Showing posts with label faydaları. Show all posts
Showing posts with label faydaları. Show all posts

Sunday, July 1, 2012

Ginseng yorgunluğa iyi geliyor

New York Times’da yayınlanan bir habere göre ginseng yorgunluğa iyi gelebiliyor.

İktidarsızlığa iyi gelmesi sebebiyle yıllardır kullanılan ginseng enerji verici doğal bir destektir.

Ginsengin ayrıca yorgunluğa da iyi geldiğine dair iddialar söz konusudur. Bağımsız araştırmalar sonucunda ginsengin kemoterapi sonunda görülen kansere bağlı yorgunluğa iyi geldiği belirtilmektedir. Kemoterapi sürecinde hastalar aşırı yorgunluktan şikayet etmektedir. Bazı durumlarda bu yorgunluk hareketi tamamen kısıtlamaktadır.

Mayo Clinic tarafından yapılan bir araştırmada 290 kanser hastası günde 1000 ve 2000 mg olmak üzere ginseng tableti almıştır. 8 haftalık inceleme sonucunda etkisiz ilaç alanlara oranla ginseng alanlarda daha az yorgunluk gözlenmiştir.

Amerikan Klinik Onkoloji Derneği tarafından yapılan başka bir araştırmada ise aynı araştırmacılar, günde 2 kez olmak üzere 1000 mg ginseng alan hastalarda 2 hafta sonra yorgunlukta azalma belirlemiştir.
Diğer bazı araştırmalar da ginsengin kanser hastası olmayan kişilerde de yorgunluğa iyi geldiğini göstermektedir. Ancak uzmanlar ginsengin güvenilirliği konusunda kesin sonuçlara ulaşılabilmesi için araştırmaların devam etmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Tuesday, June 26, 2012

Şifa kaynağı incir ve üzüm.

İşte size iki harika yaz meyvesi: İncir ve üzüm. Her ikisini de biraz daha yakından inceleyebiliriz.

Grapes on the vine
İncir yüksek tansiyona çok faydası olan potasyum içeriyor. Üzüm, kalp ve damar sağlığı açısından olduğu kadar ihtiva ettiği C ve E vitaminleri ile de dikkat çekiyor.
İncir dünyadaki en besleyici besin olmayabilir ancak potasyum ve lif içeriği açısından çok önemli bir meyvedir.
İçerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir ve bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği ile de dikkat çeker.
Maksimum lif için incir
Amerikan Diyabet Kurumuna göre insanlar günde 25 ile 50 gr arasında lif (posa) tüketmeliler. Ulusal Bilim Akademisi’ne göre ise yaşa ve cinsiyete bağlı olarak bumiktar 21 ile 38 gr arasında belirlenmiştir.
Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, diyetinde yüksek miktarda lif tüketen erkeklerin (yaklaşık günde 29 gr) az lif tüketenlere kıyasla kalp krizi riskinin yüzde kırk oranında düştüğünü göstermiştir.
Yüksek lif içeren beslenme tarzlarının çok daha sağlıklı bir kan şekeri ve kilo kontrolü sağladığı da ispatlanmıştır.
3- 4 incirde yaklaşık 5 gr lif bulunur ki, bu da inciri en yüksek lif içeren besinler arasına yerleştirir. İşin içinde bir de kalsiyum var. Ortalama 3-4 incir, yaklaşık 125 kalori karşılığında size 82 mg kalsiyum, artı 34 mg magnezyum sunar.
Bu bir bardak portakal suyundakinin 3 katından fazladır. Aynı zamanda 473 mg potasyum da alırsınız ki bu miktar, inciri potasyumu yüksek besin kılar.
Tansiyon sorunu yaşayanlara birebir
Yapılan çok sayıda araştırmada sebze ve meyve gibi potasyum açısından zengin yiyeceklerle beslenenlerin kalp rahatsızlığı ve inme oranlarının düşük olduğu kanıtlamıştır.
Üstelik tansiyonu düşük tutmanın kilit maddesi potasyumdur. En son yapılan incelemelerde düzenli şekilde yüksek potasyum içeren besinler tüketen insanların kan basıncının tüketmeyenlere kıyasla daha düşük olduğu kanıtlanmıştır.
Potasyumun tansiyon üzerindeki etkisinin incelendiği 33 araştırmayı yakın zamanda gözden geçiren araştırmacılar işe başlarken tansiyonu normal olan ve günde 2.340 mg potasyum alan (besinlerden takviye olarak) katılımcıların yüksek tansiyon yaşama riskinin yüzde 25 azaldığını keşfetmişlerdir.
Bu düşüş yüksek tansiyon sorunu yaşayanlar için çok önemlidir. Potasyumun diğer faydası da inmeye karşı korumasıdır. Bir incelemede her gün bir öğün incir gibi potasyumu zengin yiyecekler tüketen yüksek tansiyon hastalarının ölümcül inme riskinin yüzde kırk oranında azaldığı keşfedilmiştir.
These tasty fruit, though native to the Mediterranean, can flourish in Britain
Yaşlanmaya karşı en etkili doğal koruma
ÜZÜM besleyici öğelerle dolu ki, bunların büyük çoğunluğu uzun yaşamın anahtarı olan bir eczane gibidir. Resveratrol’ü ele alalım. Resveratrol üzüm kabuğunda ve çekirdeğinde bulunan bir bileşkedir. Resveratrol, teknik açıdan bitkilerin kendilerini patojenik mikroorganizmaların saldırısına karşı savunmak için oluşturduğu kimyasal bileşkedir, yani fitoalekzin’ler olarak adlandırılan bileşke sınıfına dahildir.
Ancak resveratrol sadece kendisini üreten bitkileri korumaz. İnsanlarda da yüksek resveratrol alımı kardiyovasküler hastalık tekrarı ve kanser riskinde azalmayla ilintilidir.
Kanser başlangıcını önleyen bir koruyucu
Şikago Illinois Eczacılık Fakültesi’nde yapılan çalışmalar resveratrol’ün tümör oluşumundaki üç temel aşamada kanser önleyici faaliyet gösterdiğini ispatladı. Resveratrol aynı zamanda hücre değişimine sebep olan diğer etkenleri bloke ederek kanser başlangıcını önleyen bir koruyucudur. Ayrıca, hücreleri DNA’lara zarar veren serbest radikallere karşı korumaya yardımcı olan güçlü bir antioksidandır.
Tatlandırıcı niyetine kullanın
Louisiana State Üniversitesi Tarım Merkezi Beslenme Uzmanı Catrinel Stanciu, incir püresinin birçok yemekte tatlandırıcı olarak kullanılabileceğini ifade ediyor. 225 gr. inciri bir bardağın yarısından daha az bir suylamikserden geçirerek incir pürenizi kendiniz hazırlayabilirsiniz. Bu püreyi sütünüzde, yoğurdunuzda ve tatlılarınızda rahatlıkla kullanabilirsiniz. İnciri lif, kalsiyum, potasyum içeriğiyle birlikte lezzeti için yiyin, mevsiminde olmak kaydıyla 3-4 taze incir yemek yeterli olacaktır. Unutmayın, kurutulmuş olanların kalori miktarı daha fazladır.
Harika bir yaz atıştırmalığı hem de buz gibi
Üzümü dondurun. Evet derin dondurucunuzda dondurun. Bu uygulamanın ardından üzümler birer şerbet topu gibi oluyorlar ve atıştırmak için harika yiyecek haline geliyorlar.
Beslenme tarzınını bir parçası haline getirin
Resveratrol belki de yaşlanmayı geciktiren en faydalı yiyeceklerden biri olabilir. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde patoloji profesörü olan David Sinclair’in yaptığı bir araştırmada, bu güne kadar teste tabi tutulan tüm hayat formlarının maya hücrelerimeyve sinekleri, kurtlar ve fareler yaşam sürelerinin çok küçük miktardaki resveratrol kullanımıyla inanılmaz derecede uzadığı görülmüştür. İşte, resveratrolün alabileceğiniz en iyi yaşlanma karşıtı takviyelerden biri olarak düşünülmesinin sebeplerinden biri budur. Bu, günlük yaşlanma karşıtı bileşke ihtiyacınız için takviye almanız gerekmez. Sadece üzümü beslenme tarzınızın bir parçası haline getirin, yeter! Kara (kırmızı, mor) üzümün kabuğu ve çekirdeği iyi bir resveratrol kaynağıdır
Önemli bir ayrıntı
Ne yazık ki üzüm; tarım ilaçlarından en fazla etkilenen meyveler arasındadır. Dolayısıyla üzümü aldıktan sonra çok iyi yıkamanız çok önemlidir.
Az miktarda tüketmeye özen gösterin
Birçok kişi üzümdeki şekerden dolayı kaygılanmakta. Karbonhidratı fazla tüketmemeniz gerekiyorsa bilmelisiniz ki bu yiyecekteki karbonhidratmiktarı biraz yüksektir. Ancak glisemik indeksi yüksek seviyededir ve daha da önemlisi glisemik yük açısından ki bu kaygılanmanız gereken tek rakamdır oldukça düşüktür (10’un altında). İşin sırrı üzümü çok tüketmemektedir ki bunu yapmak bazen çok kolay olmayabilir. Bir kâsesi 106 kaloridir. Üzümde az miktarda da (294 mg) potasyum vardır. Çekirdeklerini ve kabuğunu da yemenizi öneririm. Üzüm çekirdeğinden, sağlık açısından çok faydalı olan yabana atılamayacak kadar çokmiktardabileşke elde edilmektedir.Bir porsiyon üzüm: 15 iri taneli bir salkımdır.
Biliyor muydunuz ?
İncir özlerinin (tahminen içer diği benzaldehit sebebiyle) Japon araştırmalarında tümörleri küçülttüğüne dair yaklaşık yüz kadar kayıt bulunmaktadır.
Uzm. Diyetisyen Doktor Banu TOPALAKÇI

