Showing posts with label metabolizma. Show all posts
Showing posts with label metabolizma. Show all posts

Friday, June 29, 2012

Sütünüz artarken kilonuz azalsın

Obezite ve metabolizma uzmanı Dr. Ayça Kaya, annelere sütlerini artırırken, kilo vermelerine de yardımcı olacak 10 ipucu veriyor.

Some studies have found breastfed children grow up healthier and are less likely to become obese
Birçok kadının en güzel rüyasıdır bir çocuk sahibi olabilmek. Ancak hamilelik ve süt verme dönemi ise bazen kilo alma açısından bir karabasana dönüşebilir. İlk hamile kalındığında çevreden, sen iki canlısın iki kişilik ye gibi telkinler, doğumdan sonra süt artırma kaygısına dönüşür ve süt artsın diye lohusa şerbetleri ve yüksek kalorili tatlılar yenilerek çok fazla kilo alımı ortaya çıkabilir. Obezite ve metabolizma uzmanı Dr. Ayça Kaya, annelere sütlerini artırırken, kilo vermelerine de yardımcı olacak 10 ipucu veriyor.
Eğer hamile kalmayı planlıyorsanız veya lohusalık döneminde iseniz işte size kilo almadan süt artırmanın yolları:
1) Gebelikten sonra otoimmun tiroid hastalıklarının ortaya çıkmasında bir artış olur. Eğer lohusalık depresyonunuz var ise ve kilo artışı yaşıyorsanız bu açıdan öncelikle bir iç hastalıkları uzmanına muayene olmanızda fayda var. Hem tiroid, hem şeker hem de genel metabolizmanızın değerlendirilmesi iyi olur.
2) Toplumda şekerli yiyeceklerin ve içeceklerin anne sütünü artırdığı ile ilgili yanlış bir inanış vardır. Bu tür yiyecekler sütü artırmaz. O nedenle loğusa şerbetleri, hazır meyve suları, şeker eklenerek yapılmış kompostolar, helvalar, tatlılar ve çikolatalardan uzak durun.
3) Sütü artıran en önemli madde sudur. Ne kadar çok su içerseniz o kadar çok sütünüz olur. Özellikle her yemekte 2 bardak su için. Yediğiniz her meyveden sonra su için. Ortalama 10-12 bardak su içmeye özen gösterin.
4) Su oranı yüksek olan sebzeler ve meyveler çok süt yapar. Her yemeğinizin yanında bolca yeşil salata yiyin. O nedenle salatayı baş tacı yapın. Ancak içine yağ, mayonez ve salata sosu koymayın. Nar ekşisi, limon, sirke ve 1 tatlı kaşığını geçmeyecek şekilde yağ ekleyebilirsiniz. Su oranı yüksek olan ıspanak, pazı, kara lahana, yeşil fasulye gibi sebze yemeklerine sofranızda daha çok yer açın. Bu sebzeleri pişirirken kıymalı veya yumurtalı olarak hazırlamak besin kalitesini yükseltir. Ama eğer kıymalı yemek sevmiyorsanız yanında ayrıca köfte olarak hazırlayabilirsiniz.
5) Taze sıkılmış meyve suyu, ayran, maden suyu ve şekersiz bitki çaylarını içecek olarak tercih etmekte fayda var.
6) Yağlı yiyeceklere karşı dikkatli olun. Kızartmalar, pastane ürünleri, kurabiyeler, kıymadan yapılan etler, cipsler, çerezler, kremalı yiyecekler kalori oranları yüksek yiyeceklerdir. Küçük miktarda yenildiğinde çok fazla kilo yapabilir.
7) Süt veren annenin gece kalkmaları nerede ise bir rutindir. Emzirmek ayrıca enerji ihtiyacını artırır. Ancak geceleri kalktığınızda karnınız zil çalsa bile sakın ağzınıza bir lokma koymayın. Çünkü gece insan vücudu depolamaya daha eğilimlidir. Gece yediğiniz bir lokma gündüz yediğiniz 10 lokmaya bedeldir. Çok acıkırsanız sadece 1 bardak su için ve sabah güzel bir kahvaltı yapacağınızı hayal edin.
8) Emziklilik dönemi kilo vermek için bulunmaz bir fırsattır aslında. Çünkü insan vücudu süt yapmak için bir enerji harcar. Harcanan bu enerji özellikle ilk 2 ayda çok fazladır. Nerede ise günde 2 saatlik spor yapmaya bedeldir. O nedenle doğru yiyecek tercih yapmayı bilirseniz biraz da hareketinizi artırırsanız haftada 1- 1,5 kilo kaybedebilirsiniz.
9) İşte size sütünüzü artıracak, bebeğinizin gazını alacak bir tarif: 1 yemek kaşığı rezene, 1 yemek kaşığı ıhlamur, 1 yemek kaşığı papatya, 1 tatlı kaşığı tane kimyon ve 1 tatlı kaşığı anason. Porselen bir demliğe bu ölçülerde bitkileri koyun ve üzerine 2 fincan kaynar su ekleyin. Demliğinizin üzerine bir havlu ile kapatın. Yemeklerden hemen sonra bu çayı içtiğinizde bebeğinizin gazı daha az olur. Sizin de sütünüz daha bol olur.
10) Tuzlu yiyecekler, her ne kadar su ihtiyacını artırarak su içmeyi teşvik etse de vücuda bazı zararlar verebilir. Turşu, salamura yapılmış yiyecekler, tuzlu çerezler, şarküteri ürünleri, hazır soslar, tuzlu peynirler ve zeytinler gizli tuz oranı yüksek besinlerdir. Bu besinler eğer çok tüketilirse tuz vücuttan atılırken kemikten kalsiyum çekeceği için kemik erimesi yapabilir. Özellikle gebelik ve lohusalıkta kalsiyum ihtiyacı artar. Eğer fazla tuzlu yenirse bu durum kişinin ayrıca kalsiyum ihtiyacını artırarak kemik erimesini tetikleyebilir. O nedenle tuz oranı yüksek besinlerden kaçınmakta fayda var.

