Showing posts with label cilt. Show all posts
Showing posts with label cilt. Show all posts

Thursday, June 28, 2012

Havuç yağıyla güneşlenmek sakıncalı

”Nasılsa doğal bitki özlerinden oluşuyor” düşüncesiyle havuç ve kakao yağı ile güneşlenmek, cilt sağlığı açısından risk oluşturuyor.

sun cream
Güneş yanıklardan cilt kanserine kadar pek çok probleme yol açan güneşin zararlı ışınları, bronzlaştırıcı yağlar ile birleşince kısa sürede etkisini gösteren ve kalıcı izler bırakabilen deri hasarlarına yol açıyor. Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahu Birol, güneşin cilt sağlığına zararları ve korunmanın yolları hakkında bilgi verdi.
Kıyafet ile korunmanın güneş kremlerinden daha etkili olduğunu belirten Dr. Birol kıyafet ve şapkanın güneş ışınlarına karşı yüzde 25 oranında koruma sağladığını belirtti. Birol, “Markası ve fiyatı ne olursa olsun hiçbir krem kıyafet ile korumadan daha etkili değildir. Açık renkli, pamuklu kıyafetler ve şapka ideal koruma için yeterlidir” dedi.
Birol, yazın havanın bulutlu olduğu zamanlarda bile korumaya ara verilmemesi gerektiğini vurguladı. Güneşlenirken kullanılan havuç ve kakao yağı gibi ürünlerin cilt sağlığı açısından ciddi tehlike yarattığına dikkat çeken Birol şunları söyledi:
YAKICI YAĞLAR GÜNEŞ YANIĞI RİSKİNİ KATLAR“Vücuda temas eden güneş ışınları deri tarafından emilir, bir kısmı deriden yansır, bir kısmı ise parçalanır. Kum, beton, deniz ve kar güneş ışınlarını yansıtmaktadır. Şemsiye altında durulsa bile yansıyan güneş ışınlarından etkilenilmektedir. Havuç ve kakao yağı deriden emilen güneş ışığı miktarını artırarak güneş yanığı riskini yükseltmektedir. Bu şekilde yağ sürüp ardından güneşlenen kişilerde ışık erupsiyonu (kaşıntılı, kırmızı döküntü) gelişme riski de vardır.
Warning: The Teenage Cancer Trust says that teenagers are spending too long in the sun without applying suncream
GÜNEŞ YANIKLARI 1 HAFTALIK EZİYETE DÖNÜŞEBİLİRGünesin zararlı etkisi akut ve kronik olabilir. Akut güneş hasarı ‘güneş yanığı’ olarak bilinmektedir. Kızarıklık, su toplama, soyulma aşamalarından oluşur. Kızarıklık oluşması 3 güne kadar uzayabilir. Şiddetli kaşıntı ve yanma yakınması vardır. Tedavide ıslak pansuman, aspirin, bazı nemlendiriciler, antibiyotik içeren kremler ve kaşıntıya yönelik bazı uygulamalar önerilmektedir. Şikayetin geçmesi 7 güne kadar uzayabilir. Güneş yanığı gelişen bölgenin çok iyi korunması gerekmektedir. İleriki dönemde bu bölgede deri kanseri gelişebilir.”
GÜNEŞE MAKYAJLI ÇIKMAYINAntibiyotikler ve doğum kontrol haplarının güneş hassasiyetini artırdığını belirten Dr. Birol’un dikkat çektiği bir nokta da makyaj ürünleri oldu. Parfüm, kolonya ya da makyaj ürünü kullanarak güneşlenmenin de güneş lekelerine neden olabildiğini hatırlatan Birol, güneş kremi ile bile olsa bronzlaşmanın kansere davetiye çıkardığına bir kez daha vurgu yaptı:
BRONZLAŞMAK KANSERE NEDEN OLABİLİR“Bronzlaşmak derinin gösterdiği bir savunma mekanizmasıdır. Güneş koruma kremi ile bronzlaşmak sadece güneş yanığı oluşması olasılığını azaltmaktadır. Ancak kronik dönemde ortaya çıkacak deri yaşlanması, deri kanseri, güneş hasarı, güneş lekelerinin oluşma riskini ise artırmaktadır. Amaç güneş kremi kullanarak bronzlaşmamayı sağlamak olmalıdır.
KREMİN KORUYUCULUĞU CİLT TİPİNE GÖRE DEĞİŞİYORGüneş kremi sürülmeden vücutta 30 dakika içinde kızarıklık ortaya çıkıyorsa, 15 faktörlü krem kullanıldığında bu süre 30-15 dakika olmaktadır. Güneş kreminin koruyuculuğu; kişinin deri tipine, uygulanan miktara, uygulanan aktiviteye (sık yüzmek, fazla terlemek) bağlı olarak değişiklik göstermektedir. 8 güneş koruma faktörlü bir krem deriden D vitamini sentezini yüzde 95 oranında azaltmaktadır. 15 faktörlü bir krem ise bu oranı yüzde 98 olarak artırmaktadır."

Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahu Birol, haftada iki kez güneş koruma faktörü olmadan 10 dakika el, yüz veya gövdeye alınacak güneş ışığı D vitaminini sentezlemek acısından yeterli olacağını sözlerine ekledi.

Monday, June 25, 2012

Alkol serinletmiyor.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Oğuzhan, “Alkol, vücudumuzdan fazla miktarda su atılmasına neden oluyor. Bu da ısı ve güneş çarpmasını kolaylaştıracak bir faktör olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

Yoğun: Thomas diye bir kokteyl gibi görünen uzakta yudumladı olarak ona yoğun bakıyordu, The Last Song yıldız gözlerini alamadılar
Oğuzhan, kalbin sıcak havalarda genişleyen ciltteki damarlara daha fazla kan gönderebilmek için daha hızlı ve daha güçlü kasıldığını söyledi.
Bu sayede kalbin, ciltte kanı dolaştırarak soğuttuğunu anlatan Oğuzhan, şöyle devam etti:
“Kalp hastalarında vücut dengesi çok hassastır, sınırda olan kalp fonksiyonları daha fazla kasılma ihtiyacı olduğunda bunu yerine getiremez. Bu durumda da vücudun soğutma mekanizması çalışmaz. Bu bir yandan kalp krizine davetiye çıkarır, bir yandan da sıcağın diğer etkilerini ortaya çıkarır. Önce ısı yorgunluğu ortaya çıkar. Aşırı terlemeyle halsizlik, bitkinlik, yorgunluk hissedilebilir, bazen bulantı hissi olabilir, hafif baş ağrısı ortaya çıkabilir. Eğer uzun süre sıcağa maruz kalınırsa bunlar normal insanlarda da olabilir ama kalp hastasıysanız ve özellikle 65 yaşın üzerindeyseniz risk daha fazladır.”