Saturday, June 23, 2012

Şifalı bitkiler

Yaz sıcaklarının bir anda bastırmasıyla birlikte bünyemizdeki ve metabolizmamızdaki yavaşlama çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

7 ot, 7 mucize!
Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, mevsim değişimlerinin insan vucüduna olan etkisinin son derece önemli olduğunu, bu etkileri hafifletmek ve vücuttan su atılımını hızlandırmak için 7 farklı bitkiden yararlanılabileceğini belirtiyor. 
Biberiye, funda yaprağı, kiraz sapı, ısırgan yaprağı, yeşil çay, maté yaprağı ve kekik gibi bitkiler içlerinde barındırdıkları özelliklerle vücutta tam bir detoks etkisi yapıyor.
İşte Prof.Dr. Erdem Yeşilada’nın önerdiği 7 farklı bitkinin kullanım amaçları…
Biberiye yaprakları, yapılan deneysel çalışmalarda pankreatik lipaz enzimini baskılayarak bağırsaklardan yağın emilmesini azalttığı ve dolayısıyla kilo almayı ve karaciğer yağlanmasını önleyebileceği bildirilmektedir. Ayrıca safra salgısını artırarak sindirimi, bilhassa yağlı besinlerin sindirimini kolaylaştırmaktadır. Diğer taraftan, biberiye yapraklarının idrar söktürücü özelliği vücuttan ödemin sökülmesine yardımcı olmaktadır. 

Funda yaprakları, idrar artırıcı etkisinin yanı sıra sindirimi kolaylaştırıcı özelliği bulunmaktadır.
Kiraz sapı, idrar artırıcı özelliğinin yanı sıra zengin potasyum içeriği nedeniyle vücutta idrar ile atılan potasyum dengesinin bozulmasını önlemektedir.
Isırgan yaprakları da potasyum bakımından zengin bir idrar söktürücü olmasının yanı sıra vücuttaki ödemin atılmasına yardımcı olur.
Yeşil çay ve Mate, içinde bulunan kafein maddesi nedeniyle fiziksel halsizliği giderici ve enerji verici (analeptik) bir içecek olarak bilinmektedir. Kafein türevleri idrar artırıcı etkisi ile yine vücutta ödemin sökülmesine yardımcı olur. Yeşil çay ve mate bitkileri yağ yakıcı (lipolitik) ve glikojenolitik özelliktedir. yağ yakıcı etkisi klinik çalışmalar ile de ortaya konulmuştur.
Kekik uçucu yağının safra artırıcı etkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla sindirimi kolaylaştırır.

Friday, June 22, 2012

Brezilya fönünün zararları

Bu uygulamayı kesinlikle kullanıcılar kendileri yapmamalılar...

