Showing posts with label insülin. Show all posts
Showing posts with label insülin. Show all posts

Wednesday, June 20, 2012

Diyabet hastalarının yaz günlüğü

Yaz geldi. Ancak kavurucu sıcaklıkları da beraberinde getirdi. Özellikle kronik hastalıkları olanlar için bu mevsim biraz daha zor geçecek…

Health-giver: Researchers are encouraging parents to give their children water instead of 'healthy' fruit drinks
Diyabetiniz Varsa Bu Uyarıları Dikkate Alın!
 
• Kan şekeri kontrollerinizi ihmal etmeyin. Kontrol altında olmayan ve yüksek seyreden kan şekeri düzeyleri, idrarda şeker düzeyini artırır; bu da idrarla su kaybını tetikleyerek vücutta belirgin susuzluğa neden olabilir.
• Sıcak ortamlarda uzun süre kalmayın.
• 11.00 - 16.00 saatleri arasında güneş altında bulunmayın.
• Bol, açık renkli, pamuklu giysiler giyin.
• Bol sıvı tüketin. 
• Kola, gazoz veya tatlandırılmış, şekerli soda-maden suları yerine su veya sade maden sularını tercih edin. Meyve suları şeker içerdiğinden fazla tüketmeyin. Ihlamur ya da kuşburnu çayı gibi bitkisel çaylar ve sade maden suyu veya sodaları tercih edin. 
• Susuzluğu artırdığından dolayı alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durun.
• İnsülin sıcakta hemen bozulabileceği için insülin kalemi kullanıyorsanız özellikle dikkatli olun. İnsülin kalemini kesinlikle direkt güneş ışığı görmeyecek şekilde; tercihen küçük bir buz çantası içerisinde, ancak buz kalıbına doğrudan temas etmeden sıcaktan koruyun. Kullanılmayan diğer insülin kalemlerini ise buzdolabının raf kısmında dondurmadan muhafaza edin. 
• Ağızdan tablet şeklinde ilaç kullanıyorsanız ilaçlarınızı direkt güneş ışığına ya da sıcak ortama maruz bırakmayın. Diyabet ilaçlarını, ideal oda ısısı olan 25°C civarında; seyahat sırasında ise aracın bagajı yerine, aracın klimalı iç ortamında bir çanta içerisinde muhafaza edin.

Wednesday, June 13, 2012

Metabolizmanızı keşfedin, kilo verin!

Beslenme ve diyet uzmanı Nihal Özdemir, her insanın kendi metabolizmasına uygun sağlıklı beslenme programıyla kilo sorununu çözebileceğini söyledi.

Keeping trim: The new Atkins diet encourages exercise
Adana'da özel bir hastanede görev yapan Nihal Özdemir, yaz aylarına girilmesi ile birlikte herkesi kilo telaşı sardığını söyledi. Kilo vermeye çalışırken yanlış uygulamalardan kaçınılması gerektiğini anlatan Özdemir, "Kışın yorgunluğunun atılmaya çalıştığı bu dönemde insanları bir taraftan da tatil telaşı sarıyor. Kışın alınan kilolardan kurtulmak isteyenler endişeleniyor. Baharla beraber gelen halsizlik, baş ağrısı, bitkinlik, kas ve eklem ağrıları, yorgunluk gibi şikayetleri azaltmak hem de kilolardan kurtulmak mümkün. Yeterli ve dengeli aynı zamanda metabolizmanıza uygun bir sağlıklı beslenme programı bu sorunları çok kolay halledecektir" dedi. Beslenmenin kişiye özel olduğunu kaydeden Özdemir, şöyle konuştu:
"Bebek,  çocuk, yetişkin, yaşlı, emzikli, gebe, doğuştan metabolizma hastalıkları gibi özel durumlar hatta kadın ya da erkek olmak metabolizmayı doğrudan etkileyen etmenlerdir. Bir başkasının iyi sonuç aldığı diyetleri tamamen uygulayıp, egzersiz yaptığı halde kilo verme sorunu yaşayanlar şunu gözden kaçırıyor. Sizin metabolizmanız standarttan biraz farklı işliyor olabilir ki bu yüzden uyguladığınız kilo verme programları metabolizmanıza uymaması nedeniyle asla işe yaramayacak. Siz aç kalarak kilo vermeye çalışırken başkaları sizden daha fazla yiyip daha az kiloya sahip olabilir. Yapılması gereken tek şey; farklı bir metabolizmaya sahip olduğunuzu kabul etmektir. Metabolik sendrom ve insülin direnci ile birlikte bitkinlik, uykusuzluk, orta dereceli depresyon, kilo alma ve sinirlilik hali farklı bir metabolizmaya sahip olduğunuzun kanıtıdır. Bu problemler ile ne kadar uzun süre yaşarsanız sağlık sorunlarınız ve kilo alma probleminiz o kadar çok ilerleyecektir. Bu nedenle insanların önce kendi metabolizmasını keşfetmesi gerekir. Bu konuda da mutlaka bir uzmanı danışılması gerek."
 