GÜNEŞ ÇARPAN KİŞİYE SU İÇİRMEYİN

Oğuzhan, “ısı yorgunluğu” evresinde gölgeye alınmayan, soğuk suyla serinletilmeyen, terle kaybettiği sıvıyı alamayan kişilerde “güneş çarpması” olarak adlandırılan ağır bir tablo ortaya çıktığını kaydederek, “Bu tablo ölüme kadar gidebilir. Bu tabloda artık hasta terleyemez hale gelir, cilt kurur, yüz kızarır, şuur bulanıklığı başlar, şiddetli, zonklayıcı baş ağrısı vardır. Artık, bu kişinin acil olarak bir sağlık merkezine başvurması gerekir” diye konuştu.
Güneş çarpması durumunda hastanın hemen gölgeye alınması ve soğutulması gerektiğini dile getiren Oğuzhan, “Ancak bu kişiye su içirmeye çalışmamamız lazım. Bilinç bulanıklığı olduğu için suyun akciğerlere kaçma ihtimali vardır. Hemen bir ambulans çağırıp, sağlık merkezine taşınması gerekir” dedi.

SERİN OLAN ALIŞVERİŞ MERKEZLERİNE GİDİN

Oğuzhan, kalp hastalarının kullanması gereken ilaçların dozunun sıcak havalarda yeniden ayarlanması gerekebileceğini belirterek, tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, beta bloker grubu ilaç kullanan kalp hastalarının doktorlarına başvurması gerektiğini anlattı.

Kalp hastalarının 10.00-15.00 saatleri arasında dışarı çıkmaması gerektiğini belirten Oğuzhan, şunları anlattı:
“Mümkünse evde de klimalı bir ortamda otursunlar. Klimaları yoksa olan birine gitsinler, bu çerçevede alışveriş merkezlerini tercih edebilirler. Bu sayede ticaret de hareketlenmiş olur. Bir de özellikle aktivitelerini sınırlamalarında fayda var. Bu, sağlıklı insanlar için de geçerli. İnce ve geniş elbiseler kullanmaları lazım. Kafalarını şapka ile gözlerini gözlükle korumaları gerekir. Şemsiye kullanabilirler. Mümkün olduğunca sıvı almalılar. Ancak kalp yetmezliği olanların aşırı sıvı alması da zararlı olabilir.”

EN GÜZEL İÇECEK SU 

Prof. Dr. Oğuzhan, sıcak havada alkolü tavsiye etmediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Özellikle sıcak havalarda, kıyı kesimlerinde yaygın olan 'soğuk bir bira içip serinleyelim' yaklaşımı çok yanlış. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki alkol, vücudumuzdan fazla miktarda su atılmasına neden oluyor. Bu da ısı ve güneş çarpmasını kolaylaştıracak bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Zaten terlemeyle su kaybediyoruz. Bu nedenle soğuk da olsa alkol kesinlikle bizi serinletmiyor. Ayrıca şekerli, gazlı meşrubatları da önermiyoruz. Şeker hem idrarla vücuttaki suyu atıyor hem de kalori demek. En güzel içecek su. Bunun yanında az şekerli komposto, limonata olabilir, yağ oranı fazla olmayan ayran olabilir.”

Tembellik gençleştiriyor.

Hayatı yavaşlatmak ya da deyim yerindeyse bir nebze de olsa 'tembelleşmek' genç kalmanın yeni anahtarı. Kulağa gerçekten de hoş geliyor, değil mi?

Single supplements can almost double the cost of a holiday when compared with a couple sharing, according to the latest research.
Şimdilerde güzellikle ilgili yepyeni bir slogan kadınların ilgisini çekiyor. Hayatı yavaşlatmak ya da deyim yerindeyse bir nebze de olsa 'tembelleşmek' genç kalmanın yeni anahtarı. Kulağa gerçekten de hoş geliyor, değil mi? İşte detaylar… 
Enerjinizi düşürün, genç kalın
Her yerde okuyup duruyoruz; metabolizma ne kadar hızlı çalışırsa, vücut da fit görünümünü ve tazeliğini o denli koruyor. Ama bilim adamlarına sorarsanız, bu tamamıyla yanlış… Yapılan birçok araştırmaya göre, yavaşlayan bir metabolizma –burada konu edilen düşük kalori alımı- uzun yaşamın sırlarından biri. Sebebine gelince; vücut ısısında ve metabolizma hızında meydana gelen azalma, hücrelerin ve dolayısıyla organların yaşlanmasına neden olan serbest radikallerin oluşumunu engelliyor. Ayrıca kanser, iltihaplanma ve diğer hastalıkların tetikleyicileri de daha az üretilmeye başlanıyor. Tüm bu bilgileri nasıl kullanacağımıza gelince…
 Experts say Britons, with our more liberal attitude towards drinking generally, are particularly prone to Holiday Heart Syndrome
Hayatı yavaşlatmak genç tutuyor
Cildin yenilenmek için zamana ihtiyacı var. Bugüne kadar biz hep hücreler kendini ne kadar hızlı yenilerse, kırışık oluşumunun da o kadar geç gerçekleştiğini düşünüyorduk. Kısa bir süreliğine doğru bir varsayım kabul edilebilir bu; ancak uzun vadede bilim insanları bu sürecin tersine işlediğini belirtiyor. Her hücre bölünmesinde kromozomların uç parçalarını oluşturan telomerler kısalıyor. Bir noktadan sonra, minimum uzunluğun altına düştüklerindeyse hücrelerin bölünmesi artık mümkün olamıyor. Dokular sertleşiyor, geriyeyse elastikiyetini yitirmiş bir cilt kalıyor. Bunu keşfeden birçok kozmetk markası son yıllarda ürünlerinin içeriklerine yosunları da ekledi. Yosun ekstreleri, hücrenin kendi ritminde yenilenmesini sağlamak için çeperini yeniden oluşturmasına yardımcı oluyor.

Thursday, June 21, 2012

Güneş yanığı olduysanız.

Kısa süreli ama aşırı miktarda güneşe maruz kalındığında ciltte güneş yanığı oluşabiliyor. Peki, böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmalıyız? Dr. Ayhan Tokgöz, ciltte oluşabilecek yanıklarla ilgili yapılacakları sıraladı.
Too little, too late! A very sunburned Lydia Bright was seen slathering on suncream while on holiday in Dubai

Dr. Ayhan Tokgöz, güneş yanığı oluştuysa yapılabilecekleri şu şekilde aktarıyor:

• Zaman kaybetmeden tedbir alın: Siz veya çocuğunuz güneşte kaldıktan sonra cilt kızarması ve yanma hissi ortaya çıkarsa hiç zaman kaybetmeden güneşli bölgeden uzaklaşın ve tedaviye başlayın.

• Cildi nemlendirin: Serin bir duştan sonra cilde nemlendirici bir krem veya losyon sürün. Soyulma ve kabarcıklanmayı önlemek için bu işlemi sıkça tekrarlayın. Cildi kaşımak, soymak ve kabarcıkları patlamak hasarı artırır ve açık yaralara neden olarak cildin mikrop kapmasına neden olabilir, bu sebeple cildi kaşımayın.