Brezilya fönü zararları: Brezilya fönü yan etkileri özellikle hamile bayanlara yapılması önerilmez ayrıca astım v.b. solunum yolu hastalığı olan kişilerinde yapması veya yaptırması sakıncalıdır. saç düzleştirmek için kalıcı fön iddiasıyla ortaya çıkan brezilya fönü adlı ürünü 30 dakika boyunca kullanan kuaförlerde ve güzellik salonlarında gerek kuaförlerde gerekse müşterilerde görülen burun kanaması, göz yanması gibi şikayetler üzerine yapılan laboratuar araştırmasına % 4.85 -% 10 arasında formaldehid maddesi kullanıldığı ortaya çıktı. %1 lik bir miktarın bile ciddi alerjik reaksiyonlara neden olduğu bilinen formaldehit, aynı zamanda çok şiddetli bir kanserojen madde ve toksin olarak biliniyor. ABD nin Oregon Üniversitesi'nde yapılan araştırmada Üretici firma her ne kadar formaldehit kullandığını inkar etse de olay ABD de basına yansıdı ve geniş yankı buldu. Kalıcı saç düzleştirmek isteyen arkadaşlara brezilya fönü konusunda dikkatli davranmalarını tavsiye ediliyor.

Brezilya fönü nedir: Brezilya fönü ürününün asıl adı brezilya keratinidir, piyasada çeşitli muadilleri bulunmaktadır bazı markaların kalitesiz ve sağlıksız olması nedeniyle bir çok problem yaşanmaktadır, piyasadaki brezilya fönü fiyatı markasına göre 200-750 tl arasında değişmektedir, kuaförler bu uygulamayı en kısa saçlarda 250 tl gibi fiyatla yapmaktadır.

Brezilya fönü faydaları: Sadece uzman kişilerce yapılması tavsiye edilir, işlemin uygulandığı saç daha parlak, daha yumuşak ve daha canlı olur, Brezilya fönü, kalıcı fön, kreatin ve teraphy isimleriyle bilinen 5-6 ay fön çekme derdi olmayan bir uygulama.

Wednesday, June 20, 2012

İncir çekirdeği ilham verdi, kısırlığa şifa umudu geldi

Ege’nin mitolojik şifa kaynakları incir ve zeytinyağını birleştiren ve incir çekirdeklerinin şeklinden ilham alınarak erkek infertilitesine (kısırlık) karşı geliştirilen proje başarıya ulaşırsa, bebek sahibi olamayan çiftlere umut doğacak.

Hamile Kadın
Üniversitesi Bor Meslek Yüksekokulu öğretim üyesi Prof.Dr. Faruk Aral, zeytinyağında bekletilmiş incirin erkek farelerde sperm kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla çalışma başlattı. Erkek infertilitesinin dünyadaki en büyük problemlerden biri olduğunu söyleyen Prof.Dr. Aral, "Yurtdışında da bu alandaki çalışmalar çok ilgi görüyor. Biz de üreme performansına ve sağlığa etkisi olduğu bilinen incir ve zeytinyağının sözü edilen etkilerini bilimsel bir temele oturtmak istedik. Eğer hayvanlarda olumlu sonuç alırsak insanlar için de önereceğiz" dedi. 
BEYİN-CEVİZ İLİŞKİSİ GİBİ
Bu çalışmada bazı meyvelerin dış görünümü ile fayda ettiği organların arasındaki ilişkiyi de göz önüne aldıklarını belirten Prof.Dr.Aral, "Örneğin dış görünümü beyine benzeyen cevizin gerçekten de beyin ve zeka gelişimini desteklediği bilinmektedir. İncirde de benzer bir durumun söz konusu olduğunu düşünüyoruz. İncirin çekirdekleri de testisteki spermaya benzetilir ve bunun tüketilmesinin spermasında kalite bozukluğu olan insanı düzelttiği söylenir. Biz bunun karşılığını bilimsel olarak formüle etmek istiyoruz" diye konuştu. 
 
ERKEK ÜREMESİNE YÖNELİK AZ BİLGİ VAR
İncirin eski Yunan ve Mısır uygarlıklarında verimlilik sembolü olarak kabul edildiğini, zeytinin de sağlığa yararlı etkilerinin yüzyıllardır bilindiğini hatırlatan Prof. Dr. Aral, bu iki ürünün erkeklerde üreme zenginliği üzerine etkileri konusunda ise çok az bilginin bulunduğuna dikkat çekti. Günümüzde yumurta sayısı yeterli olmadığı için hamile kalamayan kadınların yumurta sayısını artırmak için kuru incir kürünün önerildiğini anımsatan Aral, sperm hücresi sayısı düşük olan erkeklerde düzeltmek için zeytinyağı-kuru incir kürünün önerildiğini ifade etti. 
Beverly Hills Babe: Billie 90210 kulübünün bir üyesidir
 
"FAZLASI ZARAR MI?" DİYE DE BAKILACAK
Çalışmanın proje halinde sunulduğunu, henüz uygulamasının yapılmadığını belirten Prof.Dr.  Faruk Aral, proje doğrultusunda 15 gün zeytinyağında bekletilmiş inciri erkek farelere ağız yoluyla vereceklerini ve üreme performansı üzerinde etki edip etmediğine bakacaklarını kaydetti. 12 haftalık olan erkek farelerin oda ısı ve rutubetinde doğal ışığa maruz bırakılacağını dile getiren Aral, ilk kez yapılacak projenin tahmini süresinin 6 ay olduğunu söyledi. Aral ayrıca, fazla tüketimin zararlı etkilerinin de olacağını düşünerek bunun sonuçlarının da araştırılacağını belirtti. 
 
PROJENİN TEKNİK ANLATIMI
Prof.Dr. Aral, projenin teknik detaylarını şöyle anlattı: 
 
"Yağlı incir homojen karışımından erkek farelere 15 gün süreyle oral yoldan 0, 50, 500, 5000 miligram/ kilogram dozunda verilecektir. Deneme süresi sonunda öldürülen bu farelerden alınan epididimal spermasında spermatazoa yoğunluğu, motilitesi ve anormal spermatazoa oranına bakılacaktır. İlave olarak testis histapatolojisi incelenip, Comet Assay yöntemiyle DNA analizi yapılacaktır. İncir ve zeytinyağı materyali Ege Bölgesi ürünlerinden temin edilecektir. Bu projede zeytinyağında bekletilmiş incirin erkek farelerde reproduktif performans üzerine etkisini inceleyerek, erkeklerde sperm kalitesi üzerine yeni bilgiler elde edilecektir."