Nihal Özdemir, insanların kendi metabolizmasıyla yaşamayı öğrenmesi halinde, sağlıklı bir şekilde kilo verebileceğini ve bunun da kalıcı olacağını ekledi.

Tuesday, May 22, 2012

İnsülin direncini kırmadan zayıflanmaz.

Diyabete sebep olan, kalp hastalıkları açısından ciddi riski yaratan insülin direnci, fazla kilonun da önemli bir nedeni. Öyle ki bu direnç kırılmadan kilo vermek neredeyse imkansız.

Just As Beautiful gelen Modeli
İnsülin pankreastan salgılanan, şeker metabolizmasını düzenleyen bir hormon. İnsülin bu düzenlemeyi yaparken insülin reseptörü adı verilen bir yapıya bağlanıyor ve aktive oluyor. Bu reseptör çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermezse insülin kanda yeterli miktarda olduğu halde görev yapmıyormuş izlenimi veriyor.
Şekeri hücre içine sokarak yakılmasını sağlamak, karaciğer de şeker üretimini engellemek,
kas ve yağ dokusunda şeker depolanmasını sağlamak, insülinin belli başlı görevleri. Bu görevlerin hepsinin amacı ise kan şekerini düşük tutmak. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Soner Dileklen insülinin reseptöre bağlanmada problem yaşaması durumunda oluşan insülin direncini şöyle anlatıyor:
“insülinin reseptöre bağlanmada problem yaşarsa yukarıdaki etkilerin hiçbiri gerçekleşmediği için şekeri sınırda tutabilmek için insülin gittikçe artma eğilimi gösterir. Bu durumda şeker normal gittiği halde kan insülin seviyeleri gittikçe artar. Ta ki insülin pankreas üzerindeki hücrelerde hasar verinceye dek. Pankreasın zarar görmesi sonucunda şeker kanda yavaş yavaş yükselmeye başlar ve sonunda şeker ciddi boyutlara ulaşır. Bu durumda da şeker hastalığı oluşur. İnsülinin yüksek seyretmesi 2 farklı olaya daha neden olur: Bunlardan birincisi; insülin iştah artırıcı bir hormondur, yedikçe insanın yiyesi gelir. İkincisi de insülin yağ depolanmasına yardımcı olur. Bu 2 özellik de kilo almayı artırıcı ve vermeyi zorlaştırıcı etkenlerdir. Bu nedenle insülin direnci kırılmadan kilo vermek mümkün olamamaktadır.”
İnsülin direnci diyabetin yanı sıra kalp hastalıklarına da neden oluyor. Bu hastalıkların bir arada bulunması ise metabolik sendrom olarak adlandırılıyor. Dr. Dileklen, metabolik sendromda ortaya çıkan tabloyu şöyle özetliyor:
1. İnsülin direnci,
2. Kan insülin yüksekliği,
3. Şişmanlık,
4. Hipertansiyon,
5. Kolesterol yüksekliği,
6. Koroner damarlarda tıkanıklık gibi çok ciddi problemler birlikte bulunmaktadır.
Dünyada birçok merkezin metabolik sendrom ve oluşturduğu etkiler üzerine çalışma yaptığını, bu konudaki araştırma sonuçları yayınlandıkça hastalığın öneminin daha iyi anlaşılacağını söyleyen  Dileklen, Türkiye’deki metabolik sendrom oranının yüzde 33 olduğunu söyledi:
HASTALIĞIN FARKINDA DEĞİLİZ
“Ülkemizde de bu konu ile ilgili Metsar adı altında bir çalışma sonuçlanmıştır. Bu çalışmada 4000 kişi üzerinde araştırma yapılmış ve metabolik sendrom oranı yüzde 33 olarak saptanmıştır. Bu çalışmalarda asıl önemli olan nokta metabolik sendrom hastalığı olanların birçoğunun hastalığının farkında olmamasıdır. Bu çalışmadaki ilginç verilerden bazıları şöyledir:
1. Türk toplumunun yüzde 31.3’ ü sigara kullanmaktadır.
2. Toplumdaki 20 yaş üstü kişilerden yüzde 27.6’ sının şekeri yüksek olmasına rağmen kişiler farkında değildir. Bu kişiler direk olarak diyabet riski altındalar ve bunların insülin direnci tedavisi almaları gereklidir.
3. Türk kadınlarının yüzde 54.8’ i şişman olduğu için kalp krizi geçirme ve diyabet hastası olma riski yüksektir.”