Thursday, June 28, 2012

En hızlı kilo verdiren diyet bulundu

Kilo vermenin altın kuralı "aldığınızdan daha çok kalori harcayın"dır. Ancak yeni bir çalışma insanları bazı diyetlerde diğerlerinden daha etkili kalori harcadığını ortaya koydu.

Diyet lokumu: Siz karbonhidrat yemek ve hala yeni bir plan üzerinde kilo verebilirsiniz

Araştırmacılar aşırı kilolu insanların düşük karbonhidrat içerikli diyetlerde, az yağlı diyetlere oranla 350 kalori daha fazla harcadığını tespit etti.

Amerikan Tıp Birliği'nden Dr. David S. Ludwig böylece insanların parmağını bile kıpırdatmadan bir saatlik egzersizde harcadıkları kaloriyi harcayabileceklerini belirtti.

Araştırmada ayrıca insanların düşük yağlı diyetlere oranla düşük glisemik indeksli yiyeceklerle 150 kalori daha fazla yakabilecekleri de ortaya çıktı.
Dr. Ludwig bütün kalorilerin benzer olmadığını, bazı yiyeceklerden alınan kalorilerin metabolizma tarafından daha kolay yakıldığını söyledi.
 Capsiplex is the first diet pill to contain ingredients previously only available on the NHS
KALORİLER BİRBİRİNDEN FARKLI MI?

Araştırma süresince katılımcıların hepsine ilk başta aynı diyet uygulandı ve hepsi ortalama olarak ağırlıklarının yüzde 14'ünü verdi.
Daha sonra katılımcılara 3 farklı, popüler diyet uygulandı.
Diyetlerin biri az yağ alımına dayalıydı, ikincisi ise düşük karbonhidrat içeren popüler Atkins diyetiydi. Üçüncüsü ise glisemik indeksi düşük besinlerle beslenmeye dayalı bir diyetti.

