Showing posts with label karbonhidrat. Show all posts
Showing posts with label karbonhidrat. Show all posts

Friday, July 6, 2012

Kilo vermenin altın kuralları. Dr Mehmet Öz'den tavsiyeler

Kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, kilo vermek için yapılacak ilk işin sabah kalkar kalkmaz hareket etmek olduğunu belirterek, “Sabah kahvaltısı yapmayanlar, hiçbir zaman uzun süreli ve etkili kilo veremezler. Sabahları az da olsa yenmeli” dedi.

Success: Television actress and host Sara Rue got into a bikini for the first time to show off her amazing 50lb weight loss
Levent'te bir kliniğin açılışına katılan Prof. Dr. Öz, basın mensuplarının sorularını cevapladı. Öz, perhiz yapanların ve kilosunu korumak isteyenlerin yapması gerekenlerin başında hareket etmenin geldiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Eğer kilo kaybetmek isteniyorsa ilk yapılacak iş, sabah kalkar kalkmaz hareket etmek. Bu hareket, çok basit esneme hareketleri bile olabilir. Böylece kalori yakımı hızlandırılır. Sabah kahvaltısı yapmayanlar, hiçbir zaman uzun süreli ve etkili kilo veremezler. Sabahları az da olsa yenmeli. Bu, yulaf ezmesi olabilir. Yoğurdun içine bal döküp yiyebilirsiniz. Yumurta çok güzel, çünkü protein miktarı çok yüksektir. Bunlardan birini seçip her sabah yiyin.”

YEMEKTE 3 SAAT SINIRI

Uzun süre aç kalınmaması ve her 3 saatte bir atıştırılması gerektiğini belirten Öz, fındık, fıstık veya sebze, meyve gibi sağlıklı ve doğal besinlerin tercih edilmesinin önemli olduğunu dile getirdi.

Öz, uyumadan 3 saat önce hiçbir şey yenmemesi gerektiğini vurgulayarak, böylece daha rahat uyunabileceğini ve kilo almaktan korunulabileceğini söyledi.
İşlenmemiş doğal besinlerin tüketilmesinin yararına işaret eden Öz, “Beyin kalori istemiyor, besin istiyor. Yediğiniz yemeklerdeki besin miktarı düşükse o zaman beyin sizi zorlayacak ve daha fazla yemek yedirtecek. Onun için besin değeri ne kadar yüksek yemekler yerseniz o kadar rahatlıkla perhiz yaparsınız” diye konuştu.



"KARBONHİDRATA DİKKAT EDİN"

ABD'de, geçen hafta sonucu açıklanan bir çalışmada, “sıfır karbonhidrat”, “orta derecede karbonhidrat” ve “yüksek karbonhidrat” olmak üzere üç büyük perhiz tipinin karşılaştırıldığını belirten Prof. Dr. Öz, buna göre en az karbonhidrat tüketenlerin en fazla kiloyu kaybettiğini, ancak uzun vadede düşük kiloda kalmak isteyenlerin orta derecede karbonhidrat tüketmeleri gerektiğini aktardı.

Öz, “Aslında proteini yüksek perhizleri, ben destekliyorum, çünkü proteini yüksekse yağ ve karbonhidratı düşük” diyerek, şöyle devam etti:
“Maalesef Türk toplumunun yediği karbonhidrat çeşitleri pek mantıklı değil. Bunların yerine yüksek lifli besinler, mesela yulaf ezmesi, tam tahıllı ekmekler, sebzeler ve meyvelerin büyük kısmı tercih edilmeli. Örneğin karpuz yaz için çok iyi bir meyve, hem suyu var, hem de vücut şişkinliğini indirir.”
Yaz tatilinde her şey dahil sistemde yemeklerin fazla kaçırılabileceğine dikkati çeken Öz, insanların tatillerinde hem her istediğini yapmak, hem de kilo almamak çabasında olduklarını söyledi.

SADECE SPOR YETMEZ

Öz, tatilde insanlara bol bol spor yapmaları önerisinde bulunarak, “Kilo kaybetmek, sadece sporla yapılamaz. Yemek miktarını da azaltmak gerekiyor. Başlangıçta perhiz daha mühim ama kilo verdikten sonra düşük kiloda kalmak için spor  yapmak daha önemli” şeklinde konuştu.
Tatilde daha önce yemediği ve tatmadığı yeni yemekleri seçtiğini, bunları daha sonra yeni usullerle hazırladığını ve böylece tat hücrelerini bu şekilde uyandırdığını anlatan Öz, herkese bunu yapmayı tavsiye etti.

Öz, baklavayı çok sevdiğini ama sağlıklı olmadığı için az tükettiğini dile getirerek, sağlıklı yeni bir çeşit yemek bulduğunda ve bu yemeği sevdiğinde onu sofrasına dahil ettiğini ifade etti.

Türk insanının “ağır yemeği” tercih ettiğini belirten Öz, “Bana bir iskender kebabı verirseniz mutluluk içinde yerim ama sonra kendimi mutlu hissetmem. Ağır yemekleri çok seviyoruz ama yemekten sonraki hissi beğenmiyoruz. Ben hep bunu düşünüyorum, siz de bunu düşünürseniz biraz daha az yersiniz” diye konuştu.
Öz, içinde sebze olan zeytinyağlı yemekler, meyve ve sebzeler yendikten sonra insanların kendilerini daha iyi hissedeceğini söyledi.


