Showing posts with label türkiye. Show all posts
Showing posts with label türkiye. Show all posts

Sunday, June 17, 2012

Türkiye yaşlanma ve kötü beslenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Nüfusu giderek yaşlanan Türkiye, kötü beslenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Immune: The researchers found that those who believed they had taken a supplement felt immune to health hazards and were more likely to eat an unhealthy meal
Sağlık Bakanlığı’nın da büyük önem verdiği bu sorun ile Avrupa Geriatri Derneği (EUGMS) ve Abbott Nutrisyon, İstanbul’da “Yaşlı Hastalarda Tam ve Dengeli Beslenme” eğitim programı gerçekleştirdi. Programda yer verilen araştırmalara göre, Türkiye’deki Geriatri Merkezleri’nde 65 yaşını geçmiş yetişkinlerin yüzde 33.5’inde kötü beslenme belirtileri görülüyor. Yaşlı yetişkinlerde kötü beslenme, hastalık veya yaralanmadan sonra iyileşmeyi geciktirme, adale kaybına ve zayıflamasına sebep oluyor. Programda konuşan Akademik Geriatri Derneği Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Servet Arıoğul da 3 yaşlıdan 2’sinin günlük beslenmesinde bir öğün atladığını anlattı. 

Saturday, June 16, 2012

Jessie J İstanbul’a geliyor!

İsveç’te bilim insanlarının geliştirdiği ve kafatası kırılmadan beyin ameliyatlarının gerçekleştirilmesini sağlayan aygıt, Türkiye’de ilk kez hizmete girdi.

Jessie J Pozitif günler kapsamında 26 Haziran’da Maçka Küçükçiftlik Park’ta…
Stage presence: Jessie J performed her UK hits Price Tag and Nobody's Perfect on the show wearing a barely-there cage skirt and a black lace body
19:00 Kapı Açılış 
20:15 Multitap
22:00 Jessie J
 
Pozitif Live, Haziran ayının son haftasında 25-28 Haziran arası Küçükçiftlik Park’ta müzik dünyasının parlayan yıldızlarını “Pozitif Günler” kapsamında ağırlamaya hazırlanıyor. Bu sene ilk kez düzenlenen “Pozitif Günler” etkinliğinin son yıldızı belli oldu. 25 Haziran Nouvelle Vague – Masumiyetin Doğuşu- müzikal kabaresi, 27 Haziran Zaz ve 28 Haziran Two Door Cinema Club ve Metronomy’den sonra serinin pop yıldızı Jessie J 26 Haziran’da karşımızda. 
 
Asıl adı Jessica Ellen Cornish olan İngilizlerin en genç pop idolü haline gelen Jessie J, Pozitif Günler kapsamında 26 Haziran Salı akşamı Küçükçiftlik Park’ta unutulmaz bir konser verecek.
 
Türkiye'ye ilk defa gelecek olan İngiliz şarkıcı, son yılların en aranan ismi haline gelmeyi başardı. 2012  yılında BBC Sound ödüllerinde Sound of 2011 ödülünü kazanan Jessie J, 2011’de ise BRIT Ödüllerinde en iyi çıkış yapan sanatçı ödülüne layık görüldü. 1 hafta içinde toplamda 500.000 albüm satmayı başaran Jessie J, ilk çıkış sarkışı olan “Do It Like a Dude” ile çıktığı hafta İngiltere listelerinde üst sıralara çıkmayı başardı. Ardından yayınladığı 2. single’ı “Price Tag” ile Amerika, Avusturalya, Fransa ve İngiltere müzik listelerine 1. sıradan giriş yaptı ve 2011 yılına bu parça ile damgasını vurdu. 
 
R&B, pop ve hip hop soundlarını kendi egzantrik ve enerjik yorumuyla başarılı bir şekilde birleştiren Jessie J, müzikleri kadar tarzı ile de gençlerin idolü haline gelmeyi başardı. Giydiği rengarenk post-modern kıyafetleri ve moda olmayı başaran makyajıyla tasarım dünyasının da ilgisini çekmeyi başarıyor.

Wednesday, June 13, 2012

Zevkli bir iş, iyi maaşa tercih ediliyor

32 ülkeyi kapsayan rapora göre tüm dünyada çalışanların yarıdan fazlası zevkli bir işin, iyi bir maaştan daha önemli olduğunu düşünüyor.

