Showing posts with label enfeksiyon. Show all posts
Showing posts with label enfeksiyon. Show all posts

Thursday, June 28, 2012

Bağırsak enfeksiyonlarına dikkat

Yaz aylarında artış gösteren bağırsak enfeksiyonlarına zamanında müdahale büyük önem taşıyor. Sıvı kaybı giderilmeyen enfeksiyonlar özellikle çocuklarda ölüme neden olabiliyor.

Lactose intolerance: About one to two hours after eating a dairy product, people develop bloating, wind, diarrhoea and abdominal pain
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Mehmet Bakır, bağırsak enfeksiyonlarının dünyada ve Türkiye'de çok sık görülen hastalıklardan olduğunu ve yılda 5 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle kaybedildiğini söyledi.
Ülkemizde enfeksiyonların her yaş grubunda görülebildiğini ve çocuklarda ortaya çıkması halinde daha çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Bakır, ''Zamanında müdahale edilmezse ve sıvı kaybı giderilmezse özellikle çocuklarda ölümlere sebebiyet veriyor'' dedi. Prof. Dr. Bakır, şunları aktardı: ''Yaz ishali olarak bilinen bağırsak enfeksiyonları, bulantı, kusma ve ishal ile kendini gösterir ve zaman zaman buna ateş de eklenir. En önemli belirtileri kusma ve ishaldir. Hasta kusma ve ishal ile sıvı kaybı yaşar, kaybedilen bu sıvı ile vücudun sıvı dengesi bozulur. Bu sıvı dengesi zamanında dengelenmezse tehlike çanları çalar, çocuklar ve yetişkinlerde ölümlerle sonuçlanabilir.''
Enfeksiyon hastalıklarından korunmada herkese büyük görev düştüğünü dile getiren Bakır, ''Neticede hastalığın bulaşma şekli su ve gıda yoluyla gerçekleşir. Dolayısıyla temiz gıda ve su tüketimi hastalıkta korunma yollarından biridir. Kentlerde büyük kitlelerin zarar görmemesi için belediyelere büyük görev düşmektedir. Aynı zamanda kanalizasyon alt yapısı da çok önemlidir'' şeklinde konuştu.
Sağlık-elemanı: Araştırmacılar, ebeveynlerin çocuklarının suyunu vermek için teşvik yerine edilir 'sağlıklı' meyveli içecekler
YAZ AYLARINDA SU VE TUZ KAYBI ARTAR Prof. Dr. Mehmet Bakır, besin hijyeninin önemine vurgu yaparak, gıdaların hazırlanma aşamasının ve bu gıdaların bekletilmesinin mikropların bulaşmasına neden olabileceğini bildirdi.
Gıdaları hazırlama aşamasından sunum aşamasına kadar dikkatle çalışılması gerektiğini söyleyen Bakır, ''Çünkü bu mikro organizmalar çok kısa sürede, belli ısı ve nemde çok çabuk çoğalıp önemli miktarlara ulaşırlar ve hastalık oluşturabilirler. Usulüne uygun üretim ve denetim yapılırsa bu alanda da sorun kalmaz. Özellikle pişirilen ürünler açıkta ve uygun olmayan koşullarda bekletilmemeli, çok kısa sürede tüketilmelidir. Sıcakta ve uzun süre bekletilen gıdalar risk oluşturabilir'' ifadelerini kullandı.
Yaz aylarında vücudun su ve tuz kaybettiğine işaret eden Bakır, ''Vücudun kaybettiği su ve tuz tekrardan kazanılmalı ve denge sağlanmalıdır çünkü ölümler genelde bu dengenin bozulması ile gerçekleşiyor'' dedi.
AŞIRI SIVI KAYBI ÖLÜM NEDENİEnfeksiyon ağır seyrettiğinde hekime başvurulması gerektiğini dile getiren Bakır, şöyle konuştu: ''Sıvı kaybında en önemli tedavi ağızdan sıvı takviyesidir. Ağızdan verilen sıvı yetmez ise damardan serum yolu ile sıvı takviyesi yapılmalıdır. Sıvı kaybı aşırı olursa hastanın ölümüne kadar neden olabiliyor ve bu gelişmekte olan ülkelerde önemli ölüm sebeplerinden biridir.''
Bu hastaların ishal kesici ilaçları hekim tavsiyesi olmadan kullanmamaları gerektiğine dikkati çeken Bakır, ''İshal kesici ilaçlar ve antibiyotikler bunların birçoğuna etkili olmadığı gibi yan etkileri de olabiliyor. Bu hastalığın tedavisi sıvı takviyesidir. Su, ayran, taze sıkılmış meyve suyu ile sıvı açığı giderilebilir'' ifadesini kullandı.