• Bol su için: Yanıklar ciltten su kaybedilmesine neden olur. Özellikle çocuklar çok hızlı su kaybedebilirler, ağız kuruması, susama hissi, az idrara çıkma, baş ağrısı, sersemlik ve uyku hali su kaybının belirtileridir. Belirtiler şiddetliyse mutlaka bir sağlık kurumuna başvurulması gerekir.

• Doktorunuza sorun: Yanık alanı genişse, örneğin sırtın tümü kabarcıklanacak kadar yandıysa, ateş ve üşüme varsa mutlaka doktorunuza danışın.

Tuesday, June 19, 2012

Cildi sıkılaştırmak için doğal bakım.

Çok sık bir şekilde kilo alıp veriyorsanız, hareketsiz bir yaşam sürüyorsanız veya daha önce sporla uğraşırken birden sporu bıraktıysanız zamanla vücudunuzda gevşeme ve deformasyon olması kaçınılmazdır. Özellikle karın bölgesi, kalça, kolların ve bacakların iç kısımlarında gevşeklik oluşur. Vücudun gevşemesinde bağ dokunuzun zayıf olması ve yaşınızın ilerlemiş olması da etkenlerdendir.

CİLDİ SIKILAŞTIRMAK İÇİN VÜCUT YAĞI


Bir kasenin içine ikişer çorba kaşığı kayısı yağı, kantaron yağı, çilek yağı, susam yağı, portakal yağı, biberiye yağı, yasemin yağı ve yosun yağı koyup hepsini karıştırın. Bu karışımı vücudunuzu yumuşak bir kese ile keseledikten sonra masaj yaparak yedirin ve yarım saat sonra ılık su ile duş alın. Oldukça etkili ve ideal bir sıkılaştırıcı formüldür. Haftada iki kez uygulayabilirsiniz. 


Beachwear 
EĞER; PÜRÜZSÜZ, SIKI VE HARİKA BİR CİLDE SAHİP OLMAK İSTİYORSANIZ…


Mutlaka ve mutlaka zeytinyağını kullanmanız gerekir. Zeytinyağı adeta doğal bir anti-aging gibidir.

EĞER CİLDİNİZ ALLERJİK VE KURU BİR CİLT İSE; 

duştan sonra tüm vücudunuzu saf zeytin yağı ile nemlendirebiirsiniz. Tabi bütün ciltler için de uygun bir bakım önerisidir.
 

Saturday, June 16, 2012

Demet Şener’in güzellik felsefesi

İki çocuk annesi olmasına rağmen eski formundan bir şey kaybetmeyen Demet Şener, güzellik ve form sırlarını New Beauty dergisiyle paylaştı. İşte bir dönem podyumlarda fırtına gibi esen Şener’in yaşam tarzı haline getirdiği bakım ritüelleri...


HER GÜN... 
   
Sabah ilk işim cildime uygun yıkama jeli ile yüzümü yıkayıp ardından dermatoloğum Prof. Dr. Gönül Ergenekon tarafından hazırlanan nemlendiriciyi sürmek oluyor. Vücuduma da her gün duştan sonra mutlaka nemlendirici uygularım.
İKİ GÜNDE BİR...
Saç derim de cildim gibi hassas... O yüzden bana uygun bir şampuanla saçlarımı iki günde bir yıkayıp uçlarına bakım kremi uyguluyorum. Kuruturken de uçlarına argan yağı sürüyorum. Saçlarım fazla işlem görmediği için ağır bakımlara ihtiyaç duymuyorum. Yaz aylarında saçları UV ışınlarından koruyan saç spreyini kullanıyorum.
HAFTADA BİR KEZ...
Haftada bir yaptırdığım masaj, bakımdan ziyade rahatlama amaçlı oluyor aslında...
AYDA BİR KEZ...
Dermatoloğuma muhakkak ayda bir kez cilt bakımına gidiyorum. Kendisinin öngördüğü şekilde, bazen vitamin bazen de lazer bakımı uygulanıyor.
YEMEK DÜZENİ

* 07:30 KAHVALTI:
 Sabahları güne bir bardak su içerek başlıyorum. Ardından zeytin, peynir ve domatesli kahvaltımı ediyorum. Yanında mutlaka demlenmiş çayım oluyor. İki dilim tam buğday ekmeğinin yarım dilimine de çikolata ezmesi sürüyorum. Haftada üç gün yumurta tüketiyorum. Kahvaltıdan iki saat sonra latte içiyorum.

* 12:30 ÖĞLE YEMEĞİ: Öğle yemeğinde salata, çorba, etli sebze, yoğurt ve bir dilim ekmek yiyorum. Arada ya bir dilim kek, börek, tost ya da simitle çay saati yapıyorum. Yemekten biraz önce bir latte daha içiyorum.

* 18:30 AKŞAM YEMEĞİ: Akşam yemeğinde salata, ızgara, et, tavuk, balık ve zeytinyağlı sebze yiyorum. Gece yatmadan evvel de bir porsiyon meyve tüketiyorum. Gün içinde bir bardak da yeşil çay içiyorum.
GÜZELLİĞİN ANAHTARI KENDİNİ SEVMEKTİR

Formunuzu nasıl koruyorsunuz?

- Bir insan spor ve doğru beslenmeyle olabilecek en iyi görüntüye sahip olabilir. Güzel görünmenin en önemli anahtarı kendini sevmek ve yaşadığı hayattan zevk almaktır. Haftada iki gün yoga hocamla spor yapıyorum. Haftanın üç günü de fitness uzmanıyla beraber kas geliştirme programı uyguluyoruz. Her dersin sonunda yarım saat kardiyo yapıyorum. Bazı günler de arkadaşlarımla sahilde yürümeyi tercih ediyorum. Yoga ve fitness hem ruhuma hem de vücuduma inanılmaz iyi geliyor.
SPF 50 KORUMA FAKTÖRLÜ ÜRÜNÜ YAZ KIŞ KULLANIRIM

Güzelliğinizi nasıl koruyorsunuz?

- Cilt güzelliğim için temizliğe ve doğru ürün kullanımına çok önem veriyorum. Dermatoloğum bana hangi ürünleri önerirse onları kullanırım. Ben yaz kış SPF 50 koruma faktörlü nemlendirici sürmeden sokağa adım atmam. Dermatoloğum tarafından bizzat hazırlanan nemlendirici de bana çok iyi geliyor.
GÜZEL YAŞLANMAK...
İyi yaş almak ve güzel yaşlanmak için doğru beslenme, düzenli egzersiz ve sahip olduklarım için şükretmeyi sürdürmeyi hedefliyorum. Sigara ve alkol kullanmam, gece hayatından da hiç hoşlanmam. Bu özellikler de güzel yaşlanmama yardım edecek. Muhteşem bir ailem var ve hayatımı çok seviyorum.
HAFTADA BİR HER İSTEDİĞİMİ YİYORUM
Yemek yemeyi çok seven bir insanım. Haftada bir istediğim her şeyi yerim. Çikolatalı ve sütlü tatlılara hayır demekte çok zorlanıyorum. Onun dışında abur cubur tüketmeyi hiç sevmem ama...

Friday, June 15, 2012

Kadınların ortak derdi selülit.

Östrojen ve bağ dokusu nedeniyle her kadını tehdit ediyor ama uzmanlara göre selülite, yüzdeki kırışıklıklar gibi kaçınılmaz ama geciktirilebilir ve geriletilebilir bir süreç olarak yaklaşılmalı.

Ice cold: Cryotherapy
Kadınlık hormonu östrojen ve kadınların bağ dokusu diziliminin erkeklerden farklı oluşu, onları selülite yatkın hale getiriyor. İşin kötüsü bu durumdan kaçınmak hemen hemen imkansız.
Dermatolog Dr. Öykü Maraşoğlu, “Kadınların cilt altı yağ dokusu erkeklerinkinden farklıdır. Bu bağlar; östrojen hormonu, genetik yapı, yaş, beslenme, hareketsizlik gibi birçok sebepten ötürü kısalır ve yağ dokusunun yapısı bozulmaya başlar. Bunun son evrelerinde ise selülit gözle görünür duruma gelir” diyor.
“Her kadında az ya da çok selülit yoktur, selülit olma potansiyeli vardır” diyen Maraşoğlu, uygun genetik yapı, mükemmel beslenme ve egzersizle selülitsiz kadın olabileceği gibi, selüliti olan profesyonel sporcuların da bulunduğunu söylüyor. Maraşoğlu’na göre, selülit iyice belirmeden yaşam biçimi ve önleyici tedaviler sayesinde hem sağlık hem de estetik görünüm açısından memnuniyet verici sonuçlar alınabilir.
TEDAVİSİ VAR AMA TEKRAR EDİYORMaraşoğlu’nun verdiği bilgiye göre, selülit tedaviyle gideriliyor ancak yapısal bir sorun olduğu ve bu yapıyı değiştirmenin de imkanı olmadığı için tedavinin her sene tekrarlanması gerekiyor. Maraşoğlu, tedavi seçenekleri hakkında ise şunları söylüyor:
“Bizler kilosu normal ya da birkaç kilo fazlası olanlara elektrotlarla kasları çalıştıran Slim Up’ı öneriyoruz. Adale baş ve sonlarına bağlanarak kasları hareket ettiren yöntemler selüliti azaltır. Bu sayede karın ve bacak kasları sıkılaşır, yağ dokusu azalır, incelme sağlanır. Ayrıca cihazın verdiği kızılötesi ışınlar sayesinde metabolizma hızlandırılır, karın, kalça ve bacaklardaki lokalize yağlar azaltılarak kaslar sıkılaştırılır. Biraz kilo fazlasıyla birlikte sıkılaşma ihtiyacı olanlara ise lenfatik dolaşımı artıran ve aynı zamanda inceltici etkileri olan refleksolojif yöntemler endermolab ve velayı uyguluyoruz. Bu yöntemler ise deri altındaki düzensizlikleri, selülit görüntüsünü önemli derecede azaltan ve derinin daha iyi kanlanmasına yardımcı olan sistemlerdir. Bilimsel çalışmalarda bu uygulamalardan sonra vücutta;
•Lipolizin (yağ yakımının) yüzde 70,
•Mikro kan dolaşımının yüzde 400,
•Lenfatik dolaşımın ise yüzde 300 arttığı kanıtlanmıştır. Bu etkiler sonucu uygulandığı bölgedeki lokal yağlanmalar azalır, gevşemiş dokular sıkılaşır, selülitli görünüm azalır, vücut yeniden şekillenir, toksinlerin vücuttan atılımı hızlanır ve cilt elastikiyeti artar. Bu tedaviyi almak isteyenlerin mutlaka cihazın FDA onayı olup olmadığına bakmalarını öneriyoruz.”
EGZERSİZ YÖNTEMİ DE ÖNEMLİSelülit kadınlık hormonlarından gelen bir miras ancak Maraşoğlu’na göre, erkeklik hormonu testosteronu artıracak biçimde ağırlık egzersizleri yapmak selülitin azalmasında çok etkili. Kas kütlesini önemli oranda artırmak için yürüme, koşma gibi egzersizler yerine, ağırlık egzersizleri öneriliyor.

Sağlığınızı doğal maden suyu ile koruyun.

Sıcak yaz günlerinde ferahlamanın yollarından biri olan doğal maden suyu, insan sağlığı için son derece önemli. Düzenli olarak doğal maden suyu tüketmek; böbrekler, sindirim sistemi, metabolizma ve cilt için son derece faydalı


Yaz yaklaşırken sıvı tüketimi daha da önem kazanıyor. Özellikle terle kaybedilen mineralleri de düşündüğümüzde maden suyu tüketimi daha da önemli hale geliyor. Doğal maden sularında çözünmüş bulunan kalsiyum, magnezyum ve sodyum gibi ana mineraller, florür, iyot gibi eser elementler ve bikarbonat, sülfat gibi iyonların; bir dizi fizyolojik fonksiyonlar üzerine destekleyici etkileri olduğu ve bazı hastalıklar için de yararlı olduğu bilinmektedir.


DOLABINIZDA OLMALI Uzmanlar tarafından her gün en az iki şişe tüketilmesi tavsiye edilen doğal maden suyu, böbrek ve idrar yollarındaki taş oluşumunu önlemeye yardımcıdır. Sokağa çıkılamayan aşırı yaz sıcaklarında evimizde ya da ofisinizdeki buzdolabında bulundurmanız tavsiye edilen maden suyu, sağlıklı ferahlamak için iyi bir seçimdir. İşte doğal maden suyunun vücudumuzun bazı bölgeleri ve işlevleri üzerindeki etkileri: BÖBREK: Doğal maden suları böbrek ve idrar yolarında taş oluşumunu önlemeye yardımcıdır. Özellikle bikarbonat, magnezyum ve kalsiyum içerikli yüksek mineralli maden suları; idrar yolu enfeksiyonlarında iltihabı geriletici etki gösterir. Boşaltım sisteminin birçok hastalığında böbrek fonksiyonlarını destekleme ve geliştirme amacıyla bolca doğal maden suyu içilmesi tavsiye edilir.
METABOLİZMA: Doğal maden suları safra kesesi tembelliğinin giderilmesinde yararlıdır ve pankreas fonksiyonlarını destekler. Sodyum bikarbonatlı suların, diyabette insülinin etkisini güçlendirdiği biliniyor. Hem idrar miktarını, hem de idrarla ürik asit atılımını artırdığından, idrar yollarında oluşan taş oluşumunun önlenmesinde yardımcı olduğu da bilinmektedir.
SİNDİRİM SİSTEMİ: Günümüz insanının az su içme alışkanlığı, minerallerden yetersiz beslenme ve hareket azlığı gibi özellikleri; sindirim sistemi rahatsızlıklarının başlıca nedenleridir. Bunların başında da kabızlık gelir. Bu rahatsızlıkta sülfatlı maden suları çok yararlıdır. Bir şişe doğal maden suyu; içerdiği karbondioksit gazıyla, tok karnına içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Yemekten önce ve yemek aralarında içilen maden suyu da tokluk hissi vereceğinden kilo vermenize yardımcı olur.
CİLT: Doğal maden suyunun cilt fizyolojisinin desteklediği, gergin ve pürüzsüz bir cilde katkısı olduğu bilinmektedir. Diğer yandan maden suyu sadece içildiğinde değil, aynı zamanda dıştan sürüldüğünde de cildi canlandırır ve gençleştirir.