Zevkli bir iş, iyi maaşa tercih ediliyor
Yaklaşık 10 yıldır “Workmonitor” adı altında yılda 4 kez global iş dünyası eğilimlerini araştıran dünyanın ikinci büyük insan kaynakları danışmanlık şirketi Randstad, Avrupa,Asya Pasifik ve Amerika kıtalarını içeren, Türkiye’nin de dahil olduğu 32 ülkeyi kapsayan 2012 yılının ikinci raporunu yayınladı. Workmonitor sonuçlarına göre tüm dünyada çalışanların %82’si çalışmak için yaşadıklarından çok, yaşamak için çalıştıklarını söyledi. Rapora göre tüm dünyada çalışanların yarıdan fazlası (%58) zevkli bir işin, iyi bir maaştan daha önemli olduğunu belirtti. Araştırmaya katılan kuzey ülkelerde çalışanların büyük çoğunluğu bu düşünceye sahipken, Hong Kong, Malezya ve Hindistanlı çalışanlar için ise maaş çok daha güçlü bir etkiye sahip.
Avrupa'da iş memnuniyeti arttı
Çalışanların beklenti, eğilim, hassasiyet ve güvenlerini takip edebilmek için 10 yıldır düzenli olarak gerçekleştirilen Workmonitor raporunun bu yılki ikinci araştırmasında yine önemli bulguların ortaya çıktığını belirten Randstad Türkiye Genel Müdürü Altuğ Yaka, “2012 yılında gerçekleştirdiğimiz bu ikinci araştırmanın sonucuna göre küresel olarak en memnun çalışanların Avrupa olduğu ortaya çıktı. Çalışanların iş memnuniyeti açısından geçen yıla oranla önemli artış yaşayan ülkeleri ise Fransa,İsviçre,Danimarka ve Türkiye oldu. Avrupa dışında Hindistan ve Yeni Zelenda’daki çalışanların memnuniyetinde ise geçen çeyreğe oranla önemli bir artış yaşandığını gözlemledik” açıklamasını yaptı. Rapor sonuçlarına göre Avrupa’daki çalışanların iş memnuniyetinin yanı sıra daha istekli çalıştıklarına da değinen Altuğ Yaka, “Araştırmada özellikle İtalya,Almanya, Lüksemburg ve Türkiye’deki çalışanların motivasyonları hayli yüksek çıktı. Son iki çeyrekteki küresel anlamda çalışanların kişisel motivasyonlarını incelediğimizde bir önceki çeyreğe göre Belçika ve Türkiye’deki çalışanların terfiye daha fazla odaklandıklarını, Avrupa dışında terfi etmeye en istekli çalışanların ise Meksika ve Hindistan’da olduğunu gözlemledik” dedi.
 
Çıkarılmak yerine, maaş kesintisine sıcak bakılıyor 
Workmonitor araştırmasına katılanların %42’si, işverenlerin mali performanslarının baskı altında olduğuna işaret ederken, küresel olarak işten çıkarılmayı göze alamayan çalışanların %36’sı maaşlarının bir kısmından vazgeçebileceğini belirtiyor. Çalışanların verebileceği bu tavizin sınırı işverenlerinin mali performansı ile ilişkilendirilirken, işine bağlı olarak çalışan Hindistan’daki çalışanların % 71’i işini kaybetmemek adına maaşının bir kısmından vazgeçebileceklerini ifade ediyor. Bu rakamı % 62 ile İspanya takip ederken, ABD’li çalışanların yalnızca % 22’si bu durumu kabul edebileceği sonucuna ulaşıldı.
 
Duygusal ilişkiler, işteki performansı etkiliyor
Araştırmada öne çıkan diğer bir konu ise işyerindeki ilişkiler hakkındaydı. Randstad Workmonitor sonuçlarına göre tüm dünyadaki çalışanların %64’ü iş arkadaşlarıyla iş dışında buluştuğunu ve %71’i de yakın dostluklar kurduğunu belirtirken, bu oranın özellikle Brezilya (%93) ve Hong Kong’da (%91) yüksek olduğu ortaya çıktı. Çalışanların ortalama %57’si zaman zaman iş ortamında duygusal ilişkilerin oluştuğunu da itiraf ederken, araştırmada bu durumun %70 ortalama ile en çok Çin, Hindistan ve Malezya’da meydana geldiği saptandı. Hindistan ve Lüksemburg’da çalışanların, sırasıyla %63’ü ve %65’i, duygusal ilişkilerin işteki performanslarını etkilediğine inanırken, tüm dünyada çalışanların ortalama %40’ı bu görüşü paylaşıyor. Öte yandan çalışanların %72’sine göre ise işyerindeki duygusal bir ilişkinin sorun olması gerekmiyor. Bu görüşü benimseyenlerin oranı özellikle İspanya, Meksika ve Hong Kong’da yüksek (ortalama %81). İşyerinde duygusal bir ilişki kurulduğunda çalışanların %44’ü, taraflardan birinin başka bir bölüme transferinin gerektiğine inanıyor. İstifa ise hemen düşünülmesi gereken bir davranış değil. Çalışanların yalnızca %24’ü duygusal ilişki kurma durumunda istifa edilmesinden yana.

Tuesday, June 12, 2012

3 kanserden ikisinin sebebi; sigara ve obezite

Türkiye'de kanserin 3'te 2'sinin tütün kullanımı ve obeziteye bağlı geliştiği, bu iki etkenin kontrol altına alınması halinde kanser artışının önüne geçilebileceği bildirildi .

1 year after smoking ban sees number of heart attacks cut
ağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanı Doç. Dr. Murat Gültekin, kanserin dünya genelinde artış gösterdiğini, kanseri kontrol altına alabilen sadece 5, 6 gelişmiş ülke olduğunu belirterek, “Bunun dışında dünyanın geri kalan bütün ülkelerinde kanser artış göstermektedir. Ülkemizde de artış görülmekte, bizdeki artışın 2030 yılına kadar süreceğini tahmin etmekteyiz” dedi.

Kanseri kontrol altına almış ülke örnekleri incelendiğinde esas kontrol stratejisinin tedaviye değil, erken teşhise ve kanser taramalarına yönlendirilmesi gerektiğinin görüldüğünü ifade eden Gültekin, “Bu ülkeler ancak bu şekilde kanseri kontrol altına alabilmiş. Kanseri önleme konusunda en önemli strateji tütün kontrolüdür. Elbette ki bu, devletin yasalarla yapabileceği bir şey değil. Öncelikle vatandaşımızın bu alışkanlığı kazanması gerekmektedir” diye konuştu.

Gültekin, Türkiye'de yıllık 170 bin kanser olgusu görüldüğünü vurgulayarak, “Bunların 3'de 2'si tütün ve obeziteye karşı gelişmektedir. O yüzden bizim ulusal kanser kontrol programımız olduğu gibi ulusal tütün kontrol programımızı ve ulusal obezite kontrol programlarımızı da geliştirdik. Amacımız ülkemizde, kendi bölgemizde, Avrupa'da tütün kullanımını en aza indirmiş ülke olmak, en obeziteyle savaşmış ve bu mücadelesini kazanmış ülke haline getirmektir” dedi.

KANSERLE MÜCADELE POLİTİK İSTİKRAR GEREKTİRMEKTEDİR

Bu iki risk faktörü bitirilmeden, çevresel diğer faktörlere yönlenilmesinin dikkatlerin dağılmasından başka bir şey olmayacağını ifade eden Gültekin, şöyle devam etti:

“Kanserle mücadele o yüzden siyasal ve politik istikrar gerektirmektedir. Çünkü mesela bir radyoterapi merkezi açmak değil, buişin en kolayı ancak doğrusu uzun soluklu önlemler alabilmektir. Bu önlemler, tütünü kontrol altına alabilmek, vatandaşı eğitebilmek, farkındalığını artırmak, obezitesini düzeltmek, kanser taramalarına yönlendirmektir. Bu uzun politikalar da etkilerini 15-20 yıldan erken göstermez. Sigarayı bile bıraktırsanız 15 yıl sonra etkisi görülmektedir. Son yıllarda ülkenin pek çok alanında yaşanan ekonomik gelişmişlik, bu istikrar kanser üzerine yapılan yatırımları da tabi ki etkiledi. O yüzden kontrol programları yaptık ama bunların meyvelerini 2025'li yıllardan sonra görebileceğiz. Türkiye'nin kanser kontrolünü yapmak stratejik öneme haizdir, aksi takdirde dünyada ilk 10 ekonomiye girmemiz mümkün değildir.”

Gültekin, devletin tütün kontrolüne yönelik sadece kanun ve yönetmelik yapabileceğini anlatarak, şunları kaydetti:
“Orada, burada yasaklarız tütünü ama kişi evine gittiğinde, yolda, arabasında, iş yerinde ne kadar kullanıyor? Dünya Kanser Teşkilatı 'tütün kullanma, alkolü azalt, obeziteden uzak dur, düzenli ve dengeli beslen, Hepatit B virüsüne karşı aşılan, haftanın iki günü 15 dakika hızlı yürüyüş yap, meme, kolon ve rahim ağzı kanserine karşı zamanı geldiğinde düzenli kanser taraması yaptır ve aşırı güneş ışığından kaçın' diyor. Biz bu önlemleri aldığımızda zaten birey olarak kendimizi kansere karşı korumuş oluyoruz.

Elbette çevresel faktörleri tartışalım, o bölgedeki bir fabrikanın etkisini tartışalım veya o bölgedeki başka vatandaşımıza rahatsızlık veren durumu tartışalım, araştıralım ama dikkatlerimizi bu maddelerden uzaklaştırmayalım. Benim üzüldüğüm konu bu maddeleri gerçekleştirmeden, başka konulara yöneliyoruz. Önce kendimize yapılması gerekenleri yerine getirip getirmediğimizi soralım.”

Monday, June 11, 2012

Madonna'nın göğsünü açması kasıtlı

Madonna’nın, Türkiye konserinde göğsünü açması yabancı basında geniş yer aldı. Medya organları, konsere ilişkin, “Muhafazakar olarak tanınan Türkiye’de bir problem görülmedi”, “Madonna, şok etmenin DNA’sında olduğunu kanıtladı”, “Çaresizce dikkat çeken taktik”, “Popun Kraliçesi’nin ifşası tamamen kasıtlı” yorumlarını yaptı.

İngiliz gazete Independent, “Madonna, Şok Etmenin DNA’sında Olduğunu Kanıtladı” başlıklı haberinde, Madonna’nın kendi tanıtımı için yarattığı sansasyonlara değinerek, sağ göğüsünü gösterdiği Türkiye konserine ilişkin, "din konusunda katı olmamasına rağmen ağırlıklı olarak Müslüman olan ve muhafazakar olarak tanınan Türkiye’de bir problem görülmediği" yorumunu yaptı.
New York Post gazetesi ise Madonna’nın Türkiye konserinde göğüslerini açmasını “çaresizce dikkat çeken taktik” olarak niteleyerek, "kalabalığın coşkulu olduğunu ve çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede büyük bir ters tepki olmadığı"nı yazdı.
The Daily News gazetesi de, “Popun Kraliçesi’nin ifşası tamamen kasıtlı” diyerek, "Madonna’nın kendisini kesinlikle baskı altonda tutmadığını ve göğsünü açarak kalabalığı şok ettiğini" ifade etti.
Madonna'nın göğsünü açması kasıtlı
Madonna'nın göğsünü açması kasıtlı

Madonna'nın göğsünü açması kasıtlı
Madonna'nın göğsünü açması kasıtlı

Friday, June 8, 2012

Rihanna Bodrum'a geliyor.

Mansimov, geçen yıl satın aldığı Bodrum Yalıkavak’taki marinanın açılışına dünyaca ünlü yıldız Rihanna’yı getiriyor. Marinanın açılışı için ünlü şarkıcı özel bir gösteri hazırlıyor.

Flashing the flesh: Rihanna showed off her toned tummy and legs in a revealing pair of hot pants and crop top on the American Idol stage tonight
Azeri kökenli işadamı Mübariz Mansimov’un geçen yıl işadamı Cefi Kamhi’den satın aldığı, Bodrum’un Yalıkavak Beldesi’ndeki marinanın 15 Haziran’da yapılacak açılışına, dünyaca ünlü Barbadoslu şarkıcı Rihanna’nın geleceği öğrenildi. İşadamı Mansimov, yaklaşık 20 milyon dolar yatırım yaptığı ve Palmarina Yalıkavak adını verdiğini marinanın açılışı için gün sayıyor. 15 Haziran’da planlanan açılış için seksi şarkıcı Rihanna’nın davet edildiği öğrenildi.  450 yat kapasiteli Palmarina Yalıkavak’ın açılışında konser vermek için yaptığı özel çalışmaları ve Ortadoğu’ya özgün yöresel kıyafetlerle yaptığı provaların fotoğraflarını Facebook sayfasında paylaşan Rihanna’nın, Bodrum için özel bir gösteri hazırladığı ifade edildi.

Özel yatla mavi yolculuk
Rihanna’nın Yunan adalarından helikopter ile Bodrum’a gelerek Mansimov’a ait Palmalife Otel’de konaklayacağı, sonra özel bir yat ile üç günlük mavi yolcuğa çıkacağı belirtildi. Rihanna’nın gelişi sır gibi saklanırken, şarkıcının özel isteklerinin kabul edildiği öğrenildi.