ÇOK KİLO VERDİRDİ AMA KALBİ TEHDİT ETTİ

Düşük karbonhidrat diyetinde insanlar en fazla kiloyu verdi ancak aynı zamanda stres hormonu ve vücut iltihabı yükseldi. Bu ikisi de kalbi tehdit eden riskleri oluşturuyor.
Aynı zamanda insanlar az yağ oranı içeren diyette hem insülin direnci, hem iyi kolesterol hem de yağ seviyeleri konusunda en kötü sonuçları aldılar.
Düşük glisemik indeks diyeti ise kalori yakımı açısından düşük karbonhidrat diyeti ile aynı sonuçları verdi. Ancak araştırmacılar bu diyetin de önerilenden daha fazla yağ içerdiğinin altını çizdi.

Monday, June 25, 2012

Tembellik gençleştiriyor.

Hayatı yavaşlatmak ya da deyim yerindeyse bir nebze de olsa 'tembelleşmek' genç kalmanın yeni anahtarı. Kulağa gerçekten de hoş geliyor, değil mi?

Single supplements can almost double the cost of a holiday when compared with a couple sharing, according to the latest research.
Şimdilerde güzellikle ilgili yepyeni bir slogan kadınların ilgisini çekiyor. Hayatı yavaşlatmak ya da deyim yerindeyse bir nebze de olsa 'tembelleşmek' genç kalmanın yeni anahtarı. Kulağa gerçekten de hoş geliyor, değil mi? İşte detaylar… 
Enerjinizi düşürün, genç kalın
Her yerde okuyup duruyoruz; metabolizma ne kadar hızlı çalışırsa, vücut da fit görünümünü ve tazeliğini o denli koruyor. Ama bilim adamlarına sorarsanız, bu tamamıyla yanlış… Yapılan birçok araştırmaya göre, yavaşlayan bir metabolizma –burada konu edilen düşük kalori alımı- uzun yaşamın sırlarından biri. Sebebine gelince; vücut ısısında ve metabolizma hızında meydana gelen azalma, hücrelerin ve dolayısıyla organların yaşlanmasına neden olan serbest radikallerin oluşumunu engelliyor. Ayrıca kanser, iltihaplanma ve diğer hastalıkların tetikleyicileri de daha az üretilmeye başlanıyor. Tüm bu bilgileri nasıl kullanacağımıza gelince…
 Experts say Britons, with our more liberal attitude towards drinking generally, are particularly prone to Holiday Heart Syndrome
Hayatı yavaşlatmak genç tutuyor
Cildin yenilenmek için zamana ihtiyacı var. Bugüne kadar biz hep hücreler kendini ne kadar hızlı yenilerse, kırışık oluşumunun da o kadar geç gerçekleştiğini düşünüyorduk. Kısa bir süreliğine doğru bir varsayım kabul edilebilir bu; ancak uzun vadede bilim insanları bu sürecin tersine işlediğini belirtiyor. Her hücre bölünmesinde kromozomların uç parçalarını oluşturan telomerler kısalıyor. Bir noktadan sonra, minimum uzunluğun altına düştüklerindeyse hücrelerin bölünmesi artık mümkün olamıyor. Dokular sertleşiyor, geriyeyse elastikiyetini yitirmiş bir cilt kalıyor. Bunu keşfeden birçok kozmetk markası son yıllarda ürünlerinin içeriklerine yosunları da ekledi. Yosun ekstreleri, hücrenin kendi ritminde yenilenmesini sağlamak için çeperini yeniden oluşturmasına yardımcı oluyor.

Saturday, June 23, 2012

Şifalı bitkiler

Yaz sıcaklarının bir anda bastırmasıyla birlikte bünyemizdeki ve metabolizmamızdaki yavaşlama çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

7 ot, 7 mucize!
Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, mevsim değişimlerinin insan vucüduna olan etkisinin son derece önemli olduğunu, bu etkileri hafifletmek ve vücuttan su atılımını hızlandırmak için 7 farklı bitkiden yararlanılabileceğini belirtiyor. 
Biberiye, funda yaprağı, kiraz sapı, ısırgan yaprağı, yeşil çay, maté yaprağı ve kekik gibi bitkiler içlerinde barındırdıkları özelliklerle vücutta tam bir detoks etkisi yapıyor.
İşte Prof.Dr. Erdem Yeşilada’nın önerdiği 7 farklı bitkinin kullanım amaçları…
Biberiye yaprakları, yapılan deneysel çalışmalarda pankreatik lipaz enzimini baskılayarak bağırsaklardan yağın emilmesini azalttığı ve dolayısıyla kilo almayı ve karaciğer yağlanmasını önleyebileceği bildirilmektedir. Ayrıca safra salgısını artırarak sindirimi, bilhassa yağlı besinlerin sindirimini kolaylaştırmaktadır. Diğer taraftan, biberiye yapraklarının idrar söktürücü özelliği vücuttan ödemin sökülmesine yardımcı olmaktadır. 