Tuesday, June 26, 2012

Kanser hastasının tatil rehberi

Birçok insan tatili iple çeker, özellikle çalışanlar için tatil, dinlenip eğlenmeye ayrılan keyifli zaman dilimi anlamına gelir. Hem çalışıp hem de kanserle savaşanlar da tatili dört gözle bekler ama onlar için tatil, kaygıları ve soru işaretlerini de beraberinde getirir.

Cancer care:
Klimalar, kalabalık ortamlardaki enfeksiyon riski, sert esen poyraz, çabuk yorulma, vücut direncinin sık sık düşmesi ve beraberinde gelen hastalıklar... Kanser artık kronik hastalıklar listesinde yer alıyor. Bu, kanserle yüzleşen insanların hastalıkla yaşayacağı ve mücadelenin uzun soluklu olacağı anlamına geliyor. Hal böyle olunca aktif tedavi dönemini geride bırakıp hayatın rutinine dönenler için de kemoterapi ve radyoterapi gören hastalar için de tatil yapmak zaman zaman riskli olabiliyor. Ancak bazı noktalara dikkat ederek ve önlem alarak keyifli bir tatil geçirmek de mümkün.
Neolife Tıp Merkezi’ nden Medikal Onkolog Doç. Dr. Duygu Derin ve Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Alptekin Arifoğlu, kanser hastalarının rahat ve keyifli bir tatil geçirebilmeleri için dikkat edilmesi gereken o noktalara değindi.
İşte kanser hastası için sorunsuz tatilin püf noktaları:
• Kemoterapi bağışıklık sistemini zayıflattığı için mikrop kapmayı kolaylaştırır. Bu nedenle kemoterapi görmekte olan veya kemoterapisi henüz bitmiş hastalar, tatil yapmak için seçecekleri mekânın temiz olmasına dikkat etmeli. Ayrıca mekânın çok kalabalık olmamasına özen gösterilmeli. Ateş veya benzeri bir sağlık sorununda, müdahale yapabilecek sağlık merkezine kolay ulaşılabilmesi de çok önemli.
• Tatil yapılacak mekâna ulaşım için, rahat ve fazla kalabalık olmayan bir ulaşım aracı kullanılmalı. Özel araç veya yol çok uzunsa uçak tercih edilmeli.
• İyi pişirilmiş, temiz hazırlanmış ve sunulmuş, açıkta uzun süre bekletilmemiş yiyecekler tüketmeli. Meyvelerin kabukları soyulmalı ve nasıl yıkandığından emin olunmadığı durumlarda salata ve meyve tüketiminden uzak durulmalı. Sıcakta çabuk bozulabileceği için kremalı tatlılardan kaçınılmalı.
• Kemoterapi ve radyoterapi sırasında güneşe maruz kalınırsa ciltte lekeler oluşabilir. Bu nedenle güneşten uzak durulmalı. Mecburen güneşe maruz kalınacak durumlarda ise yüksek koruma faktörlü kremler kullanılmalı.
• Enfeksiyon olasılığını artırdığı için havuz yerine deniz tercih edilmeli.
• Radyoterapi sırasında, sıcak su vücutta ödem artışına neden olduğundan, kaplıca tatilinden ve sıcak su ile banyo yapmaktan kaçınılmalı. Aynı zamanda cilt hassaslaştığından, kese gibi cildi tahriş edebilecek işlemlerden de uzak durulmalı.
• Bol sıvı tüketilmeli ve çok sıcak saatlerde dışarı çıkmadan, istirahat edilmeli.

Monday, June 25, 2012

Lensle havuza girmek görme kaybı nedeni.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Doç.Dr. Mustafa Ünal, lensle havuza girmenin tehlikeli olduğunu, görme kaybına neden olabilecek enfeksiyonların ortaya çıktığını söyledi.

