Showing posts with label risk. Show all posts
Showing posts with label risk. Show all posts

Sunday, July 1, 2012

Menopozda riskli yaş 46

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre 46 yaşından önce menopoza giren kadınların, kalp krizi ya da felç geçirme riski menopoza geç giren kadınlardan iki kat daha fazla.

Difficult time: The changes a woman experiences during the menopause can affect both her and her partner (posed by models)
Birmingham’daki Alabama Üniversitesi’nde bilim insanlarının yaptığı araştırmaya 2 bin 509 kadın katıldı. Araştırmada 46 yaşından önce menopoza giren kadınların yüzde 3.3’ünün kalp problemleri yaşadığı görüldü. Menopoza geç giren kadınlarda ise bu oran yüzde 1.5. Uzmanlar, erken menopozla kalp hastalığı arasında bağlantıyı henüz tam belirleyemediklerini, östrojen seviyesinin düşmesinin bu duruma yol açabileceğini söyledi. ABD’de menopoza girme yaşı ortalama 51.

Tuesday, June 26, 2012

Kanser hastasının tatil rehberi

Birçok insan tatili iple çeker, özellikle çalışanlar için tatil, dinlenip eğlenmeye ayrılan keyifli zaman dilimi anlamına gelir. Hem çalışıp hem de kanserle savaşanlar da tatili dört gözle bekler ama onlar için tatil, kaygıları ve soru işaretlerini de beraberinde getirir.

Cancer care:
Klimalar, kalabalık ortamlardaki enfeksiyon riski, sert esen poyraz, çabuk yorulma, vücut direncinin sık sık düşmesi ve beraberinde gelen hastalıklar... Kanser artık kronik hastalıklar listesinde yer alıyor. Bu, kanserle yüzleşen insanların hastalıkla yaşayacağı ve mücadelenin uzun soluklu olacağı anlamına geliyor. Hal böyle olunca aktif tedavi dönemini geride bırakıp hayatın rutinine dönenler için de kemoterapi ve radyoterapi gören hastalar için de tatil yapmak zaman zaman riskli olabiliyor. Ancak bazı noktalara dikkat ederek ve önlem alarak keyifli bir tatil geçirmek de mümkün.
Neolife Tıp Merkezi’ nden Medikal Onkolog Doç. Dr. Duygu Derin ve Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Alptekin Arifoğlu, kanser hastalarının rahat ve keyifli bir tatil geçirebilmeleri için dikkat edilmesi gereken o noktalara değindi.
İşte kanser hastası için sorunsuz tatilin püf noktaları:
• Kemoterapi bağışıklık sistemini zayıflattığı için mikrop kapmayı kolaylaştırır. Bu nedenle kemoterapi görmekte olan veya kemoterapisi henüz bitmiş hastalar, tatil yapmak için seçecekleri mekânın temiz olmasına dikkat etmeli. Ayrıca mekânın çok kalabalık olmamasına özen gösterilmeli. Ateş veya benzeri bir sağlık sorununda, müdahale yapabilecek sağlık merkezine kolay ulaşılabilmesi de çok önemli.
• Tatil yapılacak mekâna ulaşım için, rahat ve fazla kalabalık olmayan bir ulaşım aracı kullanılmalı. Özel araç veya yol çok uzunsa uçak tercih edilmeli.
• İyi pişirilmiş, temiz hazırlanmış ve sunulmuş, açıkta uzun süre bekletilmemiş yiyecekler tüketmeli. Meyvelerin kabukları soyulmalı ve nasıl yıkandığından emin olunmadığı durumlarda salata ve meyve tüketiminden uzak durulmalı. Sıcakta çabuk bozulabileceği için kremalı tatlılardan kaçınılmalı.
• Kemoterapi ve radyoterapi sırasında güneşe maruz kalınırsa ciltte lekeler oluşabilir. Bu nedenle güneşten uzak durulmalı. Mecburen güneşe maruz kalınacak durumlarda ise yüksek koruma faktörlü kremler kullanılmalı.
• Enfeksiyon olasılığını artırdığı için havuz yerine deniz tercih edilmeli.
• Radyoterapi sırasında, sıcak su vücutta ödem artışına neden olduğundan, kaplıca tatilinden ve sıcak su ile banyo yapmaktan kaçınılmalı. Aynı zamanda cilt hassaslaştığından, kese gibi cildi tahriş edebilecek işlemlerden de uzak durulmalı.
• Bol sıvı tüketilmeli ve çok sıcak saatlerde dışarı çıkmadan, istirahat edilmeli.

Wednesday, June 20, 2012

Çay seven erkeğe bir iyi bir kötü haber.

Yeni bir araştırmaya göre aşırı miktarda çay içen erkeklerin prostat kanserine yakalanma riski artıyor olabilir.

Glasgow Üniversitesi araştırma ekibi, 37 yıllık bir süre boyunca 6 bini aşkın erkek deneğin sağlık durumunu izledi.
Araştırmacılar, günde yedi bardaktan daha fazla çay içen erkeklerde prostat kanserine, hiç içmeyen ya da az çay içenlere kıyasla, yüzde 50 daha fazla rastlandığını söylüyor.
Ancak doktorların dikkat çektiği bir bilinmez var: Kansere çayın mı neden olduğu, ya da bu erkeklerin daha uzun yaşadıkları için mi kanser olduğu açıklık kazanmadı.
Glasgow ekibi, İskoçya'da erkeklerde en sık rastlanan kanserin prostat olduğunu ve 2000-2010 yılları arasında prostat kanseri teşhislerinde yüzde 7'nin üzerinde artış gözlendiğini belirtiyor.

