Showing posts with label kemoterapi. Show all posts
Showing posts with label kemoterapi. Show all posts

Sunday, July 1, 2012

Ginseng yorgunluğa iyi geliyor

New York Times’da yayınlanan bir habere göre ginseng yorgunluğa iyi gelebiliyor.

İktidarsızlığa iyi gelmesi sebebiyle yıllardır kullanılan ginseng enerji verici doğal bir destektir.

Ginsengin ayrıca yorgunluğa da iyi geldiğine dair iddialar söz konusudur. Bağımsız araştırmalar sonucunda ginsengin kemoterapi sonunda görülen kansere bağlı yorgunluğa iyi geldiği belirtilmektedir. Kemoterapi sürecinde hastalar aşırı yorgunluktan şikayet etmektedir. Bazı durumlarda bu yorgunluk hareketi tamamen kısıtlamaktadır.

Mayo Clinic tarafından yapılan bir araştırmada 290 kanser hastası günde 1000 ve 2000 mg olmak üzere ginseng tableti almıştır. 8 haftalık inceleme sonucunda etkisiz ilaç alanlara oranla ginseng alanlarda daha az yorgunluk gözlenmiştir.

Amerikan Klinik Onkoloji Derneği tarafından yapılan başka bir araştırmada ise aynı araştırmacılar, günde 2 kez olmak üzere 1000 mg ginseng alan hastalarda 2 hafta sonra yorgunlukta azalma belirlemiştir.
Diğer bazı araştırmalar da ginsengin kanser hastası olmayan kişilerde de yorgunluğa iyi geldiğini göstermektedir. Ancak uzmanlar ginsengin güvenilirliği konusunda kesin sonuçlara ulaşılabilmesi için araştırmaların devam etmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Tuesday, June 26, 2012

Kanser hastasının tatil rehberi

Birçok insan tatili iple çeker, özellikle çalışanlar için tatil, dinlenip eğlenmeye ayrılan keyifli zaman dilimi anlamına gelir. Hem çalışıp hem de kanserle savaşanlar da tatili dört gözle bekler ama onlar için tatil, kaygıları ve soru işaretlerini de beraberinde getirir.

Cancer care:
Klimalar, kalabalık ortamlardaki enfeksiyon riski, sert esen poyraz, çabuk yorulma, vücut direncinin sık sık düşmesi ve beraberinde gelen hastalıklar... Kanser artık kronik hastalıklar listesinde yer alıyor. Bu, kanserle yüzleşen insanların hastalıkla yaşayacağı ve mücadelenin uzun soluklu olacağı anlamına geliyor. Hal böyle olunca aktif tedavi dönemini geride bırakıp hayatın rutinine dönenler için de kemoterapi ve radyoterapi gören hastalar için de tatil yapmak zaman zaman riskli olabiliyor. Ancak bazı noktalara dikkat ederek ve önlem alarak keyifli bir tatil geçirmek de mümkün.
Neolife Tıp Merkezi’ nden Medikal Onkolog Doç. Dr. Duygu Derin ve Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Alptekin Arifoğlu, kanser hastalarının rahat ve keyifli bir tatil geçirebilmeleri için dikkat edilmesi gereken o noktalara değindi.
İşte kanser hastası için sorunsuz tatilin püf noktaları:
• Kemoterapi bağışıklık sistemini zayıflattığı için mikrop kapmayı kolaylaştırır. Bu nedenle kemoterapi görmekte olan veya kemoterapisi henüz bitmiş hastalar, tatil yapmak için seçecekleri mekânın temiz olmasına dikkat etmeli. Ayrıca mekânın çok kalabalık olmamasına özen gösterilmeli. Ateş veya benzeri bir sağlık sorununda, müdahale yapabilecek sağlık merkezine kolay ulaşılabilmesi de çok önemli.
• Tatil yapılacak mekâna ulaşım için, rahat ve fazla kalabalık olmayan bir ulaşım aracı kullanılmalı. Özel araç veya yol çok uzunsa uçak tercih edilmeli.
• İyi pişirilmiş, temiz hazırlanmış ve sunulmuş, açıkta uzun süre bekletilmemiş yiyecekler tüketmeli. Meyvelerin kabukları soyulmalı ve nasıl yıkandığından emin olunmadığı durumlarda salata ve meyve tüketiminden uzak durulmalı. Sıcakta çabuk bozulabileceği için kremalı tatlılardan kaçınılmalı.
• Kemoterapi ve radyoterapi sırasında güneşe maruz kalınırsa ciltte lekeler oluşabilir. Bu nedenle güneşten uzak durulmalı. Mecburen güneşe maruz kalınacak durumlarda ise yüksek koruma faktörlü kremler kullanılmalı.
• Enfeksiyon olasılığını artırdığı için havuz yerine deniz tercih edilmeli.
• Radyoterapi sırasında, sıcak su vücutta ödem artışına neden olduğundan, kaplıca tatilinden ve sıcak su ile banyo yapmaktan kaçınılmalı. Aynı zamanda cilt hassaslaştığından, kese gibi cildi tahriş edebilecek işlemlerden de uzak durulmalı.
• Bol sıvı tüketilmeli ve çok sıcak saatlerde dışarı çıkmadan, istirahat edilmeli.