Bana Piece of: Lynne Spears ikisi de etkileyici physiques görüntülenen kızı Jamie Lynn ona iyi olan bazı genleri vermiş görünüyor
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç.Dr. Mustafa Ünal, yaz aylarında artan sıcaklıklar nedeniyle serinlemek için soluğu havuzlarda alanları bekleyen tehlikeye dikkati çekti.
Doç.Dr. Ünal, sıcak yaz aylarında birçok kişinin serinlemek için tercih ettiği havuzların göz sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratabildiğini şu sözlerle vurguladı:
"Lens kullananlar için havuzlar çok ciddi problem oluşturabilir. Lens kullanmayanlarda virüse bağlı gözün kızarıklığı ve çapaklanmayla giden rahatsızlık oluşabilir. Ama lens kullanan ve lens ile havuza girenlerde göz kaybına kadar gidebilecek ciddi enfeksiyonlar görüyoruz. Bunların başına parazit rahatsızlığının geliyor. Bu nedenle lens ile havuza girmeyi kesinlikle önermiyoruz.
Ancak, göz numarası yüksek ise ve lensi çıkardığında etrafını göremeyecek derecede ise lens kullananların su geçirmeyen havuz ve deniz gözlüklerini kullanmalarını öneriyoruz. Bu sayede göze su değmesi engellenebilir. Bunun yanında, 'kullan-at' lensler var. Bütün bunlar deniz için de geçerlidir ama denizlerde bu tip riskler daha azdır."
HAVUZLARDA KLOR MİKTARI İYİ AYARLANMALI
Göz sağlığı açısından havuzlardaki klor miktarının iyi ayarlanmasının da büyük öneme sahip olduğunu aktaran Doç.Dr. Ünal, klor miktarı yüksek olduğunda alerjik vakalarla, düşük olduğunda mikrobiyal rahatsızlıklarla karşılaşıldığını belirtti.
Bu nedenle havuzlarda hijyene dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Ünal, "Klor oranı mutlaka iyi ayarlanmalı ve hijyenik maddelerin yeteri kadar kullanılmış olması gerekiyor" dedi.
KLORA KARŞI ALERJİ 
Havuzlarda sık görülen rahatsızlıklardan birinin de 'klora karşı alerji' olduğundan bahseden Doç. Dr. Mustafa Ünal, "Bu tip durumlarda, çoğunlukla havuzdan çıktıktan sonra birkaç saat göz kızarık kalabilir, alerji ilacı kullanmadan geçebilir. Bunu mikrobik hadiseyle karıştırmamak gerekir. Bu durumla genelde klor miktarı fazla olduğunda karşılaşıyoruz" diye konuştu.

Tuesday, June 19, 2012

Yaza Girerken Vücudunuz Şişmesin!

Yaz aylarına günler kala sıkça yaşanan bu şikayetler vücudunuzda ödem yani şişlik olduğu anlamına geliyor.

Cover up: SPF gloves are the solution to protecting the delicate skin on the hands from the sun's harmful rays
Gün içerisinde tüketilen su ve tuz miktarı vücuttaki ödemin en önemli nedenleri. Memorial Etiler Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Murat Görgülü, vücuttaki ödemi azaltmanın yolları hakkında bilgi verdi.

Kronik hastalığınız varsa özellikle dikkat edin

İnsan bedeninde damar içerisinde dolaşan sıvıların damar dışına çıkması ve doku araları ile cilt altında birikmesi sonucunda ödem durumu gelişir. Alınan su ve tuz miktarı vücutta şişme ve ödem gelişiminde çok önemlidir. Gözle görülür bir ödem yani vücutta su toplaması olduğunda 3 litre kadar fazla sıvı vücutta birikmiş demektir. Ödemin oluşumunda böbrekten su ve tuz tutulumu önem taşır. Vücutta sıvı birikimi, bölgesel ya da tüm vücudu içerecek şekilde genel olabilir, bunların nedenleri farklıdır. Ödemin bölgesel dağılımı, nedeni hakkında önemli fikirler verir.

Ödemler pek çok hastalığa işaret edebilir

İnsan vücudunda belli bir bölge ya da organ ile sınırlıdır. Örneğin tek bacak, tek kol, iki bacak, göz, dudak gibi, tek kol ve tek bacak ödemlerinde o bölgede lenf akımının aksaması önemlidir. Tıkayıcı bir kitle, enfeksiyon ya da damar tıkanıklığı buna yol açabilir. Her iki bacak şişmesi aşırı varisler, kalp yetersizliği, lenfatik tıkanıklık, sürekli oturma ve hareketsizliğe bağlı olabilir. Yüz, dudak ve gözde oluşan ödemlerin de en sık nedeni, alerjik reaksiyonlar ya da kanda protein düşüklüğü olabilir. Kalp ve karaciğer gibi organ yetersizliklerinde de karın zar ve akciğer zarında sıvı birikimi olur; ayrıca bazı kanserlerin yayılması sonucunda karın ve akciğer zarlarında sıvı birikimi sıkça gözlenir. Ödemin süresi yaygınlığı ve kişide ek bir rahatsızlık olup olmaması tanıda ve tedavide büyük önem taşır.
 
1 gram tuz 200 ml. sıvı birikmesine neden olur

İnsan vücudunun büyük bir bölümünü içine alan ya da tüm vücudu kaplayan yumuşak doku şişmesine yol açan, sıvı birikimleridir. Her iki bacakta oluşan ödem uzun süre ayakta kalmaya bağlı olabilir. Bunda fazla tuz tüketimi çok önemlidir, fazladan alınan 1 gr tuz vücutta 200 ml sıvı birikmesine yol açar. Kalp yetersizliğinde de her iki ayakta şişme erken bir bulgudur. Kalp yetersizliğinde akciğerlerde de sıvı birikerek nefes darlığına yol açabilir.