Funda yaprakları, idrar artırıcı etkisinin yanı sıra sindirimi kolaylaştırıcı özelliği bulunmaktadır.
Kiraz sapı, idrar artırıcı özelliğinin yanı sıra zengin potasyum içeriği nedeniyle vücutta idrar ile atılan potasyum dengesinin bozulmasını önlemektedir.
Isırgan yaprakları da potasyum bakımından zengin bir idrar söktürücü olmasının yanı sıra vücuttaki ödemin atılmasına yardımcı olur.
Yeşil çay ve Mate, içinde bulunan kafein maddesi nedeniyle fiziksel halsizliği giderici ve enerji verici (analeptik) bir içecek olarak bilinmektedir. Kafein türevleri idrar artırıcı etkisi ile yine vücutta ödemin sökülmesine yardımcı olur. Yeşil çay ve mate bitkileri yağ yakıcı (lipolitik) ve glikojenolitik özelliktedir. yağ yakıcı etkisi klinik çalışmalar ile de ortaya konulmuştur.
Kekik uçucu yağının safra artırıcı etkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla sindirimi kolaylaştırır.

Friday, June 15, 2012

Sağlığınızı doğal maden suyu ile koruyun.

Sıcak yaz günlerinde ferahlamanın yollarından biri olan doğal maden suyu, insan sağlığı için son derece önemli. Düzenli olarak doğal maden suyu tüketmek; böbrekler, sindirim sistemi, metabolizma ve cilt için son derece faydalı


Yaz yaklaşırken sıvı tüketimi daha da önem kazanıyor. Özellikle terle kaybedilen mineralleri de düşündüğümüzde maden suyu tüketimi daha da önemli hale geliyor. Doğal maden sularında çözünmüş bulunan kalsiyum, magnezyum ve sodyum gibi ana mineraller, florür, iyot gibi eser elementler ve bikarbonat, sülfat gibi iyonların; bir dizi fizyolojik fonksiyonlar üzerine destekleyici etkileri olduğu ve bazı hastalıklar için de yararlı olduğu bilinmektedir.


DOLABINIZDA OLMALI Uzmanlar tarafından her gün en az iki şişe tüketilmesi tavsiye edilen doğal maden suyu, böbrek ve idrar yollarındaki taş oluşumunu önlemeye yardımcıdır. Sokağa çıkılamayan aşırı yaz sıcaklarında evimizde ya da ofisinizdeki buzdolabında bulundurmanız tavsiye edilen maden suyu, sağlıklı ferahlamak için iyi bir seçimdir. İşte doğal maden suyunun vücudumuzun bazı bölgeleri ve işlevleri üzerindeki etkileri: BÖBREK: Doğal maden suları böbrek ve idrar yolarında taş oluşumunu önlemeye yardımcıdır. Özellikle bikarbonat, magnezyum ve kalsiyum içerikli yüksek mineralli maden suları; idrar yolu enfeksiyonlarında iltihabı geriletici etki gösterir. Boşaltım sisteminin birçok hastalığında böbrek fonksiyonlarını destekleme ve geliştirme amacıyla bolca doğal maden suyu içilmesi tavsiye edilir.
METABOLİZMA: Doğal maden suları safra kesesi tembelliğinin giderilmesinde yararlıdır ve pankreas fonksiyonlarını destekler. Sodyum bikarbonatlı suların, diyabette insülinin etkisini güçlendirdiği biliniyor. Hem idrar miktarını, hem de idrarla ürik asit atılımını artırdığından, idrar yollarında oluşan taş oluşumunun önlenmesinde yardımcı olduğu da bilinmektedir.
SİNDİRİM SİSTEMİ: Günümüz insanının az su içme alışkanlığı, minerallerden yetersiz beslenme ve hareket azlığı gibi özellikleri; sindirim sistemi rahatsızlıklarının başlıca nedenleridir. Bunların başında da kabızlık gelir. Bu rahatsızlıkta sülfatlı maden suları çok yararlıdır. Bir şişe doğal maden suyu; içerdiği karbondioksit gazıyla, tok karnına içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Yemekten önce ve yemek aralarında içilen maden suyu da tokluk hissi vereceğinden kilo vermenize yardımcı olur.
CİLT: Doğal maden suyunun cilt fizyolojisinin desteklediği, gergin ve pürüzsüz bir cilde katkısı olduğu bilinmektedir. Diğer yandan maden suyu sadece içildiğinde değil, aynı zamanda dıştan sürüldüğünde de cildi canlandırır ve gençleştirir.