GÖBEKTEKİ YAĞ TABAKASI ERKEKLİK HORMONUNU AZALTIYOR

Prof. Dr. Öz, İngiltere ve Kuzey Amerika ülkelerinde yapılan iki araştırmaya göre, cinsel sağlığı yüksek olan toplumların ömürlerin daha uzun olduğunun ve bu insanların yaygın olarak haftada bir kez cinsel ilişkide bulunduğunun ortaya çıktığını aktararak, “Haftada 1 kereden 2'ye çıkarırsanız ortalama ömrünüz 3 yıl uzar, 2'den 4-5'e çıkarsanız büyük ihtimal daha da artar” dedi.

Bel çevresinin normal ölçülerde olmasının cinsel performansla yakından ilişkili olduğuna dikkati çeken Öz, şunları kaydetti:
“Kişinin bel çevresi ölçüsü, hiçbir zaman boy uzunluğunun yarısını geçmemeli. Bel çevresini doğru ölçmek için mezurayı kalça kemiğinin üzerine koyun ve göbek deliğinizin tam altında geçirin. Kadınlarda 80, erkeklerde ise 90 santimetreyi geçmemesi gerekiyor. Göbekteki yağ tabakası, erkeklik hormonunu azaltıyor. Beldeki yağların yan etkisi çok büyük ve cinsel sağlığı bozar. Göbekli insanların vücudunda, testosteron, yani cinsel hayatı destekleyen hormon miktarı düşüktür. Böyle olunca da cinsel sağlık yerinde olamaz.”

Thursday, June 28, 2012

En hızlı kilo verdiren diyet bulundu

Kilo vermenin altın kuralı "aldığınızdan daha çok kalori harcayın"dır. Ancak yeni bir çalışma insanları bazı diyetlerde diğerlerinden daha etkili kalori harcadığını ortaya koydu.

Diyet lokumu: Siz karbonhidrat yemek ve hala yeni bir plan üzerinde kilo verebilirsiniz

Araştırmacılar aşırı kilolu insanların düşük karbonhidrat içerikli diyetlerde, az yağlı diyetlere oranla 350 kalori daha fazla harcadığını tespit etti.

Amerikan Tıp Birliği'nden Dr. David S. Ludwig böylece insanların parmağını bile kıpırdatmadan bir saatlik egzersizde harcadıkları kaloriyi harcayabileceklerini belirtti.

Araştırmada ayrıca insanların düşük yağlı diyetlere oranla düşük glisemik indeksli yiyeceklerle 150 kalori daha fazla yakabilecekleri de ortaya çıktı.
Dr. Ludwig bütün kalorilerin benzer olmadığını, bazı yiyeceklerden alınan kalorilerin metabolizma tarafından daha kolay yakıldığını söyledi.
 Capsiplex is the first diet pill to contain ingredients previously only available on the NHS
KALORİLER BİRBİRİNDEN FARKLI MI?

Araştırma süresince katılımcıların hepsine ilk başta aynı diyet uygulandı ve hepsi ortalama olarak ağırlıklarının yüzde 14'ünü verdi.
Daha sonra katılımcılara 3 farklı, popüler diyet uygulandı.
Diyetlerin biri az yağ alımına dayalıydı, ikincisi ise düşük karbonhidrat içeren popüler Atkins diyetiydi. Üçüncüsü ise glisemik indeksi düşük besinlerle beslenmeye dayalı bir diyetti.

ÇOK KİLO VERDİRDİ AMA KALBİ TEHDİT ETTİ

Düşük karbonhidrat diyetinde insanlar en fazla kiloyu verdi ancak aynı zamanda stres hormonu ve vücut iltihabı yükseldi. Bu ikisi de kalbi tehdit eden riskleri oluşturuyor.
Aynı zamanda insanlar az yağ oranı içeren diyette hem insülin direnci, hem iyi kolesterol hem de yağ seviyeleri konusunda en kötü sonuçları aldılar.
Düşük glisemik indeks diyeti ise kalori yakımı açısından düşük karbonhidrat diyeti ile aynı sonuçları verdi. Ancak araştırmacılar bu diyetin de önerilenden daha fazla yağ içerdiğinin altını çizdi.

Wednesday, June 20, 2012

Sıvı kaloriler daha tehlikeli

Kilosuna dikkat eden ve kalori hesabı yapanlar için “sıvı kaloriler” terimi korkutucu olabilir.

Each serving of the tart cherry juice concentrate was estimated to contain the equivalent of 90 ¿ 100 tart cherries
Kilosuna dikkat eden ve kalori hesabı yapanlar için “sıvı kaloriler” terimi korkutucu olabilir. Aslında öyle de olmalı, çünkü içtiğimiz kaloriler boğazdan aşağı oldukça kolay ve hızlı gidiyor. Özellikle yaş ilerledikçe ve hareket azaldıkça her bir kalori göbeğinize veya kalçanıza koşarak gidiyor ve yapışıp kalıyor. 