SICAK GÜNLERDE DAHA ÇOK TÜKETİN
Yazın terleme ile büyük miktarda su kaybı olur; bununla orantılı olarak su gereksinimi de günlük gereksinimin iki ya da üç katına kadar çıkabilir. Birçok kişi özellikle ileri yaştakiler, susama hissine göre su içerler. Sonuç; günlük gereksinimden çok daha az miktarda su içilmesidir. Bunu önlemek ve yeterli su içilmesini kolaylaştırmak için evde ve işte doğal maden suyu gözle görünür ve kolay ulaşılır yerlere yerleştirilmelidir


HAMİLE KADINLAR MUTLAKA İÇMELİHamilelik döneminde ihtiyaç duyulan çeşitli minerallerin karşılanmasını sağlayan en önemli içecek maden suyudur. Maden suyu; içeriğinde bulunan zengin minerallerle hamileliğinizin sağlıklı geçmesini ve bebeğin gelişimi için ihtiyaç duyulan minerallerin karşılanmasını sağlar. Doğum sonrasında içilen maden suyu ise, anne sütünü artırmaya yardımcı olur.


SPORDAN ÖNCE VE SONRA İÇİN
Bir spor aktivitesine katılma sırasında ve sonrasında görülen kilo kaybı, aslında tamamen terleme ile su ve mineral kaybına bağlıdır. Bu kayıp spor sonrası mutlaka karşılanmalıdır. Bunun en iyi yolu da doğal maden suyu içilmesidir. Yapılan spor tipine göre kaybedilen su miktarı ise şöyledir:
110 metre koşu: 0.1-0.3 litre su
90 dakika tenis: 1.5-2.0 litre su
90 dakika futbol: 2-3 litre su
Maraton koşusu: 4-5 litre su

Ağda kıl dönmesi yapar mı?

“Kıl dönmesi farklı sebeplerle meydana gelebilir” diyen Cilt Hastalıkları Uzmanı Nilgün Ertugay, kıl dönmesinin sebepleri ve önlemek için neler yapılması gerektiği hakkında bilgiler verdi.
3 tip kıl vardır
Anne karnında oluşan kıllar: İnce uzun medulla diye tabir edilen iç kısmı olmayan sarı renkli kıllardır.
"Vellus" diye tabir edilen kıllar: Avuç içi ayak tabanı, mukaza(dudaklar, ağız içi, genital bölge iç kısmı) dışında hemen hemen tüm vücut yüzeyinde bulunan medullasız ince ve kısa kıllardır. Bazı kişi ve ırklarda bu kıllar kalınlaşıp koyulaşarak (medula içererek) terminal kıl karakteri de kazanabilirler.
Terminal kıllar: Medullalı koyu sarı veya siyah renkli kalın ve uzun kıllardır. Saç, sakal, koltuk altı ve genital kıllar bu tiptedir.
Kıl dönmesinin sebepleri
Kıl dönmesi farklı sebeplerle meydana gelebilir. Kıl çok güçlü ve deri ince ise kıl kökü, kılıfını delerek derinin altına girer ve orada kıl büyümeye başlayabilir. Derinin içindeki dokularla temas eden kıl savunma hücreleri tarafında yabancı cisim zannedilerek etrafı iltihap hücreleri ile çevrilir ve iltihaplı kıl dönmesi oluşur. Bu esnada batma ve kaşınma hissi mevcuttur. Daha sonra iltihaplı, sivilceli tavuk derisi gibi bir görüntü ortaya çıkar.
Kıl folükilünün yapısı ağda, tıraş, travma ile bozulacak olursa kıl yine, kıl folikülünden dışarı çıkarak doku reaksiyonu oluşturabilir. Özellikle ters yöne traşta kıla eğimini veren üstteki çıkıntılı kısmı da yok etmiş oluyoruz. Kıl bu kısmı yeniden yapmaya çalışırken kıl orifisini (deliğini) tıkayabiliyor ve kıl başlıyor deri içersinde büyümeye ve savunma hücrelerini harekete geçiriyor. Deride ve kıl kökünde normal olarak bulunup deri florasını oluşturan bakteriler de çoğalarak iltihaplı sivilceli kıl dönmesine neden oluyorlar. Ayrıca ağda ile kıl, kıl kökünden sökülüp çıkartıldığında vücut bunu bir travma olarak algılıyor ve oraya kan serumu ve enflamasyon denilen iltihap durumunu başlatan, yöneten, sonuçlandıran savunma hücrelerini gönderiyor.
Sonuçta burada başlangıçta steril olan ama sonra görsel olarak irinli bir sivilceye dönüşen kıl dönmesine bağlı deri değişiklikleri oluşuyor. Bazen hiç iltihaplanmadan da kıl dönmesi oluşabilir. O zaman cilt altında siyah bir nokta gibi gözükür. Kıl tam deriyi deleceği zaman batma ve kaşınma hissi oluşur. Elle temasta deri, pütür pütür adeta tavuk derisi gibi bir görüntü alır.
Kıl dönmesini önlemek için neler yapılabilir?
- Traş olurken mutlaka kılın yönüne doğru traş olmak lazım. Traş öncesinde ve sonrasında sakinleştirici tonikler veya kremler kullanılabilir. Tahrişi artıran aftershave’lerden uzak durmak gerekir.
- Kıl dönmesi eğer kasıklarda ağda sonrası oluşuyorsa birkaç sefer jilet kullanmak kıl folikülünün onarılmasını sağlar. Dikkatli olmak koşuluyla tüy dökücü kremler kullanılabilir. Fazla bekletilirlerse alerjik yan etki yapabilirler. Daha sonra ağdaya dönebilirsiniz ama yeniden kıl dönmesi olabilir.
- Eğer sakal bölgesi değil, cildiniz ve kıl kökünüz uygun ise kıl dönmesinde en iyi çözüm lazer uygulatmaktır. Tek seans bile sorunu çözebilir.
- Kılınızı muhafaza etmeniz gereken yerlerde kıl dönmesi oluyorsa (sakal) kimyasal peelinglerin faydası olabilir. Bacaklarda ağda sonrası yoğun kıl dönmesi oluyorsa öncesinde ve sonrasında antiseptik bir solüsyonla silmek, soğuk kompres (yıkamadan önce) faydalı olabilir. Eğer alerjik olarak reaksiyon gelişiyorsa (epilasyon sırasında aşırı ağrı, yoğun kızarıklık ve şişme) ağda öncesi bir antihistaminik içmek faydalı olabilir. Yaygın sivilceli vakalarda ağızdan antibiyotik almak da gerekebilir.
- Hafif dereceli kıl dönmelerinde deniz ve güneş bile yeterli olabilir.
Tedaviler sadece kıl dönmesini hafifletir, bu yapısal bir sorundur. Her an uygun koşulları bulduğunda tekrarlayabilir. Oluşan izler zamanla hafifler. Kimyasal peelinglerle bu izleri hızla düzeltmek de mümkündür. Kıl çıkışını zayıflatmak için ürün kullanılacaksa yıkamadan önce sürülmesi gerekir. 