Monday, June 18, 2012

Kiraz detoksuyla toksinlere veda


Kışın artan kilo ve ödemlerden yaz aylarının nimetleriyle kurtulmak istemez misiniz? Üstelik sadece üç günlük bir programla! Kiraz detoksu sayesinde yaza hayalini kurduğunuz formda girebilirsiniz.

Kirazın faydaları saymakla bitmez. İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz, vücudu zehirli maddelerden temizler. Yapısında bulunan kinik asitle böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının dökülmesine yardımcı olduğu da bilinmektedir. Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamaya yardımcı olur.

Kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden 10 kat daha fazla olduğu bilinmektedir. Günde 20 kiraz yemek, bir aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Tabii bu arada kirazın doğal bir ağrı kesici olduğunu da belirtmekte fayda var.

Bu kadar fazla olumlu özelliği bir arada tutan kirazı yaz aylarının belli dönemlerinde bolca tüketmek gerekir. Tabii doğal, GDO’suz ve hibrit tohumlardan uzak üretilmiş kirazdan bahsediyoruz. Ve size, hem kirazdan maksimum verimi almanız hem de kışın kirlerinden arınmanız için üç günlük “kiraz detoksu”nu öneriyoruz.
KİRAZ DETOKSU SIRASINDA YAPILMASI GEREKENLER

1- Kiraz detoksuna başlamadan üç gün önce, detoksun etkisini artırmak amacıyla hayvansal gıdalar (kırmızı et, tavuk eti, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi), kızartma, konsantre gıda, siyah çay, asitli içecekler ve beyaz ekmek tüketmemeye özen gösterilmelidir.
2- Detoks süresi boyunca her gece yatmadan önce yarım kahve fincanı zeytinyağı ve taze sıkılmış limon suyu karışımı içilmesi tavsiye edilir.

KİRAZ DETOKSU NASIL YAPILIR?

18-19 ve 20 Haziran günlerinde uygulanacak program aşağıdaki gibidir:
Kahvaltı: 3 bardak bitki çayı ve kilosu 60-70 arasında olanlar 500 gram, 70’ten fazla olanlar ise 1000 gram kiraz tüketmeli.
Öğle: 3 bardak bitki çayı ve kilosu 60-70 arasında olanlar 500 gram, 70’ten fazla olanlar ise 1000 gram kiraz tüketmeli.
Akşam (Gün batımı sonrası): 3 bardak bitki çayı ve kilosu 60-70 arasında olanlar 500 gram, 70’ten fazla olanlar ise 1000 gram kiraz tüketmeli.
Üç gün boyunca devam eden kiraz detoksunda, her öğünde en az 3 fincan yeşil çay ya da muhtelif bitki çayları (biberiye, karabaş, kantaron ve adaçayı) ve PH seviyesi yüksek, kaliteli, alkali sular bolca tüketilmelidir (En az 1,5-2 litre). Bitki çaylarında tatlandırıcı olarak sadece çiçek balı kullanılmalıdır.
Kiraz seçerken çok tatlı olan Napolyon kirazı yerine daha doğal, sarımtırak, beyaz ve küçük kirazlar tercih edilmelidir.

KİRAZ BULAMAYAN KARPUZU DENESİN

Kiraza kolay ulaşamayanlar, “karpuz detoksu” ile de aynı şekilde kışın kirlerinden arınıp bedenlerinden toksin ve ödemleri atabilir. Karpuz detoksu, temmuz-ağustos aylarında ve eylül ayına denk gelen aydınlık dolunay günlerinde (13-14-15’inde) uygulanabilir. (Karpuz mevsimi uzun olduğundan.)
Karpuz detoksuna başlamadan üç gün önce, detoksun etkisini artırmak amacıyla hayvansal gıdalar (kırmızı et, tavuk eti, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi), kızartma, konsantre gıda, siyah çay, asitli içecekler ve beyaz ekmek tüketilmemeli. İki detoks arasında geçen sürede de bu kurala uyulmalıdır.

KARPUZ DETOKSU NASIL YAPILIR?

/_np/7678/16997678.jpgKahvaltı: 3 bardak bitki çayı ve kilosu 60-70 arasında olanlar 500 gram, 70’ten fazla olanlar ise 1000 gram karpuz tüketmeli.
Öğle: 3 bardak bitki çayı ve kilosu 60-70 arasında olanlar 500 gram, 70’ten fazla olanlar ise 1000 gram karpuz tüketmeli.
Akşam (Gün batımı sonrası): 3 bardak bitki çayı ve kilosu 60-70 arasında olanlar 500 gram, 70’ten fazla olanlar ise 1000 gram karpuz tüketmeli.
Üç gün boyunca devam eden karpuz detoksunda, her öğünde en az 3 fincan yeşil çay ya da muhtelif bitki çayları (biberiye, karabaş, kantaron, adaçayı, papatya vs.) ve pH seviyesi yüksek, kaliteli, alkali sular bolca tüketilmelidir (En az 1,5–2 litre.) Bitki çaylarında tatlandırıcı olarak sadece çiçek balı kullanılmalıdır.

BEDEN TEMİZLİĞİ

Kozmik Beden Temizliği, yılda iki defa, kozmozdaki ayın çekim kuvvetinden istifade edilerek ilkbahar ve sonbaharda yapılması önerilen bir uygulamadır. İlkbaharda (dolunayın aydınlık döneminde) mart, nisan, mayıs; sonbaharda (dolunayın karanlık döneminde) ise eylül, ekim, kasım aylarında, ayın gökteki hareketine göre, ayın 9’uncu günü beklenir. Ay dünyamızdaki suları çeker. Tabii ki bedenimizdeki suları da çekecektir. 15. gün dolunayda Kozmik Beden Temizliği yapılarak, karaciğer, safra ve kalın bağırsak temizliği yapılmış olur. Kozmik Beden Temizliği sonrasında kan değerlerinden bağışıklık sistemine olağanüstü değişiklikler yaşanır.

Ruhsal ve bedensel arınma metotlarının yapıldığı “Kozmik Beden Temizliği&Detoks”, hızlı kilo vermek amacıyla değil, toksinlerden arınmak ve sağlıklı yaşam formüllerini öğrenip daha kaliteli yaşayabilmek için uygulanan programlardır.

Programın başarıya ulaşmasında iki önemli kriterden biri, uygulama süresince tüketilen kozmik içecektir. Yeri gelmişken, şifalı kozmik içeceğimizin tarifini sizlerle paylaşıyoruz.