Sabah kalktığımızda oluşan göz çevresi şişmesinde özellikle böbrek hastalıkları ve azalmış tuz atılımı düşünülmelidir. Böbrek rahatsızlığı dışında ileri derecede karaciğer yetersizliği de bu tip ödeme neden olabilir. Özellikle protein kaybına yol açan “nefrotik sendrom”da tüm yüz ve vücutta şişme olabilir. Ayrıca tüm vücutta şişmeye yol açan en önemli nedenlerden biri de alınan besinlerdeki tuz ve kimyasal madde miktarıdır. Normalde alınması gereken tuz miktarı, yaşa ve aktiviteye göre değişir ancak daha öncede söylediğimiz gibi aşırı tuzlu besinlerin tüketilmesi ile yeterli miktarda tuz böbreklerden atılamazsa vücutta sıvı birikmeye başlar. Öncelikle ayak bileği, göz çevresi gibi yumuşak doku bölgeleri şişmeye başlar. Hazır soslar, yapay tatlandırıcılar, bazı baharatlar, alkollü içecekler, bol kafeinli içecekler vücutta ödem oluşumunu artırır. Birçok ağrı kesici ilaç ve romatizma ilacı da vücutta su ve tuz tutarak ödeme yol açar. Birçok hormon ilacı, özellikle de kortizonlu ilaçlar vücutta aşırı su ve tuz tutulumuna neden olur. Aşırı hareketsizlikte lenf dolaşımını ve toplardamar dolaşımını azaltacağı için özellikle kollarda ve bacakta şişme yapar. Hep aynı pozisyonda kalan yaşlılarda yerçekiminin etkisi ile sıvı altta kalan bölümlerde toplanır, bu yalancı bir ödem görüntüsü verebilir.

Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz ödemi azaltmak için çok önemli

Başlıca tedavi ödeme neden olan durumun ortadan kaldırılmasıdır. Örneğin fazla tuz alımının engellenmesi, alkol alınmaması, hazır besin ve soslardan uzak durulması, sigara ve kafeinli içeceklerin azaltılması en önemli hususlardır. Alınan ağrı kesici ve romatizma ilaçlarının dozu ayarlanmalıdır. Eğer kişide hareket eksikliği ve aşırı durağanlık var ise mobilizasyon, lenf ve kan dolaşımını artıracağı için ödemin azalmasına yardımcı olur.

Mutlaka bir doktora danışın

Eğer kişide vücutta sıvı birikimine yol açan herhangi bir hastalık öncelikle bu hastalığın tespit edilmesi ve buna yönelik tedavi yapılması temel prensiptir.

Kalp yetersizliği olan hastada tansiyon ve kalp atımının düzenlenmesi ve idrar söktürücü tedavi yapılması birinci derecede önemlidir. Hastanın idrarının artması ile ödem azalmaya başlar ancak bu ilaçların yan etkileri çok dikkatli olarak takip edilmelidir, fazla idrar söktürücü kullanımı aşırı tuz ve su kaybına yol açabilir, bu da halsizlik, tansiyon düşmesi ve kalp ritm bozukluğu gibi durumlara yol açabilir.

Böbreklerden protein kaybı olan ya da böbrek yetersizliği gelişmiş olan hastalarda proteinin tamamlanması diyetin ayarlanması, alınan tuz miktarını azaltılması çok önemlidir.

Karaciğer yetersizliğine bağlı ödemlerde de eksik proteinin tamamlanması ve idrar söktürücü tedavi uygulanması temel prensiptir.

Göz çevresi, ayak bilekleri, eller ya da vücudun herhangi bir yerinde şişme ve sıvı birikimi fark edildiğinde fazla zaman yitirmeden bir doktora danışmak çok önemlidir.

Friday, June 15, 2012

Hamilelerin yaz rehberi

Hamilesiniz, üstelik yazın en kavurucu günleri de geldi. Bu sıcak yaz günlerini nasıl geçireceğim diye düşünüyorsanız hekiminize kulak vermenizde ve bu yazıyı okumanızda fayda var…