SICAK GÜNLERDE DAHA ÇOK TÜKETİN
Yazın terleme ile büyük miktarda su kaybı olur; bununla orantılı olarak su gereksinimi de günlük gereksinimin iki ya da üç katına kadar çıkabilir. Birçok kişi özellikle ileri yaştakiler, susama hissine göre su içerler. Sonuç; günlük gereksinimden çok daha az miktarda su içilmesidir. Bunu önlemek ve yeterli su içilmesini kolaylaştırmak için evde ve işte doğal maden suyu gözle görünür ve kolay ulaşılır yerlere yerleştirilmelidir


HAMİLE KADINLAR MUTLAKA İÇMELİHamilelik döneminde ihtiyaç duyulan çeşitli minerallerin karşılanmasını sağlayan en önemli içecek maden suyudur. Maden suyu; içeriğinde bulunan zengin minerallerle hamileliğinizin sağlıklı geçmesini ve bebeğin gelişimi için ihtiyaç duyulan minerallerin karşılanmasını sağlar. Doğum sonrasında içilen maden suyu ise, anne sütünü artırmaya yardımcı olur.


SPORDAN ÖNCE VE SONRA İÇİN
Bir spor aktivitesine katılma sırasında ve sonrasında görülen kilo kaybı, aslında tamamen terleme ile su ve mineral kaybına bağlıdır. Bu kayıp spor sonrası mutlaka karşılanmalıdır. Bunun en iyi yolu da doğal maden suyu içilmesidir. Yapılan spor tipine göre kaybedilen su miktarı ise şöyledir:
110 metre koşu: 0.1-0.3 litre su
90 dakika tenis: 1.5-2.0 litre su
90 dakika futbol: 2-3 litre su
Maraton koşusu: 4-5 litre su

Wednesday, June 13, 2012

Metabolizmanızı keşfedin, kilo verin!

Beslenme ve diyet uzmanı Nihal Özdemir, her insanın kendi metabolizmasına uygun sağlıklı beslenme programıyla kilo sorununu çözebileceğini söyledi.

Keeping trim: The new Atkins diet encourages exercise
Adana'da özel bir hastanede görev yapan Nihal Özdemir, yaz aylarına girilmesi ile birlikte herkesi kilo telaşı sardığını söyledi. Kilo vermeye çalışırken yanlış uygulamalardan kaçınılması gerektiğini anlatan Özdemir, "Kışın yorgunluğunun atılmaya çalıştığı bu dönemde insanları bir taraftan da tatil telaşı sarıyor. Kışın alınan kilolardan kurtulmak isteyenler endişeleniyor. Baharla beraber gelen halsizlik, baş ağrısı, bitkinlik, kas ve eklem ağrıları, yorgunluk gibi şikayetleri azaltmak hem de kilolardan kurtulmak mümkün. Yeterli ve dengeli aynı zamanda metabolizmanıza uygun bir sağlıklı beslenme programı bu sorunları çok kolay halledecektir" dedi. Beslenmenin kişiye özel olduğunu kaydeden Özdemir, şöyle konuştu:
"Bebek,  çocuk, yetişkin, yaşlı, emzikli, gebe, doğuştan metabolizma hastalıkları gibi özel durumlar hatta kadın ya da erkek olmak metabolizmayı doğrudan etkileyen etmenlerdir. Bir başkasının iyi sonuç aldığı diyetleri tamamen uygulayıp, egzersiz yaptığı halde kilo verme sorunu yaşayanlar şunu gözden kaçırıyor. Sizin metabolizmanız standarttan biraz farklı işliyor olabilir ki bu yüzden uyguladığınız kilo verme programları metabolizmanıza uymaması nedeniyle asla işe yaramayacak. Siz aç kalarak kilo vermeye çalışırken başkaları sizden daha fazla yiyip daha az kiloya sahip olabilir. Yapılması gereken tek şey; farklı bir metabolizmaya sahip olduğunuzu kabul etmektir. Metabolik sendrom ve insülin direnci ile birlikte bitkinlik, uykusuzluk, orta dereceli depresyon, kilo alma ve sinirlilik hali farklı bir metabolizmaya sahip olduğunuzun kanıtıdır. Bu problemler ile ne kadar uzun süre yaşarsanız sağlık sorunlarınız ve kilo alma probleminiz o kadar çok ilerleyecektir. Bu nedenle insanların önce kendi metabolizmasını keşfetmesi gerekir. Bu konuda da mutlaka bir uzmanı danışılması gerek."
 