VAKİT KAYBETMEDEN ÖNLEM ALINMALI
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Soner Dileklen çalışmayı, “Bu sonuçlar bize hastalığın ne derece önemli ve ilerleyici olduğunu göstermektedir. Ülkemizde insülin direnci ve buna bağlı olarak şişmanlık, şeker hastalığı ve kalp krizi gün geçtikçe artacaktır. Bize düşen görev iş işten geçmeden kontrollerimizi yaptırıp önlem almaktır. Diyabet, kalp krizi veya felç oluştuktan sonra birçok şeyi geri döndürmemiz mümkün olamamaktadır. Bu nedenle insülin direnci ile ilgili tetkikleri ihmal etmemeliyiz” sözleriyle değerlendirdi.

Thursday, May 17, 2012

Göbek yağlarından kurtulun.

Ne kadar kilo verirseniz verin, karın yağlarınız yerinde sabit mi duruyor? Kışın bol kıyafetler ve hırkalar ile saklamayı başardığınız göbeğiniz havalar ısınınca daha görünür hale gelip sizi rahatsız mı ediyor? Yalnız değilsiniz, çünkü göbek sorunu giderek büyüyor.

Wardrobe change: Candice slipped out of one bikini and into a aqua, yellow and white one
Üstelik göbek yalnızca estetik bir problem değil; bozulan sağlığınızın gerçek bir göstergesidir. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Yeşim Çelik, karın bölgesi yağlanmasını önlemenin yolları hakkında bilgi verdi.

Özellikle kalp hastalıkları,metabolik sendrom ve Tip 2 diyabetin sık gözlendiği bu kişilerde yağlanmayı azaltmak için doktor ve diyetisyen kontrolü şarttır. Çünkü bu bireylerde oluşan hormon bozukluklarında ilaç tedavisi gerekebilir.  Diyet tedavisi karın ve bel çevresi yağlanmasını azaltır bu rahatsızlıkların oluşum riskini ortadan kaldırır.

1.ADIM: Karın ve  bel çevresi yağlanmasının nedenini araştırmak

 - Vücutta yağlanma oranının yüksek olması sağlık problemlerinin var olmasında tek başına bir etken değildir. Fakat “abdominal yağlanma” olarak tanımladığımız karın bölgesi yağlanmasının oluşmasında altta insülin direnci, kortizol fazlalığı, hipotiroidi, Cushing ( böbrek üstü hormonların fazla çalışması ) gibi sağlık sorunlarının olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
 - Yağlanma sebeplerinden bir diğeri de gıda alımında dengesiz tüketimdir.
 - Menopoz dönemi de yağlanmanın vücutta fizyolojik olarak arttığı ve tetiklediği bir dönemdir.
 - Hareketsizlik ve buna bağlı enerji harcamada azalma karın bölgesi yağlanmasına zemin hazırlar.
 - Fazla alkol tüketimi de bel çevresi yağlanmayı artırmaktadır.
 - Kronik stres, bel çevresinde yağlanmaya en önemli nedenlerdendir.