Friday, June 15, 2012

Ağız yarasına papatya

apatya; kanser hastalarında kemoterapi sırasında görülen ağız yaralarının oluşma riskini azaltıyor, derideki yaraları iyileştiriyor. Sindirim sistemi hastalıklarında yarar sağlıyor

Papatya bitkisinin içinde bulunan chamomile, günümüzde tıp dünyasının en fazla kullandığı maddelerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü de bugüne kadar papatyanın yararlarıyla ilgili birçok tıbbi makale yayınlamıştır. Almanya'da birçok ruhsatlı ilacın içinde de bulunan papatya özleri; deri, oral iltihaplar, bakteriyel enfeksiyonlar gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde, harici olarak kullanılmaktadır.
Bu bitkinin gastrointestinal sistem (midebağırsak kanalı) hastalıklarında da dahili olarak kullanımı onaylanmıştır.

UYKU SORUNLARINDA YARARLI Papatya özellikle Avrupa'da uyku sorunlarını çözmeye yönelik ev yapımı ilaçlarda da sıklıkla kullanılmaktadır. Papatyanın içinde bulunan luteolin ve apigenin maddeleri; kanser tedavisinde kemoterapinin yan etkilerine karşı önlem amaçlı kullanılan chamomile maddesinin bileşenleridir. 98 hasta üzerinde yapılan bir araştırma; papatyanın, kemoterapinin ve radyasyonun yan etkilerinden biri olan ağız yaralarının oluşma riskini azalttığını gösteriyor. Papatya özlerinin verildiği 20 radyasyon hastasından sadece birinde, üçüncü dereceden stomatit (ağız yarası) gelişmiştir. 46 kemoterapi hastasından ise sadece 10'unda bu rahatsızlık görülmüştür.

TÜMÖRÜ KÜÇÜLTÜYOR Bu bitkinin iki türü vardır; sarı veya gümüş renginde çiçekleri olan papatya ve beyaz çiçekli Alman papatyası. Sarı papatyanın antioksidan etkileri vardır. Bu özelliği sayesinde kanserli tümörün büyümesine engel olur. Alman papatyasında ise ülser hastalığından koruyan bisabolol maddesi bulunmaktadır.

İLTİHAPLI YARALARI KÜÇÜLTÜYOR! 
Yapılan geniş kapsamlı klinik deneyler; iltihaplı ciltlerin tedavisinde, papatya ekstresinin bulunduğu kremlerin, kortizonlu ilaçlardan daha etkili olduğunu gösteriyor. Öte yandan papatya; egzama hastalığında da kortizonlu ilaçlarla eş değer bir fayda sağlıyor. Ayrıca bu bitki; derideki yaranın büyüklüğünü gözle görülür ölçüde küçültüyor, kurumasına da engel oluyor.

ALERJİK OLANLAR PAPATYALI ÇAY POŞETİNE DOKUNMASIN 
Papatyanın kullanımına bağlı olarak nadir de olsa alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Örneğin; Avrupa'da bir kadın, doğum sırasında, içinde papatyadaki chamomile maddesinin bulunduğu bir lavman uygulamasının ardından hayatını kaybetti. Öte yandan papatya ve karahindiba bitkisi aynı familyaya mensuptur. Dolayısıyla, herhangi birine alerjisi olan, diğerini kullanmaktan kaçınmalıdır. Bu arada sarı papatyanın kullanımında, Alman papatyasına kıyasla daha fazla komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Taze bitkiye temas eden hassas kişilerde ise kontakt dermatit (sebum bezlerinin aşırı salgılamasından ileri gelen cilt hastalığı) görülmüştür.

ÇOCUKLARDA İSHAL SÜRESİNİ AZALTIYOR!
Papatya bitkisi sindirim sistemi bozukluklarında da çok faydalıdır. Altı aylıktan beş yaşına kadar 79 çocuk üstünde uygulanan bir çalışmanın sonucuna göre; bu bitki, elma pektini ile birlikte verildiğinde, diyare süresini önemli derecede azaltmaktadır. Bu çalışma kapsamında yapılan üç günlük tedavinin sonunda; çocuklardaki diyare süresi 5.2 saat azalmıştır. Papatyanın içinde bulunan chamomile ekstresi ve bisabolol maddesi, antiülser etkisi göstermiştir. Fakat bu çalışmada; diyare süresinin azalmasında, pektin lifinin etkisi tam olarak ölçülememiştir.

Sağlığınızı doğal maden suyu ile koruyun.

Sıcak yaz günlerinde ferahlamanın yollarından biri olan doğal maden suyu, insan sağlığı için son derece önemli. Düzenli olarak doğal maden suyu tüketmek; böbrekler, sindirim sistemi, metabolizma ve cilt için son derece faydalı


Yaz yaklaşırken sıvı tüketimi daha da önem kazanıyor. Özellikle terle kaybedilen mineralleri de düşündüğümüzde maden suyu tüketimi daha da önemli hale geliyor. Doğal maden sularında çözünmüş bulunan kalsiyum, magnezyum ve sodyum gibi ana mineraller, florür, iyot gibi eser elementler ve bikarbonat, sülfat gibi iyonların; bir dizi fizyolojik fonksiyonlar üzerine destekleyici etkileri olduğu ve bazı hastalıklar için de yararlı olduğu bilinmektedir.