Nihal Özdemir, insanların kendi metabolizmasıyla yaşamayı öğrenmesi halinde, sağlıklı bir şekilde kilo verebileceğini ve bunun da kalıcı olacağını ekledi.

Tuesday, June 12, 2012

Genç kızların kilo kâbusu

Zayıf bir vücuda sahip olmak, genç kızların en büyük hayali. Ancak ergenlik döneminde metabolizmada meydana gelen değişiklikler kilo problemine neden olabiliyor.

Happy times: Measuring your waist could well put a smile on your face with the Dukan diet
Ergenlik dönemi, büyümenin hızlandığı, biyolojik değişimle cinsel ve yapısal olgunlaşmanın tamamlanıp, çocuğun erişkin görünümüne girdiği dönem. Hem kızlarda hem de erkeklerde ergenlik başlamadan önce genellikle vücut yağ oranında artışa bağlı olarak kilo alınıyor. Ancak ergenliğe erkeklerden daha önce giren kızlarda kilo sorunu daha fazla oluyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Rüştü Serter, ergenlik döneminde kilo alımını tetikleyen 5 faktör olduğunu söylüyor. Ergenlikte kilo almanın nedenlerini anlatan Doç. Serter, genç kızlara ergenlik döneminde kilo almamak için yapacakları konusunda önerilerde bulunuyor:
1- Yükselen hormon seviyesi: Ergenlik döneminde kızlarda östrojen hormonu seviyesi yükseliyor. Bu da kadınsal vücut hatlarının şekillenmesini sağlarken, yağ depolanması sonucu kilo almalarına neden oluyor.Sensible eating: October 25th is the last chance to start a diet to drop a dress size by Christmas

2- Artan iştah: Kadın vücudu yağlanmaya her zaman daha yatkındır. Vücutta değişen hormon dengelerinin etkisi ve artan iştahın da katkısıyla aşırı kilo almaya eğilim ortaya çıkıyor. Bu dönemde beslenmede yapılan hatalar da genç kızların kilo almasına neden oluyor.
3- Duygusal dalgalanmalar: Ergenlik döneminde duygusal dalgalanmalar da sık yaşanıyor. Bunlar hiç yememeye yol açabileceği gibi aşırı yeme isteğine de sebep olabiliyor. Beslenmede yapılan bu tip hatalar genç kızların hızlı kilo almasıyla sonuçlanıyor.
4- Erken ergenlik: Ergenlik çağının sonunda kızlarda salgılanan kadınlık hormonu östrojen kemiklerdeki büyüme plaklarını kapatıyor. Ergenlik dönemi boy uzamasının durması ile sonlanıyor. Bu nedenle ergenliği geç yaşayanlarda, boy uzaması bir süre daha devam ediyor. Erken ergenlikte ise genetik olarak boy uzama şansı olsa bile, kemikteki büyüme plaklarının kapanması boy uzamasını sonlandırıyor. Boyu beklenenden kısa kalan genç kızların kilo fazlalığı ile karşılaşma eğilimi de doğal olarak daha fazla oluyor. Çalışmalar, erken ergenliğe giren kızların erişkinlik döneminde daha kısa ve kilolu olduklarını gösteriyor.
5- Fiziksel aktivite eksikliği: Ülkemizde genç kızlar arasında spor yapma oranının düşük olduğu biliniyor. Ağır ders çalışma düzeninin yanında gençlere spor ve aktivite için yeterli boş zamanın kalmaması, bu dönemde hızlı kilo artışına neden oluyor.
ERGENLİKTE KİLO KONTROLÜ İÇİN…
- Sağlıklı beslenin:
 Bu dönemde özellikle genç kızların sağlıklı beslenmelerine dikkat etmeleri gerekiyor. Protein, karbonhidrat ve yağ alımını dengelemelisiniz.
- Yağdan uzak durun: Hayatın her evresinde olduğu gibi ergenlikte de kalorisi fazla yağlı yiyeceklerden ve atıştırmalardan kaçının. Öğün atlamadan meyve ve sebzeden zengin dengeli beslenin. Genç kızlık döneminde yağlı ve kalorili sağlıksız yiyecekleri kesmeniz bile otomatik olarak kilo vermenizi sağlar. 