UZUN ÖMÜR

1970 yılında başlanan araştırma çerçevesinde İskoçya'da yaşları 21 ila 75 arasında değişen toplam 6016 gönüllü denekten veriler toplandı.
Sağlık taramasından geçen erkekler, gündelik hayatta tükettikleri çay ve kahve miktarı, sigara içme alışkanlıkları ve alkol kullanımı gibi konularda sorular yanıtladı.
Katılımcıların yüzde 25'ten biraz daha azı, çok çay içen grubu oluşturuyor. 37 yıllık süre boyunca bu grubun yüzde 6,4'ünde prostat kanseri tespit edildi.
Araştırmanın başkanı Doktor Kaşif Şefik, ''Çayın bir risk faktörü olup olmadığından emin değiliz. Çay içenler genelde daha sağlıklı oluyorsa, daha uzun yaşadıkları için prostat kanserinin daha sık görüldüğü grubu oluşturuyor olabilirler.'' diyor.
Doktor Şefik, çok çay içenlerin aynı zamanda daha az kilolu, daha az alkol kullanan ve daha sağlıklı kolesterol seviyesine sahip grup olarak dikkat çektiğini vurguluyor.
Ancak Glasgow Üniversitesi araştırma ekibi, bu faktörleri göz önünde bulundurdukları zaman dahi prostat kanseri ve çok çay içimi arasında bir bağ kurulabildiğini söylüyorlar.

Tuesday, June 19, 2012

Özsaygı gençleştiriyor.

Kendini olduğundan yaşlı hisseden kişilerin bilişsel becerilerinin olumsuz etkilenebileceği ve bu kişilerin bunama riskinin 5 kat fazla olabileceği belirlendi.

Rosario Schielzeth (rear) and Maria Garcia (front) pictured together in their Sarasota, Florida, home a few days after Schielzeth's 104th birthday
Fransa'da bilimadamlarının yaptığı araştırmaya, 60-70 yaşlarındaki 68 gönüllü katıldı. Araştırmacılar, bu kişilerden bazılarına 40-70, diğerlerine 60-90 yaşındakilerle aynı grupta olduklarını söyledi.

Daha sonra katılımcılardan yaşın hafıza kaybına etkilerinin anlatıldığı bir makale okumaları istendi. Bunama teşhisinde kullanılan en yaygın ACE-R testine tabi tutulan katılımcılardan "yaşlı hissetmeye itilenlerin" büyük çoğunluğunun bilişsel becerilerinin olmsuz etkilendiği görüldü.

Bilimadamları, "özsaygının" bunama riskini önlemeye yardımcı olabileceğini vurguladı. Araştırmanın bulguları, Fransız "Le Figaro" gazetesinin internet sitesinde de yer aldı.

Saturday, June 16, 2012

Renkli gözler tehlikede.

Aşırı sıcakların gözde önemli sorunlar yarattığı, güneşte fazla kalma sonucu ultraviyolenin etkisiyle gözde alerji, iltihaplanma, tahriş ve katarakt riskini artırdığı, mavi ve yeşil gözlülerin ise sıcaklardan daha fazla etkilendiği bildirildi.

Güneşlenme: Ama güneşin zararlı ışınlarına karşı cildinizi nedir?
Erciyes Üniversitesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Kuddusi Erkılıç, aşırı sıcaklarda mutlaka gözlük kullanılmasını, şapka takılmasını ve mümkünse güneşin ultraviyole ışınlarının fazla olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamasını önerdi. Prof. Dr. Erkılıç, "Aşırı sıcaklar göz sağlığını, dolayısıyla görüşü önemli ölçüde etkiler. Toz ve polenlerde olduğu gibi gözde yanma, sulanma, iltihaplanma gibi olumsuzluklara yol açar. Yaz aylarında öncelikle eller sık sık yıkanmalı, kirli ellerle gözler ovuşturulmamalıdır. Havuz ve denizlerde uygunsuz kimyasal kullanımı, örneğin aşırı klor da gözlerde ciddi tahrişe yol açar. Hele hele denizin kirli olması, enfeksiyon riskini fazlasıyla artırır. Ayrıca, denizdeki su, güneşin etkisiyle güneş ışınlarını artırarak, ultraviyole etkisini fazlasıyla artırır" dedi.
Sun safety: Could the creams we use, or misuse, be causing as many problems as they attempt to solve?

AÇIK RENKLİ GÖZE SAHİP OLANLAR DAHA RİSKLİ


Göz uzmanı Prof.Dr. Erkılıç, mavi ve yeşil gibi açık renkli göze sahip olanların, gözlerindeki renk pigmentlerinin daha az olduğu için güneş ışınlarından daha çok etkilendiklerine dikkat çekerek şöyle konuştu:

”Açık renkli göze sahip olanlar, mutlaka güneş gözlüğü kullanmalıdır. Zira, mavi ve yeşil gibi gözlerde renk pigmendleri daha az olduğundan ultraviyole ışınlarından daha çok zarar görürler. Bu kişilerin güneş gözlüğü kullanmaması ve güneşte aşırı kalıp ultraviyole ışınları almaları halinde halk arasında sarı nokta denilen Makula hastalığı boy gösterir. İleri yaşlarda, görme bozukları giderek artar. Güneş ışınlarına fazlaca bakmak katarakt riskini artırır, gözde et büyümesine yol açar. Sıcak, ultraviyole ışınları, yazın gözler için en riskli durumdur.”