Wednesday, June 13, 2012

Aşırı sıcaklardan korunma yöntemleri

İklimde görülen bazı dalgalanmalar ve beklenilmeyen ekstrem olayların yaşanması, canlıların yaşamı üzerinde çok olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.

Bir anne ve kızı sahilde güneşlenmek
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürü Mehmet Çağlar, "Sıcak havalarda bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalı. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükseliyor. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalı" dedi.
Çağlar, canlıların, beslenme, üreme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla yaptıkları bütün etkinliklerini iklim ve çevre koşullarına göre düzenlediklerini söyledi. İklimde görülen bazı dalgalanmalar ve beklenilmeyen ekstrem olayların yaşanmasının canlıların yaşamı üzerinde çok olumsuz sonuçlar doğurduğunu ifade eden Çağlar, bir yerde o güne kadar görülmeyen veya çok seyrek olarak görülen sıcak ve soğukların belli bir süre yaşanmasının bütün canlıları ve çevreyi olumsuz yönde etkilediğini dile getirdi. Her canlının sıcaklık, nem, rüzgar, basınç gibi pek çok atmosferik değişkene karşı mutlaka fizyolojik bir tepkisi olduğuna dikkati çeken Çağlar, çevreye ve iklim koşullarına en kolay uyum sağlayan, olumsuz sonuçlarından en az etkilenen canlının insan olduğunu vurguladı.
Bugüne kadar yapılan ölçümlere göre yeryüzünde şimdiye kadar en yüksek hava sıcaklığının 57 dereceyle Libya’nın El Azizias kentinde 13 Eylül 1922’de ölçüldüğünü belirten Çağlar, Avrupa’da ise en yüksek hava sıcaklığının İspanya’nın Sevilla kentinde 4 Ağustos 1981’de 50 derece olarak kayıtlara geçtiğine işaret etti. Çağlar, Türkiye’de uzun yıllara göre en yüksek hava sıcaklığının ise 1993’teki Mardin'de 48,8 derece olarak ölçüldüğünü söyledi.
Safe to read by the river: Readers can now relax and read in the bath or outside without fear the ink will run
İnsanların yaşamlarını rahat bir biçimde sürdürebildikleri hava sıcaklığının 17-31 derece arası olduğunu belirten Çağlar, bunun dışındaki sıcaklık değerlerinin değişik bünyelerde çok farklı klinik sendromlara, fizyolojik streslere, hastalıklara ve hatta ölümlere bile neden olabildiğini ifade etti.
Çağlar, aşırı sıcaktan daha çok hastalarla yaşlıların etkilendiğine dikkati çekerek, aşırı sıcaklarınkalp hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet, dolaşım-solunum problemi ve alkolizm gibi kronik hastalığı olan kişilerin yaşamını tehdit ettiğini dile getirdi. Aşırı sıcaklar nedeniyle ulaşımda büyük can ve mal kayıplarının yaşandığı kazaların belirgin bir biçimde arttığını anlatan Çağlar, son yıllarda çok sık olarak yaşanan aşırı sıcak ve bunların neden olduğu olumsuzlukların hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için su kaynaklarının yönetimi açısından büyük sorunlara neden olduğunu ifade etti.
Aşırı sıcaklardan korunma yöntemleri
Çağlar, halen ülke genelinde etkili olan yüksek sıcaklıkların gelecek hafta da etkisini sürdüreceği ve mevsim normallerinin 2 ila 5 derece üzerinde seyredeceğini belirterek, şunları kaydetti:
"Sıcakların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği bu günlerde kanser hastaları, kemoterapi hastaları veya değişik deri hastalığı olanlar güneş ışınlarından korunmaya özellikle dikkat etmelidir. Güneş ışınlarının etkisinin güçlü olduğu saat 10.00-16.00 arasında güneş ışınlarından kaçınmalıdır.
Dışarıda bulunulduğunda açık renkli, hafif, bol giysiler tercih edilmeli, şapka giyilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Dışarıda çalışması gerekenler mümkün oldukça güneş altında korunmasız kalmamaya, aşırı hareketlerden kaçınmaya, sık sık tuz içeren sulu gıdalar almaya dikkat etmelidir.
Yoğun fizik aktivite ve spor yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, her bir saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı alınmalıdır. Ağır fizik aktivitelerden kaçınılmalıdır.
Risk altındaki yetişkinler ve yaşlılar, günde en az iki kez güneş veya sıcak çarpması yönünden izlenmelidir. Bebekler ise bu açıdan daha sık izlenmelidir.
Bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalı. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükseliyor. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalı.
Kapalı alanlar iyi havalandırılmalı ve güneş gören pencereler, perde ve güneşliklerle gölgelendirilmeli.
Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş alınmalı, bunun mümkün olmadığı durumlarda ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmeli.
Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmeli.
Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı, yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalı. Her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmeli, soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir."