Showing posts with label altın. Show all posts
Showing posts with label altın. Show all posts

Monday, June 11, 2012

Altın Portakal onur ödülleri belli oldu.

Türkiye’nin en uzun soluklu kültür sanat etkinliği Altın Portakal Film Festivali kapsamında bu yıl verilecek Yaşam Boyu Onur Ödülleri belli oldu.

49. Altın Portakal’da 17’ncisi sunulacak “Yaşam Boyu Onur Ödülleri”ne Türk sinemasına katkılardan dolayı  usta oyuncular Salih Güney, Meral Zeren, Güler Ökten; yapımcı Necip Sarıcı ve yönetmen Duygu Sağıroğlu değer görüldü. 
Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı (AKSAV) tarafından 6 - 12 Ekim 2012 tarihleri arasında düzenlenecek 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin onur ödülleri festival kapsamında düzenlenecek özel gecede sahiplerine sunulacak. 

İLYAS SALMAN'A ÖZEL ÖDÜL
Muhalif tiplemeleriyle sinemaya ayrı bir renk katan İlyas Salman, özel ödülle onurlandırılacak. 90’lı yıllar sinemasını odağına alan 49. Festival’in “Mizah, Muhalefet ve Demokrasi”  şeklindeki ana temasını sanatçı kişiliği ve oyunculuğunda yansıtıyor olması dikkate alınarak değer görülen ödülü İlyas Salman’a festival programı içinde düzenlenecek özel gecede sunulacak.

DÜNDEN BUGÜNE ONUR ÖDÜLÜ
Altın Portakal’da Onur Ödülleri’nin tarihi oldukça eskilere gidiyor: 20. Altın   Portakal Film Festivali’nde Lütfi Ö. Akad’a, 21.  Altın Portakal Film Festivali’nde Sezer Sezin’e, 24. Altın Portakal Film Festivali’nde Metin Erksan’a, 26. Altın Portakal Film Festivali’nde Ertem Eğilmez’e ‘Onur Ödülü’ verildi. 33’ncü yıldan itibaren bu ödül düzenli olarak verilmeye başlandı.

33. Altın Portakal Film Festivali’nde, Atıf Yılmaz, Hülya Koçyiğit, Tarık Akan, Türkan Şoray; 
34. Altın Portakal Film Festivali’nde, Fikret Hakan, Müjde Ar, Nejat Saydam, Yılmaz Duru; 
35. Altın Portakal Film Festivali’nde, Fatma Girik, Memduh Ün, Kemal Sunal; 
36. Altın Portakal Film Festivali’nde, Şerif Gören, Nedim Otyam, Cahit Berkay, Göksel Arsoy, Cüneyt Arkın, Türker İnanoğlu, Osman Şahin, Hayati Hamzaoğlu; 
37. Altın Portakal Film Festivali’nde, Ekrem Bora, Orhan Günşiray, Sümer Tilmaç, Filiz Akın, Zülfü Livaneli, Orhan Aksoy; 
38. Altın Portakal Film Festivali’nde, Ediz Hun, Suna Pekuysal, Bülent Oran, Sırrı Gültekin; 
39. Altın Portakal Film Festivali’nde, Hulki Saner, İzzet Günay, Kartal Tibet, Selda Alkor ve  Kenan Kurt;
40. Altın Portakal Film Festivali’nde Kadri Yurdatap, Tunç Başaran, Çolpan İlhan, Muhterem Nur, Tanju Gürsu, Süleyman Turan ve Rafet Şiriner;
41. Altın Portakal Film Festivali’nde Şener Şen, Hale Soygazi; 
42. Altın Portakal Film Festivali’nde Seyfi Havaeri, Efgan Efekan, Nebahat Çehre;
43. Altın Portakal Film Festivali’nde Aytaç Arman, Yusuf Sezgin; 
44. Altın Portakal Film Festivali’nde Yavuz Turgul, Halil Ergün;  
45. Altın Portakal Film Festivali’nde Yılmaz Atadeniz, 
46. Altın Portakal Film Festivali’nde Vedat Türkali, Ülkü Erakalın, Yalçın Tura, Sevda Ferdağ , 
47. Altın Portakal Film Festivali’nde Ertem Göreç, Safa Önal, Gülşen Bubikoğlu, Nur Sürer, Metin Akpınar, Zeki Alasya,
48. Altın Portakal Film Festivali’nde Mehmet Dinler, Tuncel Kurtiz, Perran Kutman, Halit Akçatepe, Engin Çağlar, Yaşam Boyu Onur Ödülü alan sanatçılardı.