DOLABINIZDA OLMALI Uzmanlar tarafından her gün en az iki şişe tüketilmesi tavsiye edilen doğal maden suyu, böbrek ve idrar yollarındaki taş oluşumunu önlemeye yardımcıdır. Sokağa çıkılamayan aşırı yaz sıcaklarında evimizde ya da ofisinizdeki buzdolabında bulundurmanız tavsiye edilen maden suyu, sağlıklı ferahlamak için iyi bir seçimdir. İşte doğal maden suyunun vücudumuzun bazı bölgeleri ve işlevleri üzerindeki etkileri: BÖBREK: Doğal maden suları böbrek ve idrar yolarında taş oluşumunu önlemeye yardımcıdır. Özellikle bikarbonat, magnezyum ve kalsiyum içerikli yüksek mineralli maden suları; idrar yolu enfeksiyonlarında iltihabı geriletici etki gösterir. Boşaltım sisteminin birçok hastalığında böbrek fonksiyonlarını destekleme ve geliştirme amacıyla bolca doğal maden suyu içilmesi tavsiye edilir.
METABOLİZMA: Doğal maden suları safra kesesi tembelliğinin giderilmesinde yararlıdır ve pankreas fonksiyonlarını destekler. Sodyum bikarbonatlı suların, diyabette insülinin etkisini güçlendirdiği biliniyor. Hem idrar miktarını, hem de idrarla ürik asit atılımını artırdığından, idrar yollarında oluşan taş oluşumunun önlenmesinde yardımcı olduğu da bilinmektedir.
SİNDİRİM SİSTEMİ: Günümüz insanının az su içme alışkanlığı, minerallerden yetersiz beslenme ve hareket azlığı gibi özellikleri; sindirim sistemi rahatsızlıklarının başlıca nedenleridir. Bunların başında da kabızlık gelir. Bu rahatsızlıkta sülfatlı maden suları çok yararlıdır. Bir şişe doğal maden suyu; içerdiği karbondioksit gazıyla, tok karnına içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Yemekten önce ve yemek aralarında içilen maden suyu da tokluk hissi vereceğinden kilo vermenize yardımcı olur.
CİLT: Doğal maden suyunun cilt fizyolojisinin desteklediği, gergin ve pürüzsüz bir cilde katkısı olduğu bilinmektedir. Diğer yandan maden suyu sadece içildiğinde değil, aynı zamanda dıştan sürüldüğünde de cildi canlandırır ve gençleştirir.


SICAK GÜNLERDE DAHA ÇOK TÜKETİN
Yazın terleme ile büyük miktarda su kaybı olur; bununla orantılı olarak su gereksinimi de günlük gereksinimin iki ya da üç katına kadar çıkabilir. Birçok kişi özellikle ileri yaştakiler, susama hissine göre su içerler. Sonuç; günlük gereksinimden çok daha az miktarda su içilmesidir. Bunu önlemek ve yeterli su içilmesini kolaylaştırmak için evde ve işte doğal maden suyu gözle görünür ve kolay ulaşılır yerlere yerleştirilmelidir


HAMİLE KADINLAR MUTLAKA İÇMELİHamilelik döneminde ihtiyaç duyulan çeşitli minerallerin karşılanmasını sağlayan en önemli içecek maden suyudur. Maden suyu; içeriğinde bulunan zengin minerallerle hamileliğinizin sağlıklı geçmesini ve bebeğin gelişimi için ihtiyaç duyulan minerallerin karşılanmasını sağlar. Doğum sonrasında içilen maden suyu ise, anne sütünü artırmaya yardımcı olur.


SPORDAN ÖNCE VE SONRA İÇİN
Bir spor aktivitesine katılma sırasında ve sonrasında görülen kilo kaybı, aslında tamamen terleme ile su ve mineral kaybına bağlıdır. Bu kayıp spor sonrası mutlaka karşılanmalıdır. Bunun en iyi yolu da doğal maden suyu içilmesidir. Yapılan spor tipine göre kaybedilen su miktarı ise şöyledir:
110 metre koşu: 0.1-0.3 litre su
90 dakika tenis: 1.5-2.0 litre su
90 dakika futbol: 2-3 litre su
Maraton koşusu: 4-5 litre su

Thursday, June 14, 2012

Menopozda kalsiyumun iki faydası.

Erciyes Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, menopoz döneminde yeterli kalsiyum alınmaması halinde, kemiklerdeki kalsiyumun vücut tarafından kullanılmaya başlandığını, bu durumun da kemik kaybına neden olduğunu kaydederek, menopoz döneminde bu riski azaltmanın en kolay yolunun düzenli az yağlı süt tüketimi olduğunu bildirdi.

menopause feature
İnanç, yaptığı yazılı açıklamada, kadınlarda kalsiyum ihtiyacının arttığı ve vücudun kilo almaya en yatkın olduğu menopoz döneminde, gerekli tüm mineral ihtiyacının az yağlı süt ile giderilebileceğini belirtti.

Menopoz döneminde, kilo kontrolünü sağlamak, obezite ve yüksek kolesterol riskini azaltmak için de az yağlı süt içilmesinin faydalı olduğuna işaret eden İnanç, az yağlı sütün protein, kalsiyum ve fosfor bakımından oldukça zengin olduğunu aktardı.

YAĞ YAKIMINI DA YARDIMCI

Az yağlı sütteki kolesterol ve doymuş yağ miktarının tam yağlı sütlere oranla daha az olduğuna dikkati çeken İnanç, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
“Menopoz döneminde, vücut oldukça fazla miktarda kalsiyuma ihtiyaç duyar. Yeterli kalsiyum alınmaması halinde, kemiklerdeki kalsiyum, vücut tarafından kullanılmaya başlar. Bu durum, kemik kaybına (osteoporoz) neden olur. Menopoz döneminde, bu riski azaltmanın en kolay yolu, düzenli az yağlı süt tüketimidir.”
İnanç, az yağlı sütlerin besin değerlerini yitirmediğini, mineral açısından tam yağlı sütlerden daha zengin olduğunu ve günde ortalama iki bardak tüketilmesi gerektiğini kaydederek, az yağlı sütlerde bulunan mevcut kalsiyumun metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımına da yardımcı olduğunu belirtti.

Tuesday, June 12, 2012

Sarımsak ve tavuk çorbasının faydaları saymakla bitmiyor.

Sarımsak ve tavuk suyu çorbanın faydaları saymakla bitmiyor. Tabi bu gıdaları tüketirken sarımsağın taze olmasına ve organik köy tavuğu aldığınıza dikkat edin.