Dilara Koçak
  
Bir bardak konsantre meyve suyu, limonata, şekerli çay veya kremalı kahve masum bir içecek gibi görünse de kalori dünyasında hiç de masum değil.
Örneğin 1 bardak mocha kahveyi tam yağlı süt ve krema ile içtiğinizde 300 -400 kalori almış oluyorsunuz. Kahveye ve çikolata aromasına “Beyaz” kelimesini eklemek daha da fazla kalori demek. Beyaz çikolatalı mocha için 100 kalori daha ekleyin yani 500 kalori neredeyse 1 öğünlük yemek kalorisi oysa dişleriniz hareket bile etmedi ve kolayca içiverdiniz. Özellikle de genç nesil bu aromalı kahveleri çok fazla tüketmeye başladı. Bu konuda çocukları bilinçlendirmekte fayda var, özellikle hareketsiz gençler için sıvı kaloriler tehlikeli olabilir.
Elbette mochanızı yağsız süt veya soya sütü ile yaptırmakla kalorisi 220 -250 kaloriye (yağsız sütle ve kremasız) indirilebilir. Ancak yine de her gün içmeniz halinde toplamı haftada 1540, ayda 6160 kalori eder. Ve üstelik buna günün geri kalanında içtiğiniz diğer içecekler dahil bile değil. Eğer her gün bir mocha kahve, akşamüstü bir - iki şişe gazlı içecek veya şekerli çay, akşam da bir  iki kadeh şarap içerseniz hesabı şöyle oluyor:
İçecek Kalori
Caffe mocha (normal süt ve kremalı) 400
Gazlı içecek 150
Çay ( günlük toplam 7 şeker) 140
2 kadeh şarap 220
Toplam: 910 KALORİ
Sonra günde 900 kaloriden hesaplayın; haftada 6300, ayda 25.000 sıvı kalorisi ! Ayda 25.000 eksik kalori, aylık 3.6 kg yağ kaybetmeniz demek. Üstelik sadece ufak değişikliklerle. Kalorili içecekler yerine kalorisiz içecekler seçmeyi deneyebilir ve suyu daha fazla kullanabilirsiniz. İşte size başka bir örnek
İçecek Kalori
Sütlü kahve-Latte  (kremasız ve yağsız süt) 110
Maden suyu (1-2 adet) 0
Çay (şekersiz) 0
Bir kadeh şarap 110
Gazlı içecek veya soğuk çay (şekersiz) 0
Bol su 0
Toplam: 220 KALORİ
Bu tabloya baktığınızda ilk tablodaki günlük 910 kalorinin 220 kaloriye indiğini göreceksiniz. Yani günde 690 kalori eksik almış oluyorsunuz. Bu durumda haftada 4830 ayda 19.320 kalori eksik aldınız yani hiç diyet yapmadan sadece sıvı kalorileri azaltarak ayda 2.7 kilogram yağ  kaybedebileceksiniz. Şaşırtıcı olabilir ama hesap bunu gösteriyor. Formda olmak ve sağlıklı yaşamak hiç de zor değil, yeter ki siz yiyecek ve içecekleri daha yakından tanımaya çalışın ve bu konuda emek ve çaba gösterin. Vücudunuz size hemen cevap veriyor. 
Yapılan bir araştırmaya göre su en çok tercih edilen içecek, bunu çay ve kahve, az yağlı ve yağsız süt ile soyalı içecekler takip ediyor. Ardından tatlandırılmış içecekler, meyve suları ve alkollü içecekler geliyor. Bunları tam yağlı süt ile şekerli içecekler takip ediyor. 
Sıvı kalorileriyle ilgili beş önemli nokta 
Sıvı kalorileri, açlık hissini yemek kalorileri kadar tatmin etmiyor. 
Sıvı kalorileri, mideyi yemek kalorileri kadar çok etkilemiyor ve böylece açlık hissini aynı derecede tatmin etmiyor. Bir daha yüksek kalorili bir içecek içtiğinizde bir saat sonra midenizin durumuna bakın. Nasıl hissediyorsunuz? Hâlâ tatmin olmuş hissediyor musunuz?
Yüksek fruktozlu mısır şurubunu tüketirken dikkat edin.
Bazı araştırma sonuçları obezitedeki artışı birçok gazlı içecekte, meyve suyunda ve spor içeceklerinde kullanılan yüksek fruktozlu mısır şurubuna bağlıyorlar. Şeker içermeyen içecekleri tercih gazlı içecek seviyorsanız doğal maden suyunu tercih edin.
3 Gazlı içeceklerin kullanımı obeziteye katkıda bulunabilir.
2300 genç kızla yapılan 10 yıllık bir araştırma sonucu gazlı içecek tüketimiyle kızların Beden Kitle İndeksi’nde artış olduğunu gösterdi. Gazlı içecek tüketimi arttıkça kilo alımına etkisi de artıyor.
Karbonhidratları içmektense  yemek öneriliyor. 
Yapılan bir çalışma karbonhidratları katı yiyecek yerine sıvı halinde alınca kiloda önemli ölçüde artış olduğunu gösterdi. Meyvesuyu içmek yerine kendisini yemek öneriliyor
Sürekli tatlandırıcı kullanırken ölçülü olmak lazım.
Son araştırmalar günde bir tatlandırılmış içeceğin veya sabah kahvesine atılan bir tatlandırıcının endişelenecek bir durum olmadığını gösteriyor. Ancak bundan çok daha fazlasını düzenli olarak tüketiyor veya sürekli tatlandırılmış düşük kalorili yiyeceklerden çok yiyorsanız kullandığınız ürünleri azaltmanız tavsiye ediliyor.