Monday, May 21, 2012

Cannes'de ezan sesi.

Dünyanın en önemli sinema etkinliklerinden biri olan 65. Cannes Film Festivali başladı. Cannes'ın yıldızı Fatih Akın'ın ' Cennetteki Çöplük' belgeseli yine herkesin konuştuğu bir yapım oldu. Belgeselin başında uzun uzun sabah ezanı okunuyordu. Haliyle salonda "Filmlerimizde neden hiç ezan sesi yok?" diyen Yılmaz Erdoğan'ın kulaklarını çınlattı Türk davetliler...

FATİH AKIN: İSTANBUL TRABZON ARASINDA FARK YOK
Uluslararası alanda tanınan ve "Müll im Garten Eden" (Cennet Bahçesindeki Çöp) adlı belgesel filmi ile Cannes Film Festivaline katılan yönetmen Fatih Akın, Trabzon'un Çamburnu köyünde bir çöp alanı oluşturulmasına karşı köy halkının direnişini gösterdiği filmi sayesinde Türkiye'yi daha iyi tanıma imkanı bulduğunu ve İstanbul dışındaki diğer bölgelerin geri kalmış olduğu şeklindeki klişelerin doğru olmadığını söyledi.
Akın, Alman Haber Ajansı'na (DPA) verdiği röportajında, film çekimlerinin Türkiye'ye bakış açısını değiştirip değiştirmediğinin sorulması üzerine, görüşlerinin değiştiğini belirterek, "Batı'da birçok kişinin kafasında, ben dahil olmak üzere, şöyle bir klişe var: 'İstanbul Türkiye değil, kırsal kesim çok daha az gelişmiş, daha az demokratik ve daha az modern' şeklinde. Ancak sonuçta 6 yıl boyunca bir köyde yaşadım ve tüm bu klişeleri hiçbir şekilde doğrulayamam. Direnişi organize eden felsefi açıdan güçlü, olgun ve yaratıcı insanlarla tanıştım. Bu benim için yeni bir şeydi. Bu filmin bana Türkiye'yi tümüyle tanıyabilme imkanı vermesinden dolayı çok mutluyum. Artık İstanbul ile Trabzon arasında olumsuz yönde bir fark olmadığını anlıyorum. Artık bunu fark olarak bile tanımlamak istemem" şeklinde konuştu.

Büyük babasının Çamburnu'ndan geldiğini, babaannesi ile evlenmesine izin verilmediği için büyük babasının babaannesi ile başka bir yere kaçtığını, kendisinin ise her zaman Çamburnu'nu merak ettiğini anlatan Akın, köylülerin çöp alanına karşı hukuki mücadelede güçlü bir lobi oluşturamadığını, Türkiye'de demokrasi ve hukukun olmasına rağmen mahkemelerin Alman mahkemelerine göre farklı şekilde karar verdiğini, çöp alanı oluşturulmasına karşı dava açılmasına rağmen karar verilene kadar çöp alanı oluşturulması çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.
Çamburnu ve çevresindeki çay alanlarını ilk gördüğü zaman Türkiye'yi, Vietnam ya da Kamboçya gibi bir Asya ülkesine benzettiğini kaydeden Akın, çevirdiği film ile başlangıçta neyi amaçladığının sorulmasına karşılık da Türk basınının ve uluslararası basının ilgisini bu olaya çekerek mahkeme davasını durdurabileceğini düşündüğünü, ancak bunun gerçekleşmediğini, bu nedenle baskıyı sürdürmek amacıyla filmi çekmeye devam ettiğini söyledi.
Karadeniz bölgesinde onlarca yıldan beri bir çöp sorunu olduğunu, halkın çöplerin daha önce denize dökülmesine karşı çıktığını, daha sonra da çöplerin Çamburnu'nda kapalı bulunan bir bakır madenine gömülmesinin düşünüldüğünü belirten Akın, Cannes Film Festivalinin de Berlin ya da Venedik film festivallerinden daha önemli olduğunu, bu nedenle filminin, en fazla gazetecinin geldiği bir forumda gösterilmesinin kendisini çok memnun ettiğini ifade etti.
Akın, filmin gösterilmesinden sonra neyi ümit ettiğinin sorulması üzerine de politikacıların yaptıklarından utanç duymalarını ve Çamburnu'nda oluşturulmakta olan çöplük alanı kapatmalarını istediğini kaydederek, ancak bunun da sonuçta bir şeyi değiştirmeyeceğini, bölgedeki sorunun kalacağını, diğer bazı ülkelerin yaptığı gibi çöplerin modern bir şekilde imha edilebilmesi için akılcı bir yol bulunması gerektiğini sözlerine ekledi.