Garlic breath: Women who ate alot of vegetables in the garlic family were less likely to have hip osteoarthritis
Çünkü hormonlu tavuklar için aynı görüşler geçerli değil.
Sarımsağın tıp alanında kullanımı M.Ö. 3000 senesine, Sümerler ve Mısırlılar’a kadar dayanıyor. Mısır’da bu tarihlere dayanan kilden yapılmış tabletlerde, sarımsak heykelcikleri ve resimleri göze çarpıyor. Piramitler inşa edilirken çıkarılan tek isyanın da sarımsağın olmamasından kaynaklandığı ileri sürülüyor. Hipokrat, sarımsağın kanseri iyileştirebileceğine inanıyordu.
Çalışmalarla kanıtlandı
1858’de Louis Pasteur, sarımsağın bakterileri öldürdüğünü keşfetti. Bir ml. çiğ sarımsak suyu     60 mg. penisilin kadar etkiliydi. Hindistan’daki Tagore Tıp Okulu, sarımsak yiyenlerin kan basıncında yüzde 10 oranında azalma olduğunu saptadı. Bir Çek çalışmasındaysa sarımsak tüketiminin hayvan damar çeperlerinde biriken kolesterolü düşürdüğü bulundu. İngiltere East Sussex Sarımsak Merkezi’nde yapılan bir araştırma sonucunda da sarımsağın özellikle ‘staphylococcus’ cinsi bakterinin oluşturduğu enfeksiyonlara karşı etkili olduğu kanıtlandı. Ayrıca sarımsak, gribe bağlı öksürüğü de azaltıyor.  
Tüm bu yararlarına rağmen sarımsağın ününü gölgeleyecek birkaç nokta var. Mesela aşırı tüketimi çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Hemofililer ve kan pıhtılaşması sorunu olanlar, sarımsağın kanı seyreltme özelliği bulunduğunu ve böylece kanamalara yol açacağını bilmeli. Sarımsak cilde dışarıdan uygulandığında tahriş edebilir. Bazı insanların zambakgiller familyası bitkilerine karşı alerjileri olabilir. Bu alerji; ishal, ağızda ülser, kusma, nefes alma zorlukları ve anafilaksi denilen şok tablosuna kadar ilerleyebilir. Sarımsak tıbbi ilaçlarla etkileşime girebileceğinden   kullanmadan önce doktorunuza danışmakta da fayda var.
Hastalanınca bir tabak yeter
Tavuk çorbasının faydaları da antik çağlardan beri biliniyor. Eski Mısır’da soğuk algınlığı için önerildi ve İbn-i Sina’nın tedavi protokollerinde yer aldı. Modern tıpsa 2000 yılında tıp dergisi ‘Chest’de yayımlanan bir makaleyle bu gerçeği keşfetti. 
Nebraska Üniversitesi Tıp Merkezi araştırmacıları, tavuk çorbasındaki vitamin ve gıda karışımlarının mukozanın salınmasını tetikleyen nötrofil isimli beyaz kan hücrelerinin gelişmesini yavaşlatarak anti enflamatuar etkiye sahip olduğunu buldular. Tavuğun bu noktada çorbanın kendisi kadar önemli olmadığı da ortaya çıktı.  Tavuk çorbası içinde yer alan köri, karabiber, sarımsak, turp, kereviz, maydanoz gibi sebzeler, A, B, C ve E vitaminleri, soğuk algınlığının pek çok semptomunu düzeltiyor. 
‘Journal of Agricultural’da yayımlanan bir Japon çalışmasına göre, tavuk çorbası yüksek tansiyonla da mücadele ediyor.   
Hipertansiyon tedavisinde sıkça kullanılan ACE inhibitörlerine benzer etki yaratan kolajen proteinler, tavuk çorbasında bulunuyor.

Sunday, June 10, 2012

Kiraz aspirinden 10 kat daha etkili.

Sağlığımıza birçok faydası bulunan kirazın içerdiği besin öğelerini ve tüketim alternatiflerinin neler olabileceğini Diyetisyen Deniz Berksoy sıraladı.
İçerdiği besin öğeleri
• Kiraz vücudun bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olan antosiyanin gibi flavonoidler bakımından zengin olan bir meyvedir. Aynı zamanda C vitamini içeriği ile virüslere ve bakterilere karşı savaşarak bağışıklık sistemini destekler.
• Araştırmacıların yaptıkları inceleme sonucu 20 kiraz bir aspirinle eşdeğer olup, içinde bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminler de benzer antioksidan etki yapmaktadır. Güçlü bir ağrı kesicidir. 20 kirazda 12-25 mg arası antosiyanin maddesi bulunduğu için bu maddenin ağrı kesici etkisinin, aspirinden 10 kat fazla olduğu tespit edilmiştir.
• Eklem ağrılarını rahatlatmayı ve göz hastalıklarına karşı korumayı sağlayan güçlü bir iltihap önleyici madde olan kuersetin içerir.
• Kiraz, antikanserojen özelliği olan bitki kökenli kimyasal elajik asit bakımından zengin bir meyvedir.
• İçerdiği zengin mineraller ile vücudun su dengesini düzenler. Kabızlığı giderir. Kolesterol ve kan şekerini düşürür ve damar sertliğinin tedavisinde de etkili bir besindir.
• İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz, vücudun zehirli maddelerden temizlenmesini sağlar. Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesinin önlenmesinde etkilidir.
Kirazın tüketim alternatifleri
• 6 adet kiraz ile 2 adet ceviz kuşluk veya ikindi ara öğününde, 12 adet kiraz ve 1 su bardağı yarım yağlı süt/probiyotik yoğurt gece ara öğününde tüketilebilecek besin değeri yüksek ve zayıflamaya yardımcı alternatifler olabilir.
• Meyvesi taze veya kurutulmuş olarak tüketilebilen kiraz ayrıca reçel, hoşaf, komposto, konserve ya da dondurulmuş gıda olarak değerlendirilebilir.
• Yıkamadan önce plastik bir kaba koyup, buzdolabında saklanıp ve tüketmeden önce yıkanması gerekir.
• Rengi koyu olan kiraz her zaman daha tatlıdır. Buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığında 1-2 saat bekletildiğinde tadı daha lezzetli olacaktır. Taze kirazların 2-4 gün içinde tüketilmesi gerekir.  

Thursday, May 24, 2012

Karpuzun mucize faydaları

Kan damarlarını rahatlatan ve dolaşımı hızlandıran karpuz libidoyu bile arttırıyor. İşte yaz mevsimiyle özdeşleşen karpuzun mucize faydaları!

Fun and healthy: Annabel Karmel's melon pig is always a hit with children
Karpuzun besin değerleri

Karpuz ve taze sıkılmış karpuz suyu domatesten daha fazla likopen içerir. Bu maddeler vücudun çalışmasını destekler. Bir fincan dilimlenmiş karpuzda sadece 25 kalori, 6 gram karbonhidrat, 0 yağ ve 0 sodyum bulunur. Bu porsiyonda karpuz günlük C vitamini ihtiyacının % 8’ini sağlar. Karpuzda bulunan A ve C vitamini antioksidanlar olarak bilinir ve hücrelerin zarar görmesini engeller.