Hortum aşağı: Uma tekne etrafında onu yüzmeye sonra açık duş aldı
Hisar Intercontinental Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayşe Kara’yla hamileliğinin ilk ve son ayları yaz dönemine denk gelen anne adaylarının yazı rahat geçirmek için yapması gerekenleri konuştuk… 
Gebeliğin fizyolojik bir süreç olduğunun altını çizen Op. Dr. Kara; ‘Özellikle yaz ayları hamileliğin ilk ve son aylarını yaşayan anne adaylarını zorlar. Aşırı sıcak ve nem, birtakım sağlık sorunlarını da ortaya çıkarır. Sıcak basmaları, el ve ayak tabanlarında yanmalar, alerjik problemler, bulantı ve kusmalarda artış, halsizlik, uykusuzluk ve nefes darlığı en sık rastladığımız problemlerdir. Bu dönemde anne adayının beslenmesine, giyimine, temizliğine daha çok dikkat etmesi gerekir. Yaz dönemi gebeliğin son üç ayına denk geliyorsa gebelik sıkıntıları daha fazla rahatsız edebilir. Alınan aşırı kilolar ve ödem, nefes darlığını artırabilir, hareket kabiliyetini azaltabilir. Özellikle sıcak yaz akşamlarında alınan ılık duş; uykusuzluk, sıcak basması, kramp sorununuz varsa sizi bedenen ve psikolojik olarak rahatlatacaktır.’ diye konuştu…  
 Benekli: o hamile yıldızı tanınan yüzücüler tarafından görüldü nerede yıldızı, bir koy kadar çekti
Hamileliğinizin İlk ve Son Ayları Yaz Mevsimine Rastladıysa…
•Direkt güneş altında kalmayın. Gebelikte salgılanan bazı hormonlar güneş ışınlarına karşı cildin duyarlılığını artırarak özellikle yüz ve karın bölgesinde kahverengi lekelenmelere neden olabilir. 
• Güneş ışınlarının dik olduğu 11.00-15.00 saatleri arasında güneşe çıkmayın. 
• Yüksek faktörlü güneş kremi ve şapka kullanın.
• Sıcak havalar nedeniyle terle kaybedilen sıvı miktarı arttığı için günde en az 2,5 litre sıvı alın. Sıvı ihtiyacını karşılamak için su, maden suyu, taze meyve suları ve ayranı tercih edin.
• Gebelikte vücut direnci düştüğü için bazı enfeksiyonlara yatkın olabilir. Özellikle genital bölgenin nemli kalması mantar enfeksiyonu için zemin hazırlar. Bu yüzden pamuklu çamaşırları tercih edin. 
• Ter emici, rahat, hafif, kolay değiştirilebilir ve yıkanabilir giysiler giyin.
• Bol bol yürüyün ve yüzün. Yüzme ile vücudun hemen hemen tüm kasları zarar görmeden çalışır ve psikolojik olarak rahatlarsınız. 
•  Enfeksiyon ihtimalini göz ardı etmeyip havuz yerine denize girmeyi tercih edin.
• İlk 3 ay düşük ve son 3 ay erken  doğum tehlikesi nedeni ile mümkün olduğunca uzun seyahatlerden kaçının. Uçak yolculuğu sizin için daha güvenlidir. 
• Uzun süreli yolculuklarda bacak ve ayak bileklerinizde şişmeler olabilir, 2 saatte bir mola vererek kısa yürüyüşler yaparak kan dolaşımınızı uyarın. 

Wednesday, June 13, 2012

Havuz ve denizdeki tehlike.

Denize ve havuza girenlerin kulak, göz, cilt, idrar yolu enfeksiyonları ile ishal gibi sindirim sistemi sorunlarıyla karşı karşıya kalabileceği, bunların önlenebilmesi için denizin ve havuzun temizliğine dikkat edilmesi, enfeksiyonu olanların denize ve havuza girmemesi gerektiği bildirildi.

Fun in the sun: Tulisa solo materyal üzerinde çalışmaya Amerika'da şu anda
İzmir Halk Sağlığı Müdürü Bediha Türkyılmaz, okulların kapanması ve havanın ısınmasıyla insanların serinlemek için havuza ve denize gittiğini belirtti.
İzmir'deki ticari işletmelere ait 330 havuzdan geçen yılın mayıs ayından bu yana ayda bir kez numune alarak kimyasal, fiziksel ve mikrobiyolojik açıdan inceleme yaptıklarını söyleyen Türkyılmaz, şöyle konuştu:

“Yaz aylarında havuza ve denize girme sonucu enfeksiyonlara yakalanma riski artmaktadır. Kulak, göz, cilt, idrar yolu enfeksiyonları ile ishal gibi sindirim sistemi sorunları, serinlemek için koştuğumuz deniz ve havuzların beraberinde getirdiği risklerden bazılarıdır. Aktif cilt mantarı, göz ve kulak enfeksiyonu olan kişiler havuza ve denize girmemeli, aksi takdirde hem enfeksiyonlarının iyileşmesi gecikecek hem de diğer kişilere bulaştıracaklardır.”

"EN TEMİZİNDE BİLE DIŞ KULAK ENFEKSİYONU RİSKİ VAR"

Havuzdan ve denizden kaynaklanan dış kulak yolu enfeksiyonlarına da yazın çok sık rastlandığını kaydeden Türkyılmaz, kulaklarına tüp takılan çocukların kesinlikle havuza girmemesi gerektiğini, bakımı yapılmayan havuzlarda dış kulak yolu enfeksiyonlarının ortaya çıkma riskinin yüksek olduğunu söyledi.
Enfeksiyona bağlı olarak şiddetli kulak ağrısı, dış kulak yolunda şişme, kulak akıntısı, tıkanma ve duyma sıkıntısı yaşanabileceğini ifade eden Türkyılmaz, “En temiz havuzlarda bile dış kulak enfeksiyonu görülme riski vardır” dedi.