Wednesday, June 13, 2012

Havuz ve denizdeki tehlike.

Denize ve havuza girenlerin kulak, göz, cilt, idrar yolu enfeksiyonları ile ishal gibi sindirim sistemi sorunlarıyla karşı karşıya kalabileceği, bunların önlenebilmesi için denizin ve havuzun temizliğine dikkat edilmesi, enfeksiyonu olanların denize ve havuza girmemesi gerektiği bildirildi.

Fun in the sun: Tulisa solo materyal üzerinde çalışmaya Amerika'da şu anda
İzmir Halk Sağlığı Müdürü Bediha Türkyılmaz, okulların kapanması ve havanın ısınmasıyla insanların serinlemek için havuza ve denize gittiğini belirtti.
İzmir'deki ticari işletmelere ait 330 havuzdan geçen yılın mayıs ayından bu yana ayda bir kez numune alarak kimyasal, fiziksel ve mikrobiyolojik açıdan inceleme yaptıklarını söyleyen Türkyılmaz, şöyle konuştu:

“Yaz aylarında havuza ve denize girme sonucu enfeksiyonlara yakalanma riski artmaktadır. Kulak, göz, cilt, idrar yolu enfeksiyonları ile ishal gibi sindirim sistemi sorunları, serinlemek için koştuğumuz deniz ve havuzların beraberinde getirdiği risklerden bazılarıdır. Aktif cilt mantarı, göz ve kulak enfeksiyonu olan kişiler havuza ve denize girmemeli, aksi takdirde hem enfeksiyonlarının iyileşmesi gecikecek hem de diğer kişilere bulaştıracaklardır.”

"EN TEMİZİNDE BİLE DIŞ KULAK ENFEKSİYONU RİSKİ VAR"

Havuzdan ve denizden kaynaklanan dış kulak yolu enfeksiyonlarına da yazın çok sık rastlandığını kaydeden Türkyılmaz, kulaklarına tüp takılan çocukların kesinlikle havuza girmemesi gerektiğini, bakımı yapılmayan havuzlarda dış kulak yolu enfeksiyonlarının ortaya çıkma riskinin yüksek olduğunu söyledi.
Enfeksiyona bağlı olarak şiddetli kulak ağrısı, dış kulak yolunda şişme, kulak akıntısı, tıkanma ve duyma sıkıntısı yaşanabileceğini ifade eden Türkyılmaz, “En temiz havuzlarda bile dış kulak enfeksiyonu görülme riski vardır” dedi.

"TEMİZLİĞİNDEN ŞÜPHE EDİLEN HAVUZLARDAN KAÇINILMALI"

Sağlık için gerekli şartlara sahip olmayan havuzlar ve kimi zaman da deniz suyunun idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabildiğini belirten Türkyılmaz, havuz enfeksiyonları arasında en sık rastlanan şikayetin “havuz sistiti” olduğunu, bu nedenle temizliğinde şüphe edilen havuzlardan kaçınılması gerektiğini söyledi.

Havuzdan bulaşan hastalıkların çoğunun klorlama yoluyla önlenebileceğini ancak klorun bazı mikropları anında öldürmediğini, klorlu havuzlarda dahi enfeksiyon riskinin belli ölçüde devam ettiğini ifade eden Türkyılmaz, şunları kaydetti:

“Öncelikle çocuklarda ishal varsa kesinlikle havuza girilmemelidir. Bu özellikle henüz tuvalet eğitimini tamamlamamış çocuklar için geçerlidir. Aksi takdirde mikropları havuza bulaştırabilir ve diğer insanların da hasta olmasına neden olunabilir. Havuz suyunun çocuğunuzun ağzına girmesinden kaçının. Çocuklarınıza havuz suyunu ağızlarına almamaları ve yutmamaları öğretilmelidir. Hijyen kurallarına özen gösterilmeli, havuza girmeden önce duş alınmalı, tuvalet kullandıktan ya da bebek bezi değiştirildikten sonra eller bol sabunlu suyla yıkanmalıdır. Aksi takdirde vücudunuzda bulunan mikroplar suya bulaşarak, havuza giren diğer kişileri de etkileyebilir. Çocuğunuz havuzda yüzdükten sonra gözleri kıpkırmızı oluyorsa klora karşı hassasiyeti söz konusudur. Havuz suyunun temizlenmesi için fazla miktarda dökülen klor, özellikle çocuklarda kornea tabakalarında hücreye zarar verebilir. Bir havuza temiz denilebilmesi için klor kullanmanın yeterli olmadığını unutmamak gerekir. Steril bir göz yıkama solüsyonu veya yapay gözyaşı damlaları ile çocuğunuzun gözlerini yıkamak rahatsızlığını bir miktar azaltabilir. Ayrıca yüzerken çocuğunuzun yüzme gözlükleri kullanmasını sağlamalısınız.”

Deniz suyundaki riskin yok denilecek kadar az olduğunu söyleyen Türkyılmaz, denizdeki en büyük tehlikenin deniz suyuna kanalizasyon karışması olduğunu belirtti.

Koli basilinin insan ve hayvanların bağırsaklarında bulunan bir bakteri olduğunu kaydeden Türkyılmaz, “Bu da ishale, cilt ve göz enfeksiyonlarına neden olabilir. Denizlerden çok fazla bir tehlike gelmez ancak temizliğinden şüphe edilen, kirli denizlere girilmemesi gerekmektedir” diye konuştu.

Tuesday, June 12, 2012

Hızlı makyaj yapmanın püf noktaları.