KIBRIS KONULU "KOD ADI VENÜS"
Kıbrıs'ta 1955-1974 yılları arasında yaşanan olayları konu alan, uzun metrajlı "Kod Adı Venüs" filmi, Fransa'da Cannes film festivalinde iki farklı tarihte gösterilecek. İlk gösterim 21 Mayıs Pazartesi günü yapılacak.
Senaryo yazarlığını, yönetmenliğini ve yapımcılığını Tamer Garip'in, ana sponsorluğunu Yakın Doğu Üniversitesi'nin (YDÜ) yaptığı "Kod Adı Venüs" filminde 200'den fazla Kıbrıslı Türk, 12 İngiliz, 20 de Türkiye'den oyuncular rol alıyor.
KKTC, Türkiye, İngiltere, Hollanda ortak yapımı olarak yaklaşık 3 milyon TL bütçeyle çekilen filmin, Cannes Film Festivali'nin ön elemelerini geçtiği, 21-24 Mayıs 2012 tarihlerinde Festival De Palais'de gösterileceği belirtildi.
Galaya ayrıca Türkiye, KKTC ve Türk Cumhuriyetlerden bakanlarla, Gagavuzya Cumhurbaşkanı'nın da katılması bekleniyor.

27 MAYIS'TA SONA ERECEK
Festival, Claude Miller'ın, ''Therese Desqueyroux'' isimli filminin gösterimiyle 27 Mayıs'ta sona erecek.
Başkanlığını Nanni Moretti'nin üstlendiği bu yılki jüride Filistinli oyuncu ve yönetmen Hiam Abbass, İngiliz yönetmen Andrea Arnold, Fransız oyuncu Emmanuelle Devos, Alman oyuncu Diane Kruger, İngiliz oyuncu Ewan Mc Gregor, ABD'li yapımcı Alexander Payne, Haitili yönetmen ve yapımcı Raoul Peck yer alıyor.
Festivalde 30'a yakın ülkeden 91 film gösterilecek. Festivalin bu yılki logosu 1962'de hayatını kaybeden Hollywood'un efsanevi oyuncusu Marilyn Monroe'un siyah beyaz fotoğrafı oldu.


Festivalde verilecek Altın Palmiye ödülü için 4 bin 300 film arasında  seçilen 22 film şöyle sıralanıyor.Jacques Audiard'ın “De Rouille et D'os”, Leos'un Carax'ın “Holy  Motors”, David Cronenberg'in “Cosmopolis”, Lee Daniels'in “The Paperboy”,  Andrew DOminik'in “Killing them softly”, Matteo Garrone'un “Realty”, Michael  Haneke'nin “Love”, John Hillcoat'ın “Lawless”, Hong Sangsoo'nun “In another  country”, Im Sangsoo'nun “Taste of Money”, Abbas Kiarostami'nin “Like someone  in Love”, Ken Loch'ın “The angels share”, Sergei Loznitsa'nın “In the fog”,  Christian Mungiu'nun “Beyond the Hills”, Yousry Nasrallah'ın “Baad el  Mawkeaa”, Jeff Nichols'un “Mud”, Alain Resnais'in “Vous n'avez encore rien  vu”, Carlos Reygadas'ın “Post Tenebras Lux”, Walter Salles'in, “On the  Road”, Ulrich Seidl'in, “Paradise: Love”, Thomas Vinterberg'in “The Hunt"

KISA METRAJLI TÜRK FİLMİ
Bu yılki festival, Türk sineması için de ayrı bir önem taşıyan etkinliklere sahne olacak.
65. Cannes Film Festivalinde, kısa metrajlı filmler kategorisinde yarışacak eserler arasına Türk yönetmen Rezan Yeşilbaş'ın "Sessiz" isimli filmi de yer alıyor. "Sessiz", yarışmaya gönderilen 4 bin 500 film içinden jürinin seçtiği 10 kısa metrajlı film arasına girmeyi başardı.