"TEMİZLİĞİNDEN ŞÜPHE EDİLEN HAVUZLARDAN KAÇINILMALI"

Sağlık için gerekli şartlara sahip olmayan havuzlar ve kimi zaman da deniz suyunun idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabildiğini belirten Türkyılmaz, havuz enfeksiyonları arasında en sık rastlanan şikayetin “havuz sistiti” olduğunu, bu nedenle temizliğinde şüphe edilen havuzlardan kaçınılması gerektiğini söyledi.

Havuzdan bulaşan hastalıkların çoğunun klorlama yoluyla önlenebileceğini ancak klorun bazı mikropları anında öldürmediğini, klorlu havuzlarda dahi enfeksiyon riskinin belli ölçüde devam ettiğini ifade eden Türkyılmaz, şunları kaydetti:

“Öncelikle çocuklarda ishal varsa kesinlikle havuza girilmemelidir. Bu özellikle henüz tuvalet eğitimini tamamlamamış çocuklar için geçerlidir. Aksi takdirde mikropları havuza bulaştırabilir ve diğer insanların da hasta olmasına neden olunabilir. Havuz suyunun çocuğunuzun ağzına girmesinden kaçının. Çocuklarınıza havuz suyunu ağızlarına almamaları ve yutmamaları öğretilmelidir. Hijyen kurallarına özen gösterilmeli, havuza girmeden önce duş alınmalı, tuvalet kullandıktan ya da bebek bezi değiştirildikten sonra eller bol sabunlu suyla yıkanmalıdır. Aksi takdirde vücudunuzda bulunan mikroplar suya bulaşarak, havuza giren diğer kişileri de etkileyebilir. Çocuğunuz havuzda yüzdükten sonra gözleri kıpkırmızı oluyorsa klora karşı hassasiyeti söz konusudur. Havuz suyunun temizlenmesi için fazla miktarda dökülen klor, özellikle çocuklarda kornea tabakalarında hücreye zarar verebilir. Bir havuza temiz denilebilmesi için klor kullanmanın yeterli olmadığını unutmamak gerekir. Steril bir göz yıkama solüsyonu veya yapay gözyaşı damlaları ile çocuğunuzun gözlerini yıkamak rahatsızlığını bir miktar azaltabilir. Ayrıca yüzerken çocuğunuzun yüzme gözlükleri kullanmasını sağlamalısınız.”

Deniz suyundaki riskin yok denilecek kadar az olduğunu söyleyen Türkyılmaz, denizdeki en büyük tehlikenin deniz suyuna kanalizasyon karışması olduğunu belirtti.

Koli basilinin insan ve hayvanların bağırsaklarında bulunan bir bakteri olduğunu kaydeden Türkyılmaz, “Bu da ishale, cilt ve göz enfeksiyonlarına neden olabilir. Denizlerden çok fazla bir tehlike gelmez ancak temizliğinden şüphe edilen, kirli denizlere girilmemesi gerekmektedir” diye konuştu.

Tuesday, June 12, 2012

Tatilde kontak lenslere dikkat

”Lenslerle havuza giren ve enfeksiyonlara yakalanan vatandaşlarda problem kornea nakline ve göz kaybına kadar gidebilir”

Young Woman Putting in Contact Lens.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi  (AİBÜ) Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Göz Hastalıkları Anabilim Dalı  Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mesut Erdurmuş, yüzme havuzlarında bakteriyel göz  enfeksiyonlarının çok arttığını belirterek, kontak lensle havuza girilmesini  tavsiye etmediklerini söyledi.
Erdurmuş, kontak lenslerin kullanımında son yıllarda artış  yaşandığını ifade ederek, ultraviyole blokaj sağlayan kontak lenslerin tercih  edilmesini önerdi.
 
Kontak lenslerin hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan  Erdurmuş, ”Günlük ve uzun süreli kullanılan lensler var. Hastalara özellikle  günlük kullanılan lensleri tavsiye ediyorum. Lensler gece çıkarıldıktan sonra  solüsyonlu kutusuna konularak dezenfekte edilmeli. Uzun süreli kullanılan  lenslerin de zaman zaman çıkarılarak yeniden takılması sağlık açısından önemli”  şeklinde konuştu.
 
Erdurmuş, havaların ısınmaya başlamasıyla vatandaşların tatil yerlerine  akın ettiğini kaydederek, ”Kontak  lens kullanan hastalar tatillerde havuz ve  denize giriyor. Kontak lensle havuzlara girilmesini asla tavsiye etmiyoruz.  Havuzda bakteriyel göz enfeksiyonları çok artmakta. Lenslerle havuza giren ve  enfeksiyonlara yakalanan vatandaşlarda problem kornea nakline ve göz kaybına  kadar gidebilir. Havuzlara asla kontak lensle girmemek gerekiyor. Böyle bir  durumla karşılaşmamak için önceden önlemini almak gerek” diye konuştu.
 