Kalp hastalıklarını azaltır

"Beslenme ve Kalp Rahatsızlıkları: Sebep ve Önlemler” isimli araştırmaya göre likopen, damar sertliğini azaltıyor ve iyi kolesterolü destekleyerek kardiyovasküler hastalık riskinde düşüş sağlıyor. Yüksek miktarda likopen alan kişilerde kalp hastalığı riskinin daha düşük olduğu görülüyor. Özellikle sigara içmeyen kişilerde kan dolaşımı ve kalp sağlığı yüksek oranlara çıkabiliyor.

Tansiyonu düşürür

"Amerikan Hipertansiyon Dergisi" isimli yayına bakacak olursak karpuz, obezite sorunu olan kişilerde tansiyonu düşürüyor. Daha fazla araştırma yapılması gerekiyor olsa da bugüne kadar yapılan incelemeler, karpuz ve karpuz suyunun damarlardaki basıncı azalttığını gösteriyor.

Uzmanlar karpuzun bu faydalarını belirtirken kesinlikle var olan hastalığın uygun tedavi olmaksızın iyileşmeyebileceğine de dikkat çekiyor. Bu nedenle söz konusu rahatsızlığı olan kişilerin mutlaka doktora başvurması ve beslenme düzenini danışarak oluşturması gerekmektedir.

Wednesday, May 23, 2012

Böğürtlen zihin açıyor.

Boston’da Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 60 yaş üstü 100 kadın arasında yapılan bir deneyde, dağ yemişlerinden her öğünde yiyenlerin yaşlanma seyrinin yavaşladığı ve zihinlerinin açıldığına tanık olundu.
Dağ çileği, ahududu, frenk üzümü, yaban mersini ve böğürtlen gibi meyveler, renklerini de aldıkları güçlü antioksidan “Flavonoit”i içermeleri sayesinde yaşlandırıcı etkilerin gücünü kırarken, beyindeki bazı hücrelerin yenilenmesini sağlayarak zihni ve hafızayı canlı tutabiliyor.

Tuesday, May 22, 2012

Kirecin ilacı brokoli.

Kansere karşı koruyucu etki gösteren brokolinin kireçlenmeyi de önlediği ortaya çıktı.İngiltere’deki Norwich East Anglia Tıp Fakültesi’nin İtalyan basınına da yansıyan araştırmasına göre brokolide bulunan “sulfarafan” kireçlenmeye önayak olan enzimlerin ilerlemesini engelliyor.

Laboratuar araştırmalarında, kireçlenme başlayan hastaların sık sık brokoli yemeleri halinde özellikle ayak, el, diz ve sırtlardaki ilerlemenin yavaşladığına tanık olundu. Brokoli kadar etkili olmasa bile turpgiller ailesinden diğer sebzelerin ve özellikle lahana ile karnabaharın da kireçlenmeye iyi geldiği aynı tıp fakültesi tarafından onaylandı.

Thursday, May 17, 2012

Bağırsak tıkanıklıklarına "ananas suyu" tedavisi.

Cerrahi işlem gerektiren bağırsak tıkanıklığı rahatsızlıkları, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde ananas suyu ile tedavi ediliyor.


OMÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Necati Özen ve Yrd. Doç. Dr. İlhan Karabıçak tarafından başlatılan uygulamayla, bağırsak tıkanıklığı şikayetiyle hastaneye başvuran hastalar, cerrahi müdahale yerine ananas suyu ile tedavi edilerek sağlığına kavuşuyor.

Prof. Dr. Özen, yaptığı açıklamada, midede ve kalın bağırsakta oluşan taşlaşmış gıda ve yabancı cisimlerin, ananas suyu tedavisiyle giderildiğini söyledi.

Yutulan bazı madde ve gıdaların sindirilmeden kümeleşip sertleşmesiyle oluşan, mide ve bağırsak sistemindeki kitlenin “bezoar” olarak adlandırıldığını anlatan Özen, şöyle devam etti: “Bezoarlar genellikle mide ameliyatı geçirmiş kişilerde görülmekte. Midesinin bir kısmı alınmış kişilerde besinler yeteri kadar sindirilmediği için özellikle de lifli gıdalar tüketen kişilerde bu lifler midede ve bağırsaklarda birikmeye başlıyor. Hastaların çoğunda taşlaşarak bağırsak tıkanıklığına neden olabiliyor. Bölgemizde de oldukça sık görülen bu tıkanıklığa neden olan bezoarlar için genellikle cerrahi işlem uygulanır ve hasta ameliyat edilerek sağlığına kavuşturulur.”

Ananas suyu ile tedaviye etik kurul onayı
OMÜ Tıp Fakültesi Etik Kurulu'nca bezoar şikayeti olan hastaların ananas suyu ile tedavi edilmesine onay verildiğini bildiren Özen, son bir yılda hastaneye bağırsak tıkanıklığı şikayeti ile gelen 14 hastadan 9'unun, ananas suyu içirilerek tedavi edildiğini kaydetti.

Durumu acil hastaların zaman kaybedilmeden ameliyata alındığını, acil olmayanların ise tedavilerinin ananas suyu ile yapıldığını ifade eden Özen, “Biz lifli gıdalarla beslenen hastalarımızın zaman zaman ananas suyu tüketmelerini öneriyoruz. Çünkü ananas suyu taşlaşmış gıdaları kolaylıkla parçalıyor, ayrıca gıdaların taşlaşmasını da önleyerek kolay bir sindirim oluşmasını sağlıyor” dedi.

Prof. Dr. Özen, özellikle mide ameliyatı geçirmiş hastalar ile kabızlık şikayeti bulunanların ananas suyu tüketmeleri gerektiğini kaydetti.

Elma iştahı kesiyor.

İçerisinde bol miktarda lif ve vitamin bulunan elma iştahı azaltıyor.

Weightloss tricks: Eating apples and drinking water can curb your appetite
Elma, içerisinde bol miktarda çözünebilen ve çözünmeyen lif bulunduran bir meyvedir. Bu lifler vücudu pek çok şekilde etkiler. Örneğin, kolesterolü düşürür, kan şekerini dengeler, sindirimi destekler ve iştahı azaltır.

Liflerin iştahı azaltmasındaki sebep midede bulunan sıvıları emmesidir. Bu sayede tokluk hissi verir.

Organik olarak üretilen elmalar daha yüksek miktarda vitamin ve mineral içerir. Ancak elmanın içerisinde bulunan lifler hem organik hem de organik olmayan ürünlerde birbirine oldukça yakındır.