Friday, June 8, 2012

Olgun ciltler de genç görünebilir

Zamanı durdurmak elimizde değil. Ama cildin zamana karşı savaşında ona destek verebiliriz...

Radyoaktif macun cilt üzerinde cerrahi folyo parçasının yoluyla tümör alanında uygulanır
Yaşlanmayı yavaşlatan anti-aging ürünleri, içeriklerindeki gizli, mucizevi bileşenler sayesinde olgun ciltlere genç ve sağlıklı bir görünüm kazandırmada oldukça etkili. Haydi anti-aging bakımını biraz daha yakından tanıyalım...
Lipidler (yağlar) ve nemlendirici ajanlar su kaybını engelleyici etkileri sayesinde cildin bariyer fonksiyonlarını güçlendiriyor. Olgun ciltler, ayrıca ciltte doğal olarak bulunan aminoasitler açısından fakir olduğu için bu konuda anti-aging ürünlerden destek almakta fayda var. A vitamini ya da diğer adıyla retinol, anti-aging kozmetik  ürünlerin uzun zamandır vazgeçilmez içeriklerinden biri. Tüm A vitamini bileşikleri, bağ dokusunun önemli parçalarından biri olan ve yüz konturunu gerginleştiren kolajenin üretimini aktive ediyor.
 
Mineraller de cildin doğal besin ihtiyacını destekleyici etkiye sahip: Silikon, hücrelerin birbirine tutunmasından sorumlu, sıkı ve bitişik durmalarını sağlıyor. Cildin doğal nem depolarının da boşalması kuruluğa bağlı ince kırışıklıkların oluşmasına neden oluyor. İşte burada yine anti-aging ürünlerin olmazsa olmazı magnezyum devreye girerek cilt hücrelerine gerekli oksijeni sağlayarak, yatıştırıyor.
 
Kalsiyumsa hücrelerin yenilenme sürecinin baş aktörü. Böylelikle cilt incelmiyor ve pürüzsüzlüğünü koruyor. Aynı etkiyi fosfor da gösteriyor. Folikasit, hücre çekirdeğinin zarar görmesini engellerken, metabolizma için önemli yağ, karbonhidrat ve protein açısından önemli B2 vitamini, cildin yapılanmasında rol oynuyor. Son olarak seramidlerse cildin doğal bariyerini oluşturmasında yardımcı. Dışarıdan alındığında cildi koruyor ve gergin görünmesine yardımcı oluyor.

Tuesday, May 29, 2012

Diyet yapanlara altın kurallar.

ABD’li ünlü fitness uzmanı Bob Harper ‘Sıskalık Kuralları’ kitabının son 5 kuralında ilginç detaylara yer veriyor

Kitabı bir anda en çok satanlar listesinin başına oturan Harper son kurallarında, evde yemek yemenin, iyi bir uykunun, az tuzun ve haftada 1 ‘ziyafet’in önemini anlatıyor.
1.Her hafta 10 öğünü evde yiyin
Zayıflamaya çalışırken en büyük düşmanınız restoranlarda yediğiniz gıdalar. Çünkü bunların ne kadar yağla ve nasıl hazırlandığını asla bilemezsiniz. Rejim yaparken yiyeceklerinizi olabildiğince kendiniz hazırlayın. Hatta mayasız ekmek tarifleri öğrenip bunu de evde kendiniz yapın. Haftada en az 10 öğünü evinizde, kendi hazırladığınız gıdalarla yemeye özen gösterin.

2.Tuzlu yiyecekleri sofranızdan eleyin
Dünyanın en önemli sağlık kurumlarından Mayo Clinic günde 2300 miligramdan daha fazla sodyum tüketilmemesini öneriyor. Bu da bir çay kaşığına eşit. Konserve yiyecekler tüketmemeye özen gösterin. Tükettiğiniz her yiyecekteki tuz oranını düşünün. Aşırı tuz kalp hastalıklarına davetiye çıkarır. Tuzu azaltmak için yiyecekleri baharat ve limonla tatlandırın. Yemek masasında tuz kullanmayın.
3.Sebzelerinizi yiyin
Lif açısından zengin, az kalorili ve az şekerli sebzeler tüketilmesi en gerekli yiyeceklerden. Sebze sevmiyorsanız püre haline getirip yiyebilirsiniz. Tüketimi en faydalı sebzelerden biri karalâhanadır. İçerisinde C ve K vitaminleri olan bu sebze kalsiyum ve lif açısından da çok zengin. Brokoli bir diğer önemli sebze.  Zeytinyağı ve limonla lezzetli olan bu sebze kilo vermek için birebir.
4.Yatağa aç gidin
Yatağa aç gitmek aşırı derecede yağ yakılmasını sağlar. Karbonhidrat oranı az olan vücut kendisini uykuya daha iyi hazırlayacak hormonlar üretir. İyi bir uyku da kasları güçlendirir, ertesi gün için gerekli enerjiyi kazandırır. Bunları sağlamak için yatmadan 3 saat öncesine kadar, akşam saat 20.00’den sonra ve akşam yemeğinden sonra yemek yemeyin

