ederse, genç kızlar bu dönemden obez olarak çıkabiliyor. Fazla kiloların verilmesi de her dönemde olduğu gibi zor olabiliyor. Kilo alan genç kızlar ilerleyen dönemde kendiliğinden kilo veremiyor. Mutlaka bu yönde ciddi çaba sarf edilmesi sağlıklı yaşam tarzının benimsetilmesi gerekiyor.
Ergenlik döneminde beklenenin üzerinde kilo alan her genç kızın, ülkemizde sık karşılaşılan hipotiroidi (tiroid bezinin yavaş çalışması) olasılığı için tetkik yaptırması öneriliyor.