Güneş gözlüğü kullanıcılarını da uyaran Doç. Dr. Erdurmuş, güneş  gözlüklerinin ultraviyole blokaj özellikli olması ve gözlük camlarının küçük  olmaması gerektiğini sözlerine ekledi.

Monday, June 11, 2012

Dolgun ve doğal dudaklar: Permalip

Permalip dudak implantları, özel kapsül içerisinde olduğu için ödem ve alerji riski taşımıyor, uzun yıllar deforme olmadan kullanılabiliyor.

English rose: Ass a dash of colour to your make up bag with some Union Jack-inspired shades
Yeditepe Üniversitesi Plastik Cerrahi Anabilim Dalı Bölüm Başkanı Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihat Nazmi Baran, estetiğin artık dudakta da çok sık kullanıldığını, ancak uygulama sonrası dudakların doğal ve pürüzsüz olması gerektiğini söyledi.
Dudakta şekil bozukluğuna yol açabilen kalıcı slikonlarının yerini haylüronik bazlı geçici dolgulara bıraktığını, ancak bu dolguların da zamanla vücut tarafından emildiği için 6-8 ayda bir tekrar edilmesi gerektiğini belirten Baran, haylüronik içerikli dolguların asimetrik şekilde erime riski bulunduğunu ifade etti.
Baran, son 10 yıldır kişinin kendi vücudundan alınan yağ dokusunun da dolgunlaştırmada kullanıldığını, ama yağın zamanla vücut tarafından emildiğinden dolayı haylüronik asit dolgusu kadar kısa bir ömre sahip olduğunu ve yine asimetri riski taşıdığını söyledi.
Dudak dolgusunda son yöntemin "Permalip" diye isimlendirilen teknoloji olduğunu dile getiren Baran, yöntemin diğer iki tekniğin tercih edilen yönlerine sahip olduğunu, ancak söz konusu dezavantajları taşımadığını vurguladı.
Permalipin, vücutla tüm uyum testlerinden geçmiş, ödem ve şekil bozukluğuna yol açmayan ABD’nin saygın kalite uyum mercii FDA onayına sahip, silikon dudak implantı olduğunu belirten Baran, "Yeni yöntemin en üstün özelliği, gerektiğinde daha küçük ya da büyük boy implantla zahmetsizce değiştirilebilir, sıkıldığında dudaklarınızdan çıkarılabilir oluşudur. Zaman içinde deforme olmuyor, erimiyor ve uzun seneler ilk günkü formunda kalabiliyor" diye konuştu.
Estetik cerrahide uygulanan dolgular için en ağrılı uygulamanın dudakdolgusu olduğunu anlatan Baran, Permalip’le hem sürekli ağrılı bir dolgunlaştırma süreci yaşanmadığını hem de dolgu için sürekli para harcanması gerekmediğini söyledi.
"Doku içinde yayılma ya da patlama gibi bir ihtimal bulunmuyor"
Prof. Dr. Baran, uygulamanın lokal anesteziyle yaklaşık 15-20 dakikada ağrısız bir şekilde uygulanabildiğini, implantların değişik boy ve kalınlıklarda, doğal dudak kıvrımlarıyla  uyumlu olduğunu belirtti.
Yumuşak ve tek parça silikondan üretilmiş bir dudak implantı olan Permalipin, ağrılı, pahalı ve tekrarlayan dudak dolgularının aksine, kalıcı, kolay uygulanan ve istenildiğinde çıkarılabilen bir dudak dolgunlaştırma seçeneği olduğunu ifade eden Baran, "Özellikle komplikasyonların sık sık görüldüğü kalıcı dudak dolgularının aksine, permalip yumuşak ve dudak konturlarınızla uyumlu kalıcı bir teknik olarak öne çıkmaktadır" diye konuştu.
Permalipin değişik boy ve dolgunlukta çok sayıda seçenek sunduğunu ifade eden Baran,  hangi boy dolgunun nasıl durduğunun, yapılmış uygulamalara ait fotoğraflarla gösterildiğini söyledi.
Permalip, üretildiği yumuşak silikon ham maddesi sayesinde, daha önce kullanılmış dudak implantlarının aksine, suni bir görünüm yaratmıyor, gülerken ya da konuşurken dudakların sert ve şekilsiz görünmesine yol açmıyor ve dokunulduğunda yabancı bir doku hissi uyandırmıyor. Uygulama sonrasında, dudakların doğal kıvrımları aynen korunuyor, dudak hareketlerinde bir değişikliğe neden olmuyor.
Uygulama 15-20 dakika sürüyor
Uygulama için dudaklar lokal anesteziyle uyuşturulduktan sonra, her iki dudak kenarından seçilen permalip uygun pozisyonda yerleştiriliyor. Gerekli ise aynı işlem alt dudağa da uygulanıyor. Bütün uygulama yaklaşık 15-20 dakika sürüyor. Permalip kalıcı dudak şekillendirme işlemini takip eden gün normal aktivitelere devam edilebiliyor.
Uygulama sonrasında normal doku yumuşaklığına kısa sürede ulaşıyor ve dokunma esnasında dahi hissedilmiyor.
Permalip yumuşak ve tek parça silikondan ve özel bir kapsül içinde olduğundan, doku içinde yayılma ya da patlama gibi bir ihtimal bulunmuyor. Permalip uygulaması sonrasında, dudaklarda hafif bir şişme ve gerginlik görülüyor. Uygulama yapılan kişiye bağlı olarak hafif morluklarla karşılaşılmakla birlikte takip eden birkaç gün içinde bu morluklar geçiyor.
Uygulama sonrasında kısa bir süre için enfeksiyon riskine karşı antibiyotik kullanımı öneriliyor.
İstenildiğinde dudaktan implantın çıkarılması sonrasında dudaklarda bir deformasyon olmuyor.