5.Uykuya dikkat
Uyku diyette protein, lif, tam tahıllı yiyeceklerin tüketimi kadar önemlidir. Egzersiz sonrası doğru bir uyku kasların güçlenmesini sağlar. Gecede 8 saat uyku ideal olandır. Az uyku çok enerji harcanmasına neden olur. Ertesi gün de bu nedenle yüksek kalorili yiyecek tüketimine ihtiyaç duyulur. İyi uyku için akşam 20.00’den sonra alkol almayın, öğleden sonra 15.00’dan itibaren kahve veya çay içmeyin.
6.1 bardak su için
Haftada 1 gün kendinize ziyafet çekin. Bu, diyeti daha da kolaylaştıracaktır. Ancak bir öğünde 3 hamburger yemek gibi bir ‘ziyafet’ yerine normalde yiyemediğiniz beyaz makarna gibi yiyecekleri tercih edin. Bunun dışında kuralların ilk 2 haftasını tamamlamadan bu ziyafeti çekemezsiniz. Ziyafet günün tek bir öğünü olmalıdır. Öğünde kırmızı şarap veya su dışında başka bir içecek içmeyin. Restorana gitmeden önce menüsünü sormayı ve yemekten önce bir büyük bardak su içmeyi de unutmayın.
Haftada 1 kez ziyafet çekin!
Bob Harper

Tuesday, May 22, 2012

Alınan her kiloyla kısırlaşıyoruz!

Türkiye’de erkeklerin yüzde 21’ini kadınların ise yüzde 42’sini tehdit eden obezite kısırlık nedenleri arasında yer alıyor.

smile
EuroFertil  Tüp Bebek Merkezi kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hakan Özörnek, çocuk  sahibi olamayan çiftlerde incelenen noktalardan birinin kilo problemi olduğunu söyleyerek, “Obezite adet düzensizliğinin yanı sıra yumurtlama problemine sebep oluyor. Dolayısıyla doğal yolla gebelik oluşmasını engelliyor” dedi

Sağlık Bakanlığı'nın başlattığı ‘Obezite ile Mücadele Eylem Planı’ batılı ülkelerin sorunu olarak bilinen aşırı şişmanlık hastalığının Türkiye'de de ciddi boyutlara ulaştığını bir kere daha gösterdi. Türkiye’de erkeklerin yüzde 21’ini kadınların ise yüzde 42’sini tehdit eden obezite pek çok hastalığı da beraberinde getiriyor. Yaşadığımız çağın koşullarında sıkça karşımıza çıkan kısırlık ise obezitenin tetiklediği sorunlar arasında üst sıralarda yer alıyor. EuroFertil Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hakan Özörnek, çocuk sahibi olamayan çiftlerde incelenen noktalardan birinin kilo problemi olduğunu söyleyerek, “Obezite adet düzensizliğinin yanı sıra yumurtlama problemine sebep oluyor. Dolayısıyla doğal yolla gebelik oluşmasını engelliyor” dedi. 

FAZLA YAĞ HÜCRESİ OSTROJEN DENGESİNİ BOZUYOR
Fazla sayıdaki yağ hücresinin ostrojen dengesini bozduğunu, yüksek miktardaki ostrojenin ise yumurtlamayı engellediğini ifade eden Dr. Özörnek, şu bilgileri verdi: “Yüksek vücut kütle indeksi lokal endokrin ve metabolik bozukluk yaparak küçük yani olgunlaşma problemi olan yumurta gelişimesine sebep olur. Artan kilo ile gelişen hiperandrojenizm (vücutta testesteron gibi erkeklik hormonlarının artması) ve yumurtlama bozukluğu doğal gebelik şansını düşürür. Gebe kalmak için en ideal vücut kütle endeksi 21 - 29 dur. Yapılan çalışmalarla obez kadınların yüzde 5 oranında kilo kaybetmesiyle adet düzensizliği vakaların yüzde 60’ında bu problemin ortadan kalktığı ve adetlerin tekrar düzene girdiği belirlenmiştir.”

ŞİŞMAN ERKEKLERDE TEHLİKEDE

Dr. Özörnek şişmanlığın sadece kadınları değil, erkekleri de etkilediğine dikkat çekti. Yapılan çalışmaların şişman erkeklerin sperm kalitelerinin düştüğünü belirten Dr. Özörnek, sözlerini şöyle sürdürdü: “ Yapılan çalışmalarda şişman erkeklerde sperm kalitesinde düşüklükler olduğu tespit edilmiştir. Normalde erkeklerde yağ dokusundan ostrojen hormonu az miktarda salgılanmaktadır. Obez erkeklerde yağ dokusunda testesteronun östrojene dönüşmesi artar ve dolayısıyla testesteron azalır ve buna bağlı olarak da sperm kalitesi düşer. Fazla kilosu olan erkeklerde hormon düzensizlikleri ideal kiloya sahip olanlara göre daha yüksektir.”

Tüp bebek yaptıracak hastalarda ise obezite yumurtalık cevabını azaltır, yüksek doz ilaca gereksinim olur, tedavi süresini uzatır, gelişen yumurta sayısı azdır ve tedavinin yarıda kalma ihtimalini arttırır. Obez insanların bebeklerinde genetik anormallik ihtimali arttığı için, düşük olasılığı artar. Tüm bunların yanında gebelik komplikasyonlarını arttırır, kısaca sağlıklı canlı doğum oranını azaltır.

Gebelik planlayan bir bayanın meyve, sebze, karbonhidrat ve etin dengede olduğu bir diyet uygulamasını öneren Dr. Hakan Özörnek, bunun yanı sıra günlükkalori alımının normal vücut kilosunu koruyacak şekilde ayarlanması gerektiğini ifade etti.