Yaz aylarında hava sıcaklığının artmasıyla birlikte makyaj yapmak her ne kadar zor gelse de bakımlı görünmeyi elden bırakmamak için bazı pratik önerilere ihtiyacınız olabilir. Hızlı makyaj yapma taktiklerini öğrendikten sonra artık makyaj yapmaya üşenmeyeceksiniz. İşte Evoria.com’dan 5 dakikada makyaj yapmanın sırları… 
Hello boys: Emma Willis seductively onu lippy koyar iken, Jenni Falconer kamera için bir öpücük darbeler
Yazın popüler rengi “mürdüm”
Cildiniz donuksa kayısı veya bej tonlarında bir makyaj altı sürün (1 dakika). Gözaltında morluklar, yüzünüzde sivilce veya kızarıklık varsa kapatıcı uygulayın (0,5 dakika). Kapatıcınızın cilt renginizde bir-iki ton açık olmasına özen gösterin. Parmaklarınızla cildinize iyice yedirin. Daha sonra fondöteninizi sürün. Fondöten rengini seçerken de cildinizle aynı ton veya yarım ton koyu olmasına özen gösterin (1 dakika). Sürdüğünüz fondöteni, bir pudra ile tazeleyin. Özellikle elmacık kemiklerinizin altında daha görünür bir şekilde uygulama yapın. Burun ve çene bölgesine küçük dokunuşlarla renk verin (0,5 dakika). Üzerine mürdün tonlarda allık yaparak hem renk bütünlüğü yakalayabilir hem de yüzünüze canlı ve enerjik biri ifade kazandırabilirsiniz. Esmerseniz açık tonlarda pembeleri, sarışınsanız koyu tonlarda pembeleri tercih edebilirsiniz.
Göz makyajı
Üst göz kapağınızın tamamına göz farı sürün. Gözleriniz koyu renk ise ideal olan bej ve sedef tonlarıdır. Açık renk ise her renk rahatlıkla uygulanabilir. Göz makyajında gölgeleri seviyorsanız kullanabileceğiniz en doğru renklerden biri mürdümdür. Çünkü açıklı koyulu renk seçenekleriyle istediğiniz gölge oyunlarını yapmanıza izin verir. Göz kapaklarının tamamına mat renkli mürdüm rengi far sürün. Kaşlarınızın hemen altına ise parlak ve açık tonlarda mürdüm rengi far uygulayın. (0,5 dakika). Gözleriniz büyükse göz içine, küçükse kirpik diplerine kalem çekin. Pamuklu bir çubuk ile bu çizgiyi dağıtıp gölgelendirin (0,5 dakika). Kirpiklerinizi tarayıp iki kat rimel sürün. Ve parmağınıza aldığınız bir parça dudak parlatıcısıyla kaşlarınızı düzeltin (0,5 dakika).
Sıra geldi dudaklara
Dudak kalemi kullanıyorsanız rujunuza uygun bir renkle dudaklarınızı çerçeveleyin. Fırça ile rujunuzu sürün. İlk bakışta dudaklarınızın göze çarpmasını istiyorsanız açık mürdüm tonlarında rujla harika görünebilirsiniz. Ancak eğer gözlerinizde de mürdüm rengini kullandıysanız, dudaklarda daha hafif olmasına dikkat edin. Alt dudağınızın ortasına bir miktar dudak parlatıcısı sürmeyi de unutmayın. Böylece dudaklarınız daha dolgun görünür (0,5 dakika).
Unutmayın!
Makyajınızı her zaman temiz ve nemlendirilmiş cilde uygulayın. Fondöten sürerken nemli sünger kullanın. Pudranızı ince bir tabaka halinde büyük bir fırçayla sürün. Makyaj renklerinin kıyafetlerinize uyum sağlamasına özen gösterin. 

16 yaş ve altına lazer epilasyon önerilmiyor.

Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın, tüylerinden erken yaşlarda kurtulmak isteyen ergenlik çağındaki genç kızlar ve ebeveynlerine lazer epilasyonun etkileri konusunda önerilerde bulunuyor.
Model with tanned legs
Lazer epilasyon, vücutta oluşan istenmeyen kıllanmanın önlenmesinde ve giderilmesindeki yöntemlerden biri. Hemen hemen her cilt tipine ve her yaşa göre uygulanabilen lazer epilasyon seans aralıkları ve süresi, uygulandığı bölgeye ve cilt tipine göre değişiklik gösteriyor. Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın, lazer epilasyon hakkında şu bilgileri veriyor:
“Lazer epilasyonda hedef doku, kıl köklerindeki pigment hücreleridir. Pigment hücrelerin büyümesini sağlayan kök hücreler kıl köklerinde ve kıl gövdesinin orta kısımlarında ‘bulb’ denilen bölgede bulunmaktadır. Kıl büyümesi; aktif büyüme (anagen), dökülme (katagen) ve dinlenme (telogen) olmak üzere üç evrede gerçekleşmektedir. Bu evrelerin uzunluğu her bölgede değişiktir. Bu nedenle lazer epilasyon seans aralıkları uygulanan bölgeye göre değişiklik göstermektedir.”
Lazer epilasyon uygulamalarının aktif büyüme evresi denilen anagen dönemin başlarında yapılması gerektiğinin altını çizen Dr. Akın, “Lazer epilasyon, sadece sert ve koyu tüylerde etkilidir. Açık renk ve cansız tüylerde etkili olmaz. Dinlenme dediğimiz telogen dönemde de kıl köklerinde pigment hücresi bulunmaz” diyor.
16 yaş ve altına lazer epilasyon önerilmiyor
Kılların çoğalması ve büyümesinde androjen hormonları etkili oluyor. Androjenler erkeklerde testislerden, kadınlarda yumurtalık ve böbreküstü bezinden salınıyor. Ergenlikte aktif hormonal uyarı nedeniyle oluşan tüylenme ergenlik çağındaki çocuklar ve aileleri için problem haline gelebiliyor. Ergenlik döneminin devam ettiği 12-16 (veya 18) yaşlarda hormonal üretim ve kıl köklerinin bu hormonlara duyarlılığı ise fazla oluyor. Bu yaşlarda uygulanacak lazer epilasyon, kılların dökülmesinde çok etkili olmamakla birlikte yanıt da geç alınıyor.
16 yaş ve altına lazer epilasyon çok önermediklerini belirten Dr. Akın, “Eğer yumurtalık kistleri veya diğer tüylenmeyi artıran bir durum varsa ve lazer epilasyon uygulanması mutlaka gerekliyse, seans aralıklarının normal lazer seans aralıklarından daha uzun tutulmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca tüylenme nedenine yönelik hormon tahlillerinin, lazer epilasyon işlemine başlanmadan önce mutlaka yapılması gereklidir” diyor.  

Friday, June 8, 2012

Olgun ciltler de genç görünebilir

Zamanı durdurmak elimizde değil. Ama cildin zamana karşı savaşında ona destek verebiliriz...