Friday, May 18, 2012

Charlotte Gainsbourg Türkiye'ye geliyor

Ünlü İngiliz aktris ve müzisyen Jane Birkin ile Fransız müzisyen Serge Gainsbourg’un kızı Charlotte Gainsbourg Türkiye’de ilk kez KüçükÇiftlik Park’ta sahne alıyor.

Charlotte Gainsbourg
21’inci yüzyılın en takip edilen ses, sahne ve beyaz perde sanatçılarından Charlotte Gainsbourg 23 Haziran’da KüçükÇiftlik Park’ın “Bahçesi”nde sahne alacak. Ünlü İngiliz şarkıcı ve oyuncu  Jane Birkin ve Fransız müzisyen Serge Gainsbourg’in kızı Charlotte Gainsbourg ilk kez Türkiye’ye geliyor. William Hurt’la birlikte başrolünde yer aldığı “Jane Eyre” ile sadece Fransa'da değil, tüm dünyada tanınan Gainsbourg aynı zamanda müzisyen kimliğiyle de dikkat çekiyor. Madonna’nın en yakın dostu ve Kirsten Dunst’ın rol arkadaşı olan Charlotte Gainsbourg; şarkıları, filmleri ve kendine has karizmasıyla moda dünyasının da vazgeçmezleri arasında yer alıyor.
Sanatçı bir ailenin genlerini taşıyan Gainsbourg, müziğe ve sinemaya küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. Babasının bestesi Lemon Incest'te vokal yaptıktan sonra yine babasının imzasını taşıyan şarkılardan oluşan “Charlotte for Ever” isimli ilk albümünü henüz on beş yaşındayken müzikseverlerle buluşturdu.
70’li yıllara damgasını vuran ve büyük aşklarıyla adından söz ettiren anne ile babanın kızı olarak dünyaya gelen Charlotte Gainsbourg, ailesi gibi sanatın her alanında kendini gösteriyor. Oyunculuk ve modelliğin yanında şarkılarıyla müzik dünyasında da adından söz ettiren Gainsbourg, "The Songs That We Sing" Rolling Stone’un “2007’nin En İyi 100 Şarkısı” sıralamasında 78’inci sırada yer aldı.
Babası ünlü müzisyen Serge Gainsbourg ile başladığı müzik serüvenine 20 yıl ara verdikten sonra ikinci albümü “5:55” ile geri dönen sanatçı; Fransız ikili Air, İngiliz müzisyen Jarvis Cocker, İrlandalı Neil Hannon ve Radiohead’in prodüktör Nigel Godrich gibi oldukça önemli isimlerle birlikte çalıştı. "The Songs That We Sing" ve "5:55" single’ları özellikle Fransa’da olmak üzere tüm Avrupa'da büyük ses getirdi.
''Antichrist'' filmindeki performansı Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü getirdi
Fransız oyuncu Charlotte Gainsbourg, 2009 yılında Cannes Film Festivali’nde, ''Antichrist'' filmiyle “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü” nü alarak adını unutulmazlar arasına yazdırdı. 
Fransız sinema dünyasının yıldız ismi Charlotte Gainsbourg, 1986 yılında L'effrontée filmindeki performansıyla genç oyuncu dalında Cesar Ödülü’nün sahibi oldu. Sanatçı sırasıyla, “Kung-Fu Master, Petite Voleuse, Aux Yeux Du Monde, La Amoureuse, Sole Anche Di Notte, Merci La Vie” gibi yapımlarda rol aldı. Bu yapımların ardından rol aldığı ve tüm dünyada büyük ses getiren Alejandro González Iñárritu'nun ikinci filmi “21 Grams”, onun için önemli bir çıkış noktası oldu. Bunun yanı sıra, Kirsten Dunst ile sahne aldığı “Melankolia” filmiyle akıllara yer etti.
Sanatın her alanında başarılı çalışmalar gerçekleştiren sanatçı, modellikte de başarısını kanıtladı. Sofistike tarzı ve stili ile moda dünyasında da adından söz ettiren Fransanın favori kızı ünvanlı Gainsburg duru güzelliği ile de göz dolduruyor.
Son albümü Stage Whisper turnesi kapsamında Yeni Zelandalı müzisyen Conan Mockasin ile Gainsburg’un sahne fısıltıları KüçükÇiftlik Park’ın ‘Bahçe’sinde herkesi büyüleyecek.