Şok diyet veya mucize ürün var mı?

Yeşil çay, kırmızı biber, yaban mersini, brüksel lahanası, çilek, kiraz, mısır püskülü, defne veya avakoda yaprağının kilo vermeye yardımcı olduğunu biliyorduk.

Sugar fix: Lily Elford with her diet of crisps, cakes and sweets, and the odd apple
Peki kaktüs ve yosunu?
 
Kaktüsün yağı bloke etmesi, yosunun metabolizma hızını artırarak özellikle de göbek, basen ve kalçadaki yağlardan kurtulmaya yardımcı olması kilo vermek isteyenler için müthiş bir haber… Ancak Uzman Diyetisyen Turgay Köse bu konuda uyarıyor: ‘Şok diyet ya da mucize ürün yoktur. Sağlıklı kilo vermek için bilinçli diyet yapmak gerekir”
 
 
Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte fazla kilolarından kurtulmak isteyenler için çözüm arayışları başladı… Yeşil çay, yaban mersini, brüksel lahanası, çilek, kiraz, mısır püskülü, defne veya avakoda yaprağı gibi besinlerin metabolizmayı hızlandırdığı, yağ yakımını artırdığı ve ödem attırdığı konusunda uzmanlar hemfikir. Kaktüs ve yosun ikilisinin de özellikle göbek, basen ve kalçadaki yağlardan kurtulmaya yardımcı olduğunun açıklanması kilo vermek isteyenler için umut olmalı mı? Uzman Diyetisyen Turgay Köse şişmanlık, sağlıklı kilo verme, kilo verirken alınabilecek destek besinler hakkındaki soruları cevaplandırdı.
 
*Şişmanlık nedir, nedenleri ve komplikasyonları nelerdir?
 
Dünya Sağlık Örgütü'nün sağlık raporunda şişmanlık; vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olarak tanımlanmaktadır. Şişmanlık aşırı besin alımı, hareketsiz yaşam, genetik, hormonal nedenler, psikolojik sorunlar, sigarayı bırakma, alkol kullanımı, metabolizma hızının yavaşlaması gibi faktörlere bağlı olarak gelişebilir. Tek başına olduğu gibi şişmanlık komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir hastalıktır. Komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: kalp-damar hastalıkları,hipertansiyon,şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık... şeklinde sıralanabilir.
 Capsiplex is the first diet pill to contain ingredients previously only available on the NHS
*Şişmanlık nasıl tedavi edilmelidir?
 
Multifaktöriyel bir hastalık olan şişmanlığın tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir. Dahiliye uzmanı veya endokrinolog, diyetisyen,  fizyoterapist ve psikolog ile ekip halinde tedavi edilmesi durumunda daha sağlıklı sonuçlar alınabilir. Doktor tarafından yapılacak klinik muayenenin ardından kan tahlil sonuçları yorumlanarak, kişi diyetisyen eşliğinde diyet programına alınmalıdır. Egzersiz ve yaşam tarzı değişikliği hayata geçirilmelidir. Ayrıca tedaviye destek amaçlı olarak gıda takviyeleri, ilaç tedavisi ve/veya cerrahi tedavi uygulanabilir. Ardından kişi kilo koruma programına alınmalıdır. 
 
*Mucize diyet var mıdır, 1 haftada 5 kilo nasıl verilir?
 
Çok basit, 1 haftada 5 kilo verilemez! Her gün karşımıza az zamanda çok kilo kaybettiren popüler birçok diyet çıkıyor:  İsveç Diyeti, hollywood Diyeti, Ayırma Diyeti, Dukan Diyeti, Renk Diyeti, kan gruplarına göre diyet vb. Bu tip diyetlerin çoğu başlangıçta hızlı kilo kaybı sağlasa da kısa bir süre sonra bu kilolar fazlasıyla geri alınmaktadır. Ayrıca kişinin sağlığına, metabolizmasına zarar verip ömrünün kısalmasına neden olurken “ben bu işi başaramıyorum” düşüncesiyle kişiyi umutsuzluğa sürükler.
 
*İdeal kilo kaybı nasıl olur?
 
Gerçek ağırlık kaybı vücuttaki yağ kütlesinin azalması ile mümkündür. Çok düşük oranlarda karbonhidrat içeren diyetlerde su, açlık halinde kas kaybı olmaktadır. Ancak dengeli diyetlerin spor ile desteklenmesi durumunda yağ kaybı söz konusu olabilmektedir. Aksi takdirde kas ve su kitlesindeki kayıplar hem sağlık açısından risklidir hem de kalıcı ağırlık kaybına neden olamaz. Diyet mutlaka kişiye özel olarak hazırlanmalıdır. Zayıflama programlarının kişinin (yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi, besleme alışkanlıkları vb.) özelliklerine göre enerji ve besin öğeleri içermesi; yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılabilmesi ve yavaş (haftada 0,5 - 1 kg) ağırlık kaybı ile bireyin yeni beslenme programını yaşam tarzı haline getirmesini sağlayabilmesi gerekir. Yaşam tarzı haline getirilemeyen hiçbir yönteme başlamamak gerekir. Unutulmamalıdır ki; ayda 6 kg üzerinde ağırlık kaybı metabolik olarak başka sağlık problemlerine zemin hazırlamaktadır. Kimse 10 senede aldığı kiloları 10 günde vermeye kalkmamalıdır. Sabırlı olmak tüm diyetlerde en önemli koşullardan birisidir. 
 