Radyoaktif macun cilt üzerinde cerrahi folyo parçasının yoluyla tümör alanında uygulanır
Yaşlanmayı yavaşlatan anti-aging ürünleri, içeriklerindeki gizli, mucizevi bileşenler sayesinde olgun ciltlere genç ve sağlıklı bir görünüm kazandırmada oldukça etkili. Haydi anti-aging bakımını biraz daha yakından tanıyalım...
Lipidler (yağlar) ve nemlendirici ajanlar su kaybını engelleyici etkileri sayesinde cildin bariyer fonksiyonlarını güçlendiriyor. Olgun ciltler, ayrıca ciltte doğal olarak bulunan aminoasitler açısından fakir olduğu için bu konuda anti-aging ürünlerden destek almakta fayda var. A vitamini ya da diğer adıyla retinol, anti-aging kozmetik  ürünlerin uzun zamandır vazgeçilmez içeriklerinden biri. Tüm A vitamini bileşikleri, bağ dokusunun önemli parçalarından biri olan ve yüz konturunu gerginleştiren kolajenin üretimini aktive ediyor.
 
Mineraller de cildin doğal besin ihtiyacını destekleyici etkiye sahip: Silikon, hücrelerin birbirine tutunmasından sorumlu, sıkı ve bitişik durmalarını sağlıyor. Cildin doğal nem depolarının da boşalması kuruluğa bağlı ince kırışıklıkların oluşmasına neden oluyor. İşte burada yine anti-aging ürünlerin olmazsa olmazı magnezyum devreye girerek cilt hücrelerine gerekli oksijeni sağlayarak, yatıştırıyor.
 
Kalsiyumsa hücrelerin yenilenme sürecinin baş aktörü. Böylelikle cilt incelmiyor ve pürüzsüzlüğünü koruyor. Aynı etkiyi fosfor da gösteriyor. Folikasit, hücre çekirdeğinin zarar görmesini engellerken, metabolizma için önemli yağ, karbonhidrat ve protein açısından önemli B2 vitamini, cildin yapılanmasında rol oynuyor. Son olarak seramidlerse cildin doğal bariyerini oluşturmasında yardımcı. Dışarıdan alındığında cildi koruyor ve gergin görünmesine yardımcı oluyor.

Thursday, May 31, 2012

Baharla birlikte tazelenin.

Uzun kış aylarında soğuk havanın kuruttuğu, nemsiz bıraktığı ve matlaştırdığı cildimizi baharla birlikte tazelemenin zamanı geldi.
Shed your winter coat: Exfoliating will enhance your skin for spring
Medikal Park Bahçelievler Hastanesi dermatoloji uzmanı Dr. Gökhan Okan, ‘bahar bakımı’nın reçetesini yazdı: “ Kozmetik ürünlerinizi yenileyin, daha az yağlı kremler tercih edin. Kuruyan, matlaşan ve yıpranan cildinizi peelingle tazeleyin. Güneşli günler başlamadan leke tedavinizi tamamlayın.
Cilt yenilemenin amacı, zarar gören deriyi onarmak. Cilt tipi ve hasarın şiddetine göre, dermatoloji uzmanlarıyla estetik cerrahlar, bu konuda yardımıcınız oluyor. Hafif hasarlar, harici ürünler ve dermatolojik uygulamalarla ortadan kaldırılırken; ileri vakalarda cerrahi yöntemler kullanılıyor. Cilt yenilemek amacıyla dermokozmetik ürünler, peeling, botoks, dolgu ve lazere başvuruluyor.”
Kremin gücünden faydalanın
Dermokozmetik ürünler; harici uygulanarak cilt yaşlanmasını geciktirebilen ürün grupları. Kozmetik ürünlerden farkları, istenilen sonuca biyolojik etkiyle ulaşmaları. Vitamin A, C, meyve asidi, koenzim Q ve topikal anti-oksidanlar dermokozmetik ürünlerin içeriğini oluşturuyor. Bunlar, cildin derinlerine etki ederek yaşlanma etkilerini önlüyor. Ayrıca kozmetik uygulamaların etki sürelerinin uzamasına yardımcı oluyorlar.
Kış döneminde yağ içerikleri ve nemlendirici özellikleri fazla ürünler tercih edilirken, baharla daha az yağlı, hafif kremler tercih edilmeli. Yağ oranı fazla ürünler, cildin dengesini bozarak, sivilceye neden olabilir. Yağlanmayı kontrol altına almak amacıyla tonikler de kullanılabilir.
Güneş kremsiz asla
Baharın belirmesi, güneşin alevlendirdiği cilt hastalıklarının ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Cilt lekeleri baharla birlikte belirginleşiyor. Mutlaka güneş koruyucu kullanılması gerekiyor. Leke tedavisiyse yaz başlamadan tamamlanmalı. Leke tedavisinde renk açıcı kremler ve peeling yöntemine başvuruluyor. Bazı dermokozmetik ürünler, güneşle etkileşime gireceği için akşam kullanılmaları daha uygun. Peeling; ciltteki ölü deri tabakasının atılıp alttan sağlam derinin cilde ulaşması prensibine dayanıyor.
Peeling’in hafif, orta, derin olmak üzere üç çeşidi var. Uygulama esnasında tercih edilecek maddeye ciltteki hasarın derecesine göre karar veriliyor. Hafif peeling işleminde genelde meyve asitleri tercih ediliyor. Kimyasal peeling’de tercih edilen asit TCA olup, yöntem derin akne izleri ve çizgilere sahip hastalar için öneriliyor. Çizgileri botoksla silin.
Çizgilerin hafiflemesini sağlayan en etkili yöntemlerden botulinum toksini ya da bilinen ismiyle botoks, sinirden kasa uyarının gitmesini engelleyerek çizgileri hafifletiyor. Özellikle yüzün üst kısmı ve göz çevresi çizgilerinin ortadan kalkmasında faydalı. Botoks uygulaması öncesi hastaların ilaç hikayeleri, hastalıkları olup olmadıkları sorgulanıyor. Etkisi, uygulamadan 4-5 gün sonra görülmeye başlar ve 3-6 ay devam eder.
Daha genç dudaklar
Dolgu enjeksiyonu; yaşlanma sonucunda gelişen volüm kaybını ortadan kaldırmak amacıyla uygulana- nıyor. En çok ağız çevresi, dudaklar ve gülme çizgileri dolgu işlemiyle tedavi ediliyor. Amaç, derideki boşlukları doldurmak. Dolgu amaçlı çok sayıda madde kullanılıyor. Tercih edilecek maddeler, derideki etki süresine göre kısa ya da uzun süreli oluyor. En sık tercih edilen dolgu maddesi hyalüronik asit. Enkejsiyonun etkinliği 4-6 ay arasında devam ediyor.
Saçlarda sonbahar etkisine dikkat!
İlkbaharda mevsimsel saç dökül-mesi yaşayanlar, bu dönemi daha kısa sürede atlatmak istiyorlarsa saç mezoterapi-sinden faydalanabilirler. Bu yöntemle saç köklerine vitamin-ler ve kan dolaşımını artıran maddeler enjekte ediliyor.
Tüylere veda: İlkbahar, lazer epilasyon için uygun bir dönem. Ciltte yanma ve bronzlaşmanın olmaması, lazer epilasyonun olası risklerini ortadan kaldırıyor.