Thursday, May 31, 2012

Ekinezya ve arı sütü bağışıklık sistemini güçlendiriyor

Çocuğunuz yılda en az altı defa hastalanıyorsa ve doktor tarafından tespit edilen bir başka sorunu yoksa bağışıklık sistemi zayıf olabilir.

Üç yaşında bodur kalanların oranı yüzde 12
Çocukların geçirdiği hastalıklar, bağışıklık sistemlerinin kuvvetlenmesine zemin hazırlıyor. Bu nedenle de hastalıklar normal kabul ediliyor. Ancak yılda 6-7 defadan fazla enfeksiyon kapmaları, bağışıklık sistemlerinin kuvvetsiz olduğunu gösteriyor. İşte bu noktada çocuğu takip eden doktorun da tavsiyesiyle bitkisel destekler gündeme gelebiliyor.
Hemen herkesin bildiği ıhlamur, tarçın, elma kabuğu gibi bitkisel tedavi seçeneklerinin yanı sıra son yıllarda ekinezya, propolis ya da çinko gibi destekleyiciler de hayatımıza girdi. Ancak bu ürünleri kullanırken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü doktor tavsiyesiyle ve önerilen dozlarda alındığında bağışıklık sistemini kuvvetlendirirken, fazla ve bilinçsiz şekilde alınması alerjik reaksiyonlar başta olmak üzere birçok hastalığa neden olabiliyor.
Ekinezyanın gücü
International Hospital’dan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Şeyma Ceyla Cüneydi, özellikle sık enfeksiyon geçiren çocuklara önerilen ekinezya, çinko ve propolis gibi bitkisel destekleyiciler hakkında bilgi verdi: “Ekinezya, bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini sağlayan bitkilerin başında geliyor. Kuzey Amerika yerlileri ekinezya bitkisinin kökünü ve yapraklarını her türlü enfeksiyon hastalığında, yaralarda, boğaz ve diş ağrılarında kullanıyordu. Modern dünyanın yaptığı araştırmalar ışığında ekinezyada bakteri ve virüslere karşı oldukça etkili maddeler bulundu. Üst üste hasta olan ve kendini bir türlü toparlayamayan 1 yaşın üzerindeki çocuklara ekinezya şurubu önerilebilir.
Kafanıza göre kullanmayın
Ekinezya, çocuk tam olarak tetkik edilmeden verildiğinde mide-bağırsak siteminde bazı sorunlara, karaciğer enzimlerinde bozulmaya, alerjik reaksiyonlara, karın ağrısı ve ishale neden olabiliyor. Doktor tarafından önerilse bile sekiz haftadan fazla kullanımı, bu gibi etkilerin görülme ihtimalini artırıyor. Ayrıca tüberküloz, astım ya da romatizmal hastalıkları olan çocukların  kesinlikle kullanmaması gerekiyor.”
Propolis (arı sütü): Güçlü anti-mikrobiyal aktivitesinden dolayı, propolis doğal antibiyotik olarak biliniyor. Propolisin, MRSA da dahil olmak üzere 21 tür bakteri, 9 tür mantar, Giardia’nın da dahil olduğu 3 protozoa türü, herpes ve influenzanın geniş yelpazeli virüsleri üzerinde azaltıcı etkisi bulunuyor.
Ayrıca tedavi edici özelliği de var. Yara kapama, iltihap önleme, uyuşturma ve doku tamiri gibi faydalarının yanı sıra sindirimle kalp-damar sistemleri üzerinde etkili. Propolis, üç aylık dönemlerde alınmalı ve sonrasında kullanımına ara verilmeli.