- Sporu hayatınıza katın: Spor ve egzersizle gıdalarla aldığınız enerji fazlasını yakmanız gerekiyor. Ayrıca bu sayede vücut gelişiminin önemli bir parçası olan kas yapılanmanızı da sağlamış oluyorsunuz. 
- Şok diyetlerden kaçının: Bu dönemde boydaki artış ile kilo alımı aşırıya kaçmadan dengelenebiliyor. Kilo almanızı önlenmek amacı ile diyette aşırı kalori kısıtlanması yapısal gelişmenizi olumsuz etkileyebileceğinden dikkatli olmanız gerekiyor. Eğer kalori kısıtlanacaksa büyümenin etkilenmeyeceği içerik ve kalori düzeyinin bir uzman tarafından ayarlanması önemlidir.
- Kötü alışkanlıklardan uzak durun: Alkol ve sigara gibi maddelerden uzak durmalı ve sağlıklı yaşam tarzını kalıcı olarak benimsemelisiniz. Bu tür maddeler sağlıklı bireyler olmanızı engelleyerek zaman içerisinde kilo almanıza neden olabiliyor.
AŞIRI KİLO OBEZİTE RİSKİNİ ARTIRIYOR Ergenliğin başında alınan kilolar daha sonra boyun uzaması ile birlikte dengelenebiliyor ve obezite gelişmeyebiliyor. Ancak aşırı kilo artışı ergenlik boyunca devam ederse, genç kızlar bu dönemden obez olarak çıkabiliyor. Fazla kiloların verilmesi de her dönemde olduğu gibi zor olabiliyor. Kilo alan genç kızlar ilerleyen dönemde kendiliğinden kilo veremiyor. Mutlaka bu yönde ciddi çaba sarf edilmesi sağlıklı yaşam tarzının benimsetilmesi gerekiyor.
Ergenlik döneminde beklenenin üzerinde kilo alan her genç kızın, ülkemizde sık karşılaşılan hipotiroidi (tiroid bezinin yavaş çalışması) olasılığı için tetkik yaptırması öneriliyor.

Tuesday, May 22, 2012

İnsülin direncini kırmadan zayıflanmaz.

Diyabete sebep olan, kalp hastalıkları açısından ciddi riski yaratan insülin direnci, fazla kilonun da önemli bir nedeni. Öyle ki bu direnç kırılmadan kilo vermek neredeyse imkansız.