*Diyet yaparken nelere dikkat edilmelidir?
 
Zayıflamaya uyumlu diyet tedavisinde:
1•Günlük 7 - 8 saat uyku, uyandıktan sonra 1 saat içinde (spor yapılmıyorsa) kahvaltı yapmak
2• Akşam yemeğini yatmadan 3,5 saat önce yemek
3• Öğün sayısının artırılması, mideyi dolu tutarak sonraki öğünde fazla ve hızlı yemeyi engellemek 
4• Yemek süresi uzatılmalıdır. Tokluk hissi yaklaşık 20. dakikada oluşur. Dolayısıyla her lokmadan sonra çatal ve kaşığı tabağa bırakmak, besinlerden tat alabilmek adına iyice çiğnemek 
5• Rafine şekerden olabildiğince uzak durmak  (Şekerin fazlasının vücutta yağa dönüştüğü unutmamalıdır.) 
6• Enerjisi yüksek, besin değeri düşük kaymak, krema, mayonez, cips, sos gibi yağlı besinlerden uzak durmak 
7• Yiyecekleri kızartmak yerine haşlama, ızgara yapma, buğulama, buharda veya fırında pişirmek
8• Düzenli egzersiz diyetin etkisini artırır (Fiziksel aktivitenin artırılması metabolizma hızını artırıcı etkiler göstermektedir.)
9• Kurubaklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek, kuru barbunya), tam taneli tahıllar (esmer ekmek, bulgur pilavı, yulaf, kepekli pirinç / makarna / erişte / un), sebze ve meyveler içerdikleri lifler sayesinde midede hacim sağlayarak uzun süre tok tutar ve diyete uyumu artırır. Ayrıca kan şekeri, kolesterol ve tansiyonu istenilen seviyelerde tutmaya yardımcı olur. Dışkılama sayısını ve miktarını artırarak kabızlığı önlemeye yardımcı olur, kalın bağırsak kanserinden koruyucu etkiler içerir. Aynı zamanda antioksidan kapasiteleri yüksektir. 
• Posalı besinlerin bahsedilen etkilerini gerçekleştirebilmesi için gün içerisinde bayanların 2,7 lt, erkeklerin 3,7 lt su ve alkol hariç diğer sıvılardan tüketmesi gerekir. 
Bu ilkelere ilave olarak kısa mesafelerde taşıt kullanılmaması, alışverişe tok karına çıkılması, tabağa fazla yemek alınmaması gibi davranış değişiklikleri hayata geçirilmelidir.
 
*Zayıflamada gıda takviyeleri için neler söylenebilir?
Kilo vermeye çalışırken metabolizmayı hızlandırıp, yağ yakımını artıran ve ödem atmaya yardımcı olan besinlerin alınması önerilebilir. Yeşil çay, kırmızı biber, brokoli, yaban mersini, brüksel lahanası, maydanoz, çilek, kahve, salatalık, kiraz, mısır püskülü, defne yaprağı, avakoda yaprağı, gibi…
Esas tedavinin diyet, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliği olduğu unutulmamalı; destek ürünlerin -klinik çalışmalarla etkisi kanıtlanmış- doktor ve/veya diyetisyen kontrolünde kullanılabileceği bilinmelidir. Unutulmamalıdır ki, hiçbir beslenme desteği zayıflatmaz; sadece diyet ve egzersiz ile alınan sonuçları artırıcı etkiler gösterir. 
 
*Kaktüs ve yosunun kilo vermedeki rolü nedir?
2011 yılında Çin’de yapılan araştırma sonuçlarına göre kaktüs yağ hücreleriyle etkileşime girerek yağı bloke etmekte ve kilo yönetimine yardımcı olmaktadır. İçerdiği lifler sayesinde besinlerle alınan yağa bağlanıp, yağ – lif kompleksi oluşumunu sağlıyor ve yağın vücuttan atılmasına yardımcı oluyor. Amerika,Kanada, Japonya ve Avrupa’da pazarı bulunan, bitkisel ve %100 doğal, GDO içermeyen, alerjiye yol açmayan, AB organik sertifikalı, yağ tutucu özelliği olan ve besin destek ürünlerinde kullanılan bu içeriğin klinik çalışmalarla etkinliği kanıtlanmıştır. 
 
Antioksidan özelliği olan yenebilir kahverengi yosunun ise metabolizma hızını artırarak vücutta birikmiş olan yağların yakılıp enerjiye dönüşmesine ve özellikle göbek, basen ve kalçadaki bölgesel fazlalıklardan kurtulmaya yardımcı olduğu araştırmalarla ortaya konmuştur.

Thursday, May 17, 2012

Göbek yağlarından kurtulun.

Ne kadar kilo verirseniz verin, karın yağlarınız yerinde sabit mi duruyor? Kışın bol kıyafetler ve hırkalar ile saklamayı başardığınız göbeğiniz havalar ısınınca daha görünür hale gelip sizi rahatsız mı ediyor? Yalnız değilsiniz, çünkü göbek sorunu giderek büyüyor.

Wardrobe change: Candice slipped out of one bikini and into a aqua, yellow and white one
Üstelik göbek yalnızca estetik bir problem değil; bozulan sağlığınızın gerçek bir göstergesidir. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Yeşim Çelik, karın bölgesi yağlanmasını önlemenin yolları hakkında bilgi verdi.