2.ADIM:  Nedeni bulduktan sonra çözüme yönelmek gerekir

Karın ve bel çevresi yağlanmasının sebeplerini öğrenmek için gerekli tahliller yaptırılıp, hormonal bir sebep var ise ilaç tedavisi başlar. Bununla birlikte kilo fazlası olanlarda bel çevresi yağlarını azaltmaya yönelik diyetisyen kontrolünde diyete başlanır.

“Ben hiç yağlı şeyler yemiyorum, yemeklerimi zeytinyağlı yapıyorum, evimize margarin tereyağı hiç girmez… Fakat vücudum yağlanıyor? ”… Bilinmesi gereken en önemli gerçek vücutta oluşan yağ ile tüketilen yağ farklı şeylerdir. Vücut yağı; yağ ve yağlı gıdaları tüketme dışında örneğin, simit, börek gibi hamur işi besinler, meşrubatlar, bisküvi, cips, gofret, tatlılar, hazır et suları, salata sosları gibi daha sayabileceğimiz karbonhidrat ve proteinli gıdaların gereğinden fazla tüketilmesi sonucunda da vücutta artar, karın ve bel çevresinde depolanır.
 From left: Zara, Lucy, Denise and Shauna

Karın çevresinde oluşan yağlardan lipoliz, mezoterapi ve liposuction benzeri yöntemlerle ancak geçici olarak çözüm bulabilirsiniz. Bu konunun uzmanları da karın ve bel bölgesi yağlanması yüksek olan kişilerde öncelikle fazla kiloların verilmesini vurgulamaktadırlar. Yapılan yağ analizlerinde kişilerde abdominal yağlanma dışında bacak, kalça, gövde ve kollarda da yağ yüzdelerinin beldeki kadar yüksek hatta bazen beldekine oranla daha yüksek yağ yüzdelerine sahip olduğu görülmektedir. Yani kişi kilo alımı sırasında sadece karından yağ almış olduğunu görünüşünde hissetse bile ölçümler diğer bölgelerde de yağın kasa oranla olması gerekenden daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu sebeple bu kişilerde genel yağlanmayı düşürecek şekilde diyet yapılarak vücudun tüm bölgelerinde yağ kaybı hedeflenecek şekilde kilo verimi sağlanır.

Genel beslenmelerde yapılan en büyük hatalar;

 - Akşam sadece meyve yiyip yatmak, saat 18.00’den sonra yemek yememek, kahvaltı ve öğle gibi ana öğünleri atlamak, diyette hiç ekmek yememek, ara öğün yapmamak, yüksek karbonhidratlı besinleri diyette çok sık almak.
 - Pilav, makarna, tatlı, mantı, çorba ve börek gibi yemekleri aynı öğünde bir arada tüketmek.
 - Kuruyemiş, kuru meyve gibi gıdaları gereğinden fazla yemek,
 - Light gıdaları kilo aldırmaz düşüncesi ile fazla miktarda kullanmak.
 - Herkesin alması gereken kalori farklıdır. Herkesin yiyebileceği bir porsiyon ölçüsü vardır. Bir besini gereğinden fazla tüketmek de diyetten tamamen çıkarmak da doğru bir hareket değildir. Uzun açlıklar başta karın bölgesi olmak üzere yağlanmayı artırır. Önemli olan sık aralıklarla yeterli miktarda tüketmeyi öğrenmektir.

Bol bol yürüyün ve yüzün

Egzersiz yapmak vücutta genel yağlanmayı azaltan en önemli parametrelerden bir tanesidir. Özellikle yürüyüş ya da yüzme vücutta hem bölgesel hem genel yağlanmayı düşüren iki spor şeklidir. Haftada 4 kez 35-45 dakika tempolu aralıksız yapılan aktivite yağlanmayı azaltır.