Just As Beautiful gelen Modeli
İnsülin pankreastan salgılanan, şeker metabolizmasını düzenleyen bir hormon. İnsülin bu düzenlemeyi yaparken insülin reseptörü adı verilen bir yapıya bağlanıyor ve aktive oluyor. Bu reseptör çeşitli nedenlerle insülinin bağlanmasına izin vermezse insülin kanda yeterli miktarda olduğu halde görev yapmıyormuş izlenimi veriyor.
Şekeri hücre içine sokarak yakılmasını sağlamak, karaciğer de şeker üretimini engellemek,
kas ve yağ dokusunda şeker depolanmasını sağlamak, insülinin belli başlı görevleri. Bu görevlerin hepsinin amacı ise kan şekerini düşük tutmak. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Soner Dileklen insülinin reseptöre bağlanmada problem yaşaması durumunda oluşan insülin direncini şöyle anlatıyor:
“insülinin reseptöre bağlanmada problem yaşarsa yukarıdaki etkilerin hiçbiri gerçekleşmediği için şekeri sınırda tutabilmek için insülin gittikçe artma eğilimi gösterir. Bu durumda şeker normal gittiği halde kan insülin seviyeleri gittikçe artar. Ta ki insülin pankreas üzerindeki hücrelerde hasar verinceye dek. Pankreasın zarar görmesi sonucunda şeker kanda yavaş yavaş yükselmeye başlar ve sonunda şeker ciddi boyutlara ulaşır. Bu durumda da şeker hastalığı oluşur. İnsülinin yüksek seyretmesi 2 farklı olaya daha neden olur: Bunlardan birincisi; insülin iştah artırıcı bir hormondur, yedikçe insanın yiyesi gelir. İkincisi de insülin yağ depolanmasına yardımcı olur. Bu 2 özellik de kilo almayı artırıcı ve vermeyi zorlaştırıcı etkenlerdir. Bu nedenle insülin direnci kırılmadan kilo vermek mümkün olamamaktadır.”
İnsülin direnci diyabetin yanı sıra kalp hastalıklarına da neden oluyor. Bu hastalıkların bir arada bulunması ise metabolik sendrom olarak adlandırılıyor. Dr. Dileklen, metabolik sendromda ortaya çıkan tabloyu şöyle özetliyor:
1. İnsülin direnci,
2. Kan insülin yüksekliği,
3. Şişmanlık,
4. Hipertansiyon,
5. Kolesterol yüksekliği,
6. Koroner damarlarda tıkanıklık gibi çok ciddi problemler birlikte bulunmaktadır.
Dünyada birçok merkezin metabolik sendrom ve oluşturduğu etkiler üzerine çalışma yaptığını, bu konudaki araştırma sonuçları yayınlandıkça hastalığın öneminin daha iyi anlaşılacağını söyleyen  Dileklen, Türkiye’deki metabolik sendrom oranının yüzde 33 olduğunu söyledi:
HASTALIĞIN FARKINDA DEĞİLİZ
“Ülkemizde de bu konu ile ilgili Metsar adı altında bir çalışma sonuçlanmıştır. Bu çalışmada 4000 kişi üzerinde araştırma yapılmış ve metabolik sendrom oranı yüzde 33 olarak saptanmıştır. Bu çalışmalarda asıl önemli olan nokta metabolik sendrom hastalığı olanların birçoğunun hastalığının farkında olmamasıdır. Bu çalışmadaki ilginç verilerden bazıları şöyledir:
1. Türk toplumunun yüzde 31.3’ ü sigara kullanmaktadır.
2. Toplumdaki 20 yaş üstü kişilerden yüzde 27.6’ sının şekeri yüksek olmasına rağmen kişiler farkında değildir. Bu kişiler direk olarak diyabet riski altındalar ve bunların insülin direnci tedavisi almaları gereklidir.
3. Türk kadınlarının yüzde 54.8’ i şişman olduğu için kalp krizi geçirme ve diyabet hastası olma riski yüksektir.”

VAKİT KAYBETMEDEN ÖNLEM ALINMALI
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Soner Dileklen çalışmayı, “Bu sonuçlar bize hastalığın ne derece önemli ve ilerleyici olduğunu göstermektedir. Ülkemizde insülin direnci ve buna bağlı olarak şişmanlık, şeker hastalığı ve kalp krizi gün geçtikçe artacaktır. Bize düşen görev iş işten geçmeden kontrollerimizi yaptırıp önlem almaktır. Diyabet, kalp krizi veya felç oluştuktan sonra birçok şeyi geri döndürmemiz mümkün olamamaktadır. Bu nedenle insülin direnci ile ilgili tetkikleri ihmal etmemeliyiz” sözleriyle değerlendirdi.