Özellikle kalp hastalıkları,metabolik sendrom ve Tip 2 diyabetin sık gözlendiği bu kişilerde yağlanmayı azaltmak için doktor ve diyetisyen kontrolü şarttır. Çünkü bu bireylerde oluşan hormon bozukluklarında ilaç tedavisi gerekebilir.  Diyet tedavisi karın ve bel çevresi yağlanmasını azaltır bu rahatsızlıkların oluşum riskini ortadan kaldırır.

1.ADIM: Karın ve  bel çevresi yağlanmasının nedenini araştırmak

 - Vücutta yağlanma oranının yüksek olması sağlık problemlerinin var olmasında tek başına bir etken değildir. Fakat “abdominal yağlanma” olarak tanımladığımız karın bölgesi yağlanmasının oluşmasında altta insülin direnci, kortizol fazlalığı, hipotiroidi, Cushing ( böbrek üstü hormonların fazla çalışması ) gibi sağlık sorunlarının olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
 - Yağlanma sebeplerinden bir diğeri de gıda alımında dengesiz tüketimdir.
 - Menopoz dönemi de yağlanmanın vücutta fizyolojik olarak arttığı ve tetiklediği bir dönemdir.
 - Hareketsizlik ve buna bağlı enerji harcamada azalma karın bölgesi yağlanmasına zemin hazırlar.
 - Fazla alkol tüketimi de bel çevresi yağlanmayı artırmaktadır.
 - Kronik stres, bel çevresinde yağlanmaya en önemli nedenlerdendir.

2.ADIM:  Nedeni bulduktan sonra çözüme yönelmek gerekir

Karın ve bel çevresi yağlanmasının sebeplerini öğrenmek için gerekli tahliller yaptırılıp, hormonal bir sebep var ise ilaç tedavisi başlar. Bununla birlikte kilo fazlası olanlarda bel çevresi yağlarını azaltmaya yönelik diyetisyen kontrolünde diyete başlanır.

“Ben hiç yağlı şeyler yemiyorum, yemeklerimi zeytinyağlı yapıyorum, evimize margarin tereyağı hiç girmez… Fakat vücudum yağlanıyor? ”… Bilinmesi gereken en önemli gerçek vücutta oluşan yağ ile tüketilen yağ farklı şeylerdir. Vücut yağı; yağ ve yağlı gıdaları tüketme dışında örneğin, simit, börek gibi hamur işi besinler, meşrubatlar, bisküvi, cips, gofret, tatlılar, hazır et suları, salata sosları gibi daha sayabileceğimiz karbonhidrat ve proteinli gıdaların gereğinden fazla tüketilmesi sonucunda da vücutta artar, karın ve bel çevresinde depolanır.
 From left: Zara, Lucy, Denise and Shauna

Karın çevresinde oluşan yağlardan lipoliz, mezoterapi ve liposuction benzeri yöntemlerle ancak geçici olarak çözüm bulabilirsiniz. Bu konunun uzmanları da karın ve bel bölgesi yağlanması yüksek olan kişilerde öncelikle fazla kiloların verilmesini vurgulamaktadırlar. Yapılan yağ analizlerinde kişilerde abdominal yağlanma dışında bacak, kalça, gövde ve kollarda da yağ yüzdelerinin beldeki kadar yüksek hatta bazen beldekine oranla daha yüksek yağ yüzdelerine sahip olduğu görülmektedir. Yani kişi kilo alımı sırasında sadece karından yağ almış olduğunu görünüşünde hissetse bile ölçümler diğer bölgelerde de yağın kasa oranla olması gerekenden daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu sebeple bu kişilerde genel yağlanmayı düşürecek şekilde diyet yapılarak vücudun tüm bölgelerinde yağ kaybı hedeflenecek şekilde kilo verimi sağlanır.

Genel beslenmelerde yapılan en büyük hatalar;

 - Akşam sadece meyve yiyip yatmak, saat 18.00’den sonra yemek yememek, kahvaltı ve öğle gibi ana öğünleri atlamak, diyette hiç ekmek yememek, ara öğün yapmamak, yüksek karbonhidratlı besinleri diyette çok sık almak.
 - Pilav, makarna, tatlı, mantı, çorba ve börek gibi yemekleri aynı öğünde bir arada tüketmek.
 - Kuruyemiş, kuru meyve gibi gıdaları gereğinden fazla yemek,
 - Light gıdaları kilo aldırmaz düşüncesi ile fazla miktarda kullanmak.
 - Herkesin alması gereken kalori farklıdır. Herkesin yiyebileceği bir porsiyon ölçüsü vardır. Bir besini gereğinden fazla tüketmek de diyetten tamamen çıkarmak da doğru bir hareket değildir. Uzun açlıklar başta karın bölgesi olmak üzere yağlanmayı artırır. Önemli olan sık aralıklarla yeterli miktarda tüketmeyi öğrenmektir.

Bol bol yürüyün ve yüzün

Egzersiz yapmak vücutta genel yağlanmayı azaltan en önemli parametrelerden bir tanesidir. Özellikle yürüyüş ya da yüzme vücutta hem bölgesel hem genel yağlanmayı düşüren iki spor şeklidir. Haftada 4 kez 35-45 dakika tempolu aralıksız yapılan aktivite yağlanmayı azaltır.